Ruhun Eğitimi

Immanuel Kant


41.     Şimdi ruhun [der Seele] eğitimine geliyoruz. Buna aynı zamanda belli bir anlamda fiziki eğitim de diyebiliriz. Ne var ki tabiatı ve özgürlüğü birbirinden ayırmalıyız. Özgürlük için yasalar koymak tabiatı eğitip geliştirmeye göre başka bir şeydir. Bedenin tabiatı ve ruhun tabiatı bu bakımdan uzlaşır, kültür her ikisinin de bozulmasını önlemeyi hedefler ve sanat her ikisine de bir şey ilave eder. Dolayısıyla belli bir anlamda ruhun eğitimine de, tıpkı bedenin eğitimi gibi, fiziki eğitim diyebiliriz.

[72] Bununla beraber ruhun bu fiziksel eğitimi[1] ahlaki eğitimden ayırt edilmelidir, çünkü o sadece tabiatı hedefler, halbuki ahlaki eğitim özgürlüğü gaye edinir. Bir insan fiziksel bakımdan gidebileceği son noktaya kadar eğitilebilir, o iyi eğitilmiş bir ruha sahip olabilir; fakat eğer onun ahlaki kültürü eksik ise o kötü bir insan olacaktır.

Ne var ki fiziki kültür pratik kültürden ayırt edilmelidir, bu sonuncusu pragmatik yahut ahlakidir. Bu son durumda hedef, kültürden ziyade ahlaktır.

42.     Ruhim fiziki eğitimi serbest eğitim ve okul eğitimi olmak üzere ikiye ayrılabilir. Serbest eğitim-kültür deyiş yerinde ise sadece bir eğlence, oysa okul eğitimi bir iştir. Serbest eğitim-kültür çocuğun her zaman göz önünde bulundurulması gereken bir eğitimdir. Diğer taraftan okul eğitiminde çocuğa sınırlama-disiplin altında diye bakılır. Vaktimizi oyunlarla geçirebiliriz, ki buna boş vakit meşguliyeti deriz ve vaktimizi mecburiyet doldurabilir, ki buna iş deriz. [73] Okul eğitimi çocuk için iş mesabesindedir, serbest kültür-eğitim ise oyun.[2]

43.     En iyi yöntemin hangisi olduğunu keşfetmek için değişik insanlar tarafından değişik eğitim tasarıları hazırlanmıştır ki en ziyade övgüye değer bir iştir bu. Bunlardan birine göre çocuklara her şeyin sanki oyundaymışlar gibi öğretilmesinin bir yolu bulunmalıdır. Göttingen dergisindeki bir makalesinde Lichtenberg önünde sonunda iş hayatına girecekleri için daha erken yaşlardan itibaren ciddi işe alıştırılmaları gerektiği halde, çocuklar için her şeyi oyun [veya oyuna benzer] hal[in] e getirme budalalığım hicveder [gülünçleştirir]. Bu bütünüyle saçma [gülünç] bir görüştür. Bir çocuk oyun oynamalıdır, onun oyun-eğlence saatleri olmalıdır; fakat aynı zamanda çalışmayı da öğrenmelidir. Ruhu eğiteceği-geliştireceği için beceriyi kullanmak elbette iyi bir şeydir, fakat bu iki eğitim-kültür türünün her birinin kendine özgü saatleri olmalıdır. Ayrıca tabiaten atalete mütemayil olması insan için büyük bir talihsizliktir. Bir insan bu temayüle ne kadar uzun yol verirse kendini işe vermeyi [74] [zihnini işe yoğunlaştırmayı] da o denli güç bulacaktır.

44.     İşte meşguliyet bizatihi [kendinden ötürü] hoş bir şey değildir, fakat gözetilen amaç uğruna [her ne ise ona] girişilir. Halbuki beri tarafta oyunlarda başka herhangi bir amaç gözetilmeksizin uğraşın bizatihi kendisi hoştur. Yürüyüşe çıktığımızda, yürüyüşün dışında başka bir şey değildir bizi yürüyüşe çıkaran ve bu yüzden ne kadar yürürsek o kadar hoşumuza gider; ama belli bir yere gideceksek, amacımız orada bulacağımız dost ya da başka bir şeydir ve dolayısıyla doğal olarak en kestirme yolu seçeriz. Aynı şey kağıt oyunu için de geçerlidir. Gerçekten aklı başında insanların saatlerce oturup kağıtları karıştırması tuhaf ve anlaşılmazdır. Anlaşılan o ki insanlar için çocukluğu terk etmek o kadar kolay değildir. Zira bunun çocukların top oyunundan farklı neresi var ki? Doğrudur yetişkinler [75] tahta atlara binmeyi istemez, fakat onların başka tahta atlan vardır.[3]

45.     Çocukların çalışmayı öğrenmesi hayati önem arz eder. İnsan çalışmak zorunda olan tek hayvandır. O beslenmesi [maişeti] için gerekli herhangi bir şeyin tadım çıkarabilmezden evvel uzun bir çıraklık [hazırlanma] evresinden geçmelidir. Göğün bize, çalışmak zorunda kalmaksızın bütün ihtiyaçlarımızı sunarak [eğer olsaydı] büyük alicenaplık göstermiş olup olmayacağı sorusu kesinlikle olumsuz cevaplanmalıdır, çünkü insan meşguliyete ihtiyaç duyar, bu belli ölçüde bir sınırlama [özgürlük kısıtlaması] gerektiren bir meşguliyet olsa bile. Şayet [76] Adem ve Havva Cennet'te kalmış olsaydılar orada birlikte oturup pastoral şarkılar söyleyerek Tabiatın güzelliğini hayran hayran seyretmekten başka bir şey yapmazlardı demek de bir o kadar yanlış bir görüştür. Eğer böyle olsaydı, orada azap içerisinde can sıkıntısından kıvranırlardı, nasıl ki başka insanlar da aynı durumda ise.

[77] İnsanlar vakitlerini o şekilde doldurmaklar ki gözlerinin önünden hiç kaybetmedikleri amaç fikriyle dolu olarak kendilerinin farkında olmasınlar ve en iyi dinlenme işi takip eden dinlenmedir. Benzer şekilde bir çocuk çalışmaya alıştır itinalıdır ve çalışma temayülü okuldaki kadar iyi ve mükemmel şekilde başka nerede geliştirilebilir? Okul bir mecburi [zıvangmafüge, zorlayıcı] kültür yeridir. Her şeyi bir oyun olarak görmeyi öğrenmek bir çocuk için çok kötüdür. Doğru, onun oyun-eğlence zamanı olmalıdır, fakat çalışmak için de zamanı olmalıdır. Çocuk bu sınırlamanın faydasını hemen anlamasa bile hayatin daha sonraki evrelerinde bunun kıymetini idrak edecektir. "Bunun faydası nedir?", "Şu ne işe yarayacak?" türünden sorularına her zaman cevap verilecek olsaydı çocuğa sadece kötü soru sorma alışkanlıkları kazandırılmış[4] olurdu. Eğitim zorlayıcı olmalıdır, fakat böyledir diye kölece [kölelere mahsus] olması gerekmez.

46.     Ruhi-akli melekelerin özgür eğitimi-kültürü bahis konusu olduğunda bu eğitimin sürekli olduğunu aklımızdan

[78 [ Akıl [Vernunft] genel ile özel arasındaki bağlantıyı-münasebeti çıkarmamalıyız. [Eğitimin bu bölümü] gerçekten üstün melekelerle uğraşır. Daha aşağı melekeler onlarla birlikte eğitilmelidir, fakat diğeri hiçbir surette gözden kaçırılmaksızın; sözgelimi nüktedanlık [der Witz] anlayış gücü [Verstand] amacıyla [geliştirilmelidir] takip etmemiz gereken en temel kural hiçbir akli-ruhi melekenin kendi başına değil, fakat her zaman başkalarıyla ilişkisi içerisinde eğitilmesidir; sözgelimi hayal gücü[5] anlayışın yar arma.

[Yüksek melekelerden farklı olarak] aşağı melekelerin kendi başlarına kıymetleri yoktur; sözgelimi iyi bir hafızaya sahip, fakat yargı gücünden yoksun bir insan. Böyle bir insan yürüyen bir kamustan farksızdır. Bu Pamasus yükü taşıyan hayvanların yine de bir faydası vardır, çünkü kendileri yararlı herhangi bir şey yapamasalar bile hiç olmazsa başkalarının iyi bir şey üretebileceği malzemeyi tedarik ederler. Yargı gücünden bağımsız nüktedanlık kendi başına saçmalık dışında hiçbir şey hasıl etmez. Anlayış genelin bilgisidir. Yargı gücü genelin özele tatbikidir. [79] anlama gücü veya yetisidir. Bu serbest eğitim-kültür çocukluk döneminden gencin her türlü eğitimden özgür kaldığı döneme kadar devam eder. Sözgelimi genç genel bir kuralı iktibas ettiğinde ona bu kuralın örtülü olarak mevcut olduğu, tarihten veya bir kıssadan alınmış örnekler, şairlerden [kuralın] dile getirildiği pasajlar iktibas ettirebiliriz ve böylelikle onu hem muhakeme gücünü hem de hafızasını vs. kullanmaya teşvik edebiliriz.

47.     Tantum scimus, quantum memoria tenemus8 düsturu tamamen doğrudur, bu yüzden hafızanın eğitimi çok gereklidir. Eşyanın düzeni o şekilde tesis olunmuştur ki anlayış gücü [der Verstand] önce zihni izlenimi takip eder ve hafızanın bu izlenimi muhafaza etmesi gerekir. Bu, sözgelimi, dillerde de böyledir. Biz dilleri ya şeklen ezberleme yöntemiyle ya da konuşarak öğreniriz bu sonuncusu çağdaş diller için en iyi usuldür. Sözcüklerin öğrenilmesi gerçekten elzemdir, fakat gençler için en iyi yöntem [80] sözcükleri okudukları yazarda karşılaştıkça öğrenmektir. Gençlerin belirli birtakım dersleri-ödevleri olmalıdır. Benzer şekilde coğrafya da en iyi mekanik biçimde öğrenilir. Hafızada en iyi muhafaza edilen, mekanik bir şekilde öğrenilendir ve birçok durumda bu usul gerçekten çok faydalıdır. Tarih öğrenimine uygun mekanik usul henüz bulunabilmiş değildir. Bu doğrultuda bir tablolar sisteminden mürekkep bir girişimde bulunulmuştur, fakat elde edilen netice çok fazla tatminkar değildir. Mamafih tarih, anlayış gücünü doğru yargılamada kullanmanın en kusursuz yoludur. Ezberleyerek öğrenme çok lüzumludur, fakat bunu sadece hafızayı kullanma amacıyla yapmanın eğitim bakımından bir faydası yoktur sözgelimi bir konuşmayı-hitabeyi ezberleyerek öğrenme gibi. Olsa olsa sadece küstahlığı teşvike hizmet eder; bundan başka, hitabet sadece yetişkin insanlar için uygundur. [81] Aynı şey sadece gelecekte bir imtihan için ya da futuram oblivionem[6] [7] öğrendiğimiz her şey için söylenebilir. Hafıza sadece muhafaza edilecek kadar önemli olan ve gerçek hayatta bize yardımı dokunacak şeylerle meşgul edilmelidir. Roman okuma çocuklar için tasavvur edilebilecek en kötü şeydir, çünkü onlar bundan faydalanamazlar ve o an için onlara eğlenceden öte bir şey sağlamaz. Roman okuma hafızayı zayıflatır. Zira başkalarına anlatmak için romanları akılda tutmaya çalışmak gülünç olurdu. Dolayısıyla her türlü roman çocuklardan [82] uzak tutulmalıdır. Çocuklar bu tür şeyleri okurken şartları kendileri için yeniden düzenlemek suretiyle kendilerine ait bir iç romansın, deyiş yerinde ise, örgüsünü çatarlar; hayal güçleri böylelikle tutsak alınmış olur, fakat düşüncenin kullanımına hiç yer verilmez.

Dikkat dağıtıcı şeylere, hepsinden önemlisi de okulda, asla izin verilmemelidir, çünkü neticede bu yönde belli bir yatkınlık oluşacaktır ki, çok geçmeden bir alışkanlığa dönüşebilir. Eğer bir kez dikkat dağıtıcıların kurbanı olup da zihin dağınıklığı bir maraz olarak insanın üzerine yerleşirse en harikulade yetenekler bile böylelikle zayi olabilir. Çocuklar her ne kadar oyunlarında dikkatsiz iseler de dikkatlerini çok çabuk toplarlar. Ne var ki dikkatleri en ziyade dağınık olduğunda bir kötülük tasarladıkları nazarlarımızdan kaçmamış olmalı, çünkü o zaman ya onu nasıl gizleyeceklerinin ya da yapılmış olan kötülüğü nasıl tamir edeceklerinin düzenini hazırlıyorlardır. O zaman ancak yan yarıya işitirler, yanlış cevap verirler, okudukları hakkında hiçbir şey bilmezler vs.

48.     Hafızanın eğitimi [geliştirilmesi] genç yaşlardan itibaren başlamalıdır, fakat aynı zamanda anlayış gücünü de eğitmeye [geliştirmeye] dikkat etmeliyiz. Hafıza 1) masallarda hikayelerde karşılaşılan isimleri öğrenerek 2) okuyup yazarak fakat okumayı çocuklar [83] telaffuza bağlı kalmaksızın içlerinden yapmalılar3) çocukların herhangi bir şey okumazdan önce konuşarak öğrenmeleri gereken dillerle eğitilir. O zaman iyi oluşturulmuş orbis pictusim çok faydalı olduğu görülecektir. Bitkibilim, madenbilimi ve genel olarak doğa tarihi[8] ile başlayabiliriz. Bu objelerin taslaklarım çıkarmak için resim ve biçim bilgisi öğrenilmelidir ve bunun için de bir miktar matematik bilgisi gereklidir. Bilim alanındaki ilk dersler en faydalı bir şekilde hem matematik hem fiziki coğrafya öğrenimine yöneltilecektir. Resimlerle ve haritalarla açıklamalı seyahat öyküleri siyasi coğrafyaya götürecektir. Yeryüzünün şimdiki durumundan eski dönemlerdeki durumuna gideceğiz ve bu bizi eski coğrafyaya, eski tarihe ve benzerine götürecektir.

Fakat çocuklara ders verirken bilgi ile bilginin tatbikini [uygulamaya konulacak hale getirilmesini] hissettirmeden birleştirmeye çalışmalıyız. Bütün bilimler içerisinde [84] bunu en iyi gerçekleştiren matematik gibi görünmekte. Ayrıca bilgi ve hitabet (konuşma rahatlığı, belagat, fesahat) de birleştirilmelidir. Bununla beraber çocuk bilgi, sam [safi kanaat] ve inanç arasında açık bir ayrım yapmayı da öğrenmelidir. Böylelikle doğru bir anlayışın ve yerindelik duygusunun[9]inceliğin yahut zarafetin değil yolunu açarız. Bu duygu önce duyulara, özellikle gözlere, fakat sonunda fikirlere ait olmalıdır.

49.     Anlama gücünü geliştirmeyi amaçlayan her şey için kuralların olması gerekir. Kuralları ayırmak zihni bakımdan çok faydalıdır, ki anlayış gücü [kavramlarla düşünme melekesi] sadece mekanik olarak değil, fakat bir kuralı takip etmenin bilinciyle ilerleyebilir.[10]

Bu kuralları belirli bir biçime büründürmek ve böylelikle onları ezberlemek de çok faydalıdır. Eğer kuralı hafızamızda tutarsak, onun tatbikini unutsak bile çok geçmeden yolumuzu tekrar buluruz. Burada soru şudur: Kurallar önce in [85] abstracto mu yoksa tatbik edildikten sonra mı incelenmeli, yoksa kural ve tatbiki beraberce mi öğrenilmelidir? Bu sonuncusu yegane tavsiyeye şayan yoldur, aksi halde kuralın tatbiki kuralın kendisi öğrenilinceye kadar belirsizdir. Fakat zaman zaman kurallar kümeler halinde de düzenlenmelidir, çünkü bir araya getirilmediklerinde hafızada tutulmaları güçtür. Dolayısıyla dil öğrenilirken dilbilgisi çalışması her zaman, belli bir ölçüde, önce gelmelidir.

50.     Şimdi eğitimin genel amacı ve onu elde etmenin yolu yöntemi hakkında sistematik bir fikir vermeliyiz.

1) Belirli zihni melekelerin eğitiminden ayrı olarak zihni melekelerin genel eğitimi. Bu, beceri ve mükemmeliyeti hedefler ve amacı herhangi belirli bir bilgiyi vermek değil, zihni melekelerin genel olarak güçlendirilmesidir. Bu kültür,

[86] a) ya fizikidir, ki burada her şey egzersiz ve disipline bağlıdır, çocuğun herhangi bir maksimi öğrenmesine gerek duyulmaz, talebenin etkin olmasını talep etmez, başkalarının kılavuzluğunu takip etmesi yeterlidir,

b) ya da ahlakidir. Bu disipline değil, fakat maksimlere dayanır. Eğer ahlaki eğitim misaller, tehditler, cezalandırmalar vb. üzerine oturtulursa her şey bozulacaktır. O zaman geriye sadece disiplin kalacaktır. Çocuğun sadece alışkanlık icabı değil, kendi maksimlerinden ötürü doğru davranıp davranmadığım ve sadece doğru davrandığım değil, fakat o doğru olduğu için doğru davrandığım görmemiz gerekir. Çünkü eylemlerin bütün ahlaki değeri iyi ile ilgili maksimlere dayanır. Şu hale göre fiziki eğitim ahlaki eğitimden ilkinin talebenin etkinliğini talep etmemesi, diğerinin etmesi bakımından ayrılır. O her zaman bir eylemin ilkesini ve onun ödev-vazife fikriyle irtibatını anlamalıdır.

51.     2) Belirli zihni melekelerin eğitimi. Bu bahse [87] bilme melekesinin, duyuların, hayal gücünün, hafızanın, dikkat ve muhakeme gücünün, tek kelimeyle anlama gücünün [kavramlarla düşünme melekesinin] aşağı yetilerinin eğitimi girer.

Duyuların eğitiminden, sözgelimi görüş gücünün eğitiminden daha önce söz etmiştik. Hayal gücünün eğitimine gelince aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir: Çocuklar genellikle çok canlı bir hayal gücüne sahiptirler, ki masal yahut hikayeler okumak suretiyle genişletilmesine, yahut daha kesif hale getirilmesine lüzum yoktur. Tersine ihtiyaç duyulan şey dizginlenip kurallarla sınırlandırılmadır, ama aynı zamanda bütünüyle de boş bırakılmamalıdır.

Haritalarda herkesi, hatta küçük çocukları bile etkileyen, kendisine doğru çeken bir şeyler vardır. Sair her şeyden yorulup bunaldıklarında hala haritalar aracılığıyla bir şeyler öğrenirler. Ve bu, çocuklar için güzel bir eğlencedir, çünkü böylelikle kendilerini belirli figürlerle, deyiş yerinde ise, sınırlamaları gerekeceği için hayal güçlerinin başıboş ve dizginsiz dolaşmasına izin verilmemiş olur. Gerçekten çocukların eğitimine coğrafya ile başlayabiliriz. [88] Aynı zamanda bunlara hayvan, bitki ve benzeri biçimler de ilave edilebilir; bunlar coğrafya öğrenimini daha canlı hale getirecektir. Mamafih tarih galiba daha sonraki aşamada gelmelidir.

Dikkat gücü hususunda bu melekenin genel güçlendiriciye ihtiyaç duyduğuna işaret edebiliriz. Düşüncelerimizi bir nesne üzerine sabitleme-teksif etme gücü zihnimize ait bir kabiliyet olmaktan çok bir zayıflıktır, ki bu durumda eğilip bükülmezdir ve istendiğinde faal hale getirilmeye ayak direr. Fakat dikkat dağılması her türlü eğitimin düşmanıdır. Hafıza dikkatimize dayanır.

74.     Yüksek zihni melekelerin eğitimine gelince bu anlayış [kavramlarla düşünme] gücünün, yargı gücünün ve aklın eğitimini ihtiva eder. Anlayış [kavramlarla düşünme] gücü en başta, belli bir biçimde, ya kuralları kanıtlayan misalleri iktibas ederek ya da tam tersine, belirli durumlar için kurallar keşfederek aynı zamanda edilgin şekilde eğitilebilir. Yargı gücü11 bize [11] anlayış gücünü oluşturmanın ne gibi bir faydası olduğunu gösterir. Anlayış gücü öğrendiğimiz yahut söylediğimiz şeyi anlayabilmemiz [89] ve herhangi bir şeyi anlamadan tekrar etmememiz için gereklidir. O kadar çok insan vardır ki her ne kadar buna inanmasalar da anlamadıkları şeyleri dinlerler ve okurlar. Gerek suretler gerekse gerçek şeyler bu türdendir.

Bizim burada üzerinde durduğumuz spekülatif akıl değil, fakat sadece nedenleri ve sonuçlarına uygun olarak gerçek hadiseler üzerine düşünmedir.[12] Bu düzeni ve çalışması içerisinde pratik bir akıldır.

75.     Zihni melekeleri eğitmenin en iyi yolu başarmayı arzu ettiğimiz her şeyi kendi başımıza yapmamızdır; sözgelimi öğrendiğimiz dilbilgisi kuralım kendi kendimize tatbik etmemiz gibi. Bir haritayı en iyi şekilde kendi kendimize çizebilecek durumda olduğumuzda anlarız. Anlamanın en iyi yolu yapmaktır. En eksiksiz biçimde öğrendiğimiz, [90] ve en iyi hatırladığımız şey bir bakıma kendi kendimize öğrettiğimiz şeydir. Bunu yapmaya çok az insan muktedirdir. Bunlara kendi kendilerini eğitmiş-öğretmiş insanlar[13] denir.

76.     Akim eğitiminde Sokratik yöntemi esas kabul etmeliyiz. Kendisine dinleyicilerinin bilgisini doğurtan ebe diyen Sokrates, bir bakıma Platon'un bizim için muhafaza ettiği diyaloglarında, yetişkin insanların durumunda bile fikirlerin kendi ferdi akıllarından nasıl çıkartabileceğinin misallerini verir. Birçok bakımdan çocuklar akıllarını kullanma lüzumu duymazlar. [Dolayısıyla] her şey hakkında tartışmalarına ileri geri konuşmalarına izin verilmemelidir. Eğitimleriyle irtibatlı her şeyin ilkelerini bilmeleri onlar için gerekli değildir; ama ödev vazife meselesi ortaya çıktığında bu ilkeler onlara anlatılmalıdır. Fakat çoğu durumda akla dayalı olarak konuşturmak suretiyle kendi fikirlerini ortaya çıkarmaya çalışmalıyız, bu fikirleri onlara benimsetmeye [zihinlerine zerk etmeye] değil. Şu halde Sokrates'in benimsediği usul sorulu cevaplı yöntem[14] için kural teşkil etmelidir. Kimi zaman yavaş olduğu doğrudur ve konuşturarak bir çocuğun fikirleri ortaya çıkarılırken [91] diğerlerinin de bir şeyler öğrenmesini sağlayacak şekilde idare etmesi de güçtür. Mekanik soru cevap yöntemi de kimi bilimlerde yararlıdır; sözgelimi vahye dayalı dinin izahında. Diğer taraftan evrensel dinde Sokratik yöntemi kullanmalıyız. Tarihsel olarak öğrenilmesi gerekene gelince, mekanik soru cevap yöntemi için burada da tavsiye edilecek birçok şey vardır.


[1 [       [Diese physische Bildung de s Geistes.]

[2 [       [İş ve oyun, bunların her ikisi de gereklidir, fakat işi oyun oyunu iş haline getirmeye çalışarak bu ikisi birbirine karıştırılmamalıdır.]

[3 [       [Burada "Stocke reiten" ve "rtiten doch auf andem Steckenpferden" ile

yapılan kelime oyununu Türkçeye aktarmak imkânsızdır.]

[4 [       [Yani, kötü soru sorma alışkanlığını öğretmekten-kazandıımaktan başka bir şey yapılmazdı.]

[5 [       [die Einbildungskraft.]

[6 [       [Yaklaşık olarak: "Ne kadar hatırlarsak o kadar çok biliriz."]

[7 [       [gelecekte unutmak için.]

[8 [       [der Naturbeschreibung, fiziki coğrafya.]

[9 [       [eitıen richtigen Verstand var und einen Richtigen.]

[10 [     [Ya da: Anlayış gücünün [kavramlarla düşünme melekesinin] sadece mekanik olarak değil, fakat bir kuralı takip etmenin bilinciyle işleyebilmesi için kuralları ayırmak zihni bakımdan çok faydalıdır.]

[11 [     [die Urteilskraft.]

[12 [     [die Reflexicm.]

[13 [     [Autodidakten (Alm.).]

[14 [     [die Katechese, katechetischen.] 98

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe