Felsefe

 

 

 

Dinle Küçük Adam 2

Wilhelm Reich

 

Direnmekten korkuyorsun, yükseklikten ve derinlikten korkuyorsun

 

Sen yalnızca küçük değilsin, küçük adam! "Büyük anlar", "coşku" anları, "yükselme" ve Yukarılara çıkma" anlarını gördün. Ama durmadan yükselmek ve daha yukarılara çıkmak için yeterli enerjiye sahip değilsin. Direnmekten korkuyorsun. Nice yıllar önce bütün bunları Nietzsche benden daha iyi sana anlattı. Ama niçin böyle bir insan olduğunu sana söylemedi. O senden, sende insancıl olan ne varsa onları aşabilecek güçte bir "üstinsan" yapmayı denedi. Bu üstinsan, senin "Führer Hitler' in oldu; sana gelince, sen bir "alt-insan" olarak kaldın.

Senin bir altinsan olmaktan çıkmanı ve sen kendin olmanı arzuluyorum. Okuduğun gazeteyle, rezil komşunun kanılarıyla aynı kimliğe

bürünmemeni istiyorum. Nasıl bir insan olduğunu ve kendi varlığının derinliğinde neler yattığını bilmediğini biliyorum. Kendi varlığının en derinliğinde sen bir geyik ya da kendi tanımsın, kendi şairin ya da kendi bilgensin. Eski savaşçılar derneği'nin, bowling kulübünün, KuKlux Klan'ın bir üyesi olduğunu sanıyorsun. Kendini öyle sandığın için de, öyle hareket ediyorsun. Bunu benden önce başkaları sana söyledi: yirmibeş yıl önce Almanya'da Heinrich Mann, Amerika'da Upton Sinclair, Dos Passos ve diğerleri. Sen yalnızca boks şampiyonunu ve Al Capone'i biliyorsun; Marın'ı ve Sinclair'i tanımıyorsun. Bir kütüphaneye gitmekle, bir kavgaya katılmak arasında bir seçim yapman gerekse, hiç kuşku yok kavgaya katılırsın.

Mutluluğu arıyorsun, ama omurga kemiklerin ya da yaşamın pahasına olsa bile, güvenliği seçiyorsun. Mutluluğu yaratmasını, korumasını ve tadım çıkarmasını bilmediğin için, doğru insanın cesaretinden haberin yok. Radyoda diş macunlan, koku gidericiler ve barsak yumuşatıcılar üzerine reklamları dinliyorsun, ama müzik izlencelerini dinlemiyorsun. Bu aptalca ve berbat şeylerin senin dikkatini çekmeye yönelik olduğunun farkında değilsin. Bir gece kulübündeki komiğin senin üzerine ya da kendi üzerine, şu kısıtlı ve zavallı dünya üzerine yaptığı şakalara kulak verip dinlediğin oldu mu? Sen yine barsak yumuşatıcılar üzerine reklamları dinle, kim ve nasıl bir insan olduğunu öğren.

Dinle, küçük adam! insan varlığının yoksulluğu, senin yaptığın her küçük kötülüklerin aydınlanmasıyla daha iyi gün ışığına çıkıyor. Bu küçük olguların her biri, senin yazgının iyileşme umudunu biraz daha uzağa itiyor. Bu üzücü birşey, küçük adam, çok üzücü şey! Bu üzücü şeyleri duyumsamak için acınası küçük şakalar yapıyorsun ve bunlara "insanların nüktesi" diyorsun.
 

Mutluluğu arıyor ama güvenliği seçiyorsun

 

Seninle alay ediliyor ve sen buna diğerleriyle birlikte kahkahalarla gülüyorsun

 

Aynı şekilde seninle de alay ediliyor ve sen bunlara kahkahalarla gülüyorsun. Sen kendinle alay ettiğin için gülmüyorsun. Küçük adamla alay ederken, sen kendinle alay ettiğini bile bilmiyorsun. Milyonlarca küçük adam kendileriyle alay edildiğini bilmiyorlar. Yüzyıllardan beridir niçin seninle alay ediliyor, küçük adam, niçin öyle açıkça ve neşeyle seninle alay ediliyor? Film yönetmenlerinin her zaman "halkı" gülünç duruma soktukları senin dikkatini çekmedi mi? Seninle niçin alay edildiğini söyleyeceğim, çünkü ben seni gerçekten ciddiye alıyorum:

Şakacı bir nişancının hedefi kıl payı ile tutturamaması gibi, senin düşüncen de belli bir kesinlikle her zaman gerçeğin ötesinden geçiyor. Sence de böyle değil mi? Şimdi bunu sana kanıtlayacağım. Eğer senin düşüncen yalnız gerçeğe doğru yönelmiş olsaydı, çoktan beridir sen kendi yazgının efendisi olmuştun. Ama senin düşünce tarzın şuna benziyor:

"Bu Yahudilerin yüzünden!" diyorsun. "Yahudi kime denir? diye sana soruyorum. "Yahudi kam taşıyan insanlar", diye yanıtlıyorsun. "Bir Yahudi ile diğer bir insanın kanlan arasında ne gibi bir ayrım var?" Soru seni şaşırtıyor. Kararsızlık geçiriyorsun, bir şeyler mırıldanıyorsun, kafan karışıyor: "Yahudi ırkından söz etmek istiyorum." "Irk nedir?" "Irk mı?" "Bunu bilmek çok kolay: Alman ırkı var, Yahudi ırkı var." "Peki Yahudi ırkı nasıl tanınır?" "Söyleyeyim, Yahudiler kara saçlıdır, sivri burunlu ve keskin bakışlıdır. Açgözlü ve kapitalisttirler." "Şimdiye değin Akdenizli bir Fransız ya da bir italyan gördün mü? Onları bir Yahudi'den ayırtedebilir misin?" "Pek edemem!" "Bu duruma göre bana bir Yahudi'nin ne olduğunu söyle! O da seninle aynı kan grubundan. Dıştan bakılınca bir Fransız'dan ya da bir italyan'dan pek ayırtedilmiyor. "Peki ya Alman Yahudileri?" "Onlar da diğer Almanlar a benziyorlar." "Bir Alman nedir?" "Almanlar kuzey aryen ırkından." "Peki Hintliler de aryen mi?3 "Hayır." "Sarışınlar mı?" "Hayır." "Gördün mü, ne bir Almanı tanımlayabiliyorsun, ne bir Yahudi'yi." "Bununla birlikte Yahudiler var!" "Elbette var. Hıristiyanlar ve Müslümanlar olduğu gibi Yahudiler de var." "Ben Yahudi dininden söz ediyorum." "Roosevelt Hoollandalı mıydı?" "Hayır." "Niçin Davud'un soyundan gelenlere Yahudi diyorsun da, Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun?"(*).

"Ama Yahudiler çok ayrı!" "Neymiş o ayrı olan?" "Bilemeyeceğim."

Demek ki saçmalıyorsun, küçük adam. Böyle saçmalayınca da, bir Yahudi'nin ne olduğunu bilmediğin halde, on milyon Yahudi'yi yok etmek için ordular kuruyorsun, işte bu yüzden seninle alay ediliyor, ciddi bir iş yapılacağı zaman bu nedenle senden uzak duruluyor, yine bu yüzden içinde bulunduğun bataklıktan çıkamıyorsun. Bir "Yahudi' den söz ederken, sen kendirdi "yüksek" bir varlık gözünde görüyorsun. Ve gerçekte kendini acınası bir varlık olarak bildiğin için, bir takım kaçamaklara baş vuruyorsun. Sen kendini zavallı buluyorsun, çünkü 'Yahudileri bahane ederek sen kendini öldürüyorsun, işte seninle ilgili küçük bir gerçek küçük adam!

Böbürlenerek ya da küçümseme ile "Yahudi" sözünü söylediğin zaman, kendi yoksunluğunu daha az hissediyorsun. Bunu yeni ortaya çıkarmış bulunuyorum. Sen çok az saygı duyduğun, ya da çok fazla saygı duyduğun insanlara "Yahudi" diyorsun. Kimin "Yahudi" olduğuna egemence bir tavırla karar veriyorsun, ister küçük bir aryen ol, ister küçük bir yahudi, böyle bir karar verme hakkını sana tanımıyorum. Kendimi tanımlama ve kim olduğumu söyleme hakkına dünyada yalnız ben sahibim. Ben biyolojik ve kültürel bir melezim; tüm toplumsal sınıfların, ırkların ve ulusların kültürel ve fiziksel bir ürünü olduğum için gurur duyuyorum. Senin gibi "saf ırk'tan, senin gibi

(*) Franklın Roosevelt, Hollanda'dan Amerika'ya göçmüş bir aileden geliyor.

şoven olmadığım için, tüm ulusların, ırkların ve sınıfların küçük bir faşisti olmadığım için göğsüm kabarıyor. Öğrendiğime göre sünnet olmamış yahudi bir teknisyenin Filistine girmesine engel olmuşsun. Yahudi faşistleri de sevmiyorum, onların dillerine, tapınmalarına ve kültürlerine katılmıyorum. Hıristiyanların tanrısına nasıl inanıyorsam, onlarınkine de öyle inanıyorum, ama senin kendi tanrına nasıl baktığım biliyorum. Ben yahudi soyunun, seçkin bir soy olduğuna inanmıyorum. Seni aşağılamıyorum, sana öfke duymuyorum, ama seninle hiç ortak yanım da yok. Söyler misin küçük Yahudi, niçin Sama yöneliyorsun da, protoplazma'ya yönelmiyorsun?([*]) Bana göre yaşam plazma'nın kaynaşmasında başlar, yoksa bir hahamın odasında değil.

 

Bir denizanasının, karada yaşayan bir iki ayaklıya dönüşmesi için milyonlarca yılın geçmesi gerekli oldu.

 

Bir denizanasının, karada yaşayan bir iki ayaklıya dönüşmesi için aradan milyonlarca yılın geçmesi gerekli oldu. Son altıbin yılda bugünkü biyolojik durumuna kavuştun. Kendi öz doğanı, diğer bir deyişle içindeki deniz anasını keşfetmen için aradan yüz ya da beş yüz yılın, belki de beşbin yılın geçmesi gerekir.

Sendeki denizanasını ben ortaya çıkardım ve onu açık bir dille betimledim. Sana bunun ilk kez sözü edildiği zaman, beni yeni bir dahi diye niteledin.

 

Son altıbin yıldan beridir bugünkü biyolojik durumuna sahipsin.
 

Her halde anımsıyorsundur, bu olay İskandinavya’da geçmişti, sen orada yeni bir Lenin arıyordun. Ama o zaman benim daha ivedi işlerim vardı ve böyle bir görevi reddettim. Bana yeni Darwin, yeni Marx, yeni Freud, yeni Pasteur adını verdin. Bunun üzerine ben sana eğer "Selam sana Mesih!" demeyi kesersen, benim kadar iyi konuşup yazabileceğini söyledim. Çünkü utku çığlıkları insanın zekasını körletir ve yaratıcı yeteneklerini felç eder.

"Bekar-anne"yi ahlaksız yerine koyup ona kötü davranan sen değil misin, küçük adam? Bir evlilikten doğan çocuklara "meşru" diğerlerine de "gayrımeşru" deyip kesin bir ayrım yapmıyor musun? Seni zavallı! Kendi bilgisizliğin içinde, kendi kendinle bile tutarlı değilsin!

Çocuk-İsa'yı yüceltiyorsun. Oysa Isa evlenmemiş bir kadından dünyaya gelmiş bir çocuk. Karısının elinde oyuncak olan küçük adam, hiç farkında olmadan Çocuk-İsa'da kendi cinsel özgürlük özlemini yüceltiyorsun! Gayrımeşru bir çocuğu "Tanrının oğlu" yaptın ve diğer evlilik dışı doğan çocukları kabul etmiyorsun. Sonra havari Paul un izinden giderek gerçek aşktan doğmuş çocuklara baskı yapıyor ve kendi dinsel yasalarınla istenmeyen evliliklerden doğmuş çocukları koruyorsun. Sen zavallı küçük bir adamsın!

Senin arabaların ve trenlerin, tasarılarını büyük Galile'nin çizdiği köprülerden geçiyor. Bu büyük Galile'nin evlenmediği bir kadından üç çocuk sahibi olduğunu biliyor musun, küçük adam? Bunu evde, okulda çocuklarına anlatmıyorsun. Kimbilir, belki de bu yüzden Galile'ye işkence yaptın!

Dünyadaki tüm emekçilerin Babası büyük Lenin'in "Slav halklarının ülkesinde" iktidarı ele alınca zorunlu evliliği kaldırdığım biliyor musun, küçük adam? Kendi özel yaşamında Lenin'in yüksek işlerini nasıl uygulayacağını bilmediğin için küçük adam, Führer aracılığı ile tüm Slavlar'a zorunlu evlilik yasasını yeniden yürürlüğe koymadın mı?

Bütün bunlardan hiç haberin yok: gerçeğin, tarihin, özgürlük için savaşımın senin için ne önemi var ki? Ve kişisel bir kanıya sahip olmak için sen kim oluyorsun?

Evliliğe yasa kelepçesini vuranın, senin edepsizce anlayışının, cinsel sorumsuzluğun olduğundan hiç haberin yok!

Sen küçük, pis kokan, güçsüz, katı, boş ve yaşamdan yoksun olan bir duygu içinde zavallı birisin. Bir kadınla birlikte yaşamıyorsun, eğer rasgele birisiyle olursan, "erkek" olduğu kanıtlamış olmak için onu "yapmak' tan başka bir şeyi arzulamıyorsun. Sevmekten haberin yok. Peklik çekiyor ve barsakların için yumuşatıcı ilaç alıyorsun. Derin ıslak ve sen pis kokuyorsun, kollarının arasında tuttuğun çocuğun varlığını hissetmiyorsun ve ona, dolaştırmaya çıkardığın bir köpek yavrusu gibi davranıyorsun.

Tüm yaşamın boyunca cinsel güçsüzlüğünün rahatsızlığını çektin. Bu güçsüzlük tüm yaşamına damgasını vurdu, seni yaşamaktan alıkoyuyor. Karım sevme yeteneğinde olmadığın için, seni terketti. Her çeşit fobiden, sinirlilikten ve yürek çarpıntısından acı çekiyorsun. Düşüncelerin yalnız cinsellik çevresinde dönüp dolaşıyor. Bir adam ortaya çıkıyor ve seni anlamak, sana yardım etmek için geliştirilmiş olan cinsel ekonomiden sana söz ediyor. Bu bilim gece cinsel doyuma varmanı, gündüz de doğru yoluna gitmeni ve görevini yerine getirmeni istiyor. Kollarının arasına aldığın eşinin mutsuz değil, mutlu olmasını istiyor. Çocuklarının solgun değil, renginin yerinde olmasını, acımasız değil, sevimli olmasını arzuluyor. Bununla birlikte, ne zaman cinsellikten söz açılsa, bağırıyorsun: "Cinsellik bütün yaşamı kapsamaz. Yaşamda çok daha önemli olan şeyler vardır!" işte sen böyle tepki gösteriyorsun, küçük adam!

Belki de sen bir "marksist'sin, bir "profesyonel devrimci"sin, bu dünyanın proleterlerinden henüz olgunlaşmamış bir "Führer'sin. Dünyayı acılarından kurtaracağını ileri sürüyorsun. Düşkırıklığına uğramış kitleler senden uzaklaşıyorlar, sen ise, arkalarından koşup bağırıyorsun: "Durunuz, beni bekleyiniz, çalışan insanlar! Ben hala sizin kurtarıcınızım. Kahrolsun kapitalizm!" Ne zaman ben sana, senin "kitleler'ine, küçük devrimcilerine seslensem, onlara kendi küçük varlıklarının zavallılığını gösteriyorum. Coşku ve umutla kulak kabartıp beni dinliyorlar. Benimle karşılaşmak umuduyla senin örgütlerine koşup geliyorlar. Peki sen, ne yapıyorsun? "Cinsellik, küçük burjuvaların buluşudur. Önemli olan tekniktir" diyorsun. Ve Van de Velde'nin aşkın teknikleri üzerine kitabını okuyorsun.

Büyük bir adam, senin ekonomik kurtuluşun için bilimsel bir temel arayınca, sen onu açlıktan ölmeye bıraktın. Senin çarpıttığın yaşamın yasalarına gerçek bir kez saldırınca, onu durdurdun. Bu birinci saldırı başarıya varınca, onun yönetimini sen üzerine aldın ve onu ikinci kez öldürdün.

 

Proleter general.


 



 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

www.aymavisi.org

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült