Felsefe

 

 

 

Karalama Defterinden Aforizmalar

Hegel


Bir parti ancak kendi içinde parçalandığı zaman partidir. Birlik çabaları içinde, kendi içindeki farklılıkları yıkması gereken Protestanlık da böyle,bu durum onun artık böyle bir birlik olmadığına bir kanıttır. Çünkü parçalanmada içsel farklılıklar kendilerini gerçeklik olarak kurarlar. Protestanlığın ortaya çıkmasıyla, Katoliklikten tüm sapmalar sona erdi. Artık Hıristiyanlığın doğruluğu sürekli olarak kanıtlanmış olacak, (gerçi) insan kimin için olduğunu bilmese de,çünkü ne de olsa bizim Türklerle bir ilgimiz kalmadı.

"Yüze ya da fizyonomiye bir pipo yerleştirmek". Bu şiir değil mi? Pipoyla ilgili olan ve onun kendisinde görünmesini sağlayan tüm bireysellik, burada tam nesnellikle öznel olmayan bir şey gibi konmuştur, tıpkı bir duvar üzerindeki bir çizim gibi, sanki arkasında bir şey varmışçasına eli pipoyla birleştirmek. Ben bu ifade tarzını bütünüyle yavan fikirli satıcı takımından duymuştum.

Şimdi bilim ne değil ki! 'Teras ustası ya da bütünü ile teras sanatı". Böylece bilim olarak turp yetiştirme, baca yapımı, büyükbaş hayvan yetiştirme v.b.

"Boyunduruk altına alınmış delikanlı." Sommers Novellen, s.391. Bu Yunanlıların olmuş bitmiş sıfat fiili (participium aoristi) değil mi?

Deneyim. Mum ışığının yansıttığı ve sabah güneşinin ışığı tarafından aydınlatılan gölge, mavi olur,(daha zayıf olan, görmek için kendimizi ışıktan uzak tutmak zorunda olduğumuz) gün ışığının oluşturduğu gölge, mum ışığı tarafından aydınlatılırsa, kırmızı olur. Mum ışığının oluşturduğu gölge ışığa yakın tutulursa, yeşilimsi hafif ışık salar.

Tarihsel Mantık üzerine. Altının sarı olduğuna dair yargımız onaylanır. Bu onaylama olasıdır. Fakat, aynı şekilde bütün insanların ölümlü olduğuna dair çıkarımımız olası değildir: Cajus bir insandır,o halde ölümlüdür. En azından ben böyle beylik bir zırva düşünmedim. Bu bilinçsiz bir şekilde içerde oluşmuş olmalı. Besbelli, içerde çok şey oluşur, örneğin idrar ve daha berbatı, fakat ne zaman ki o dışarıya çıkar, burnumuzu kapatırız. Aynı şekilde böyle çıkarımlarda da kapamalı.

Eski Almanlar aslında şakacı bir halktı. Ciddi bir yaşamı olan onurlu Ulysses'i'[6] ahmak bir şakacıya, tanrısal Kirke'yi

ise, üzerine Nemesis gibi çökerek, bir domuza çevirdiler. Şimdiki Almanlar da az ya da çok aynı şeyi yapıyorlar, yalnız daha büyük bir ciddiyetle. Önceleri halkın ironisi her bir tanrısal varlık üzerineydi, şimdi ise insanların ironisi ciddi davranan ve kavrayanlara karşıdır.

Nasıl ki şiir için bir dehalar dönemi vardıysa, bulunduğumuz an da felsefi dehalar dönemi olarak görülmektedir. Biraz karbon, oksijen, nitrojen ve hidrojeni birbirine bağlayıp diğerleri tarafından kutupsallıkla vs. donatılmış bir kağıda sarıp, odun kafalı bir kendini beğenmişlikle, roketleri havaya fırlatarak, tanrısal gökyüzünü anlattıklarını sanıyorlar. İşte Görres, Wagner v.b. Akılsız benzetmeler ve sarhoş düşünce parıltılarıyla harmanlanmış hammaddenin ve (karşıt) kutupların biçimciliğiyle en ham görgü.

Çiftçi kadın kendi dar uçurumunun döngüsünde yaşar, en iyi ineğinin hangisi olduğu, siyah mı, benekli mi vs. ile,ayrıca oğlu Marten ile, ya da kızı Urschel ile vb. Filozoflar için böyle aile içi şeyler ise sonsuzluk, bilme, devinme, duyu yasaları vb.dir. Çiftçi kadın için ölmüş kardeşi ve amcası ne ise, filozoflar için Platon, Spinoza v.b. odur. Bir taraf diğeri kadar edimselliğe sahiptir, fakat filozoflar öncelikle ebediliğe.

Posacılar söz konusu olunca insanlar zaten bilim alanın içindedirler. Bu noktadan itibaren pater peccavi * çok uzak sayılmaz.

Acaba Alman kadınları kendilerine Fransız kadınları tarafından yasa konulmasına izin verirler mi? Madame, karşılık olarak diyorsunuz ki, Alman erkekleri de (bu işi yaparlar) ve Alman parlamentosunu tarihini kanıt olarak sunuyorsunuz. Tarihi bilmiyor musunuz? Ah, ben size anlatmalıyım. Fransızlarca Alman imparatorluğuna birbirlerine karşı savaşacaklarına dair güvence verilmişti. Hiçbir şey için hesaba katılmayacak olan birkaç dar kafalı adam dışında kimsenin elinde silah yoktu. İşte Fransızlar güvence verdiler, ve onlar güvence verdiği için, insanlar kendilerinin soyup soğana çevrilmesine izin vermek zorunda kaldılar. Daha sonra Alman imparatorluğu gazetelerden barış sağlandığını öğrendi onları kendileri ile baş başa bırakıyoruz, ve barış yapıldığının söylenmesinin onlarda nasıl bir sevince neden olduğunu, siz düşünebilirsiniz . Fransızlar nazik insanlardır ve nasıl bir barış sağlandığını Almanlara anlatmak için bir elçi gönderirler. Elçi Almanlara hiçbir kuşkuya gerek olmadığını belirtti ve daha başka şeyler ekledi. Sadık halk olarak Almanlar iki tanık ile gerçek malum olur diyerek bunların güvence verdikleri şeylere doğal olarak inandılar. Ayrıca onlar da naziktiler ve uygun bir şekilde teşekkür ettiler.

Mutlak, üzerinde dolaştığı tabandan ayağı kayarak suyun içine düştüğü zaman, bir balık, organik ve canlı bir şey olur.

Eğer mutlak, aynı şekilde ayağı kayar ve an düşünmenin içine düşerse arı düşünme de mutlağın tabanı olmaması gerektiği için ve bu durum yasal ve zorunlu olarak gerçekleşmemiş ise ve bir kez olsun orada bir mantık olduğu yadsınmayacağından, kendisinden söz etmek için insanın utanmak zorunda kalacağı, beceriksizce yolunu şaşırmış, biraz kötü ve sonlu bir şey olması gerekir. Su çok soğuk ve kötü bir elementtir, fakat yaşam onun içinde gayet mutludur. Düşünme çok daha kötü bir element mi olmalı? Mutlak kendisini bu elementte oldukça kötü bulmuş ve kötü bir tarzda mı sunmuş olmalı?1

Almanya1 da sağlıklı insanın anlağı felsefenin küstahlıklarına karşı her zaman korumaya alınmıştır. Boşuna gayret, zira felsefe onlara her şeyi teslim etse de, bu işe yaramaz, çünkü onların böyle bir anlağı yoktur. Gerçekten sağlıklı insan anlağı köylü saflığı değildir, tersine o eğitimin belirlenimleriyle oluşmuş çevrede özgürdür ve şiddetli bir şekilde olabildiğince çabuk doğruya yönelmede, bu belirlenimlere ve temelde eğitimin kendisine karşı çıkışta ifadesini bulan Rousseau'nun paradoksunda, ya da Voltaire ve Helvetius'da olduğu gibi deneyim, akıl yürütme, mizahta aranmalıdır. Almanya'daki aristokrasi de ayrıca sağlıklı insan anlağına sahiptir, fakat işte tam da bu anlağa, onu kullanmaya izinli olduklarını kanıtlamadan kullanmaya, gereksinim duyarlar, ki bu noktaya takılı kalmışlardır.

Kendisini başka zaman paradoks yapmakla suçlamayacağımız Wieland, insanın yazdığı konuyu biraz anlaması yararlıdır diyerek paradoks bir şey söylemiştir, ve insanlar bu saptamayı sağlam ve denenmiş buldular.

Budalalar uğradıkları zararlarla kurnazlaşırlar, buna karşın açıkgözler ise uğradıkları bütün zararlarda ahmak kalırlar.

Uyku tulumu olma, her zaman uyanık ol! Çünkü bir uyku tulumu olursan, kör ve sağır olursun. Fakat eğer uyanıksan, her şeyi görürsün ve her şeye ne olduğunu söylersin. Bu ise akıl ve dünya egemenliği demektir.

Titus ve Vespasianus'un madeni paralarının üzerinde: Theiotes, aeternitas (Titi, v.sj[7] alışılmış bir şeyler. Ayrıca tabi ki Aeternitas Augustid 5 Krallık başlığı: Aeternitas vestra.*3 Aiöniös bios[8] Ptolemeos'luların rozet taşının üstünde de görülür,ayrıca sadece aionios.[9] Bu aion[10] bunun dışında İncile özgüymüş gibi görünmekteydi.

Vicdanlı birine, vicdanın yalnızca iyi yolda ışıyan ahlaki bir fener olduğu,kötü yolda ise insanın onu üfleyip söndürdüğü söylenebilir.

In onınia alia abeun, onlar ki öznelliklerinin inkarı ile kanıtlanmış bir şeyi, doğruluğu düşünmeli ve edinmeliler. Onların öznel huzursuzluğu bilmenin huzuruna dönüşecek yetenekte değildir. Onlar hiç bir eğitim ve disiplin altında kalmadılar.

Schwaben'da uzun süre önce olmuş şeyler için şöyle denir: o kadar önceydi ki, artık neredeyse gerçek değil. İşte İsa'nın bizim günahlarımız için ölmesinden bu yana o kadar zaman geçti ki, artık neredeyse gerçek değil.

Balolar, kamuya açık yerler, oyunlar artık fazla ziyaret edilmiyor. On s'assemble en famille, on revient aux mceurs?'

Bu mceurs [11] kamusallığa özgü genel can sıkıntısı, yani ahlaktır.

Alçaklık için yalnızca ahlak erdemle ilişki kurmayı sağlayabilir. Babasının ve sevgilisinin ölmesinden sonra tümüyle umudunu yitirmiş olarak, bir ahlaksal eylem aracılığıyla cezalandırılmayı seçen Kari Moor gibi: "adama yardım edilebilir". Gerçekten trajik olan ahlaki olandır. Bizim için aynı zamanda duygusallıktır.[12]

Bilimin doğruluğu, her şeyi aydınlatan ve neşe katan huzurlu bir ışık ve ayrıca içinde her şeyin aynı anda filizlenip ortaya çıktığı ve iç zenginliklerin yaşamın genişliğince tek tek yayıldığı, bir sıcaklıktır. Bu yüce ateşi kötü ve yok edici bir tarzda biçimselleştirip öldürerek taklit eden ve varolan yaşama ulaştıramayan düşünce parıltısı, Kapaneus'dur.[13]

Eğer biri Pythagorascı öğretiyi tanır ve derse ki: bu ne yenir ne de içilir,bir İkincisi: bana ne bundan? yaşamın pratiği ile uğraşmalıyım,bütünselliğimi orada dile getirilmiş olarak bulmak zorundayım,bir üçüncüsü: buradan hiç bir kıssadan hisse, ahlaki yaşam için bilgelik ilkesi çıkmaz, derse,işte bunların hepsi birdir, fakat biz ilkinin köylü yontulmamışlığını, İkincisinin sağlıklı insan anlağını, üçüncüsünün de insanlığın ahlaki yönelimine duyulan gayretkeşliği dile getirdiğini göz önünde bulundurarak onurlandıracağız.

"Que de choses dans un menuet! S ecriait Marcel,le plus fameux maitre de danse de Paris, il y a quatorze ans, dans l'enthousiasme de son art. Les danseurs d'aujourd'hui disent autrement: il faut savoir le moral de la danse, et ils disent cela tres serieusement.''2’ Almanya'da buna şiir deniliyor.

"L’empire germanique est un etre moral sans action par lui meme, et il est un corps, mort par sa constituion."2 Almanya bir monarşi vs., devlet değil, tersine bir Reich'tır.

bir adamdır, tanrılardan çekinmez, Thebai'ye saldırıda, şehri ateşe vermek ister, ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür. Kaynak: Mitoloji Sözlüğü, Azra Erhat, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997,s. 168. (ç.n.).

 "On dört yıl önce, Paris'in en ünlü dans ustası Marcel, sanatının verdiği çoşkunlukla ‘Bir menuet’in içinde neler var!'diye bağırmıştı. Bugün dansçılar başka türlü konuşuyorlar: dansın ahlakım bilmeli ve bunu çok ciddi söylüyorlar." ('Menuet' bir dans çeşididir.) (ç.n.)

 "Germen İmparatorluğu kendi için eylemde bulunamayan ahlaksal bir varlıktır, anayasanın öldürdüğü bir vücut." (ç.n.)


 

6 Burada belki de düşünmenin derinliğinin ve dinamizminin kıyas mantığında değil diyalektik mantıkta aranması gerektiğine işaret edilmektedir. Hegel'in diyalektik mantığı açısından, bir canlının, örneğin bir insanın ölümlü olup olmadığına, bütün canlıların ya da insanların ölümlü olduklarını savlayan büyük bir öncülden hareketle varmanın yetersiz ve yüzeysel bir düşünüş tarzı olduğu söylenebilir. Kaldı ki kurgusal ya da gerçek insanların yalnızca biyolojik değil tinsel bir varlıkları da söz konusudur ve bu bağlamda ölümlülüğün kendisi ve nasıl gerçekleşeceği tartışma götürür. Öte yandan biyolojik açıdan ölümlü olmak zaten canlılığın kavramında içerilmiştir,canlılık ölümlülükle tanımlanmış ve damgalanmıştır. Canlılığın doğasına dair derin bir biyolojik kavrayış, hastalık ve ölümün bize zorunlu bir şekilde gösterecektir. Hegelci diyalektikte doğal varoluş bağlamında sonlu ve belirlenimli bir varlık kendi karşıtıyla, kendi sınırını dinamih bir tarzda oluşturan başkasıyla dolayımlı bir ilişki içindedir. Başkası bir şeyin yalnızca dışsal sınırını oluşturmaz, onun özsel varlığına da aittir. Konuya dair temel yapıt Hegel'in Mantık Bilimidir (Wissenschaft der Logik). (ç.n.)

8 Kirke (Circe): Yunan mitolojisinde Aia adasındaki meşhur büyücü. Helios ve Perse'nin kızı. Efsaneye göre, bütün yabancıları hayvan şekline dönüştürmüş, (ç.n.)

9 Nemesis: Yunan tanrıçası. Adalet ve eşitliğin savunucusu, insani günahların intikamcısı. Daha birçok fonksiyona sahip şekilde betimlenmiştir. (ç.n.)

10 Wagner, Joharın Jakob (17751841). 1803'te Schelling'in önerisi üzerine Würzburg‘da felsefe profesörlüğüne atandı.

11 Lat: "Peder, günah işledim" (ç.n.).

12 Hegelci anlamıyla mutlak', tanrının felsefi terminolojideki karşılığı olarak da görülebilir. Aslında Hegel burada belki de bilinçli bir tarzda mutlağa dair oldukça 'tasarımsa/' bir dil kullanmaktadır. 'Mutlak' Hegelci felsefede 'sonsuz', 'koşulsuz', eksiksiz', 'bütün'gibi anlamlara gelmektedir. Fakat diyalektik mantık gereği her belirlenim kendi karşıtıyla birlikte bir doğruluk oluşturduğu için, mutlak ya da sonsuz kendisini sonlu ve ‘yaratılmış' dünyanın gerçeklikleri içinde dışa vurmaktadır. Sonsuz bütünlük her bir sonlu belirlenimde kendisine özgü bir biçimde ortaya çıkan egemen ‘yaratıcı güç' olarak anlaşılabilir. Fakat mutlak ya da sonsuz olan, sonlu gerçekliğin ötesinde bir maddi varoluşa iye değildir ve dahası özünde maddi bir gerçeklik değildir,çünkü bu durumda mutlak olan, uzam ve zaman içindeki diğer sonlu maddi gerçeklikler tarafından sınırlandırılmış ve kavramsal özünü yitirmiş olurdu. Hegel için mutlağın kendisini dışa vurmasının en iyi yolu 'düşünmedir> fakat düşünmenin bu iş için kendisini tüm tasarımsal yanılgılardan arındırması ve ussal açıdan yasal ve zorunlu bir çıkarım süreci izlemesi gerekmektedir, (ç.n.)

13 Wieland, Christoph Martin (17331813). Şair-filozof. 'Felsefi' içerik de taşıyan bir çok şiir kitabı yayımlamıştır. Ffegel burada ünlü kişilere yönelik ahmakça ve dalkavukça tavrı iğneliyor olsa gerek, (ç.n.)

15 Augustus'un yüce sonsuzluğu (ç.n.)

16 Yüce İmparatorları (ç.n.)

20 Birlik olunca başkalarına gitmek düşer (ç.n.)

21 Aileyle birlikte olunuyor, gelenek göreneğe dönülüyor.(ç.n.)


 

[6] Ulysses . Troja zaferinin kahramanlarından, (ç.n.)

[7] (Titusün v.s.) tanrısallığı, sonsuzluğu (ç.n.)

[8] Oncesiz-sonrasız yaşam (ç.n.)

[9] Öncesiz-sonrasız (ç.n.)

[10] Tanrının özü olarak zaman (ç.n.)

[11] Gelenek-görenek (ç.n.)

[12] 'Kari Moor, Friedrich Şehitlerin Haydutlar' (die Rauber) oyu­nunda baş karakterdir. Kardeşinin düzenbazlığı yüzünden ba­basından ve sevgilisinden uzaklaşmak zorunda kalıyor. Haksız­lığa karşı bir çete oluşturuyor. Uzun süre sonra tekrar babasına kavuşuyor, fakat babası, haydut çetesinin lideri olduğunu öğ­rendiğinde kalpten gidiyor. Haydutlara bağlılık yemininden dolayı sevgilisini öldürüyor. Tüm bu olanların yarattığı umut­suzluk içinde daha önce karşılaştığı yoksul ve çok çocuklu bir adama, kendisini yakalayana verilecek para ödülünü alması için, teslim olmayı seçiyor. Hegel ‘Oyundan yaptığı "adama yardım edilebilir" alıntısıyla söz konusu duruma göndermede bulunuyor, (ç.n.)

[13] Kapaneus: Mitoloji kahramanı. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri. Kapaneus, dev boylu, yaman

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült