Pozitivizm Üzerine

Paul Langevin


Elde ettiği başarılara rağmen, pozitivist doktrinin çok dar olduğu gerçeği üzerinde ısrar etmek isterdim. Çağdaş pozitivizmin çok kesin iddialarında, bizi şu anda varolanla sınırlayan doğrudan deneye, çok doğrudan bir referans mevcuttur.

Bu çok kesin ve çok dar kafalı doktrin, tarihi inkar eder; çünkü, doğrudan deney anlamında, geçmişe uzanmak için hiçbir olanağa sahip değildir. Bizim için tarih anlamına gelen, bu, geçmiş olguların tarihinden elde edilebilen de, doğrudan deneydir denilmektedir.

Geçmiş açısından varolan zorluklar, aynı şekilde gelecek yönünden de mevcuttur ve pozitivizmin en dikkat çekici teorisyenlerinden Reichenbach'ın haklı olarak işaret ettiği gibi; pozitivizm, büyük zorlukların kaynağı olan indüksiyon'a [tümevarım] özel bir rol yüklemek zorunda kaldı.

Bu doktrinin kendisini, gönüllü olarak geleceğe kapatması, onun statik bir doktrin olduğunun da kanıtıdır. Bu akımın ilk kurucusu olan Auguste Comte, deneysel zincirin olanaklarına kapanmaktan korkmadı; o, yıldızlarda neler cereyan ettiğini asla bilemeyeceğimizi düşündü. Kısa bir süre sonra, spectroscopie'nin keşfedilmesi, onu yalanlamış oldu ve aynı sabah, sir Arthur Eddington'un atomun ısısından, parçalanma durumundan ve yıldızlarda nükleer bir kimya oluşturmaktan söz ettiğini duyabildik.

Açıktır ki, deneyin anlatımı olarak; yani, duyumun anlatımı olarak, bilimsel yasaların olumlamalarının ifade edilmesine temel bir rol yükleyerek bu doktrin, bilerek realizme karşıt bir tutum alır (Paul Langevin'in mantığında, bu "realizm” materyalizm anlamına gelir. Andre Langevin'in notu). Eğer, fizikçiler, gerçeklik sözünden kaçınıyor olsaydılar; inanıyorum ki, kendilerini çok dar ve engelleyici bir şekilde bağlamış olurlardı ve hissedeceğiniz gibi, ben de fizikçiyim. Gerçekliğe, sadece diğer fizikçilerin vardığı sonuçların gerçekliğine değil, dışımızda varolan dünyanın gerçekliğine de inanmaksızın deneysel bir fizikçi olmanın çok zor olduğuna inanıyorum. Ve eğer, dış dünyanın gerçekliğini ilgilendiren bütün olumlamaların anlamdan yoksun olduğu düşünülürse; eğer, bilimimizin esas olarak kollektif olan karakteri, kendisinde karşılıklı varlıklarımızı önkoşul olarak ileri sürdüğümüz ortak ilişkimizden, bizim gerçekliklerimizden ve bilimsel bildirilerimizden ortaya çıkan sonuç olarak düşünülürse; eğer, öznellikler arasından söz edilirse; itiraf edeyim ki; öznellikleri tartışırım, ama nasıl öznellikler arasından söz edilebildiğini tartışmam; çünkü, bu durumda her birimiz, kendimizi düşünen ve hisseden, ama üzerinde hareket etmeye teşvik edeceğimiz dışımızdaki bir gerçeklik olmadığı için, eyleme teşvik etmeksizin hisseden bir özne rolüne kapatmış oluruz.

Demek ki bu tutum, esas olarak eleştirel ve analitiktir; bu da, bilgiyi genişletmenin veya yenilemenin yolunu göstermekten daha çok, kazanılan bilgilerin bir bilançosunu yapmaya, bu bilgilerin yapısını ve içeriğini formüle etmeye özgü bir tutumdur; sorunları çözmekten daha çok, onları belirtmeye özgü bir tutumdur. Pozitivist tutum, kavramları veya teorileri safdışı bırakmaya, problemlerin ve anlamı boş iddiaların geçersizliğini ilan etmeye olanak sağlar; fakat yeni kavram veya teorilerin oluşturulması için bilgileri formüle etme olanağı sağlamaz.

Demek ki, bu eleştirel tutum, yapıcı tutuma yolu hazırlamak için yararlıdır; ama kendi başına yetersizdir ve öyle görünüyor ki, bu sorunları görüşme fırsatı bulduğum fizikçiler de, sadece totolojiyle uğraşmalarını söylerken, bunun kendilerine hakaret anlamına geldiğini düşünüyorlar.

Matematikçiler, üzerinde çalıştıkları kavramların da aynı şekilde evrim geçirdiğinin bilicindedirler; şurası kesidir ki, miktar kavramı, başından itibaren, sürekli ve süreksizliğin farklı aşamalarından, bütünlükler teorisinden vs.'den geçerek gerçek bir yapı içeren, matematik veya mantık diliyle ifade edilebilir bir şeyi temsil eder ve buna matematiğin katkısı önemli bir rol oynuyor gibi görünmektedir.

Pozitivizm veya simgesel mantıkçılık, bir doktrinin içeriğini inceleyebilir; fakat, kendi anlayışı içinde matematik de dahil, o, bu doktrin içerisinde gerçek sentezler geliştirme, oluşturma, gerçekleştirme aracına sahip değildir.

 

 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe