Felsefe

 

 

 

İnsan Düşündüğü Kadar İnsandır

Ayşe Sucu


Felsefenin ve dinlerin en temel kavramı olan “tefekkür/düşünmek” İslam’ın merkeze aldığı ve hatta “ibadet” olarak nitelediği bir olgudur.

Kur’an’ın sık sık “ne kadar az düşünüyorsunuz” hitabı modern insanımızın sorunu olarak düşünülebilir. Teknolojinin ilerlemesiyle “kolaycılık”, “yüzeysellik”, “şekilcilik”, “ezbercilik” her alanda karşımıza çıkmaktadır.

Son ilahi kitap Kur’an, insana bir takım teklifler sunmakta, hatırlatmalarda bulunmaktadır. “İnsan çalıştığının karşılığını alacaktır” gibi... Mesela burada çalışmaktan bahsediliyor. Bu “çalışmanın” mahiyetini, amacını, sorumluluğunu düşünmemiz gerekir.

Düşünen insanın seyri eylemleri ile doğru orantılıdır. Peygamberimizin, “müminin niyeti amelinden önce gelir” sözünü bu manada yorumlamak mümkündür. Niyeti doğuran şey düşüncedir elbette. İyi düşüncede olan insanın, o düşüncesini yerine getiremese dahi mükafatını alacak oluşu dini öğretilerde geniş yer tutar. Yine bu da gösteriyor ki insanın düşünce içinde geçirdiği zaman dahi bir değer oluşturmaktadır.

O zaman doğru düşünmeye ihtiyacımız vardır. Bunu yaparken, mantık kurallarının uygunluğuna, kavramların kendi içindeki tutarlılığına, görüşlerin birbiri içindeki insicamına dikkat etmek gerekecektir. Çünkü tefekkür bağlantı kurmaktır.

Ben niye varım?

“Ben niye varım?” sorusu insanımızın unuttuğu ya da çok az hatırladığı bir sorudur. Bu sorunun cevabını küçük ölçekte kendimiz adına, büyük ölçekte ise yaşadığımız aile, toplum ve hatta tüm varlık adına verebilmemiz gerekir.

İnsan bir taraftan nesneler ve olaylar arasında gözleme dayalı bir düşünce geliştirirken, diğer taraftan bunu bizzat kendi üzerine yöneltir. İç ve dış ahenk arayışına girişilir.

Dolayısıyla insan “ben öyle var olmalıyım ki, varlığım hissedilmeli, yaptıklarım ve ben anlam kazanmalı” düşüncesi içinde olmalıdır. Çünkü her birimiz diğerleri ile birlikte bir anlam ve değer dünyası içinde var olmalıyız.

Hani güzel bir “denizyıldızı” öyküsü vardır ya:

Yazı yazmak için sahile giden bir yazar; kumsalda genç bir adamın denizyıldızlarını sürekli okyanusa attığını görür. Bunu neden yaptığını gence sorunca şu yanıtı alır: Biraz sonra, güneş yükselecek, sular çekilecek, eğer denizyıldızlarını suya atmazsam hepsi ölecek.

Yazar şaşırır ve der ki; Sahili görüyorsun, kilometrelerce... Binlerce ise denizyıldızı var, ne fark eder ki? Genç adam tekrar eline bir denizyıldızı alır ve okyanusa fırlatır: Bak onun için fark etti, der.

İnsanın fark yaratması önce düşüncesiyle gerçekleşecektir. Hayatı anlamak ve anlamlandırmak gözlem, düşünce ve aksiyon üçlemesinde yatar.

 

Başlangıç noktamız

Dolayısıyla insanın yaratılışındaki sebep, yeryüzünde olan bitenleri gözlemlemek kadar, “burada ben ne yapabilirim?”, “Bana ne görev düşüyor?” düşüncesi içinde yoğrulmaktır. İnsan inşasını bu şekilde gerçekleştirecektir. Basit adımlarla düşünce yolculuğu yapmak asıl olandır. Ayrıca basit gibi gördüğümüz o pek çok şey hayatın bizatihi kendisidir. Dinlerin de ısrarla üzerinde durduğu, insanı insan kılan o “şey”lerin nasıl da gözden kaçırıldığıdır.

Düşünmek insanın varoluşsal amacına hizmet eder...

Kur’an’ın ifadesiyle insanın yeryüzüne inişindeki “sır” ya da ana espri, onu meleklerden ayıran, yaratılışında/fıtratında zaten var olan temel bir anlam dünyası adına sürdürdüğü yolculuktur. Onu yerli yerinde ve yeterince yapabildiği takdirde “insanlığını” fark edecektir.

Belki de insan düşündüğü kadar insandır.

Bir başka ifadeyle, insanı insan kılan düşünce çilesidir.

Bir saatlik tefekkürü, sabaha kadar yapılan ibadetten daha faziletli gören bir dinin Rabbine iman ediyoruz.

Şayet insan, tabiat ve Yaratıcı ile ilişkilerimizi belirleyen düşüncelerimizse ve bu noktada dinin bir belirleyiciliği söz konusuysa, galiba bir başlangıç noktamız olmalıdır. O da Allah tasavvurumuz. Kendi hakikatimizi doğru bir zeminde düşünebilmemiz için de gerekiyor bu.

Dolayısıyla düşünmeye yeniden, “Allah” tasavvuru ve yaşadığımız hayat gerçekliği adına yine O’nun anlam ve önemiyle başlamak, inanan inanmayan herkes için, öncelikli olarak zorunlu gibi duruyor...

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült