Demokritos

Jostein Gaarder


Demokritos, doğadaki değişimlerin bir şeyin gerçekten "değişmesine" bağlanamayacağı konusunda kendinden önceki filozoflarla aynı fikirdeydi. Bundan ötürü doğadaki her şeyin, gözle görülemeyecek kadar küçük ve mutlak, hiçbir zaman değişmeyen yapı taşlarından oluştuğunu varsayıyordu. Demokritos bu en küçük parçacıklara atom adını veriyordu.
"Atom" sözcüğü "bölünemeyen şey" anlamına gelir. Demokritos için, her şeyin temelini oluşturan bir şeyin daha küçük parçalara bölünemeyeceğini vurgulamak son derece önemliydi. Eğer bu yapı taşları daha küçük parçalara bölünebilseydi, yapı taşı olma özelliklerini kaybederlerdi. Evet, atomlar devamlı parçalanıp dursaydı, doğa gittikçe sulandırılan bir çorba gibi çözülmeye başlardı.
Doğanın yapı taşları mutlak olmak da zorundaydı, çünkü hiçbir şey yoktan varolamazdı. Demokritos bu konuda Parmenides ve Elea'lılarla aynı görüşteydi. Ayrıca atomların pek ve yoğun olduğunu öne sürüyordu. Ancak atomlar birbirinin aynı olamazdı. Eğer atomlar birbirinin aynı olsaydı, bunların nasıl bir araya gelerek hem gelinciği, hem zeytin ağacını, hem keçi derisini ve hem de insan saçını meydana getirebildiğini açıklayamazdık.
Demokritos'a göre doğada sonsuz sayıda ve farklılıkta atom bulunmaktaydı. Bazı atomlar yuvarlak ve kaygan, bazıları düzensiz ve yamuktu. Tam da bu yüzden birleştiklerinde birbirinden çok farklı varlıklar meydana getirebiliyorlardı. Sayıları ve çeşitlilikleri ne olursa olsun, her biri mutlak, değişmez ve bölünemezdi.
Bir varlık, örneğin bir ağaç ya da bir hayvan ölüp parçalara ayrıldığında, atomlar yeniden yayılıp başka varlıkları oluştururlar. Çünkü atomlar aslında boşlukta dolanırlar, ancak çeşitli "girinti" ve "çı-kıntı'ları olduğu için gördüğümüz şeylere takılıp dururlar.
Herhalde şimdi legolarla ne anlatmak istediğimi anlıyorsundur! Legolar da Demokrrtos'un atomlara atfettiği hemen hemen tüm özelliklere sahiptirler ve tam da bu yüzden bir şeyler kurmaya çok elverişlidirler. Öncelikle bölünmezdirler. Biçimleri ve büyüklükleri farklı farklıdır. Yoğun ve sık dokuludurlar. Lego parçalarının "girinti" ya da "çıkıntıları" da vardır ve bu sayede birbirine takılıp akıl almaz biçimler meydana getirebilirler. Bu yapı sonradan dağıtılabilir ve aynı parçalardan bu sefer farklı nesneler yapılabilir.
Bugün artık Demokritos'un atom öğretisinin doğru olduğunu söyleyebiliriz. Doğa gerçekten birbiriyle birleşip sonra birbirinden ayrılan atomlardan oluşmaktadır. Burnumun en ucundaki bir hücrede yer alan bir hidrojen atomu, bir zamanlar bir filin hortumunda bulunmuş olabilir. Kalp kasımdaki bir karbon atomu, bir zamanlar bir dinozorun kuyruğunda yer almış olabilir.
Günümüzde bilim atomların daha da küçük "temel taneciklere" ayrıştırılabileceğini bulmuştur. Bu temel taneciklere proton, nötron ve elektron diyoruz. Belki bunlar da kendinden küçük parçacıklara aynştırılabilir. Ancak fizikçiler bunun bir yerde durmak zorunda olduğu konusunda birleşiyorlar. Doğayı oluşturan bir takım en küçük parçalar olmak zorunda.
Demokritos'un elinde günümüzde varolan elektronik aletler yoktu. Onun tek aleti mantığıydı. Ve mantığı ona başka bir seçenek bırakmıyordu. Hiçbir şeyin değişemeyeceğini ve yoktan varolup sonra yokolamayacağını bir kez varsayıyorsak, o zaman doğa önce biraraya gelen ve sonra birbirinden ayrılan küçücük yapı taşlarından oluşmak zorundadır.
Demokritos, doğal süreçlere bir takım "güçlerin" ya da "ruhların" müdahale ettiğine inanmıyordu. Varolan tek şey atomlar ve boşluktur, diyordu. "Özdeksel" olandan başka bir şeye inanmadığı için, Demokritos'un Özdekçi olduğunu söylüyoruz.
Demokritos'a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli "amaç" yoktur. Doğa tamamen mekaniktir şeydir. Bu her şeyin "rastlantısal" bir biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını izler. Demokritos olup biten her şeyin ardında doğal, şeylerin kendinde yatan bir neden olduğunu öne sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.
Demokritos'a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre, algılayışımızın nedeni atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay'ı görmemizin nedeni "Ay atomlarının" gözümüze girmesiydi.
Peki ya bilinç? Bilinç de atomlardan, yani maddi "şeyler"den oluşamaz ya! Oluşabilir elbette, diyordu Demokritos. Ona göre ruh, bir takım özel yuvarlak ve Kaygan "ruh atomlarından" oluşuyordu. İnsan ölünce bu atomlar etrafa savruluyor, sonra da oluşan yeni bir ruha katılabiliyorlardı.
Bu, insanın ebedi bir ruha sahip olmadığı anlamına geliyor. Günümüzde de pek çok kişi bu fikirdedir. Onlar da Demokritos gibi "ruhun" beyne bağlı olduğuna, beyin yokolduğunda herhangi bir tür bilincin varolamayacağına inanırlar.
Demokritos atom öğretisiyle, Yunan doğa felsefesine bir süre için bir nokta koymuş oldu. Demokritos, doğadaki her şeyin "aktığı" konusunda Herakleitos'la aynı fikirdeydi. Çünkü nesneler bir varoluyor bir yokoluyorlardı. Ancak "akan" her şeyin ardında "akmayan" bir takım mutlak ve değişmez şeyler vardı. Demokritos bunlara atom adını veriyordu.
Demokritos, çok basit ama aynı zamanda çok akıllıca düşünmüştü. "Öz madde" ve "değişim" sorusunun cevabını bulmuştu. Bu soru öyle kapsamlı bir hal almıştı ki, pek çok filozof yıllar boyunca bunu düşünüp durmuştu. Demokritos ise sonunda mantığını kullanarak sorunun yanıtını bulmuştu.

 

 

 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Felsefe

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült