Felsefe

 

 

 

Tanrıları Övmenin Kaynağı

Lucretius Carus


Güç değil tanrısal yüceliğin kaynağını açıklamak,
Büyük toplumları korkutmanın nedenini, kutlu
Bayramları, illeri dolduran sunakları, ölenleri,
Yıllık törenleri, bunların düzenlenmesini anlatmak,
Bir de ölümlülerde bu duygunun nerden geldiğini,
Yeryüzünde, her yerde, tanrılar adına kurulan
Sunakların, yönetmenlerin, yükümlülerin, ayrıca
Bayramlarda kutlamaların, çetin değil bugün.
Dev gibi tanrısal biçimler ayıkken, uyanıkken
Görünmüş kişiye, eskiden yerleşmiş bunlar tinine.
Duyumlar alınmış bunlardan gelip geçen, depretmiş
Örgenleri az da olsa, bunlardır gerçekdışı
Söylentilerin nedeni, biçimlerin, görüntülerin.
Sonsuz yaşantılar, güçler yüklemiş insanlar,
Bu tanrısal varlıklara, kılıklarına uygun.
Sonradan böyle güçlü, iri varlıklar, yenilmez,
Alt edilemez sanmışlar. Bu yüzdendir kişilere
Ötekilerden bambaşka bir yapıda düzenlenmiş
Gibi gelmeleri tanrıların, yaşayışları da,
Ölüm korkusundan uzak kalışları da. Kişiler
Görüyordu düşsel görüntüler içinde şaşkınlık
Veren işler yaptıklarını tanrısal varlıkların,
Yorulmadan, eyleme geçmeden; onlar yalnızca
Göksel kurallara bağlı, mevsimler gibi sonsuz
Bir değişim içinde dönenler, ölümsüzler,
Anlamaz bu olayların nedenlerini tanrılardan
Korkan, onlara sığınan insanlar, buyruklarla
Evreni yönetiyor sananlar, düşlerler gökte
Tanrısal konaklar, sunaklar, güneşin, ayın aylık
Süreyle dönmesinden böyle anlam çıkarırlar.
Ay, gün, gece, göğün derinlerinde takım yıldızlar,
Göklerin ışıldağı, uçan yalımlar, bulutlar, yağmur,
Kırağı, yeller, sağanak, dolu, yıldırım, kar,
Uğuldayan boralar, gürlemeler, çatırdamalar.
Kapılır bunlara mutsuz kişi soyu, yükletirdi
Hepsini tanrılara, kızgınlık, üzüntü katarak.
Ne denli sıkıntılar çekmiş, acı yaralar
Açmış içimizde, ağlatmış bizi çocuklarımız için.
Değildir dine bağlılık yoktan bir baş yaparak
Taştan, çevresini dolanmak, sunaklara varmak,
Adaklar sunmak, yere uzanmak, ellerini sunaklara,
Tapınaklara kaldırmak, kurban kesmek, kan akıtmak,
Duvarlara saçmak; en iyisi evrene bakabilmektir.
Bakalım göklere, ışıyan yıldızlara, düşünelim
Güneşin, ayın yörüngesini, içimize kapanalım.
Sonra, başka acılar yüzünden derin uykuya
Dalan yüreğe karşı kaldırmalı düşünen başı,
Gücü sonsuz mu, değil mi, değişen yörüngelerde
Parlak yıldızları yöneten tanrıların. Yanıltır
Düşünsel yetiyi, kuşkulandırır düzenden ayrılma,
Evren yaratılmış mı, yaratılmamış mı, sonu olsa,
Evrenle yıldızlar çatısının çevrimleri uzun
Sessiz, gürültüsüz bir yolculukta yorulur mu
Yorulmaz mı diye. Tanrılar sonsuz bir mutluluk
Vermiş mi evrene, donatmamış mı bu sonsuzluk akışında
Bitmez bir yaşamla, dönmesini sağlamış mı, sonsuzluk
İçinde, üstün güce dayanabilsin diye, bütünüyle?
Başka kimde vardır tanrılara karşı korkusuz
Yürek, kimin titremez korkudan eli, ayağı?
Birden sarsınca kaskatı dünyayı korkunç yıldırım,
Gök çatısını yaran şimşek? Titremez mi insanlar?
Çözülmez mi dizlerinin bağı tanrı korkusundan
Büyüklenen kralların, ürpermez mi yaklaşınca yargı
Günü, iğrenç suçların sorgulanması, kan kusturan
Buyrukların karşılığını görme evresi? Eserken
Uğuldayan azgın yeller, engin sular üzerinden,
Dev ordularını, donanmasını filleriyle götürürken
Deniz üstünden yalvarmaz mı tanrılara komutan,
Adaklar sunmaz mı korkarak, titreyerek dinsin
Diye kasırga; sığınmaz mı tanrısal sungulara?
Dinleyen yok bunları, yakalar azgın çevrinti
Gömülür ölüm dalgalarına, yakarışlara karşın.
Gelir gizli yıkım, çöker kişi soyu, vurur
Çamurlara güzel barış bağını, baltasını, eğlenir
Büyüklenerek, bir oyuncak gibi insanlarla.
Kayarsa ayaklarımızın altında yeryüzü, yıkılırsa
Çarpışmalarla iller, çökme korkusu geçirirse,
Şaşılmaz mı kişinin kendince düşünerek üstün
Güçleriyle tanrıların bunları yaptığını sanmasına,
Tüm varlıkları taşkın yetileriyle sarsmasına?

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült