Sırt: Hangi Yüzümüz?

İshak Reyna


Farklıdır, farklı çağrışımlar yapar gövdenin arkası ile önü. Daha aşinadır ön, yakınlık ve iletişimi hatırlatır insana: Yüz yüze karşılaşırız başlangıçta, yüz yüze tokalaşırız; sonra yüz yüze öpüşürüz, sarılırız, sevişiriz. Yüz yüze dövüşürüz!

Sırt ise farklı bir kimlik edinmiş gibidir bu süreçte kendine: Arkadadır, önemsenmez. Kimse uğramaz oralara pek. Issızdır, yalnızlık gibi. Tecrübesizdir. Ve korumasız bölge: Daha derin iz bırakır gibidir orada her şey.

Sırt: Vücudumuzun en çabuk ürperen, üşüyen kısmı; gözümüzden en ırak düşen (bir başına bile en az uğradığımız; yıkanırken, kaşınırken, yağlanırken zorlandığımız) ve yüzün gösterilmek istenmediği yerlerde ikinci kişilerin bakışlarının en çok üşüştüğü.

***

Dolayısıyla, beklenmedik bir hüzün de vardır sırtta. Beklenmedik terk edi(li)şlerle gelir akla; unut(ul)ma isteği ve beklenmedik saldırılarla. Sırt sırta verişte biraz güven... ve utanma. (Bir şey görülmüyor sanıldığı için mi dönülür soyunurken?)

Oysa arkaya bakan/arkadan bakan için sırttan görünüş insanın en umarsız halidir. Dönmüşse bir kez, artık gelebilecek herhangi bir darbe onu ilgilendirmez gibidir. Ya da bir bıçak sırtında, son umut, son çığlıktır iletişime.

Bu yüzden de rol yapmaz sırt. Sırıtmaz maske gibi, size yüzünü döndüğünde bile.

***

Arkaya takılan maskeler, sırtı açık elbiseler; sırta çizilenler, sırtı çizenler.

Üçgen vücut, dayanılan, dayandığı yer... Kimdir sırt? Ve bir insan bir diğerini döndürmek için ne yapmış olabilir...

İnsan bir sırta bakmaya, ne kadar dayanabilir?

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe