Devletin Nedenleri Ve Ortaya Çıkışı Üzerine

Thomas Hobbes


1.       İnsanlarının edimlerinin istençlerinden ve istençlerinin de umutlan ve korkularından kaynaklandığı açıktır; bundan dolayı, ihlal etmenin daha iyi veya daha az kötü olduğunu düşündükleri zaman, isteyerek yasaları ihlal ederler. Her insanın güvenlik ve korunma umudu, gücünü ve yeteneğini komşularının bir adım önünde olacak şekilde, açıkça veya hileyle kullanmasında yatar. Buradan da görülmektedir ki, doğa yasalarının bilinmesi onlara riayet edilmesini garanti altına almamaktadır; sonuç olarak, kendisine yönelen saldırılar karşısında herhangi bir güvenlik garantisi olmadığı sürece, dilediği ve elinden geldiği her yolla kendi başının çaresine bakmak olan ilk Hak, eş deyişle her şey üzerinde bir Hak veya savaş Hakkı, yürürlükte kalır; doğal hukukun gerekliliklerini, mümkün olduğu taktirde ve barışı istemesi durumunda, yerine getirilecektir.

2.       Yasaların silahlar arasında susacağı bilinen bir sözdür. Bu, sadece medeni yasalar için değil ama aynı zamanda, eğer bu akıldan geçenlerden ziyade edimlere uygulanacak (Bölüm III madde 27 uyarınca) ve söz konusu savaş herkesin herkesle bir savaşı olarak anlaşılacak olunursa, doğa yasaları için de doğrudur.

Ulusların aralarındaki savaşlarda belli kısıtlamalar genellikle gözlemlenebilse de, böylesi bir durum saf bir doğa durumudur. Bundan dolayı, eski zamanlarda yağmalayarak yaşamak (leotrikon) adı verilen ve aynı zamanda bir çeşit ticaret de olan bir yaşam biçimi vardı; bu koşullar altında, zalimliğe kaçmadan ama cesaretle yapıldığı taktirde, doğal hukuka aykırı ve onursuz hiçbir şey yoktu. İstediklerini alabilecek olsalar da, cana kast etmezlerdi, hayvanlara ve tarım için kullanılan aletlere dokunmazlardı. Bu, onların doğa yasaları tarafından sınırlandığı şeklinde anlaşılmamalıdır; amaçları zalimce (davranarak şiddete dayanan bir ün değil ama şan ve şöhret kazanmaktı.

3.       Bundan dolayı, barışın korunması için doğal hukuk ve doğal hukukun uygulanması için ise güvenlik gereklidir. Öyle ise şimdi, böylesi bir güvenliği nelerin sağlayabileceğinin üzerine durmalıyız. Bunun akla uygun tek yolu, saldırılara karşı koyacak gerekli yardım ile tarafların bu karşılıklı tehlike yüzünden bir savaş başlatmaktansa bir şey yapmamanın daha iyi olduğunu düşünmelerinin sağlanmasıdır. Ve ilk elden çok açıktır ki, böylesi bir güvenlik iki veya üç kişi arasındaki bir uzlaşma [consensio] ile sağlanamaz; zira bir veya iki kişimin düşmana katılması, açık ve kesin bir zafer için ona yeterince garanti ve bu ise ona saldırganlık için bir inisiyatif verecektir. Amaçladığımız güvenlik için, bundan dolayı, karşılıklı yardım için birada hareket edenlerin sayısının birkaçı düşman tarafına geçse: bile ona zaferi için büyük bir avantaj sağlamayacak kadar fazla olması gerekmektedir.

4.       Yine, birçok insan savunma için bir koalisyon çatısı altında bir araya gelse bile, en uygun yol üzerinde anlaşamamaları ve de herkesin gücünü kendi bildiği şekilde kullanması durumunda da bir şey elde edilmeyecektir. Bunun nedeni, zıt fikirlere sahip oldukları için, birbirlerini engelleyecek olmaları veya zafer, yağma veya intikam beklentisi ile harekete geçmek için anlaşacak olsalar bile, sonrasında, sahip oldukları farklı amaçlar ve politikalar veya aralarındaki kıskançlık ve rekabet (ki bunlar çatışmaların doğal nedenleridir) yüzünden bölünecekler olmaları ve ortak bir korku onları zorlamadığı müddetçe birbirlerine yardım etmeyi veya aralarındaki barışı sürdürmeyi reddedecek olmalarıdır. Buradan da anlaşılacağı gibi, çeşitli taraflar arasında varılan bir uzlaşma [consensio], eş deyişle sadece karşılıklı yardım için kurulan bir birliktelik [societas], taraflara, aralarındaki ilişkilerde yukarıda değinilen doğa yasalarını tatbik etmeleri için aradığımız güvenlik için gerekli uyumu ve birlikteliği sağlamaz. Zira bundan daha fazlası gerekmektedir; bireysel çıkarın genel çıkar ile çatışması durumda, genel iyilik için varılan uzlaşmanın ve karşılıklı yardımın çökmesine engel olacak bir korku faktörü.

5.       Aristo, politik olarak adlandırdığı hayvanlar arasında sadece İnsanı değil ama aynı zamanda Karınca, Arı vb. de saymaktadır. Zira sözleşme yapmalarına ve bir yönetim [regimen] kurmalarına olanak sağlayan akıldan mahrum olsalar da, bunlar, bir uzlaşma ile, eş deyişle aynı şeyleri arzuladıkları ve aynı şeylerden korktukları için, edimlerini ortak bir amaca yönlendirirler ve böylece de kolonileri kargaşalıkla karşı karşıya kalmaz. Yine de, kolonileri hala bir devlet [civitates] değildir ve bundan dolayı da bu hayvanlara politik denmemelidir; zira onların yönetimi sadece bir uzlaşma veya aynı amacı taşıyan birçok istencin bir araya gelmesidir; devlette olduğu gibi, tek bir istenç değil. Sadece duyuları ve arzularıyla yaşayan hayvanlar arasındaki uzlaşma öyle kalıcıdır ki, bunu, dolayısıyla da aralarındaki barışı, ayakta tutmak için doğal istekleri dışında bir şeye gereksinim duymadıkları doğrudur. Ama insanlar arasında durum tam tersidir. İlkin, insanlar şeref ve [1] mevki için yarışırlar ama hayvanlar bunu yapmaz; bundan dolayı insanlar gücenir ve kıskanır, ki bunlar nifak ve savaşın nedenleridir ama hayvanlarda bu yoktur. İkinci olarak, arı ve benzeri hayvanların doğal arzulan homojendir; ve kişisel yarardan farklı olmayan ortak yararı amaçlarlar; ama insanlar için, sahibine diğerleri karşısında bir üstünlük ve itibar kazandırmayan hiçbir şeyin iyi olduğu düşünülmez. Üçüncü olarak, akıl sahibi olmayan bu hayvanlar, ortak işlerin yürütülmesinde ne bir kusur görümler, ne de görseler bile gördüklerine inanırlar; ama her biri kendinin diğerlerinden daha akıllı olduğunu düşünen ve değişikler peşinde koşan çok sayıda insandan oluşan her grup, kendi içinde farklılaşır ve farklı şeyler dener, ki bu huzursuzluk ve iç savaştır. Dördüncü olarak, hayvanlar birbirlerine duygularını ifade etmek için seslerini ne kadar iyi kullanırsa kullansınlar, duygulan harekete geçirmek, dahası İyi olan bir şeyi olduğundan Daha İyi ve Kötü olan bir şeyi de olduğundan Daha Kötü göstermek için gerekli olan söz sanatlarına sahip değildirler. Ama insanın dili bir savaş ve nifak trampetidir; Pericles 'in bir keresinde konuşmasında şimşekler ve gök gürültüleriyle tüm Yunanistan’ı kargaşaya sürüklediği söylenir. Beşinci olarak, hayvanlar haksızlık ve zarar arasında bir ayrım yapmazlar. Bundan dolayı, rahatları yerinde olduğu müddetçe hemcinslerini eleştirmezler. Ama ülkelerine en çok sorun çıkaran insanlar en lüks içinde yaşayan insanlardır; zira açlık ve soğuğa karşı olan savaşını kazanmadan, insanlar genellikle, kamusal mevkiler için mücadele etmezler. Son olarak, bu vahşi hayvanlar arasındaki uzlaşma doğaldır ama insanlar arasındaki uzlaşma ise sadece sözleşmeye dayanır eş deyişle yapaydır; bundan dolayı, insanlar barış içinde yaşayacaksa, başka bir şeye daha gereksinim olması şaşırtıcı değildir. Dolayısıyla, ceza korkusu ile bireyleri kontrol eden genel bir güç olmadan, sözleşmeye dayanan hiçbir uzlaşma veya birliktelik, doğal hukukun uygulanması için gerekli güvenliği sağlayamaz.

6.       Dolayısıyla, istençlerin tek bir amaç etrafında birleşmesi, barışın korunması ve kalıcı bir savunma için yeterli değildir; barış ve savunma için önemli konularda, hepsi için tek bir istenç [una voluntas] olması gerekmektedir. Bu sadece, herkes istencini başka tek bir istence [alterius unius], ortak barış ile ilgili konulardaki istenci tek tek herkesin istenci [onınes et singuli] olarak alınacak şekilde bir İnsanın [Hominis] veya bir Meclisin [ıConcilium] istencine tabi kılması durumunda gerçekleşebilir. MECLİS ile, herkesin ortak yararı için yapılması veya yapılmaması gereken şeyler hakkında teemmülde bulunan belli sayıda insandan oluşan bir grubu [coetuss] kast ediyorum.

7.       Tüm istençlerin tek bir insanın veya bir meclisin istencine tabi olması, tek tek herkesin geri kalan insanlarla yaptığı bir Sözleşme ile, tabi olunan kişi veya Meclisin istencine direnmeyeceği hususunda kendini yükümlü kılmasıyla gerçekleşir; bu, zenginliği ve gücünün kendisi dışında başkalarına karşı (zira şiddete karşı kendini savunma hakkını saklı tutuğu varsayılır) kullanılmasına karşı çıkmayacağı anlamına gelmektedir. Buna BİRLİK (union) denir. Meclisin istenci ise, meclisi oluşturan insanların daha büyük kısmının istenci olarak anlaşılmalıdır.

8.       İstencin kendisinin değil ama sadece iradi edimlerin başlangıç noktasının (zira biz istençte bulunmak için değil ama bir edimde bulunmak için istençte bulunuruz) iradi olduğu doğrudur; bundan dolayı, istenç, teemmülde bulunamaz ve sözleşme yapamaz. Yine de, istencini bir başkasının istencine tabi kılan biri, ona, gücü ve zenginliği kullanma hakkını devreder, ki böylece, başkaları da aynısını yaptığında, boyun eğilen kişi, bireylerin istençlerini birleştirmek ve uyumlu bir hale getirmek için korkuyu kullanabilsin.

9.       Bu şekilde teşkil edilmiş bir Birliğe devlet (civitas) veya sivil toplum [societas civilis] ve ayrıca tüzel kişi [civil person / persona civilis] denir; zira herkes için tek bir istenç olduğuna göre bu, tek bir kişi olarak alınmalı; ve haklara ve mülkiyete sahip [res sibi proprias] tüm insanlardan farklı bir isimle ayrılmalı ve farklılaştırılmalıdır. Sonuç olarak, ne tek bir yurttaş ne de hepsinin bir araya gelmesi (birinin istencinin hepsinin istencinin yerini alması haricinde) devlet olarak değerlendirilmemelidir. Öyleyse, (tanımlayacak olursak) DEVLET, istenci, belli sayıda insanın yaptığı sözleşmeyle, hepsinin istenci olarak kabul edilen ve onların güçlerini ve kaynaklarını ortak barış ve savunma için kullanacak olan tek bir kişidir.

10.     Her devlet tüzel bir kişi olsa da, tersinden her tüzel kişi bir devlet değildir. Devletin izniyle, belli sayıda insanın istencinin bir işin halletmesi amacıyla tek bir istenç olarak birleşmesi mümkündür. Bunlar artık tüzel kişilerdir, tüccarların kurduğu şirketler ve benzeri gruplar gibi, ama devlet değildirler, çünkü kendilerini grubun istencine yalın bir şekilde ve her konuda değil ama devlettin tanımladığı belli konularda ve yabancıların huzurunda Şirketin kendisini dava etme koşuluyla ki bir yurttaş bunu devlete karşı yapamaz tabi kılmışlardır. Bu çeşit birliktelikler [societas], devlete bağımlı tüzel kişilerdir.

11.     Her devlette bireylerin istençlerini (açıklanan şekliyle) tabi kıldıkları Kişi veya Meclis’in EGEMENLİK YETKİSİNİ [Sovereign Authority / Summan Potestatem] veya EGEMEN GÜCÜ [Sovereign Power / Summum Imperium] ve HAKİMİYETİ [Dominion / Dominium] elinde tutuğu söylenir. Bu Yetki [Potestas\, bu Buyruk verme Hakkı [Jus imperandi], tüm yurttaşların kuvvet ve güçlerini [potentia] bu kişi veya Meclise devretmeleri olgusuna dayanmaktadır. Bunu yapmak, basitçe, (zira kimse kelimenin gerçek anlamıyla gücünü bir başkasına devredemez) direnme hakkından vazgeçmek anlamına gelmektedir. Her yurttaş ve bağımlı her tüzel kişi, [subordinate civil person] egemen gücü elinde bulunduranın TEBAASI olarak adlandırılır.

12.     Buraya kadar söylenenler, kendini koruma duygusuyla dolu belli sayıda doğal insanın birbirlerine karşı duydukları korkuyla nasıl ve hangi aşamalardan geçerek, bizim devlet adını verdiğimiz tek bir tüzel kişiliği oluşturduğunu yeterli derecede ortaya koymaktadır. Fakat kendisini bir başkasına korku yoluyla tabi kılanlar, ya korktukları kişiye boyun eğerler ya da güvenlik için güvendikleri bir başkasına boyun eğerler. Savaşta yenilen insanlar, öldürülmekten kaçınmak için birincisini tercih ederler; İkincisi ise, yenilmeyenlerin yenilgiden kaçınmak için başvurdukları yoldur. İlk biçim, kaynağını doğal güçten almaktadır ve buna devletin doğal kökeni de denebilir; İkincisi ise, birleşen tarafların niyet ve kararından kaynaklanmaktadır [consilio & constitutione] ve bu da devletin tasarımsal kökeni [origin by design / origin instituto]. Dolayısıyla iki tipte devlet vardır: biri Pederşahi [Paternal] ve Despotik gibi doğaldır, diğer devlet tipi ise bir tasarıma dayanmaktadır [institutivium] ki buna aynı zamanda siyasi de denmektedir. İlk durumda bir Efendi \Domimıs] kendi istenci ile kendisi için yurttaşlar elde eder; İkincinde ise, yurttaşlar kendi kararları ile egemen gücü [summun imperium] elinde tutan tek bir kişi veya bir grup insanı Efendi olarak atarlar.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe