Mantığa Göre Tanım Ve Anlamı

A. Kadir Çüçen


Aristoteles’e göre “Tanım özün araştırılmasıdır.” Bu nedenle, bir şeyin ne olduğunu, yani özünü bilmek için onun tanımını yapmak gerekmektedir. Tanım; bir şeyin veya bir kavramın özünün ne olduğunu söylemektir. Bu nedenle tanım konusu klasik mantıkta çok önemlidir. Çünkü tanım bir tür öz belirlemesidir.

Tanım konusu itibariyle bilgi, yani bir şeyin ne olduğunu veren bilgidir. Bu nedenle, tanım bir terimin ana karakterlerini ya da özelliklerini belirleyen zihinsel işlemdir. Böylece tanım bir şeyi aynı cinsten olanlarla bir araya getiren ve farklı olanlardan ayıran zihinsel ifadedir.

Tanım bir şeyin ne olduğunu ya da adının ne anlam içerdiğini ifade eder. Bu anlamıyla tanım “Bu nedir?” sorusuna verilen yanıttan başka bir şey değildir. Bu nedenle, tanım bir adın ne ifade ettiğini açıkladığı gibi bir nesneni özünü, yani ne olduğunu da söyler. Örneğin; “Elektron teriminin anlamı nedir?” sorusu, “elektron” diye adlandırılan adın ne ifade ettiğini sormak ve araştırmaktır. “Varlığın özü nedir?” sorusu ise bir adı değil bir şeyin özünü sarmak ve araştırmaktır.

Terimin bir kavramın dilsel ifadesi olduğunu daha önce söylemiştik. Bu nedenle terim ancak bir şeye karşılık gelir. Hiçbir terim kendi başına tanım olamaz. Ancak kavramlardan oluşan tanımlar bir konu hakkında yeterince bilgi verebilir. Böyle tanımlar ise önermelerdir. Örneğin; “insan” ve “düşünen” iki ayrı kavramdır. Her ikisi de kendi başlarına insanın ne olduğunu tanımlayamaz. Fakat “İnsan düşünendir.” önermesiyle yaptığımız ifade biçimi bir tanımlamadır.

Tanım olan bir önermede iki öge vardır: 1. tanımlanan 2. tanımlayan. Tanımlanan önermenin öznesidir. Tanımlayan ise yüklemdir. Özne yüklem arasındaki bilgi ilişkisi tanımların türlerini belirlemektedir. Özneye yüklem olan kavram, özne olan kavramın kaplamına veya içlemine bir şey katıyorsa bilgi verici tanım olabilir. Tanımlar kaplama, içleme ve tanımlanana göre üçe ayrılırlar.

1. Kaplamsal Tanımlar

a. Adsal Tanımlar

Bir adın ne anlama geldiğini ifade eden açıklamalardır. Bu nedenle. Ad tanımı tanımlayana göre belirlenir. Ad tanımları tanımlayanların uzlaşıma giderek yaptıkları keyfi tanımlardır. Mantık açısından en mükemmel olan tanım olmalarına rağmen yeni bilgi vermezler. Örneğin A, A’dır biçiminde yapılan totolojik tanım özdeşlik belirlemesinden başka bir şey değildir. Bir şeyin tanımlanmasını uzlaşma ile elde edersek bu tür tanıma ad tanımı denir. Ad tanımları keyfi uzlaşımla elde edilir. Örneğin “reşit olmak” ile 18 yaşında veya büyük olmak aynı şeydir. Burada bir uzlaşım yani genel bir kabul söz konusudur.

Ad tanımları yapılırken zihin iki işlem sürecine tabi olur. Önce zihin bir kavram ortaya koyar. Örneğin; “reşit olmak”. Sonra da bu kavramın anlamını veren içeriği keyfi ve uzlaşım yoluyla belirler.

Yapılan bu zihinsel işlemde nesnesi olmayan bir şeye ad verilir. Çünkü “reşit olmak”ın karşılığında bir nesne yoktur. O sadece isimlendirme, yani adlandırmadır. Fakat ad tanımları düşünmeyi kolaylaştıran bir işleve sahiptirler.

b. İçkin Tanımlar

Adsal tanımların tam uzlaşımla elde edilmesi halinde bunlara içkin tanımlar da denir. Matematikteki tüm kavramların tanımları böyledir. Örneğin; “üçgen”in tanımı her yerde ve herkes için aynıdır.

2. İçlemsel Tanımlar

Tanım (definition) ile betimleme (description) arasında fark vardır. Tanım öze ait, betimleme ilintiye aittir. Öze ait bir belirleme o kavram ya da şeyin ne olduğunu açıkça ifade ederek diğerinden ayırır. İlintiye ait olan ise bir kavram ya da şey hakkında bazı bilgiler verir ama onu açıkça ve tam olarak ne olduğunu belirtmez. Definition, yani özü verene özsel tanım; description, yani ilintiyi veren de ilintisel tanım denir. İslam mantıkçıları bu tanımları tam ve eksik tanım olarak ikiye ayırırlar. Böylece dört tanım biçimi ortaya çıkar. Bu dört tanım biçimine Beş Tümele göre yapılan tanımlar denir.

a. Beş Tümele Göre Yapılan Tanımlar

Beş tümele, yani cins, tür ve ayrım üzerine yapılan içlemsel tanımlar dört türlüdür:

1) Eksik ilintisel tanım: Bir şeyin ilintileriyle ya da uzak cins ve ilintisel ayrımına dayanan tanımdır. Örneğin; “İnsan iki ayaklı varlıktır.” tanımı insanı uzak cinsi ve ayrımı gözetilerek yapılmıştır.

2) Eksik Özsel tanım: Bir şeyin uzak cins ve yakın (türsel) ayrımına dayanan tanımdır. Örneğin; “İnsan düşünen varlıktır.” tanımı da insanı tam olarak tanımlayamaz; çünkü uzak cinsi varlık temele alınarak yapılmıştır.

2) Tam ilintisel tanım: Bir şeyin yakın cins ve ilintisel ayrımına dayanan tanımdır. Örneğin; “İnsan iki ayaklı hayvandır.” tanımı da yakın ya da özsel (türsel) ayrımı veremediği için yine ilintisel tanımdır.

4) Tam özsel tanım: Bir şeyin yakın cins ve özsel, yani türsel ayrımına dayanan tanımdır. Örneğin; “İnsan düşünen hayvandır.” tanımı insanın ne olduğunu verebilen en mükemmel tanım olması bakımından tam ve özsel tanımdır. Aristoteles’e göre yakın cins ve türsel ayrımla yapılan tanımlar diğer üçüne göre daha yetkindir.

b. İçleme Göre Yapılan Tanım Gerçek Tanım

İçleme göre yapılan tanıma gerçek (nesne) tanım da denir. Çünkü nesne tanımı keyfiliğe göre değil nesnenin doğada gerçekten var olma özelliği doğrultusunda yapılır. Bir şeyin neden meydana geldiği söylenerek gerçek tanım yapılır. Bu tanımda, tanımlayan değil tanımı yapılan tanımın ne olduğunu belirler. Tanımlayanın keyfi ya da uzlaşımcı tutumu değil o şeyin neden öyle olduğu, tanımın özünü ifade eder. Genelde nesne tanımlarını doğa bilimleri kullanır. Bir şeyin ne olduğunu sorarsak bu nesne tanımını verir. Örneğin; “İnsan nedir?” sorusu “İnsan düşünen hayvandır.” tanımım verir. Bu bir nesne tanımıdır; çünkü insanı içlemi ile tanımlamaktadır.

3. Tanımlanana Göre Tanım Çeşitleri: Adsal ve Gerçek Tanımlar

Tanımlananın durumuna göre de tanımlar ad tanımları ve gerçek (nesne) tanımları olarak ikiye ayrılır.

Ad tanımları biraz önce belirttiğimiz gibi keyfi ve uzlaşımsal tanımlardır. Buna karşılık nesne tanımları uzlaşıma veya isteğe göre değil nesnenin gerçekliğine göre yapılır. O halde ad ve nesne tanımları içlemsel ve kaplamsal olmanın yanında tanımlarına göre de ayrılarak incelenebilir.

Adsal tanımlar zihnin dışında varlığı olmayan kavramları, yani öznenin keyfi olarak meydana getirdiği kavramları ifade eden tanımlardır. Örneğin; “Anka kuşu” öznenin yaratığı ve düşüncesinde tasarladığı bir kuştur. Özne düşüncesinde bir kuş oluşturur ve adına da “Anka kuşu” der. Buna karşılık, gerçek tanım zihnin dışında var olan nesnelerin ne olduğunu ifade eden tanımlardır.

Adsal tanımlar ne ispat edilebilir ne de çürütülebilir; çünkü deney ve gözlemle doğrulanamaz. Onlar öznelerin keyfi uzlaşmaları sonucu elde edilmiştir. Fakat gerçek tanımlar bir gerçekliği ifade ettiğinden hem ispatlanabilir hem de çürütülebilir.

Adsal tanımlar hem kaplama hem de içleme göre yapılırken gerçek tanımlar yalnızca

içleme göre yapılır. Çünkü onların kaplamı zaten bellidir. Bu tanımlarda amaç içlemin ne olduğunu bularak tanımın yapılmasıdır.

4. Tanımın Koşulları

Bir şeyin tanımını yaparken uyulması gereken kurallar şunlardır:

a. Tanım Tam Olmalı

Tanımı yapılan şeyin içine giren her şey tanımda verilmelidir. Tanımı yapılan şeyin kapsamı dışında kalan şeyler tanımın da dışında tutulmalıdır. Örneğin; “İnsan iki ayaklı hayvandır.” tanımı tam değildir; çünkü iki ayaklı olan kuşları tanım dışarıda bırakmamaktadır. Buna karşılık, “İnsan düşünen hayvandır.” tanımı tam bir tanımdır.

b. Tanım Açık Olmalı

Bir şey kendisinden daha açık olmayan başka bir şeyle tanımlanmamalıdır. Çünkü kendisi açık olmayan bir şey başka bir şeyi eksik ve yetersiz tanımlar. O halde, tanımda geçen her şey açık ve seçik olmalıdır. Örneğin; “İnsanın vicdanı kalbinin temiz olmasıdır.” önermesi açık olmayan bir tanımdır; çünkü bu tanımda kalbin temiz olması açık ve seçik değildir.

c. Tanımda Kısır Döngü Olmamalı

Bir şeyin tanımında bilinmesi gereken şey kendisine bağlı başka bir şeyle tanımlanmamalıdır. Eğer bir tanımda bilinmesi gereken yine o tanıma bağlı olarak yapılıyorsa bu bir kısırdöngüyü içerir. Örneğin; “önerme; Özne, yüklem ve bağlaçtan oluşan bir yargı cümlesidir.” tanımını yaptıktan sonra “özne, önermede geçen bir öğedir.” tanımını yaparsak tanımda kısırdöngü olur; çünkü önermeyi Özneyle ve özneyi de önerme ile tanımlıyoruz.

5. Tanımlanamazlar

Her şey tanımlanabilir mi? Kaplamsal açıdan her şeyin tanımı yapılabilir; fakat içlem açısından her şeyin tanımı yapılamaz; çünkü bazı kavramların içlemini belirlemek olanaksızdır veya daha açık yapmak zordur. İçleme dayalı tanımı yapılamayan tanımlanamazlar şunlardır:

a. Duyu Deneyimleri Tanımlanamaz

Duyu organlarıyla doğrudan elde edilen duyu deneylerinin tam tanımı yapılamaz. Örneğin; “renkler”, “sesler”, “tatlar” vb. duyu deneyleri tanımlanamaz; çünkü onlar ancak yaşanır. Herhangi bir şeyi hiç tatmamış birisine o şeyin tadının ne olduğunu tam olarak tanımlayamayız. Doğuştan kör birisine hiçbir zaman renkleri tanımlayamayız.

b. Duyguların Tanımı Olmaz

Belli bir duyguyu hiç yaşamamış bir kimseye o duyguyu tanımlamak olanaksızdır. Hiç aşık olmayan birisine aşkın ne olduğunu tanımlamak olanaksızdır; çünkü onun ne olduğunu anlayamaz; çünkü onu yaşamamıştır. Hatta aşkı yaşamış birisine bile aşk duygusunu tanımlayamayız; çünkü bu duygu bireysel, yani özneldir ve tanımlanamaz.

c. Üstün Cinslerin Tanımı Olmaz

En iyi tanım yakın cins ve türsel ayrımla yapılan tanımdır. Üstün cinslerin yakın cinsi ve türsel ayrımı yoktur; çünkü bunların kendisinden daha üstün cinsleri ve ayrımları yoktur. Bunlar cinstir ve hiçbir zaman başka bir cinse tür olmazlar. Bu nedenle tanımlanamazlar. Örneğin; “Tanrı” kavramı en üstün cins olarak tür olamaz. Tür olamadığı için de bir içlemi ve ayrımı yoktur. Varlık, zaman, mekan, birlik ve çokluk gibi kavramlar da tanımlanamaz kavramlardır. Yalnızca bazı soyutlamalar ve benzetmelerle kaplama ilişkin tanımları yapılabilir.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe