Gottlob Frege'in Hayatı Ve Felsefesi

Stephen Trombley


8 Kasım 1848 / 26 Haziran 1925

Modern mantığın kurucusu ve analitik felsefenin zeminini hazırlayan Alman matematikçi.

Felsefe eylemi genellikle filozofların seleflerinin çalışmalarına karşı argüman geliştirmelerinden meydana gelir. Bu anlamda felsefe müzik gibi yol alır: Besteciler nadiren tamamen yeni biçimler keşfeder; fikirlerini seleflerinin çalışmalarını yansıtmak ya da onlara tepki vermek üzerine inşa ederler. Bir anlamda en “yeni” müzik tamamen özgün bir beste olmaktan daha çok bir eleştiri eylemidir. Felsefe için de aynı durum geçerlidir. Felsefi düşünce genellikle, selefin ya da rakibin düşüncelerini kabul etmektir; bazen de şu şekilde bir ifadedir: İşte X bunu böyle yaptı. Şimdi size bunu yapmanın doğru yolunu göstereceğim...

Ancak bu söylediklerimiz Gottlob Frege’nin çalışmaları için geçerli değildir. Modern dönemin tüm filozofları arasında Frege’nin felsefeye katkıları belki de en özgün olanlarıdır. Marx, Freud ve Darwin gibi daha fazla tanınmış olan düşünürlerin dünya üzerinde elbette daha fazla etkisi olmuştur; ancak sadece Frege felsefenin bir dalını mantığı ele alıp, onu Aristoteles’in (384-322 İ.Ö) 2.300 yıl önce bıraktığı noktadan ileriye taşımıştır. Frege’nin çalışmaları modern mantığın ve analitik felsefenin başlangıç noktasını oluşturur.

Frege 1848 yılında Almanya, Weimar’da doğdu. Jena Üniversitesinde matematik okudu ve doktorasını Göttingen Üniversitesi’nde tamamladı. Ardından Jena Üniversitesi’ne dönüp, 1874’ten 1918 yılına kadar bir dizi akademik ünvan aldı ve nihayet matematik alanında Fahri Ordinaryüs Profesör oldu. Bu sıradan biyografi aslında ilginçtir çünkü Frege’den daha az etkili olan filozofların çalışmaları onlara ün kazandırmışken, Frege’nin başarıları büyük ölçüde göz ardı edildi. Ancak aralarında analitik felsefenin iki parlak yıldızı Bertrand Russell ve Ludwig Wittgensteinve mantıksal pozitivizmin kurucularından Rudolf Carnap’ın da olduğu oldukça özel bir okuyucu grubu vardı.

Mantıkta Kuantum sıçraması

Frege’nin projesi aritmetiğin, mantığa (mantıkçılığa) indirgenebileceği üzerine kuruluydu. Çalışması için zemin hazırlamak adına dönemin hüküm süren iki görüşünü reddetti: Psikolojizm ve ampirizm. Psikolojizm, felsefenin doğrularının psikoloji üzerine kurulu olduğunu söyler. Ampirizm de aritmetiğin doğrularının mantıktan bağımsız, deneyim olarak mevcut olduklarını ileri sürer. Frege’nin başlangıç noktası Immanuel Kant (1724-1804) oldu. Kant’a matematik bilgimizin a priori [önsel] olduğu konusunda katılır. Ancak matematik bilgimizin sentetik a priori, yani sezgiye dayalı olduğu konusunda Kant’a katılmaz. Onun yerine matematik bilgimizin analitik anlamda, yani sadece mantığa dayalı olarak a priori olduğunu iddia eder. Frege, sayılar kuramı için tamamen mantıksal bir zemin ararken, mantık ve doğru ile bağlantılı olduğu için dilin de analizini yapacaktır.

Frege’nin ilk temel çalışması Begriffsschrift (Concept Script), 1879 yılında yayımlanmıştır. Filozoflar genellikle bu çalışmanın Aristoteles’ten sonra mantık alanında yaşanan en büyük gelişme olduğu konusunda hemfikirdir. Aristoteles tümdengelim [syllogistic] mantığı geliştirmiştir ve Abelard gibi skolastik filozoflar da mantığın diyalektik biçimini geliştirmiştir; ancak Frege’nin başarısı, saf mantıktan matematiksel kanıtlar çıkarma çabasıyla bir işaret sistemi oluşturmuş olmasıdır. Frege’nin işaret sistemi argümanları, günlük dilin doğasında mevcut olan netlik sorunundan kaçınmak için geliştirdiği bir araçtır. Ayrıca, karmaşık yapısı giderek artan ifadelerin temsiline ve analizine olanak sağlayan önermeye ve yükleme dayalı bir hesap geliştirmiştir.

Frege’nin dilbilimsel dönüşü

Frege, analitik felsefenin ilk çalışması olarak değerlendirilecek daha sonraları “dilbilimsel dönüş” olarak adlandırılacak 1884 yılında yayımlanan Aritmetiğin Temelleri adlı çalışmasıyla yola devam etti. Dilbilimsel dönüş, daha önceleri ontolojik ya da epistemolojik olarak değerlendirilen sorunların, dile dair sorunlar olarak yeniden ifade edilme tekniğidir. Frege, Aritmetiğin Temelleri’nde üç temel prensip ileri sürer. İlki, psikolojik olanı mantıksal olandan ayırıp, psikolojizmi dışarıda bırakmak ve öznel ile nesneli birbirinden ayırmaktır. “Bağlam Prensibi” olarak bilinen ikinci prensip ise bir kelimenin anlamının kendi başına değil, sadece bir önermenin bağlamı içerisinde aranması gerektiği yönündedir. Üçüncü prensip, kavram ile nesne arasında bir ayrım gerektirir. Frege kavramların ve ilintili bulguların, nesneler ve onların bulguları kadar nesnel olduğunu ileri sürmüştür. Frege’nin “kavram” ve “nesne” anlayışında, rakam bir nesnedir. Ancak, Frege bir rakamın bir nesne olduğunu iddia ederken rakamı, bir sandalyeyi ya da masayı düşündüğümüz biçimde düşünmemizi istemez. Frege’nin rakamın bir nesne olduğuna dair tanımı olumsuzdur. Bir rakamın ne olmadığına dair iki açıklama getirir: rakam herhangi bir şeyin özelliği değildir ve rakam zihinsel bir öğede olduğu gibi öznel bir şey değildir. Zihinden bağımsızdır.

Duyu ve gönderme

Frege yaklaşık on yıl boyunca dil sorunları üzerine çalışmak için aritmetiği mantığa indirgemeye uğraştı. Amacı, metafiziğin tertipsizlik ve belirsizlik olarak gördüğü durumundan kurtulmaktı (örneğin Kant ve Alman idealistleri). 1891 ve 1892 yılları arasında yayımladığı üç kısa çalışmasında Frege, aritmetikte yaptığı gibi, dili de temel (mantıksal) bileşenlerine indirgemeye başladı. Bu çalışmalardan birinde dilde “duyu” ve “gönderme” ayrımına gitti. Frege’e göre dile dair net bir çalışma, “gönderme” (dilin göndermede bulunduğu nesne) ve onun “duyu”su (ifadenin nesneye göndermede bulunma biçimi) arasındaki farkı anlamakla başlar. Tek bir göndermenin iki farklı ifadesi olabilir. Örneğin, John le Carre, David Cornwell’in nom depiume’sidir [takma adıdır]. John le Carre ve David Cornwell aynı kişi olmalarına rağmen, birini tanıyan ama diğerini tanımayan gözlemci, bunların tek ve aynı kişi olduklarını öğrenince şaşırabilir. Frege bunun nedeninin sunum biçimlerinin farklı olmasından kaynaklandığını ileri sürer. Dolayısıyla şu sonuca varır, “Cümleyle ifade edilen düşünceyi belirleyen, ifadelerin duyusudur; gönderme ise onun doğruluğunu ya da yanlışlığını belirler.” Bertrand Russell, “On Denoting” [Belirtme Üzerine] adlı 1905 tarihli çalışmasında, Frege’nin iki parçadan oluşan semantik kuramına karşı çıkar. Yine de Frege’nin duyu ve gönderme ayrımı, günümüzde anlama teorilerine yönelik tartışmalarda gündemde kalmayı sürdürmektedir.

Russell Paradoksu

Frege dil felsefesi üzerine çalıştıktan sonra, aritmetik yasalarını mantığa uyarlama projesine devam etti. Grundgesetze der Arithmetik [Aritmetiğin Temel Yasaları] çalışmasının ilk cildi 1893’de, ikinci cildiyse 1903 yılında yayımlandı. Bu çalışmasında, matematikte sınıf ve sınıfların sınıfları fikrini daha da geliştirdi. Küme teorisini kullanan Frege, belli bir sınıftan asal sayıları, benzeri türden tüm sınıfların sınıfı olarak tanımladı. Artık, tüm çelişkileri ortadan kaldıracak biçimde matematiğin ilkelerini aritmetik ve mantıktan türetmek için titiz bir çalışmaya girişmişti. 1901 yılında, ikinci cilt baskıdayken Bertrand Russell’dan bir mektup aldı. Russell, matematiğin ilkelerini kurma konusunda çalışıyordu ve Frege’nin çalışmalarını da yakından takip ediyordu. Çalışmaları esnasında Frege’nin düşünme biçiminde bir hata buldu ki bu hata, Frege’nin deyişiyle, tüm yaşantısını adadığı çalışmanın temelini yok etmiştir.

Russell Paradoksu olarak bilinen bu hata şu şekildedir: Bazı kümeler kendilerinin üyesidir, bazılarıysa değildir. Örneğin, felsefeciler kümesi kendisinin bir üyesi değildir çünkü bahsedilen şey bir kümedir, bir filozof değil. Ancak filozof olmayanlar kümesi kendisinin bir üyesidir. Dolayısıyla, kendilerinin üyesi olmadığı tüm kümelerin kümesi kendinin bir üyesi midir? Eğer öyleyse, demek ki değildir; eğer değilse, demek ki öyledir. Russell’ın bu öngörüsü oldukça yıkıcı oldu ama matematiğin temelini de bir sonraki aşamaya taşıdı. Frege’nin katkıları son buldu ancak bu çalışmasının önemi çok büyüktü ve Russell ile Wittgenstein’ın çalışmalarına temel oluşturdu.

Frege mantığı psikolojiden ayırdı ve o zamana dek epistemolojinin işgali altında olan felsefede mantığı ön plana çıkardı. Her şey bir tarafa asıl bu sebepten dolayı Frege modern analitik felsefenin kurucusu olarak görülmelidir.

Anthony Kerıny, Frege: An Introduction to the Founder of Modern Analytic Philosophy, (1995).

Mantığın gelişim sürecinde Frege, neredeyse farkında olmadan, dil felsefesini icat etmiştir.

John Searle, “The Future of Philosophy” (1999).

Bilimle uğraşan bir yazarın başına, çalışması tamamlandıktan sonra kurduğu yapının temellerinden birinin yanlış olduğunun anlaşılmasından daha talihsiz bir şey herhalde gelemez. Tam da bu cildin baskısı tamamlanmak üzereyken Bay Bertrand Russell’ın mektubunu aldığımda, düştüğüm durum tam olarak buydu.

Gottlob Frege, The Foundations of Arithmetic Vol. II (1903).


 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe