Mutlu Olanlara

Dalai Lama


Mutlu olmanın birkaç yolu var. Bazı insanlar çok az rahatsız olurlar, aralıksız aptal bir saadet içindedirler. Hep her şeyin yolunda olduğunu düşünürler. Bizim kafa yorduğumuz mutluluk böyle bir şey değil.
Bazıları da mutluluklarını sahip oldukları maddi şeylere ya da duyusal tatmine dayandırırlar. Bu tip mutluluğun ne kadar kırılgan olduğundan bahsettik zaten. Mutlu olduğunuzu zannedip, bu mutluluğu gerçekmiş gibi algılamak, işler yolunda gitmediğinde iki kat acı çekmenize neden olur.
Kimi insanlar da mutluluklarının ahlâki tutum ve davranışlara bağlı olduğuna inanırlar, ihtiyacımız olan mutluluk budur; çunku derin ve anlamlı nedenlere temellenir ve koşullara bağımlı değildir.
Sürekli mutlu olabilmek için önce acının gerçekliğini bilmemiz gerekiyor. Moral bozucu bir başlangıç olabilir ama uzun vadede işe yarıyor. Bazıları gerçekle yuzleşmemek için ilaç kullanmayı tercih eder. Yönsuz ruhsal yollar aracılığıyla sahte saadetler arar ya da derin düşünmeye zaman bulamayacak kadar hızlı yaşar, ama sadece kısa bir ertelemedir dene-yimledikleri. Sorunlar daha güçlü bir şekilde geri donduğun-de kendilerini 'deryada' bulurlar ve Tibet'te söylediğimiz gibi "karaya ağıt yakarlar." Öfke ya da umutsuzluğa yenik düşerek başlangıçtaki zorluğu gereksiz acıyla birleştirirler.
Istırabın kaynağını anlamaya çalışın. Başka her şey gibi ıstırap da sayısız neden ve koşulun sonucudur. Duygularımız sadece bir nedene bağlı olsaydı, bu bir tek koşulu sağlamak mutluluğun sistematik bir biçimde ortaya çıkması için yeterli olurdu. Ama işlerin böyle yürümediğini çok iyi biliyoruz. O yüzden tek bir şeyin mutsuzluğumuzun sorumlusu olduğu ve onun ne olduğunu bulabilirsek acı çekmeyeceğimiz fikrini bırakalım. Acının, yaşamın ya da Budist ifadeye göre koşullanmış varoluş dongusu anlamına gelen samsaranın parçası olduğunu anlamalıyız. Acıyı negatif ve anormal bir şey olarak algılar ve onun kurbanı olduğumuzu düşünürsek perişan oluruz. Sorun bakış açımızdır. Mutluluk ancak acı olarak nitelendirdiğimiz şey bizi artık etkilemediğinde mümkündür.
Budizme göre, acının doğası üzerine tefekküre dalmak asla kötümserlik ya da umutsuzluğa neden olmaz. Bizi mutsuzluğumuzun nedenlerinin köklen olan arzu, nefret ve cehaletin keşfine götürür ve bunlardan özgürleşmemizin yolunu gösterir. 'Cehalet' kelimesiyle insanların ve eşyaların gerçek doğasını anlamamayı kastediyoruz. Bu başka iki zehiri daha açığa çıkarır. Cehalet çözüldüğünde, arzu ve nefret temel bulamaz ve acımızın kaynağı kurur. Sonuç olarak, kendiliğinden özgecil bir mutluluk deneyimleriz ve bu durum artık negatif duygulann insafında değildir.

 




 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült