Krallar Ve Diktatörler

Wang An-Şı


İnsanlık, hakseverlik, iyi davranış, sadakat, dünyanın, ahlak esaslarıdır; bu noktada krallarla diktatörler birdirler. Kralla diktatör ameli faaliyetlerinde birdirler; peki nasıl oluyor da şöhretleri başka başka oluyor?

Yürekleri başka başkadır da ondan. Yüreklerinin bu başkalığından ötürü de hareketleri başka başkadır. Hareketleri başka başka olunca başarıları da bir olamaz. Başarıları bir olmayınca da şöhretleri eş olamaz.

Kralın içi, dış aleme şartlar koşmaz. Bununla beraber, insansa hakseverse, davranışı iyi ise; sadıksa, bütün bunları, yapması lazım olduğunu hissettiği için yapar. İnsanlık, hakseverlik, iyi davranış ve sadakat, şahsının birer sıfatıdır; o, bu sıfatlan hükümet işlerine nakleder. Onun için memlekette herkesin yüzü ona çevrilmiştir. Bir kralın hükümet ilkesi şudur ki o her şeyi kendi içinde aramak zorunda olduğunu, başkasında aramamak gerektiğini bilir. Bilir ki başkasında ararken, o başkası, dönmüş, değişmiştir bile...

Diktatörler başkadırlar. Aslına bakılırsa, hiçbir zaman insaniyetli değildirler, ama halkın, bu insaniyetsizliklerinden nefret etmesinden korkarlar. Onun için, hiç durmadan insan görünürler. Aslında hiçbir zaman haksever değildirler, ama haksever olmamalarından halk nefret edecek diye korkar, onun için de hiç durmadan, hakseverlik gösterirler. iyi davranışla sadakatte da böyledir. Neticede: diktatörler, aslına bakılırsa, yalnız kendi faydalarını düşünürler, fakat istedikleri gibi görünmek için kralların davranışını kopya ederler. Bütün hareketlerinde biricik korkulan: halkın kendilerini görmemesi memleketin kendilerini duyamamasıdır.. Yürekleri başkadır, demekle, işte bunu demek istemiştim.

Çin’deki diktatör kont Huan, Tsao prensinin kılıcının tehdidi altında memleketi geri vermeği vaat etmişti. Memleketi geri vermek onun niyeti değildi; ancak, ölümden yakayı kurtarmak için vaat etmişti.

Tam bir kralın ahlak telakkisine göre, geri verilememesi gerekirdi/ Ama kont Huan gibi bir adam bunu yapar işte ...

Çin’den diktatör kont Wen, Yüan’a karşı seferinden üç gün sonra geri dönmeği vaat etmişti. Üç gün geçtiği halde Yün teslim olmamıştı. Tam bir kral, daha fazla beklemek, teslim oluncaya kadar beklemek cüretini kendinde bulurdu. Ama kont Wen çekilir işte... Çünkü halka, sözünün eri olduğunu göstermek istiyordu. Bu kimselerin bütün öteki hareketleri, insanilikleri, hakseverlikleri, sadakatleri. numune diye gösterilecek başarılan; tıpkı böyledir. Onun içindir ki davranışları başka başkadır, demiştim.

Bir kralın büyüklüğü, yer ile gök misalidir. Yer ile gök yaratığın iltifatı peşinde koşmazlar; buna rağmen, her yaratık, tabiatınca hakkı olanı alır. Her yaratık da, tabiatınca hakkı olana nail olunca, bunun yer ile göğün bir eseri olduğunu bilmez. Bunun gibi, krallar, halkın teveccühü peşinde koşmazlar, buna rağmen halk layık olduğu muameleyi görür. Halk da doğru muameleyi görünce, bunun kralın bir iyiliği olduğunu aklından bile geçirmez.

Diktatörler başkadırlar. İnsanlığın hamileri gibidirler, biri üşüyor mu, ona elbise verirler, biri aç mı ona yemek verirler. Halk, benim iyilik eden biri olduğumu bilir; bilir ama benim iyiliğim genişliğine yayılmaz. Onun içindir ki, başarılan başka başkadır, dedim.

Krallarla, diktatörlerin ahlak ilkeleri başka başkadır. Krallar tam olan hakseverliklerini tatbik ederler, böylece kendi menfaatlerine de kendiliğinden erişirler; halk ise peşlerinden gider. Hatta istemese de, fayda kırata kendiliğinden gelir.

Ama faydalarını düşünmeyen, kralların davranışlarını kopya etmeden halkı idare etmek isteyen diktatörler bulunsaydı, halk bunların da peşinden gitmezdi.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe