Masallarda İdeolojilerin Pekiştirilmesi

Olcay Bağır


İdeolojilerin yeniden inşa edilmesi televizyonlar, filmler, diziler, gazeteler, masal kitapları gibi kültürel ürünlerle mümkün olur. Bunlar içinde masallar en önemlileridir çünkü masalların içinde şifrelenmiş gizli mesajlar bizim bilinçaltımıza kodlanıyor ve aslında ilerideki değer yargılarımızın temelini atıyor, gelecekte nasıl davranmamız gerektiğini kodluyor zihnimize. “Masallar ve Toplumsal Cinsiyet" kitabında Melek Özlem Sezer in dediği gibi: “Çocukken altbene işlemiş kodlar, ideolojik bir araç olarak işlevselliğini özellikle kadın karakterler üzerinde baskıyla sürdürüyor ve doğal olarak erkek kimliğini de etkiliyor.”

İpek Artun'z göre masal, içinde var olduğu toplumun kurallarını, kodlarını, kültürel değerlerini, baskın düşüncelerini gelecek nesile miras olarak bırakır. Genel çerçevesiyle bakıldığında özellikle toplumun gözünde masum bir tablo çizen masal, aslında toplumun temel dinamiklerinin yeniden üretilmesine önemli katkı sağlayan bir kültürel üründür.

Masal öğretisini bilinçaltında, fark edilmeyen, bu nedenle de uğraşılmayan bir mekanizmayla işletir. Asıl tehlike de bu görünmezlikte yatar zaten. (Sezer, sf.19) Geleneksel kadın erkek rollerinin masallarda pekiştirilmesi, kadının eve bağımlılığının yüceltilmesi, dış güzelliğin önemli olduğunun işlenmesi ve romantize edilen evliliğin büyülü bir kurtuluş umudu olarak sunulması gibi ideolojik mesajlar masalların göründüğü kadar masum olmadıklarım gösterir niteliktedir. Her ne kadar örtülü bir anlatımı olsa da, bilinçaltı simgelerini olağanüstü bir ustalıkla kullanan masal, alıcısına mesajlarını iletmekte güçlük çekmez.

Masallarda İktidar

Masal bilinçaltı simgelerini ve genetik hafızayı kullanarak, görünür öykünün altına bambaşka bir öykü, iktidara hizmet eden ideolojik bir ileti düzeni kurar. İktidara ihtiyacı sorgulayan masallar yerine; iktidarı yücelten, olumlayan ya da sorgulamadan uzak “olmazsa olmaz” olarak işler. Masallarda çocuk için bunun karşılığı büyüklere itaat, halk içinse iktidarı ve sosyoekonomik yapıyı kabul etmektir. Fakir genç, kral kızıyla evlenerek kral olur. Ama krallık denen şeyin özüyle uğraşılmaz, yalnızca kahramanın konumu değişir. Tahta çıkan, bir yapı bozucu değildir. Değerlendirme daha önceki kralın kötü kalpli olması gibi sübjektif öğelerle yapılır. Değişen kralın kendisi olur, krallık düzeni aynen devam eder ve o düzeni sorgulamak kimsenin aklına gelmez.

Kadının Güzel Olma Zorunluluğu

Masallarda işlenen ideolojik anlatıya göre kadın, toplum tarafından kabul görmek ve saygın olmak istiyorsa kesinlikle güzel olmalıdır. Ayrıca evlenilme niteliğine sahip olmak istiyorsa da güzel olmak zorundadır. Masallardaki çirkin kadınlar, prensler ya da diğer erkekler tarafından seçilmedikleri ve beğenilmedikleri için evlenemezler, güzel olmadıkları için evde kalmaya mahkûmdurlar.

Artun, “Daha adınızı bile bilmiyorum fakat sizinle evlenmek istiyorum” diyen Sindrella masalındaki prensi hatırlatarak şunları söyler: “Prens, Sindrella’yı tanımamasına, henüz adını bile bilmemesine rağmen güzelliğinden o kadar etkilenmiştir ki evlenmek için kadının başka bir özelliğine bakmaya bile gerek görmez. Zaten Prens, Sindrella balo salonuna girer girmez onun güzelliğinden büyülenerek onun evlenilecek bir kız olduğunu saptamıştır.” Sezer de bir başka masaldan örnek gösterip aynı şeye vurgu yapar: “Öpücükle hayata geri dönen Pamuk Prenses’in öpülme nedeni erkeğin sevgisi değil, kızın güzelliğidir.”

Yine klasik masallardan biri olan Pamuk Prenses’den örnek vermek gerekirse; ölen Pamuk Prenses için çok üzülen cüceler onu camdan bir tabutun içine koyar. Tabutun camdan olmasının tek nedeni prensesin güzelliğini seyretmektir. Dolayısıyla güzellik kavramı o kadar takıntı haline getirilip abartılı bir anlatımla vurgulanmıştır ki ölü bir insanın bile güzelliği seyredilmeye değerdir.

Masallarda güzellik kavramıyla ilgili söylenebilecek şeylerden biri de çirkinlik ve kötülük kavramlarının eş görülüyor olduğudur. Masallarda çirkin olanlar hep kötü yürekli olanlardır. Bunun tam tersine güzel olanların kalpleri de güzeldir ve çirkinler tarafından hep ezilirler. Sindrella’daki üvey kardeşlerin Sindrella’ya karşı olan kötü tutumları ve çirkinlikleri yüzünden evde kalmaları buna bir örnektir. Oysa çirkin kardeşlerin tam tersine Sindrellanın narin, zayıf bir bedene sahip olduğu masalda defalarca tekrarlanmıştır.

Yine Artun'a göre kadının güzel olmak için zayıf olmaktan başka seçeneğinin olmaması ve her fırsatta rejim yapmaya zorlanmasının bir örneğini yine Sindrella’da gözlemleyebiliriz. Prensin düzenlediği baloya katılabilmek için Sindrellanın üvey kardeşleri haberi duyar duymaz zayıflamak için rejime başlarlar.

Gerçekte güzellik, tek başına işlevi olan bir şey değildir. Etkisini de, bu etkinin yönünü de güzelliğe bakan taraf belirler. Pamuk Prenses masalında prensin prensesi uyurken öpmesi bile etken/edilgen rolleri açık bir şekilde ortaya koyarak erkeğin otoritesini simgeler. Masallarda erkeğin otorite sahibi olması direk olarak vurgulanmasa bile dolaylı yollardan anlatılmıştır. Örneğin Kurbağa Prens masalındaki prenses evlenmek istediği zaman babasının iznini alması gerekmektedir. Babalar izin verirse evlenilebilinir aksi takdirde evlilik söz konusu bile değildir. Baba figürünün olmadığı Pamuk Prenses, Sindrella gibi masallardaysa, onları koruyup kollayan figür (yani baba) olmadığı için prenseslerin başına olmadık kötülükler ve eziyetler gelir.

Masallarda prensesleri kapatıldıkları kuleden, devlerin elinden, ejderhaların mağaralarından, cadıların büyülerinden ya da kötü kalpli üvey annelerinin zulmünden kurtaran hep erkekler olmuştur. Yani aslında masallar sadece kadınlara değil erkeklere de basmakalıp roller biçiyor. Onlar da her zaman güçlü, kuvvetli, mantıklı, doğru kararlar alan ve birini kurtarma vazifesiyle donanmış haldeler.

Masum Güzel ve Femme Fatale

Masallardaki güzellik üzerinden yürüyen kadınlık öğretisi genellikle ikiye ayrılır: Masum güzel ya da zeki güzel. İki özellik çok nadiren aynı kadında bulunur. Eğer söz konusu masum güzelse mutlu son kaçınılmazdır ancak söz konusu kötü olan kadın ise bu femme le'dir ve mutsuz olup cezalandırılmaya mahkûmdur. Çünkü zeka ve güzellik birleştiğinde masumluk yok olur. Tam da bu sebepten ötürüler hep cadı kadın olarak gösterilirler.

Kullanılan iyi-kötü, güzei-çirkin gibi zıtlıklar masalı okuyan çocukların kendilerine hangi modelleri seçeceğini büyük ölçüde kolaylaştırır. Çocuklar boyun eğen, güçsüz, edilgen, sadece güzelliğiyle var olan masum prenseslerin tarafında olmak zorundadır. Çünkü onun tam tersi özelliklere sahip kadın, kötü olarak tanıtılıyordun Zekasıyla var olan, kendi ayakları üzerinde duran, prenslerin yardımına/kurtarmasına ihtiyaç duymayan kadın tipi kötü karakterlerle özdeşleştirilmiş, cadı, üvey anne gibi olumsuz tipler onlara uygun görülmüştür.

Sezere göre masallarda kadının tek katlanılabilir özelliği güzelliğidir ve bağımsız karakterdeki zekayla birleştiğinde iticidir. Çünkü kendinin mülkü olması tehlikesini yaratır. Oysa sıradan erkek, bir varlığın güzelliğiyle yetinmez, o güzelliğin efendiliğini de ister.

Güzel ve masum prensesler çok kötü günler geçirmelerine rağmen her türlü acıya alışırlar, boyun eğerler ve asla karşı çıkmazlar, kendilerine söylenen her şeyi kabul ederler ve istisnasız baştaki otoriteye hep itaat ederler. Çektiği acılar yüzünden harap olmuş kadınlar masallarda en çok işlenen figürken, buna karşı çıkan, dimdik, cesaretli, iradeli kadınlar ana akım masalların konusu olamazlar.

Masallarda Bağımlı Kadın Tipleri

Pamuk Prenses başına gelen belalardan ders çıkarmayan, kendi aklıyla önlem, hatta ev işleri dışında sorumluluk almayan, her şeye safça inanan, düşünsel değil, bedensel çaba harcayan biridir ve belki de bu yüzden ideal kadın tipidir. Her zaman himaye ister. Zenginliği de yoksulluğu da başkalarına bağlıdır. (Sezer, sf. 90)

Klasik masalların neredeyse hepsinde bir prenses evlilik çağma gelinceye kadar hanım hanımcık sarayında oturur. Sarayından bir şekilde ayrıldığı zamanlarda (evden kovulma, kaçma, kaçırılma, büyü vs.) başı dertte demektir. Bir beyaz atlı prensin gelip onu kurtarmasını ve telli duvaklı gelin olup evlenmeyi bekler. Prenses zor duruma düştüğünde; örneğin yırtık pırtık elbiselerle sokakta kaldığında, en sevdiği meyveden zehirlendiğinde ya da kuleye kapatıldığında bir prens tarafından kurtarılıyor. Ulaşılmaya çalışılan nihai mutlu son hep evlilik. Kadınlar evlenene kadar Uyuyan Güzel ya da Rapunzel’in hayatını sürmekteler.

Kadının eve bağımlı olması durumu masallarda bilinçaltına işlenmiş durumlardan biridir. Örneğin, eğer

Sindrella eve gece 12’den önce dönmezse at arabası balkabağına, sürücüsü güvercine ve atları da fareye dönüşür. Bu anlatı bize gece saat 12’den sonra dışarıda kalan kadının cezalandırılışını yeniden hatırlatıyor. Dolayısıyla gelecek neslin kadınlarına geceleri dışarı çıkmamaları, erkeklerine ise geceleri kız kardeşlerini, karılarını ve kız çocuklarını dışarı çıkarmamaları sembolik temsil ile anlatılmakta ve bilinçaltlarına işlenmektedir. Masallarda erkeğe biçilen rol dışarıda kahramanlık yapması iken, kadının payına ise evde oturmak, ev işleri yapmak, varsa çocuğa bakmak gibi görevler düşmektedir.

Sezere göre çocukluk oyunları da kıza kalmanın, oğlana gitmenin simgelerini aşılar. Oğlan çocuğu tahta atla, arabayla, kılıçla, sapanla macera alıştırması yaparken; kız bebekle evcilik oynar. Biri dışsal olanı, yabancılarla ilişki içine girmeyi; diğeri ise içsel olanı ve onun ilişkilerini benimsetir. (sf. 37)

Kadın eve bağımlıyken, erkek dışarıdaki işlere yönelir. Kadının evde oturmasını meşrulaştıran birçok tarihi teori vardır. Bu teoriler, ilk çağda kadının biyolojisinden dolayı avcılık ve toplayıcılık işlerinin bölüşülmesinden başlayarak, sanayi devrimine kadar uzanmaktadır. Masallarda da bu geleneksel söylemler zinciri kırılmamakta ve bu zincir evcil kadınlar ve özgür erkekler olarak tekrarlanmaya devam edilmektedir.

Hansel ve Gretel, cadının şekerden evi sayesinde kandırılır. Ev işleri yapması ve sürekli yemek yiyip şişmanlaması için eve kilitlenen Gretel; dışarıda çalışmak için

Artun'a göre masallardaki prensler, kurt, avcı, kurbağa ya da cüceler bu anlatı şekillerine uygun olarak düşünülebilir. Bu tiplemeler dışarıda hiç bir tehdit almaksızın özgürce dolaşarak herkesle konuşabilmekte ancak; kadının yabancılarla konuşmaması, özellikle geceleri sokakta kalmaması, dikkatli olması ve çabucak gideceği yere gidip gelmesi defalarca tekrarlanmaktadır. Bunun bir örneği annesinin Kırmızı Başlıklı Kıza onu tembihlemek için söylediği sözlerdir: “Kulübeye giderken sakın yolda oyalanma. Tanımadığın kimselerle konuşma. Ona buna takılma. Sakın ormana dalıp yolunu uzatma. Tamam mı benim Kırmızı başlıklı güzel kızım?” Annesinin öğütlerini unutan Kırmızı Başlıklı Kız diğer popüler masallarda da olduğunu gibi beklenen bir sonla biter. Sisteme aykırı bir davranış sergileyip, yolda giderken kurtla konuştuğu için cezalandırılır. Kurt hem Kırmızı Başlıklı Kız’ı hem de ninesini yer... Artun, buradaki mesajın “eğer evinde oturmazsan dışarıda başına kötü şeyler gelir, özellikle de erkekler tarafından kötü şeylere maruz kalırsın” olduğu kanısındadır. Bu masaldan çıkarılan mesajın sonucu dışarıya korkuyla veya ürkeklikle bakan güvensiz kız çocuklarıdır.

Evlilik

Masalların işlediği kodlardan biri de evliliktir. Evini asla terk etmeyen ve ataerkil toplum düzeninin kalıplarının dışına çıkmayan kadın masallarda hep mutlu sonla ödüllendirilir, yani evlilikle.

Masalarda evlilik her derdin devasını içerir. Çirkin güzelleşir, yoksul zenginleşir, kötü huylar düzelir, düşmanlar cezalandırılır. Evlilik statü kazanmanın, sınıf atlamanın en hızlı ve en kesin sonuç veren yöntemidir. (Sezer, sf. 131)

Her ne kadar masallarda mutlu sondan sonra prens ve prensesin ne olduğu “mutlu yaşadılar” diyerek geçiştirilse de kanımca masallarda evlilikle birlikte kadının rolü değişmemiş, aksine pekişmiştir. Yine evinde/sarayında oturan, ev işi yapan kadınlar bunlara ek olarak anne olmuş ve bu kez de bebekle ilgilenmeye başlamıştır. Erkek ise elbette dışarıda kahramanlıktan kahramanlığa koşmaya devam etmektedir.

Masallarda kadınların yemek, temizlik, dikiş gibi ev işlerini yapması, hamaratlığın da altbene işleyen kodlardan olduğunu ortaya koymaya yeter. Sarayın, prensesin hizmetçilik yapmasına hiç mi hiç ihtiyaç duymayacak zenginlikte olmasına rağmen sarayda temizlik yapmayı içselleştiren ve özümseyen Pamuk Prenses ormanda kaybolduğunda ilk kez gördüğü bir evin içerisine korkusuzca girip hemen temizlik yapmaya başlar, o da yetmez, yemek yapar.

Yine masallardan örnekle; Sindrella’nın öğütlediği en önemli değer hiç kimseye hayır diyememe ve hamaratlığa gizli övgüdür. Üvey anne ve kardeşlerine boyun eğip tüm ev işlerini itiraz etmeden, adeta kaderci bir anlayış içinde başına gelenleri kabullenen Sindrella, kendini kurban etmenin veya adamanın bir erdem olduğu fikrini yerleştiriyor.

Sonuç:

Klasik masallarda baskın olarak vurgulanan ideolojiler, kadının güzel olma zorunluluğu, kadının bağımsızlık korkusu, evcil ve itaat eden kadın modelleri, ataerkil toplumun egemen dili ve düşünceleriyle hikayeleştirilmiştir.

Artun'a göre masal, toplumsal bilincin yansımasıdır. Kuralları ve değerleri prensesler, prensler, periler ve kahramanlar aracılığıyla gelecek nesile aktarma rolüne sahiptir. Dolayısıyla masallar toplum tarafından masum olarak nitelendirilir ancak tam tersine masallar, çocukların yetişkin yaşamındaki karakterinin oluşmasına zemin hazırlar.

Masallar, toplumsal kodları çocukların hayal gücüne ulaşarak onların bilinçaltlarına enjekte eder. Yetişkin karakterlerin bulunduğu masallar çocuklara olgunlaştıklarında toplumsal cinsiyet dağılımının ne şekilde olacağını öğretir. Masalların tasarımı toplum kültürünün yeniden oluşumunu, erkeğin bağımsız, mantıklı, otorite sahibi, özgür rolleriyle işlerken, kadınınkini ise bağımlı, erkeğine, çocuğuna bakan, duygusal ve evcil rolleriyle işler.

Kaynakça:

Melek Özlem Sezer, Masallar ve Toplumsal Cinsiyet, (3. Basım) Evrensel Basım Yayın, 2012.

Ahmet Sarı, Cemile A. Ercan, Masalların Psikanalizi, Salkımsöğüt Yayınları, 2008.

Artun, Masallar ve Toplumsal Cinsiyet: Kadın Kimliğinin Ataerkil Söylemlerle Yeniden Yapılandırılması (Makale), http://iletisim.ieu.edu.tr/kanne/?p=265 (Erişim Tarihi: 25.07.2015)

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe