Felsefe

 

 

 

Zenginlik İçinde Yaşayanlara

Dalai Lama

Zengin insanlarla karşılaştığımda genellikle onlara Budist öğretiye göre bunun iyi bir işaret olduğunu söylüyorum. Bu bir sevabın meyvesi, geçmişte cömert olduklarının kanıtıdır. Yine de zenginlik mutlulukla eşanlamlı değildir. Öyle olsaydı, daha zengin olanlar daha mutlu olurlardı.

insan olarak temelde zengin insanlar farklı değiller. Kocaman bir servetleri olsa da sadece bir tane mideleri olduğu için başkalarından daha fazla yiyemezler ve ellerinde yüzük takmak için fazladan parmakları yoktur. Tabii ki en iyi ve pahalı içkileri içebilir, en lezzetli yemekleri yiyebilirler. Ne yazık ki bu çoğunlukla sağlıklarına zarar verir. Fiziksel olarak çalışmaya mecbur olmayan birçoğu, şişmanlama ya da hasta olma korkusuyla enerjilerini spora harcarlar. Onlar da benim gibi; ben pek yürüyüşe çıkmam, bu yüzden her gün odamdaki bisikleti kullanmak zorundayım. Düşündüğünüzde sonuç bu olacaksa zengin olmaya değmez! (Gülüşmeler)

İnsanın “Ben zenginim” diyebilmesi elbette ki çok ferahlatıcı bir duygudur. Kendine has bir enerji verir ve ilginç bir sosyal imaj yaratır. Fakat bu durum insanın o serveti kazanmak ve artırmak için girdiği eziyeti mazur gösterir mi gerçekten? Zengin bir insan çoğu zaman ailesini veya dahil olduğu topluluğu gücendirir, insanların kıskanmasına ya da kin duymasına neden olur. Sonuç olarak sürekli tedirgindir ve savunmadadır.

Bana göre zengin olmanın tek getirisi başkalarına yardım edebilmektir. Zengin biri sosyal olarak daha önemli bir rol oynar ve daha etkilidir. İyi niyetliyse çok güzel şeyler yapabilir. Tam tersi eğer kötü niyetliyse daha fazla zarar verebilir.

Bu yerküreye karşı sorumluluğumuz olduğunu her zaman söylüyorum. Yani zenginliğimize şükrederek yapabileceğimiz faydalı bir şeyler varken kıpırdamıyorsak kafasız aptallarız.

Her gün başkalarının bizim için ürettiği yiyecek ya da eşyaları kullanıyoruz. Yaşamamıza yetecek kadarına sahip olur olmaz, dünyanın geri kalanına yardım etmeliyiz. Bizden daha az şanslı olanların mutluluğuna katkıda bulunmaksızın ihtişam içinde yaşamak ne kadar üzücü bir şey. Çok fakir insanlar var. Bazılarının yiyecek ekmeği ve başını sokacak bir barınağı yok, eğitim ve sağlık hizmetinden bahsetmiyorum bile. Zenginsek ve yalnız kendimizle ilgileniyorsak, bu insanlar ne düşünecekler? Parmağını bile kıpırdatmadan lüks içinde yaşayan insanları görürken sabahtan akşama kadar yok denecek kadar az bir parayı kazanmak için zor şartlarda çalışan insanlar nasıl tepki göstermeliler? Kıskanç olmalarına ve acı çekmelerine neden olmuyor muyuz? Onları nefret ve şiddete itmiyor muyuz?

Çok paranız varsa, harcamanın en iyi yolu fakirlere, sıkıntı içinde olanlara yardım etmek ve yerküre üstünde yaşayanların problemlerine çözümler getirerek onları biraz mutlu edebilmektir. Yoksullara yardım etmek yalnızca para vermek değildir. Eğitim ve sağlık konularında destek sağlamak ve kendilerine yeterli olmalarına yardım etmektir.

Yalnız başına ihtişam içinde yaşamak anlamsız. Hayatınızı, paranızı fuzuli şeylere harcayarak tüketmektense başkalarının yararına kullanın. Gösteriş yapmak, kumarda büyük paralar harcamak hoşunuza gidiyorsa, kimseye zarar vermediğiniz sürece söylenebilecek fazla bir şey yok, çünkü para sizin paranız. Ancak kendinizi kandırıyor, hayatınızı çarçur ediyorsunuz.

Zengin ama aynı zamanda insan olduğunuzun farkında olmalısınız, bir yoksuldan farklı değilsiniz: Manevi mutluluğun zenginliğine ihtiyacınız var ve bu mutluluk satın alınamaz.

Şimdilerde zengin ile yoksul arasındaki uçurum gittikçe büyüyor. Son yirmi yıl içinde en az beş yüz yeni dolar milyoneri oldu. 1982’lerde bu sayı sadece on iki idi. Bunların içinde yüzden fazlası Asya devletlerinden. Genelde insan Asya’nın fakir olduğunu düşünüyor, ama Avrupa’da ve Amerika’da da sayısız fakir insan yaşıyor. Bu yüzden zengin ve fakir sorunu doğu-batı çekişmesinin ötesine geçiyor.

Komünizm gibi büyük ideolojilerin, zenginlerin mallarını paylaşmaya zorlama çabaları başarısız oldu. Artık insanların paylaşma ihtiyacını kendilerinin fark etmesi gerekiyor. Doğal olarak bunun için yeni bir eğitim, bakış açılarında köklü bir değişime ihtiyaç var.

Küresel çöküşe göz yummanın zenginlere uzun vadede kazandıracağı hiçbir şey yok. Bazı ülkelerde daha şimdiden olduğu gibi, kendilerini fakirlerin nefretinden korumak zorunda kalacaklar ve gittikçe artan bir korku içinde yaşayacaklar. Zenginin çok zengin, fakirin çok fakir olduğu her toplum şiddet, suç ve iç savaş üretecektir. Kışkırtıcılar; yoksulları, davaları için savaştıklarını düşünmelerini sağlayarak kolaylıkla ayaklandırabilirler. Bir sürü problem ortaya çıkacaktır.

Zenginseniz, çevrenizdeki yoksullara yardım ediyorsanız, sayenizde daha sağlıklı olmanın tadını çıkarıyorlarsa, bilgi ve yeteneklerini geliştirme fırsatları varsa, karşılığında size değer vereceklerdir. Zengin olsanız da arkadaşları olacaksınız. Onlar da, siz de hoşnut olacaksınız, değil mi? Bir talihsizlikle karşılaştığınızda duygularınızı paylaşacaklar. Ancak kendinizi bencilce kapatır, hiçbir şey paylaşmazsanız, bu durumda sizden nefret edecekler ve acı çektiğinizde menınun olacaklar. Hepimiz sosyal varlıklarız. Çevremiz dostça tutum içindeyse otomatik olarak kendimizi güvende ve mutlu hissederiz.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült