Epikuros: Haz İçin Yaşamak

Jörg Zittlau


Yaşamı

Epikuros çocukluğunu Yunan adası Samos’ta geçirir, ardından asker olarak Atina’ya gider ve burada Aristoteles gibi büyük filozoflarla tahminen ilk kez karşılaşır. Öte yandan düşünsel bağımsızlığına büyük önem verir, ara sıra bazı filozofları “eğitimsiz çırak” ya da “zihinsel amsalaklar” olarak nitelendirir. Epikuros sıradan halkla ilişki kurmayı tercih eder ve fahişe ve kölelerle, hükümet içinde çok sayıda düşman edinmesine yol açan ilişkiler kurar. Buna ilave olarak hazzı ve bunun uygun biçimde doyurulmasını düşünce sisteminin merkezine kaydırır; Epikuros’un bu tavrı “siyaseten yanlış” bulunur. Oysa Epikuros raydan çıkmış bir haz düşkünü değildir. Yazdığı bir mektupta, bedeninin “su ve ekmek ile yaşadığı sürece” hafiflediğini, zaten başına beladan başka şey açmadıkları için “şaşaalı hayatın tüm hazları”nın üzerine tükürdüğünü söyler. Nitekim filozof bir haz şöleni sırasında değil, böbrek yetmezliği yüzünden 71 yaşında ölür.

Dostları

Epikuros’un çok sayıda dostu vardır, üstelik bunlar düşünürün ölümünden çok sonra da artmaya devam eder. Newton, Galilei, Hobbes ve Rousseau gibi ünlü bilim insanları ve devlet teorisyenleri en tanınmış hayranları arasındadır; Karl Marx bile doktora tezini onun üzerine yazar.

Hasımları

Epikuros’un hasımları, genellikle Platon ve Stoa Stoacılar) gibi estet ve ahlakçıların izinden giden ve halka her türlü yakınlığı bölücülük olarak algılayan entelektüellerden oluşur. Epikuros’a, evine fahişeler girip çıkan ve genç erkekleri parayla seks yapmaya zorlayan bir şehvet düşkünü olduğu iddiasıyla kara çalınır. Midesinde yeni yiyeceklere yer açmak için günde iki kez kustuğu da rivayetler arasındadır. İddiaların hiçbiri doğru olmasa da sonunda tüm Epikurosçuların her yerden kovulmasına yeter de artar bile. Hatta Girit’te üzerlerine bal sürülüp arı ve karıncalara yem edilirler.

Kadınlar

Epikuros’un okuluna kadınlar da girebilir; o zamanın koşulları düşünülüğünde bu, olağanüstü bir durumdur ve çeşitli söylentilere neden olur. Ancak kesin olan, Epikuros’un aşk ve cinsellik konularında, haz felsefesinden beklendiği gibi fütursuz bir açlığa sahip olmadığı; zira bu durumlarda esriklik fazla öngörülemezdir: “Aşk meseleleri bugüne dek kimseye fayda getirmemiştir. İnsan onlardan zarar görmediğinde şükretmeli.”

Sistemi

Epikuros da tıpkı Demokritos gibi, dünyanın işin içine Tanrı’yı katmadan, şeylerin doğal ilişkileriyle açıklanabilir olduğuna inanırdı. Gerçi Epikuros tanrıları reddetmese de gerçekten de bağımsız varlıklar olarak dünyaya müdahale ettikleri ona mantıksız görünürdü. Bu yüzdendir ki, insanlar da tanrılarla ilgilenmek yerine dünyevi yaşamın tadına varmalıydı. Dolayısıyla tam yol hazcılığa, yani hedonizme doğru! Epikuros esrikliklerle ilgisinin olmasını arzulamaz, çünkü bunlar insanın başına dert açar ve onu, korku, can sıkıntısı ve hırsın yönettiği bir seyis haline getirir: “Kuru yapraklardan bir döşekte korkusuzca uyumak, altından bir yatakta huzursuz olmaya yeğdir.” Epikuros için önemli olan, dünyevi hazların ölçülü biçimde doyurulmasıdır; toplumsal hedef ise bütün insanların bu hazlara eşit ölçüde ulaşabilmeleri olmalıydı. Eğer şimdiye kadar akla yakın gelmediyse bile, Karl Marx’ın Epikuros üzerine yazdığı doktora tezi sırasında ilk komünist tezlerine nasıl ulaştığı şimdi anlaşılıyor, değil mi?

Epikuros’un Numarası

Epikuros hazdan ve keyiften söz ederken, insanlara sempatik gelen nesnelere dikkat çeker. Bunun ötesinde Kant’ın “kendinde şey”inden daha kolay anlaşılırdır. Ayrıca esrikliği değil, hazların ölçülü biçimde doyurulmasından söz etmesi de kulağa hoş gelir, her ne kadar bunun nasıl yapılabileceği konusunda herhangi bir açıklama getirmese de. Kesin olan doğada böyle bir düzenek olmadığı; çünkü modern laboratuvar deneyleri yemek ile orgazm arasında seçim hakkı tanınan farelerin neredeyse istisnasız sürekli bu cinsel deneyimi seçtiklerini, bu uğurda açlıktan ölmeyi bile göze aldıklarını göstermiştir.

Peki Ama Epikuros Bugün Ne İşimize Yarayacak?

Epikuros’un öğretisi: “İyi olan her şeyin başlangıcı ve kökü karnımızın hazzıdır; çünkü eğitimli ve kendini bilmiş şeylerin de kökeninde o vardır.” Nihayet derdini, yani bütün zihinsel, ahlaki ve kültürel tavırlarımızın karnımızdan, yani bedensel gereksinimlerimizin tatmin edilmesinden kaynaklandığını açık açık söyleyen bir filozof. Karnımızın içi boşsa ahlaki ve zihinsel olarak bir şey de çıkmaz ortaya, çünkü bizi kıvrandıran bir açlık düşünmeyi belirler. Öte yandan, tıka basa dolu olduğundaysa yine ahlaki ve zihinsel ürünler oluşmaz, zira bu kez uyuşukluk ve açgözlülük belirler düşünceyi. Bu yüzden, herkesin karnı aynı derecede tok olmadığı sürece değerlerin erimesi hakkında konuşmak da boşa kürek çekmek olur. Epikuros bunu biliyordu, ancak ne yazık ki biz yeniden unuttuk.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe