Felsefe

 

 

 

"Sessiz Aydınlanma" Üzerine 

Hüng-Chih


"Sessiz Aydınlanma" olarak adlandırılan meditasyon biçimi Ch'an geleneğinin en önemli uygulamalarından biridir. Sessiz Aydınlanma yaklaşık 11. yüzyılda ortaya çıktı, ve en büyük savunucusu, sonradan Japonya'da Soto okulu denilen, Ts'aotung okulunun üstası HungChih Cheng-Chueh'dir. Tibet'teki mahamudra uygulaması bunun çok benzeridir, üygulama'nın kökeni Hindistan'da samathavipasyana, ya da dinginlik içgörüsüdür. Bu uygulamanın amacı düşüncelerin yükünden kurtulmuş bir zihindir. Bu zihni kendi durumu hakkında derin bir farkındalığa ulaştırır.

 

Sessizlik ve dinginlik içinde, bütün sözcükler unutulur,

Açık ve canlı bir biçimde, o önünüzde belirir.

 

İlk önce sessizlik vardır, sonra aydınlanma gelir. Sıradan yaşamda insanlar kendilerini asla sona ermeyen bir sözcük ve imge ardışıklığıyla ifade ederler. Bu dinginlikten uzaklaşmaktır. İnzivalarda konuşmama kuralımız vardır. Yine de, zihniniz düşüncesiz ya da sözcüksüz olabilir mi? Görüşmeler sırasında, insanlar bana en büyük sorunlarının düşünmeyi durduramamaları olduğunu söyler. Orada, sözcüksüz ve sessiz oturuyor olsanız da, sürekli zihinsel nesnelerle konuşuyor olabilirsiniz. Bugün hızlı yürüyüşten sonra, size gevşemenizi ve bütün düşünceleri bir kenara koymanızı söyledim. Eğer bunu başarabilseydiniz, bir sessizlik ve dinginlik durumunu başarabilirdiniz, ve daha ileri bir düzeyde uygulama yapıyor olurdunuz.

Sessiz Aydınlanma, içinde tek bir düşüncenin bile olmadığı, çok huzur dolu bir meditasyon uygulamasıdır, yine de zihniniz tam anlamıyla berraktır. Bu durumu tanımlamak için üç tümce kullandım: ilki, "parlak ve açık", İkincisi, "dağınık düşüncelerin olmaması" ve üçüncüsü, "tek bir düşünce bile olmaması."

Zihin sözcükleri kullanmayı bırakırsa, parlak ve açık olur; bu ilk özelliktir. Sonraki, "dağınık düşüncelerin olmaması" tek zihinliliğe, yani yönteme tam konsantrasyona gönderme yapar. Ancak sonunda yöntemin kendisini de unuttuğunuzda ve tek bir düşünce kalmadığında, bu gerçek dinginliktir. En üst noktasında, Sessiz Aydınlanma yöntemsizlik yöntemidir. Nefesi saymak ve izlemek dağınık zihni toparlama yöntemidir ve kungan ani bir yarıp geçmeyi başarmak için büyük bir bakı uygulama yöntemidir. Sessiz Aydınlanma sadece bütün sözcük ve düşünceleri bırakmak ve doğrudan Ch'an durumuna geçmektir.

Bu yöntemi insanlara çok sık önermem. Daha çok, onlardan kunganlar üzerine çalışmalarını isterim. İlk olarak, bundan gerçekten yararlanmak için iyi bir uygulamanız olmalıdır; dingin bir şekilde oturmanın bir sorun olmadığı, kırılmaz bir konsantrasyona ve hiçbir dışsal düşünceye sahip olmadığınız bir aşamada olmalısınız. İkinci neden zihninizin gerçekten "berrak ve açık" mı olduğunu, yoksa donuk mu olduğunu söylemek zordur. Sadece boş boş oturursunuz ve ince düşünceler içindesinizdir, ama Sessiz Aydınlanmayı uyguladığınızı düşünürsünüz. Hiçbir şeyi aydınlatmadan sessiz olabilirsiniz.

Anahtar "Açık ve canlı bir biçimde o önünüzde belirir." mısrasındadır. Ne hakkında açık ve canlısınız? Hareketsiz olduğu halde, bir ayna gibi herşeyi yansıtan zihninizdeki herşey hakkında.

 

Bu farkedildiğinde, zamanın sınırları kalmaz.

Bu deneyimlendiğinde, çevreniz yaşamla dolar.

 

Sessizlik başarıldığında, zamanın bir süresi yoktur. Sadece düşünceler gelip gittiği için zamanın farkındayızdır. Düşüncenin olmadığı an, zaman da yoktur. Zaman sınırsızdır, ölçülerin ötesindedir. Büyük Usta Tai-Hsu bir gece meditasyon yaparken akşam çanını duydu. Bunun hemen ardından, sabah çanını duydu. Samadhi'de olduğu için, bütün bir gece zaman hissi olmadan geçti.

Sonraki mısra çevrenin açık ve canlı bir hissedilişi anlamında uzaya gönderme yapar. Zihniniz kımıldadığında, farkındalığınız düşünceleriniz tarafından dar bir odaklaşma içine girmiştir. Eğer zihninizi kullanmadan görüp duyabilseydiniz, ve aynı esnada çok dikkatli olsaydınız, sınırsız bir uzay hissederdiniz. Ancak bu özellikle yüksek bir durum değildir. Yüksektir ama henüz "Tek bir düşünce bile olmaması" değildir. Bu durumda büyük ve küçük ayırımı yoktur.

Geçmişin, bugünün ve geleceğin bütün Budalamın Dharma Tekerleğini ince bir kıl noktası üzerinde döndürdüğü söylenir. Zihninizi bütün düşüncelerden boşaltabildiğinizde, zihin herşeyi kapsar ve en küçük olandan da küçük olanla sonsuz büyük olan arasında bir ayırım görmez.

Bu parlak farkında oluştur müthiş bir aydınlık veren, saf aydınlık harikalarla doludur.

Aydınlatıcı parlak farkındalık, kargaşa içinde olan ve dünyayı karanlık gören sıradan farkındalıktan farklı olarak, duyarlı varlıkları mükemmellik içinde gören bir Buda'ya aittir. Bu parlaklık ışığını, harika görünümler alan tüm nesneler üzerine saçar. Bu Milarepa'nın küçük büyük varolan herşey arasındaki uyumunu anlatan şarkıları gibidir. Bu herşeyin, her görüş açısından bu ayrıntılar içinde görüldüğü Avatamsaka Sutra'nın harikasıdır. Böyle aydınlanan bir zihin evreni bir toz tanesinde görebilir. Bu samadhi’den doğan bilgelik yoluyla algılanan alandır.

 

Ayın görünüşü, bir yıldızlar ırmağı

Karla kaplı çamlar, bulutlar dağların zirvesinde gezinir.

 

Sessiz Aydınlanma durumu bulutların gölgelemediği ay gibi berrak, yumuşak ve serindir. Aydınlanmayı güneşten çok ay simgeler, çünkü ay serin ve huzurludur, oysa güneş sıcak ve etkindir. "... bir yıldızlar ırmağı" yoğun yıldızların bir ışık denizi oluşturduğu Samanyolunu kasteder. "Karla kaplı çamlar..." Tüm bunlar parlaklık ve açıklığa ilişkin imgelerdir.

Hiç yüksek dağların dorukları boyunca sürüklenen bulutlar gördünüz mü? Bu engellerle bile karşılaşsa, onlarla sınırlanmayan özgür zihni simgeler.

 

Karanlıkta, parlaklıkla kızarırlar.

Gölgede, görkemli bir ışıkla ışıldarlar.

 

Bu satırlar karanlıkta sıkıntıların ortasında bile ışıldayan bilgelik zihniyle, karanlıkta kalan aptal kişinin zihnini karşılaştırır. Bilge kişiler, belki aptalca görünebilir ama, belirsizliği tercih eder. Yine de güçlerini yaptıkları herşeyde ifade ederler.

 

Düşsel bir turnanın engin gökyüzünde uçuşu gibi,

Bir sonbahar gölcüğünün berrak, sakin suyu gibi,

Sonsuz çağlar hiçlikte erir gider,

Herbiri bir ötekinden ayırtedilemeyen.

 

Sessiz Aydınlanma zihni geniş, yüksek ve derindir. O tıpkı boş uzayın enginliğini hissederek uçan bir turna gibidir, kendi varoluşundan habersiz, zamansız bir düşte sessizce yüzmektedir. Sonbahar gölcüğü, ne kadar derin olsa da, öylesine sakindir ki, dibi net bir şekilde görülür. Sonbaharda gölcük yazda olduğu gibi yaşamla dolu değildir. Etken unsurlar dinginleşmiştir, ve dinginleşmeyle berraklık ortaya çıkar ve derinlikler sonunda görülebilir.

Turnanın düşündeki göklerde ve sonbahar gölünün derinliklerinde çağların zamanı hiçliğe karışıp gider. Neden hiçliğe? Çünkü zaman hissimiz zihnimizden akıp geçen düşünce ve imgelerin sonsuz ardışıklığından doğar. Bu deneyim akışı ayrıca ayrı bir benlik hissine neden olur. Eğer zihninizdeki düşüncelerin adımlarını durdurabilseydiniz, ve tek bir değişmez Sessiz Aydınlanma düşüncesine sabitlenseydiniz, zaman donardı. Ve sonra bu düşünceyi de unutsaydınız, zaman çözülürdü.

Zihninizi tek bir düşünce üzerine bir dakika bile sabitleyebilir misiniz? Bir uçağı havada durdurmak tehlikeli midir? Tabii ki. Ancak düşüncelerinizi durdurmaya kararlı olmalısınız ve ölmekten korkmamalısınız. Eğer panik olursanız düşüncelerle dolarsınız. Her zamankinden daha çok düşüncelerinizi bırakmalı ve sadece uygulamaya odaklaşmaksınız, yöntem dışında bütün yaşamınıza, bedeninize, korkularınıza, arzularınıza ilişkin düşünceleri terk etmelisiniz.

 

Bu aydınlanmada bütün çabalar unutulur.

Bu harika nerede var olur?

 

Sessiz Aydınlanma'nın keşfedilecek birçok harikaları vardır. Ancak uygulama zihni, hedef aydınlanmada olsa bile, araştırıcı zihin olamaz. Bir süre için bu düşüncelerin varolması bir engeldir. "Bütün çabalar unutulur"un anlamı aydınlanma dışında hiçbir şeyin kalmayacağıdır; herhangi birşeyi kaybetme ya da kazanma düşüncesi yoktur. Harika olan kargaşayı bırakmak ve berrak, parlak bir zihinle kendini sadece uygulamaya adamaktır.

 

Parlaklık ve berraklık kargaşayı dağıtır

En küçük olanın kökeni olan,

Sessiz Aydınlanma yolunda.

 

Yöntemi uyguladığımızda, sıkıntı ve bilgisizlik azalır, bilgelik ve şefkat artar. Sıkıntı ve bilgisizlik küçüklüğün uçlarına vardığında, sönerler; bilgelik ve şefkat büyüklüklerinin uçlarına vardığında onlar da söner. Bu yüzden, bütün duyarlı varlıklar, Bodisatvalar ve Budalar için yol azalan sıkıntı ve artan bilgeliğe yönelir. Ancak Budalık seviyesinde, ne sıkıntı ne de bilgelik vardır.

En küçük olanın derinlerine girmek için

Yeşim dokuma üzerinde altın işleme cardır.

Yeşim dokuma ve altın işleme deva'ların ya da cennetsel varlıkların giysilerini örmek için kullanılır ve varlık alanlarını uyumlandıran bilgeliği simgeler. Bilgelik yoluyla, en küçük olan şeyin doğası doğrudan gözlenebilir.

 

Özne ve nesne birbirlerini etkiler.

Işık ve karanlık birbirlerine karşılıklı bağlıdır.

 

Bu satırlar sıradan düşüncedeki ikiciliği reddetmektedir. Özne ve nesne, ışık ve karanlık gibi birbirine karşılıklı bağımlıdır. Sessiz Aydınlanma bilgeliğin sadece sıkıntının olmaması olduğu düşüncesini dağıtır. Bu inziva sırasında, bir öğrenci çok duygusal bir durumda yanıma geldi, ve duyduğu şefkatin onu çok etkilediğini, insanların sıkıntıları için onlara acıma duyduğunu ve onlara yardım etmek istediğini söyledi. Onun bakış açısından, bu sahip olunacak çok iyi bir deneyim gibi görünüyordu, ancak ben onu azarladım ve, "Sen sadece duygusallık çemberinde yuvarlanıyorsun. Bu bilgelik değildir. Bilge bir zihin için, acınması gereken insanlar yoktur." dedim. Şefkat basit bir duygusallık değildir; o sadece doğal insanlara yardım etme tepkisidir.

 

Ne dayanılacak bir zihin vardır ne de dünya,

Yine de bu ikisi karşılıklı etkileşir.

 

Ben ve diğeri arasındaki ayırım düştüğünde, benlik ya da dışdünya hissi ortadan kalktığında, içsel ve dışsal olan bir olur, ve hatta bu bile yok olur. Eğer zayıf bir şekilde uygulama yaparsanız, iki ardarda gelen düşünceyi bile kaynaştıramazsınız, ki bu iç ve dış arasındaki sınırı çözmenin çok daha azıdır.

Yukardaki son satırlar Sessiz Aydınlanma'nın dingin, içsel görünümüdür. Aşağıdakiler daha çok dünyadaki işleyişiyle ilgilidir.

 

Doğru görüşler ilacını iç.

Zehire batırılmış davula vur.

 

Doğru görüşler ilacını içmek varlığınızı Dharma'nın içinde eritmektir; zehire batırılmış davula vurmak duyarlı varlıklara aldanış ve sıkıntılarını öldürmelerinde yardım etmektir. (Hint mitolojisinde, belli bir zehire batırılmış davul onu duyan düşmanian, çok uzakta da olsalar öldürebilir.) Yine de şefkat ve yardım duyguları olsa da, duyarlı varlıkları kurtarma hissi yoktur. Uygulamanın üç direğine güvenmelisiniz ahlak kuralları, samadhi ve bilgelik. Bunların içinden, samadhi en kolay şekilde somut sonuçlar üreten samadhi’dir. Kısa bir süre için bile benmerkezci görüş açısını yıkan birisi Sessiz Aydınlanma'yı anlayabilir. Ancak en üst noktada bu uygulamanın özü sadece oturmaktır, yalnız oturmak ve oturmaya devam etmek. Bu dibi açık bir şekilde görülecek kadar berraklaşana dek bir su birikintisini kirlerini çökmesi için bırakmak gibidir.

 

Sessizlik ve aydınlanma bütün olduğunda

Yapacağım seçimler öldürmek ve yaşam vermektir.

 

Bodisatvanın ruhu şudur: kendini acılardan kurtarma yolu başkalarını acılarından kurtarmaktan geçer. Bu ideale sahip olsanız bile, eğer uygulamanız zayıfsa, en içten eylemlerinizin bir yardımı olmaz. Ancak uygulamanız bu şiirde tanımlanan düzeye vardığında, yardım etme gücünüz kendiliğinden akar, hatta alışılmadık şekillerde bile. "Öldürmek ve yaşam vermek" Bodisatvanın her tür ustalığı kullandığı, hatta onu anlayışa ulaştırmak için öğrencilerinin sıkıntılarını bile arttırdığı anlamına gelir. Bilgeliğe yaşam vermek için sıkıntıları öldürürüz, bilgeliğe ulaştırmak için sıkıntılara yaşam veririz.

 

Sonunda, kapıdan geçilir, e yeniden doğulur.

Dallardaki meyvalar olgunlaşmıştır.

 

Uygulama tamamlandığında, meditasyon uygulayıcısı samsara ölüm ve doğum çemberikapıları boyunca geçer ve bilgelik yoluna çıkar. Uzun ve sıkı bir emek verdikten sonra, uygulaması olgunlaşmıştır. Buda'nın aydınlanma ağacı olan Bodhi ağacının meyvaları toplanmak için hazırdır. Ch'an uygulamasında, bu "kapı" geçilmesi gereken üç eşikten oluştuğu şeklinde tanımlanır. İlk eşik ch'u ch'an ya da "başlangıç Ch'an"ı olarak adlandırılır. Öz benlik doğamızı, ya da Buda doğamızı görmek için, Ch'an'ı araştırarak, ve büyük şüphe duvarını parçalayarak bu eşiği geçeriz. Bu meyvanın ilk tadıdır, aydınlanmaya bir bakıştır, ancak son özgürleşme değildir, çünkü sıkıntıların kökleri hala derinlerdedir.

Aysız ve yıldızsız, gecelerin en karanlığında, bir ışık topu göğü yarar; bir an için herşeyi şaşırtıcı bir netlikle görürsünüz, sonra yine karanlık gelir. Ancak onu birkez görmüş olarak, inancınız artmıştır, ve uygulamanızı asla tümüyle bırakmazsınız.

İkinci eşik aslında birçok eşiktir. "Çok katlı geçiş" anlamına gelen t'seng kuan denir. Bu herbiri ötekinden daha yüksek olan ve bir bir geçmeniz gereken zirveleri olan bir sıradağ gibidir. Zirveler sizin kendi engelleriniz ve sıkıntılarınızda. Bu seviye uzun bir zaman alır, ancak her zirveyi geçişte gücünüz artar, ve sıkıntılar hafiflerken zirveler daha az yüksek görünür.

Üçüncü ve son eşik lao kuan, "hapishane geçişedir, böyle söylenmesinin nedeni kişinin bu samsara çarkındangeçmiş, şimdi ve geleceğin geçici alanı son özgürlüğe doğmasıdır. Bu özgürleşmeye Nirvana denir. Bu seviyede, Bodisatvanın duyarlı varlıklara yardım etme kapasitesi engin ve sınırsızdır.

 

Sadece bu sessizlik en üst öğretidir.

Sadece bu aydınlanma, evrensel yanıttır.

 

Sessizlik en üst öğretidir. Milyarlarca sözcük ağızdan çıkar, bunlar hala Dharma değillerdir. Aydınlanmanın hiçbir tanımı doğrudan deneyime yaklaşamaz. Sessizliğin kendisi sözcükleri aşan öğretidir. Aydınlanma mükemmel bilgeliktir. Sadece mükemmel bilgelikle bütün duyarlı varlıklara yanıt verebilirsiniz.

 

Bu yanıt çabasızdır.

Öğreti, kulaklarla duyulmaz,

 

Aydınlanma çabasızdır, çünkü mücadeleyle gelen bir dinginlik yoktur. Çabasız tepki Bodisatvanın yoludur. Başkaları onda büyük bir sevecenlik görse de, o kendisini sıradan görür.

 

Baştan sona evrendeki herşey,

Işık yayar ve Dharma'yı anlatır.

 

Yeşil bambunun ve sarı çiçeklerin Dharmayı anlatan Buda olduğu söylenir. Ancak Buda Dharma'yı göstermeyen bir şey var mıdır? Tao-Sheng Ustanın, kimse konuşmalarını dinlemediği için bir kaya yığınına konuştuğu bir öykü vardır. Öyküye göre, konuşması bittiğinde kayalar onu takdirle onaylarlar. Ancak, gerçekte, herşey Buda'nın Dharma bedenidir ve aydınlanan zihin dünyayı yalın bir biçimde parlak ve canlılıkla dolu görür.

 

Birbirlerinin kanıtı olurlar,

Herbiri ötekinin sorularına yanıt verir.

Karşılıklı yanıtlayıp birbirlerini onaylarlar,

Mükemmel bir uyum içinde etkileşirler.

 

Bu her nesne arasındaki konuşmada, herşey Dharma'yı anlattığında, yanıt hep bellidir. Aydınlanan zihin herşeyi kapsar, ve onun içinde tüm şeyler bir fazlalık ya da eksiklikleri olmadan dostça ve uyumludurlar. Bu mükemmel bir konuşmadır mükemmel soruya mükemmel yanıt; ve hepsi sözcüklerden uzak.

 

Eğer aydınlanmada dinginlik eksikse,

Bu durumda ayırımlar görülecektir.

Karşılıklı onaylama ve yanıtlar,

Bu sefer uyumsuzluğu doğurur.

 

Sessizlik olmadan aydınlanma olduğunda, düşünceler araya girer ve ayırımlar ortaya çıkar. Şeyler "sadece öyle oluş" niteliklerini yitirirler. Şeyler arasındaki diyalog uyumsuzdur yanlış soruya yanlış yanıt.

 

Eğer dinginlikte aydınlanma kaybolursa,

Herşey boşa gidecek ve önemsizleşecek.

 

Önceki satırlarda şair sessizliği olmayan aydınlanmadan sözediyor, burada ise, aydınlanma olmayan sessizlikten. Bu durumlardan hiçbiri kendi içinde bütün değildir, bunlardan hiçbiri tek başına uygulamanın amacı değildir.

 

Sessiz Aydınlanma bütün olduğunda,

Lotus çiçeklenecek, düş gören uyanacaktır.

 

Bu satırlar açık bir şekilde Sessiz Aydınlanmanın doğru bir şekilde uygulanmasının aydınlanmaya götüreceğini söylüyor. Sessiz Aydınlanma huzur ve aydınlanmanın her ikisi birden varolduğunda bütündür. Bu noktaya ulaşmak için çok yoğun çalışmalar ve sabır gereklidir. En sonunda, içinizdeki lotus Buda çiçeklenecektir, ve samsara'nın, sıkıntıların derin düşünden uyanacaksınızdır.

 

Yüz ırmak okyanusa akar,

Bin dağ en yüksek zirveye döner yüzünü.

 

Yüz ırmak düşünmeye bağlanan ve sıkıntılar içindeki duyarlı varlıklar gibidir. Her ırmak, kendi yolunu izleyerek, bilgelik okyanusuna akar ve kendi benlik hissini yitirip okyanusla bir olur. Bin dağ kendini yalıtılmış gören ayırımcı zihni ima eder, ancak herbiri en sonunda bilgeliğin en yüksek zirvesine gözünü diker, ve tüm duyarlı varlıklara ait tek bir büyük dağ görür.

 

Kazların sütü suya tercih etmesi gibi,

Çiçek tozlarını toplayan meşgul bir arı gibi.

Sessiz Aydınlanma en üst noktasına vardığında,

Ben okulumun asıl geleneğini gerçekleştirmiş olurum.

 

Besleyici sütü suya tercih eden kazlar, meşgul bir şekilde çiçek tozu toplayan arılar, ikisi de doğal zekayı, ya da hayvan bilgeliğini ifade ederler. Sessiz Aydınlanmayı uygularken siz de aynı şeyi yaparsınız, bilgeliği kazanmanın doğal sürecini tamamlarsınız. Tıpkı bir arının ölü bir çiçekte toz aramakla zaman kaybetmemesi gibi, bilge bir uygulayıcı sadece donuk bir zihinle oturarak zaman harcamaz. Tıpkı bir arının çabalamaktan yorulmaması gibi, ciddi uygulayıcı bilgelik balını tadana kadar çalışır. Şair uygulamasının meyvalarını aldığında, kendi bağlı olduğu okulun geleneğini onurlandırıyor ve onu iletiyor. Ancak temelde, o neyi iletir ve kimi onurlandırır? Gerçekte Buda tarafından keşfedilen yöntemi iletir ve tüm varlıkların özünde olan Buda doğasını onurlandırır.

 

Bu uygulamaya Sessiz Aydınlanma denir.

O en aşağıdan en yukarıya

Herşeyin en derinine işler.

 

Bu satırlar Buda'dan beri sayısız nesiller boyunca bir kesinti olmaksızın, elden ele aktarılan bir uygulama geleneğine duyulan inançtan söz ediyor. Onu uygulayabilen ve en derinden en yükseğe onda Buda Dharma'nın tümünü bulmayan biri var mıdır?

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült