Felsefe

 

 

 

Memur Türünün Hayat Bilgisi Dersi

Gustave Flaubert


Aristotales'ten Cuvier'ye, Pline'den Bainville'e, doğa bilimleri konusunda dev adımlar atıldı. Her bilim adamı araştırmalarıyla ve gözlemleriyle katkıda bulundu, dönemin insanları seyahat etti, önemli keşifler yapıldı. Genellikle tehlikeli yolculuklardan sarı, siyah ya da rengarenk kürklerle döndüler, ayının bal yediğini ve kremalı tarta dayanamadığını öğrendiklerine sevindiler. İtiraf etmeliyim ki, bunlar önemli keşiflerdi, ancak zamanımızın en ilginç hayvanı olan memur'u incelemeyi kimse aklına getirmedi. Memurlar hakkında doğru bilgiler edinmek için bu alanda yeterince okuyan, düşünen, memurları inceleyen ya da seyahat eden olmadı. Bilim adamlarının karşısına bir engel daha çıktı: Bu hayvanı hangi sınıfa sokacaklardı?

Bradypus tridactylus sınıfına mı? Çakal sınıfına ait olup olmadığı konusunda uzun süre düşündüler. Bu sorun muallakta kaldı, köpek cinsinin özelliklerinin keşfedilmesiyle ilerde çözümlenmesine karar verildi. Aslında mantık dışı yapısını bir sınıfa sokmakta zorluk çekildi. Susamuru başlığı ve uzun kıllı redingotu nedeniyle bu hayvanın suda yaşadığı düşünüldü. Dört karış kalınlığındaki yün yeleği, Kuzey ülkelerde yaşayan bir hayvan olduğunu kanıtlıyordu, sivri dişleri ve tırnakları olsaydı, etobur olduğu sanılırdı. En sonunda, Bilimler Akademisi, onu farklı aşamalara göre konumlandırdı: Ne yazık ki, memurun demir gibi sert bastonu olduğunu, bazen faytonla yılbaşı ziyaretlerine çıktığını ve köyleri yolcu arabasıyla ziyaret ettiğini tanımak zorunda kaldılar.

İnsan türünden edindiğim bilgilere dayanarak, bir hayvan bilimcinin mütevazı yaklaşımıyla, konuşmaktayım. Sık sık dairelerine yaptığım yolculuklar sırasında, buralardaki hayvanların anatomi ve davranışlarını betimlemeye yarayan çok sayıda izlenimim oldu. Bu türün bütün cinslerini, geçit memurundan kayıt memuruna, hepsini gördüm. Bu yolculuklar sırasında paramdan oldum, kendini bilime adamış, bilim uğruna iki şemsiye, on iki cilalı şapka ve altı çizme pençesi kaybeden biri için okuyuculardan destek olmalarını rica edeceğim.

Memur otuz altı ila altmış yaş arasındadır. Küçük, capcanlı, bıngıl bıngıl tombuldur. Fare kuyruğu tarzı bir enfiye kutusu vardır, kızıl bir peruğu ve mendili vardır, masa başındayken gümüş gözlük takar. Sık sık aksırır ve hapşırdığınızda, "çok yaşayın" der. Mevsimlere göre tüy değiştirir; yazın saman şapka takar; mürekkep lekelerini önlemek amacıyla üzerine mendil serdiği bir pantolonu vardır. Kunduz derisi ayakkabıları, çadır kumaşı yeleği vardır. Mutlaka kadife bir yakalık takar. Kışın, mavi pantolonuyla ve büyük redingotuyla soğuktan korunur. Balık nasıl suya muhtaçsa memur da redingotuna muhtaçtır. Kökleri Eski Kıta'ya dayanan memur, maalesef ülkemizde çok yaygındır. Hoş huyları vardır, sarıldığında kendini geri çeker. Memurlar genellikle bekar kalırlar ve bekar erkek hayatı sürerler. Yani bir kafeye gittiklerinde kasadaki bayana "Matmazel" derler, tepside duran şekeri alırlar ve bazen üç kuruşluk ince sigara içerler. Memurları çekmek ne kadar zordur!

Sigara içtiği gün memur kendini asi hisseder, güzel yazmak için kalemi dört kez açar, masadaki çocuğa bağırır, gözlüklerini düşürür, evraklarını lekeler ve buna çok üzülür.

Bazen de memurlar evlidir, erdemli ve huzurlu bir vatandaş olup durgunlaşırlar. Memur mesaisini tamamlar, saat dokuzda yatar ve yanına şemsiye almadan dışarı çıkmaz. Her pazar sütlü kahve içer, Le Constitutiorınel, L'Echo, Les Debats ve buna benzer gazeteler okur. Temmuz 1830 kararnamesinindeki hakların taraftarıdır. Ülkesinin kanunlarına saygı duyar, havai fişek gösterisi sırasında "Yaşasın Kral" diye bağırır ve her cumartesi akşamı kemerini temizler. Ulusunu korumak memuru heyecanlandırır, tambur sesini duyunca kalbi küt küt atar, yakasını sıkarak kan ter içinde, "Asker olmak ne güzel," diyerek atış meydanına koşar. Memurun karısı bütün gün evde durur, sökülen çorapları diker, eşi için kolluk diker, melodram okur ve çorba pişirir, bunlar memur karısının uzmanlığıdır.

Memur namusuna düşkün olsa da, yılışık ve laubali tavırları vardır: Daireye giren genç kızlara "güzelim" der. Ayrıca Paul de Kock romanlarının müptelasıdır, her akşam terliklerini giyip, başına siyah başlığını geçirir ve sobanın yanında bu romanları okur. Bu ilginç iki ayaklı hayvanı dairede teftişleri kağıda geçirirken görmek gerekir. Redingotunu ve yakalığını çıkarır, gömlekle çalışır, yani yün süeteriyle. Çalışma masasına eğilir, kalemi sol kulağının arkasına koyar. Büyük kağıdın üzerine yayıldığını gördüğü mürekkebin kokusunu zevkle koklayıp ağır ağır yazar, yazdıklarını diline takılan bir şarkı gibi fısıldar ve sürekli burnuyla ses çıkarır. Acele ettiğinde noktaları, virgülleri, çizgileri, "son"ları, paragrafları şiddetle yazar. Yeteneğinin doruğundadır. Arkadaşlarıyla buzların çözülmesi hakkında, salyangozlar, limanın onarılması, demir köprü ve gaz hakkında konuşur. Eğer gün ışığını engelleyen kalın perdelerin arasından yağmur yağdığını görürse, "Lanet olası! Sırılsıklam olacağız!" diye söylenir ve işine döner. Memur sıcağı sever, sürekli buharlı bir ortamda yaşar. En büyük zevki, dairedeki sobayı yakmaktır. Sobayı yaktığı zaman sevinir ve sevinçten boncuk boncuk ter damlası akar, düzenli nefes alıp verir, mendiliyle yüzünü siler. Ancak mutluluğun yükü altında boğulur ve "burası sımsıcak" demekten kendini alıkoyamaz. Coşkunun doruğundayken hararetle yazmaya başlar. Her zamankinden hızlı yazar, gözleri parlar, enfiye kutusunun kapağını kapatmayı unutur ve coşkunun sarhoşluğuyla aniden yerinden kalkar, elinde odunlarla tapınağa geri döner, çeşitli açılardan sobaya yaklaşır, cetvelle sobanın kapağını açar ve "Al sana bir kibrit daha" diyerek odun atar. Bir süre mutlu bir halde ayakta dikilir, alevin, soba borusunu gürleten güçlü ve hoş sesini dinleyedurur. Eğer daireye girerken kapıyı aralık bırakırsanız, memur öfkeden köpürür, tırnakları belirginleşir, peruğunu kaşır, tepinerek söylenmeye başlar. Defterlerin, evrakların arasından "Kapıyı kapatın yahu! Okuma yazmanız yok mu? Kapıda ne yazıyor? Açık bırakırsanız ısınmaz yazıyor". Sakın ona "memur" demeye kalkmayın, tam aksine, "sayın görevli" deyin!

Görevlinin uzun tırnakları vardır, vakit geçirmek için, en sevdiği uğraşısı onları törpülemektir. Görevli sabah gelirken cebinde ekmek taşır, masasına yerleşir, yeşil çerçeveli kasketini alır ve kahvaltısını etmek için, orda çalışan çocuğun tuzlu tereyağı ya da peynir getirmesini bekler her gün. Gün sona ermeye başlayınca, dairenin kapısını açıp lambaları yakmaya gelen kişiyi görmekten mutlu olur. Bürokratlara göre, lambaların yanması, kendileri ve benzerleri için sohbet, tartışma ve kavga konusudur. Lambalar yanar yanmaz, dilin iyi olup olmadığını inceler, ayarını kaçırdığında ya da beş-altı cam kırdığındaysa kaderinden şikayet eder ve en hüzünlü ses tonuyla ışığın gözlerine dokunduğunu ve bu yüzden yanındakinin kağıdını bile gölgeleyen kocaman kasketini taktığını sık sık tekrarlar. Yanındakiyse, karanlıkta yazmanın imkansız olduğunu söyler ve şapkasını çıkarmasını ister. Ancak akıllı memur şapkasını kulaklarına kadar geçirir, üstelik boyunluğunu da takar. Memur her pazar gösteriye gider, arka sıralarda ya da yerde oturur, perde kalkınca ıslık çalar ve vodvili alkışlar. Genç memursa arada domino oynar. Genç memurun dominoda kaybettiği de olur, bu gibi durumlarda evine dönüp bir iki tabak kırar, karısına "karıcığım" demez, Azor'u unutur, önceki günden kalan ısıtılmış haşlamayı hızla yer, fasulyelere sinirli bir şekilde tuz döker, teftişleri, karların erimesini, onarımları ve hesapları düşünerek uykuya dalar.

Sanırım genel hatlarıyla memur hakkında söylenecekleri dile getirdim, en azından okuyucunun sabrının tükendiğini görüyorum. Notlarımın arasında hala memur türünün cinslerine ilişkin gözlemlerim var, barikat memurundan gümrük memuruna kadar örnekler var, gümrük memuru bazen işveren olacak kadar yükselebilir, yazılar yazar, afişler, kitapçıklar hazırlar, gezgin memur, belediye memuru gibi hin bir örnek var. Çalışmakla geçen hayatımın uykusu/ gecelerimin sevimsiz meyveleridir bunlar. İlerde <l.ı ha güzel günlerde, siyasetin yükselen kara bulutlarının azaldığı zaman, tekrar sahneye dönüp bu zoolo|i derslerinin, toplumdaki kademelerin, barikat memurundan hazine memuruna kadar oluşan bu dev yel pazenin devamını yayınlayabilirim.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült