Animizm

Ufuk Gönenç

Animizm (1) doğada insan ruhuna az çok benzer ruhlar bulunduğunu kabul eden dindir. Ruh, sadece insanda yoktur. Canlı cansız her şeyin ruhu vardır.

İnsan teolojik hale(2) fetişizm ile başlamış buna iyi ve kötü ruhları sokmuştur. Sonra çoktanrıcılığa geçmiş daha az ama daha kudretli ruhları işin içine katmıştır. Ardından bu tanrıları tek bir tanrıda birleştirerek tektanrıcılığa geçmiştir.

İlkel insana göre ruh bedene veya bedenin belli parçalarına(3) bağlıdır. Can insanın dışına çıkabilir ama bu halde bile bedeni yönetir. Can (dış can) çalınabilir, yenebilir, geri getirilebilir, bazen yamanabilir, onarılabilir ya da yerine başkası konabilir.(4) Kişilik üstelik sadece bedende değil onun attığı salgılar, saç, tırnak , sperm, idrar, vb... bütün atıklarında da bulunur. Onun için bu atıkların kötü niyetli bir başkasının eline geçmemesi için herkes bunları saklar. Hatta bazen buna ayak izi(5) bile eklenir. Kişinin gölgesi, sudaki aksi ve resmi kişiliğine dahil nesnelerdir. Bu nedenle hemen tüm ilkel toplumlarda insanlar resimlerinin yapılmasın karşı çıkarlar.(6) Hatta insanın ismi bile bu listeye dahil olabilir. Bazen giysi de kişiliğe ait sayılır.(7)

Hayatın özü olan can bedeni terkedince, insan ölür. Bununla beraber ruhun bedende kaldığına ve yaşayanlardan öç alabileceğine inanıldığından(8), cesede büyük saygı ve özen gösterilir. Ölüler bu alemin tam tersi bir alemde yaşamaktadırlar. Buradaki her şeyin tersi ölüler aleminde geçerlidir(9). Ölülerin öbür alemde yaşadığına inanılır. Bu düşünce hemen hemen evrenseldir. Yine bunun gibi evrensel olan bir başka düşünce ölülerin öldüğüdür. Onlar için geçerli bir sonsuz hayat yoktur.

Animizmin başlangıcı, ruhun öldükten sonra varolduğu düşüncesidir. Böylece ruh, insanların etrafında dolaşan, onlara müdahale eden doğaüstü bir hal alır. O zaman bu ruha adaklar adamak, dualar etmek, kurbanlar kesmek(10) eylemleri başlar ki bunlar dinin temel öğelerindendir. Zamanla sadece insanın değil, hayvanların ve bitkilerin de ruhları olduğuna, bunların da insanları iyi-kötü yolda etkilediğine inanılarak, bunlara da tapınılmaya başlamıştır. Böylece önce atalarının ruhlarına tapınan insanlar daha sonra doğaya tapmaya başlamışlardır. Her nesnede ruh olduğuna inanılmasıyla, insanlarda canlı - cansız ayrımı kalkar.(11)

Bu dinin mistik yanını Levy-Bruhl şöyle anlatıyor : “ İlkel zihniyetin müşterek tezahürlerinde nesneler, varlıklar, olaylar, bizim için anlaşılmaz bir şekilde hem kendileri, hem kendilerinden başka şey olabilirler. Yine aynı anlaşılmaz şekilde bir takım kuvvetler, meziyetler, mistik hareketler neşreder veya alırlar ki bunlar oldukları yerde kalmağa devam etmekle beraber, kendilerini yine de bulundukları yerin dışında hissettirirler.”. Demek ki maddi alemin dışında mana alemi düşüncesini geliştirmişlerdir ki mistik yan budur. Bu insanların ibadetlerinin amacı; mana ile temasa hazırlıksız oldukları zaman, kendilerini ondan korumak, ya da hazır oldukları zaman mananın daha fazlasını benliklerinde tutmaktır. Rahip manaya tamamen sahip olan kişidir ve bunu istediği gibi kullanabilir. Tapınak ise mananın büyük miktarda toplandığı yerdir. Mistik kuvvetler doğada da vardır ve insan bunlara hakim olabilir; Bir takım sözler söyleyip(12), danslar edip(13), değişik karışımlar(14) oluşturarak ya da bazı ufak heykelcikler yaparak(15). İşte büyü buradan doğmuştur. Salomon Reinach’a göre “Büyü Animizm’ in tekniği ve stratejisidir.” Bazı nesnelerde büyülü bir kuvvet vardır; felaketi kovar ve mutluluk getirirler(!6-!7).

Büyünün iyi tarafı (rahipler yapar) ve kötü tarafı(18) vardır (büyücüler yapar). Büyünün kötü tarafını örneklemeye sanırım gerek yok. Ama büyünün iyi tarafına örnek verelim; rahip -din adamı- ölen birinin ruhunu geri çağırarak onu tekrar yaşama döndürebilir.(19)

Topluluk üyeleri özel günlerde, özel kostümler giyerek çeşitli danslar yaparlar. Bu danslarda amaç; topluluğun ölmüş ve efsanelere gömülmüş üyeleri ile ve görünmez kuvvetlerle ilişkiye girmektir.

Resmin, heykelin, dansın, müziğin, bütün güzel sanatların ana kaynağı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Animizm’ dir. İnsanlar üzerinde sanatın oynadığı rol düşünülürse insanlık Animizm’ e çok şey borçludur.

Acaba animizmin sadece sanatta mı izleri sürmektedir ? Akla gelebilecek tüm davranışlarımızda bu ilkel dinin etkisi sürmekte midir? Ve son söz olarak biz bu davranışları açığa çıkarmadan özgürleşebilir miyiz ?

 

 


 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

Felsefe
 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült