Büyük İle Küçük

Yuan Hung Dao


Asıl Konfüçyüs’çüler büyük ile küçükten söz ettikleri vakit kendi iç ölçülerinden dışarıya çıkıyorlar, kendilerinden büyük olma büyük diyorlar. Onun için “büyük bir dağ”dan bahsetmek doğru imiş “büyük deniz” de doğru imiş, ama “kuş dağdan büyüktür” “balık, denizden daha büyüktür” doğru değilmiş. Neden? çünkü iç ölçü ile ölçülemezmiş de ondan.

Kendilerinden küçük olma, küçük derler. Onun için, küçük bir karıncadan söz edildiği vakit, doğru imiş, küçük bir arpa kurdundan söz edilince doğru imiş. Fakat karıncaların bir devleti vardır, bu devletin hükümdarı, genç ihtiyar tebaası hakkı ve haksızlığı, kavgası ve boyun eğmesi vardır, dendiği yahut da arpa kurtlarının kirpiklerinde böcekler vardır; bunların da sayısız ülkeleri, beldeleri, başkentleri ve sınır eyaletleri vardır, dendiği vakit, bu doğru değilmiş. Neden? Çünkü iç ölçü ile ölçülememiş de ondan.

Evet, insanın tepeden tırnağa kadar ölçüsü, beş ayaktır. Sonra, insanın 360 kemiği içinde 36 000 cinsten mikrop yaşamaktadır. Kimin, neyin gözü varsa, onun için ışık vardır; demek ki bunlar için gece ile gündüz, güneş ile ay da vardır. Kimim neyin, ayağı varsa onun için toprak vardır. Demek ki bunlar için dağlarla tepeler çaylarla hendekler vardır. Kimin, neyin, meyli ve arzusu varsa, onun için beraber olma vardır. Demek ki bunlar için baba ile oğul, koca ile kan, hayatı koruma ile ölüme götürme de vardır. Biri ısınır, biri kaşmir, demek ki bunlar kazanç peşinde koşmayı da bilirler. Bitleri yığınla tırnağımız üzerine koyunca, bunlar yaban ördeği gibi kaçarlar: demek ki bunlar da ölüm korkusu nedir, bilirler.

Gök ile yer acaba bir tek büyük bir teşekkül olamaz mı? Bütün bu Acun da bu teşekkülün herhangi bir kemiği aralarında boş bir mekan olmaz mı? Kuşlarla hayvanlar, insanlarla şeyler, bilgelerle veliler, insan üstü varlıklarla Buda’lar, onun 36 000 cins mikrobundan yalnız bir cins değil midir?

Kitapta şöyle der: “Kafa ile vücut kılları, tırnaklarla dişler, deri ile et, kaslar ile kemikler, hepsi yerindir.” öyleyse, biliyorum dünya büyük bir kıldan başka bir şey değildir. “Tükürük ile gözyaşı, cerahat ile kan ve bütün öteki mayiler yerindir.” demek ki, biliyorum, su, büyük bir yaş damlasından başka bir şey değildir. “Isı ateşin, hareket rüzgarındır.” Demek ki, biliyorum rüzgar ile ateş, ayrıca büyük bir nefesten başka bir şey değildir. Gök ile yer, büyük bir pay almışlar, fakat bu, onlar için çok değildir; insanların payı küçüktür, fakat bu onlar için az değildir. Böcekler içlerde yaşarlar ve içerisini fazla dar bulmazlar; insanlar dışarıda yaşarlar ve dışarısını fazla geniş bulmazlar. Gök ile yer için bir devir bir hayattır; böcekler için, hayat kocama, hasta olma ve ölmedir. Dirsekteki mikroplar, parmakla, barbar diyarı diye alay ederler; deri kıvrımlarındaki mikroplara dişlerden, tırnaklardan söz açıldığı vakit, saçma! derler. Bunlar, kendi bedenleri dışında insanlar bulunduğuna inanmazlar nerede kaldı insanların dışında gök ile yere inanmaları?!

Bu bakımdan, şeylerin büyüklüğünü küçüklüğünü ölçmek için, içten çıkarılmış en büyük ölçü bile yetmez. Ukala Konfüçyüs’çülerle küçük bilginler; her gün görüp işittikleri ile, göğe, yere ait, hiç görmedikleri, hiç işitmedikleri şeyleri, ayırıp parçalamak istiyorlar. Sımsıkı kanunlarla kendilerini bağlıyor, böylece sonra gelen insanları da bağladıklarını sanıyorlar, Çabalıyor, kitaplar yazıyorlar bunlar bilgindirler; kurallar kurarlar; sonraki insanlar da bunlara, soğuğa, sıcağa, beş ayak dalarlar bunların, kafalarını sokacak hemen hemen bir aralıktan yoktur. Bir dağda yaşayan porsukların velilere ihtiyacı yoktur. Onlar, kendi iç ölçüleri ile, gök ile yeri kavrayamayacaklarını bilirler. Demek oluyor ki, çevremizdeki şeylerde “büyük” ile “küçük” yoktur. Eski çağ ile şimdiki çağda “çabuk” ile “yavaş” yoktur. Yaşayan varlıklarda “ben” ile “sen” yoktur. Erken ölüm, uzun ömür olabilir; büyük, küçük olabilir; kısa, uzun olabilir; ben, sen olabilir; akıllı budala olabilir.

Bir günlük sinek için akşam ölüm, uzun bir ömürdür. Böylece, erken ölüm bir kere de uzun ömür olabilir. Sığır, domuzdan büyük, ama filden küçüktür; böylece büyük, bir kere de küçük olabilir. İçinde on yıl yaşanan bir rüya, küçücük bir an sürebilir. Böylece kısa, bir kere de uzun olabilir. Eli göğsünde durduğundan nefesi daralan bir kimse için o el, yabancı bir şeydir: böylece; ben bir kere sen olabilir. Veli bile bir duvarın arkasında ne var ne yok bilemez; böylece bir akıllı da bir kere budala olabilir.

Doğru durmak yahut eğri durmak bana bağlıdır; doğru gitmek yahut eğri gitmek bana bağlı değildir; o halde keyfimizin istediği gibi dolaşıp dünyada her şeyin künhüne varmak bize vergi midir? Velilerin insanlarla hayvanlardan üste çıkabilecek gibi 3 başı, 9 kolu mu vardır? Hayır biz yalnız insanla hayvan arasındaki farkı görebiliriz; fakat iç ölçümüzle büyük ile küçük üzerinde kavgaya girişmek istemeyiz. Düşüncelerimiz ancak bu sayede her yere gider; her yerde dolaşırlar.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe