Platon: Bir Mağaraya Ne Kadar Bilgelik Sığar?

Jörg Zittlau


Yaşamı

Platon’un yaşamında düş kırıklıklarının izi vardır. Soylu bir aileden gelen azimli bir delikanlı olarak siyasete atılmaya niyetlenir, ancak Atina demokrasisi o zamanlar yolsuzluk ve yozlaşmanın bir karikatürüdür adeta. Buna bir de Platon’un dostu Sokrates’in idam hükmü eklenir. Genç aristokrat bunun üzerine Sicilyalı tiran Dionysos’un yanına gider ve ona bir yıl boyunca boş yere bilgi ve görgü öğretmeye çabalar. Hatta despot hükümdar filozofu köle pazarında satmak için bir kalyona bindirir: “Bir filozofun değerine bak, üstelik kendisi bunu bilmiyor.” Platon bir dostu tarafından satın alınıp azat edilir ve Atina kapılarının iki kilometre dışında ünlü okulu Akademi’yi kurar. Bir düğün töreni sırasında 81 yaşında hayata gözlerini yumduğunda, onu gülerken gören bir tek kişi bile yoktu dünyada.

Platon katı bir ahlakçıydı ve birçok müridi olsa da dostu yoktu. Zaten “platonik aşk” da değil kösnül olanın, ruhların birleşmesinin bile peşinden koşmaz, sadece güzelliği, güzellik fikrini amaçlar. Normal insanların bu ilke üzerine bir ilişkileri kurup yürütmeleri elbette beklenemez.

Hasımları

Platon’un çok sayıda hasmı vardır; üstelik bunların çoğunu da kendisi edinir. Siyaset üzerinde etkili olmak amacıyla üç kez Sicilya’ya gider ve her defasında da tek parça geri dönebildiğine şükretmelidir. Ayrıca retorik gücüyle kendinden farklı düşünenleri mütemadiyen sıra dayağından geçirir, özellikle de  Demokritos’u. Zaten onun kitaplarını da yaktırmak için çok uğraşır.

Kadınlar

“Platonik aşk”ın isim babası, zayıf cins olarak gördüğü ve her türlü fitne ve kurnazlığı yakıştırdığı kadınların baş düşmanıdır. Böyle oldukları için de “karanlıkta gizlenip yaşamak” onlara uygun düşer ve orada da kalmaları gerekir. Peki ya evlilik? Platon evlilik kurumunda da aşka yer vermez, hele ki platonik aşka asla! Evlilik, başarılı çocuklar doğurmak ve yetiştirmek gibi daha yüce bir amaca hizmet etmelidir; devletin görevi de doğru eşleri bir araya getirmektir. Kendisi ömrü hayatı boyunca bekar kaldı.

Sistemi

Platon’un kitaplarla pek arası yoktur. Platon öğretisinin içsel özünün başkalarına devredilemez olduğunu düşünür, “bu konu hakkında herhangi bir yazım yok, hiçbir zaman da olmayacak, zira öğrenilebilen başka şeylerden farklı olarak onu sözcüklerle anlatmanın bir yolu yoktur.” Buna rağmen bize, çeşitli konularla ilgili fikirlerin tartışıldığı kapsamlı bir külliyat bırakır. Platon’un merkezi düşüncesi, ünlü “mağara alegorisi”nde anlatılan idealar öğretisidir. Mağara alegorisine göre görünen dünya, güneş ışınlarının mağara duvarına düşürdüğü ve biz mağara sakinlerinin, başka türlüsünü bilmediğimizden hakikat sandığı gölgelerden ibarettir. Ancak Platon’a göre gerçek dünya mağaranın dışında, güneşin ışıdığı yerdedir. Bunlar idealardır ve en yüksek varoluşa sahip olanların en tepede, en azına sahip olanlarınsa tabanda olduğu bir piramidin üzerinde dururlar. Piramidin tepesinde İyi ideası vardır. Bunun altında adalet ve erdem gibi ahlaki değerler, hemen altında matematik ve en altta doğada var olan nesnelerin, örneğin esas itibariyle bir köpeğin ya da esas itibariyle güneşin, vesaire ideaları yer alır. Kimlerin hangi idealarla ilgileneceği de Platon’a göre belirlenmiştir: Kendisi gibi filozoflar piramidin tepesinde çalışırken, doğabilimciler sıkıcı tabanla meşgul olabilirler. Bu bağlam içinde biyoloji ve fizik cephesindeki meslektaşlara da kimin borusunun öttüğünü göstermiş olur.

Platon’un Numarası

Platon’un temel ilkesi şudur: Normal dünya aslında bir gölgeler diyarıdır, gerçek idealar dünyasının kötü bir kopyası; bu idealar dünyasında da iyilerin en üstte, duyusal olan fikirlerinse en altta yer aldığı hiyerarşik bir düzen vardır. Platon dünyayı olduğu gibi kabul etmez, dünya bunu kabul etse de etmese de ona yapı ve hiyerarşiler atfeder. Bu anlayış, dünya içindeki yerlerini tanımlamakta güçlük çeken ve bu nedenle ölçüsüz kendi seçkinci sınıflarını temsil etme arzularıyla damgalarını vurmayı kafalarına koyan düş kırıklığına uğramış entelektüellerin fazlasıyla işine gelir. Platon adına mükemmel bir satranç hamlesi; çünkü düş kırıklığına uğramış entelektüellere her dönemde rastlamak mümkün, bu nedenle de sonsuza dek kalıcı bir eser yazmış oldu.

Peki Ama Platon Bugün Ne İşimize Yarayacak?

Estetler, felsefe profesörleri, Almanca öğretmenleri, edebiyat pirleri ve diğer sözde kültür paydaşları, Platon’un ne kadar mükemmel bir esere imza attığını söylemekten bıkmıyor. Peki ama bu sırf onlar böyle düşünüyor diye, Phaidon’un ilk sayfalarında esnemeye başlayıp televizyonda oynayan Clint Eastwood filmini izlemeyi tercih ettiğimiz için suçluluk mu duymalıyız? Elbette hayır, çünkü Platon hayatla ilgili pratikleri gelişmemiş bir teorisyendi ve kendisi gibiler için yazmıştı. Normal insan, gölgeli mağara dünyasında Platon olmadan da mutlu olabilir: Dışarıda yakıcı güneşin altında düşünmekten beynimizi kavurmaktansa, gölge erkek olarak gölge kadınla ya da tam tersi şekilde hayatın tadına varmak yeğdir.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe