Budist Vecizeleri (Dhammapada) -2-


SONSUZ ÖZGÜRLÜK

90      Yolun sonuna ulaşan yolcu sonsuzluğun özgürlüğü içinde, tüm acılardan, kendisini bağlayan tüm zincirlerden kurtulmuştur. Artık onun tüm yaşam heyecanları sönmüştür.

91      Yüksek düşünceli kişiler aynı yerde kalmaktan mutlu olmayıp daima mücadele ederler. Gölleri terkederek gökyüzüne uçan kuğular gibi, bulundukları yerlerde barınamayıp daha yükseklere tırmanmak için çaba sarfederler.

92      Aşırı beslenmekten kaçınarak yetkinliğe ulaşmış ve sonsuz boşluk — özgürlük göğünde — uçan kişinin yolunu kim izleyebilir? O kişinin yolunu izlemek, gökyüzünde uçan kuşların yolunu izlemek kadar zordur.

93      İstekleri susmuş, zevklerin etkisinden kurtulmuş ve başlangıcı olmayan sonsuz boşluk — özgürlük göğünde uçan insanın yolunu kim izleyebilir? Onun yolunu izlemek, gökyüzünde uçan kuşların yolunu izlemek kadar zordur.

94      Duygularını, iyi bir sürücünün atlarını yönetmesi gibi, kontrol altına alabilen, gururdan ve aşağılık tutkulardan kurtulmuş kişiyi tanrılar bile över.

95      O kişi, toprak gibi sakin, bir sütun gibi sağlam ve temiz bir göl gibi saftır. Ölümle son bulan yaşam ırmağından — Samsara— kurtulmuştur o kişi.

96      O kişi görüşünün verdiği ışıkta özgürlüğünü bulmuştur: onun düşünceleri, sözleri ve davranışları huzur içindedir.

97      Ve o kişi NİRVANA’yı gördükten sonra saf inançlardan, tüm isteklerden ve tüm bağlardan kurtulmuştur, günahların çok ötesindedir. Diğer insanlar arasında gerçekten daha büyüktür.

98      Kutsal kişiler her nerede otururlarsa otursunlar —bir şehir veya bir orman, bir vadi veya bir dağın tepesi— o yer gerçekten bir sevinç kaynağıdır.

99      Onlar, diğer insanların oturamadıkları yerleri bile cennete çevirirler. Çünkü onlar isteklerin yükünden kurtulmuş ve başkalarının bulamadıkları sevince ulaşmış kişilerdir.

BİN'DEN DAHA YEĞ

100    Huzur veren tek bir söz, yararı olmayan binlerce sözden daha yeğdir,

101    Huzur veren tek bir beyit, yararı olmayan binlerce beyitten daha yeğdir.

102    Huzur veren tek bir şiir, yaran olmayan binlerce şiirden daha yeğdir.

103    Kendine galip gelen kişinin zaferi,

104    Binlerce savaşta galip gelen kişinin zaferinden çok daha yeğdir.

105    Çünkü, zaferlerin en büyüğü kişinin kendine karşı kazandığı zaferdi; ve ne gökyüzündeki tanrılar ne de yerin dibindeki şeytanlar böyle bir insanın zaferini bozguna uğratamaz.

106    Kişinin kendini yenme çabasında harcadığı bir anlık zaman, o kişinin yıllar boyu tanrıya sunduğu binlerce adaktan daha yeğdir.

107    Kişinin kendiniyenme çabasında harcadığı bir an'ın değeri, o kişinin yüzlerce yıl ibadetinden daha büyüktür.

108    Bir insanın yıllarca yaptığı ibadetler ve sunularla kazanabileceği değer, dürüst bir insana saygı gösteren kişinin kazandığı değerin yanında hiç kalır.

109    Fazilet ve kutsallık olgunluğuna ulaşmış kişilere saygı göstererek onur kazanan kişi, gerçekte dört büyük hazineye ulaşır: uzun bir yaşam, sağlık, kudret ve sevinç

110    Fazilet ve tefekkür içinde geçen tek bir yaşam günü, düşüncesizce yaşanan yüzlerce yıldan daha yeğdir.

111    Hikmet ve tefekkür içinde geçen tek bir gün, cehalet içinde düşüncesizce yaşanan yüzlerce yıldan daha yeğdir.

112    Cesaretle ve mücadele ile geçirilen tek bir gün, tembellik ve zayıflıkla geçirilen yüzlerce yıldan daha yeğdir.

113    Tüm şeylerin nasıl oluştuğunu ve yok olduğunu düşünen kişinin tek bir yaşam günü, bunları düşünmeyen kişinin yüzlerce yıllık yaşamından daha yeğdir.

114    Kişinin kendi ölümsüzlüğünü gördüğü tek bir yaşam günü, bu yolu görmeyen kişinin yüzlerce yıllık yaşamından daha yeğdir.

115    Kişinin en mükemmel yolu gördüğü tek bir yaşam günü bu yolu görmeyen kişinin yüzlerce yıllık yaşamdan daha yeğdir

İYİ VE KÖTÜ

116    Acele edin ve iyi olanı yapın. Aklınızı 'kötülükten uzak tutun. Çünkü, iyi olanı yapmakta yavaş davranan kişinin aklı kötülükteki zevke dalar.

117    Kişi yanlış olan bir şey yapmışsa onu bir daha tekrarlamamalıdır. Günahta zevk bulmamalıdır. Yanlış davranışların birikimi sonunda büyük acılar yaratır.

118    Kişi iyi olan bir şey yapmışsa onu tekrar tekrar yapsın. Bu yaptıklarından zevk alsın. İyi davranışların birikimi de sonunda büyük sevinçler yaratır.

119    Kötülüğü meyvesini vermediği sürece, kişi kötülükten zevk alabilir; ancak o kötülüğün meyvesi ortaya çıktığı zaman gerçekten kötülüğü görür.

120    İyiliği meyvesini vermediği sürece, yaptığı iyilik nedeniyle acı çekebilir; ancak o iyiliğin meyvesi ortaya çıktığı zaman gerçekten iyiliği görür.

121    «Bu küçük bir şeydir» diye düşünerek, değeri az görülen bir günahı dahi sürdürmeyin. Damlaya damlaya göl olur. Aynı şekilde, aptal kişi de küçük kötülüklerle sonunda kötülük dolu bir göl olur.

122    «Bu küçük bir şeydir» diye düşünerek, yaptığınız bir işin değerini küçük görmeyin. Damlaya damlaya göi olur. Aynı şekilde, akıllı kişi de küçük küçük iyiliklerle bir zaman sonra iyilik dolu bir göl olur,

123    İnsan, tıpkı yanında çok para taşıyan fakat hiçbir koruyucusu olmayan bir tüccarın yoldaki tehlikelerden kaçınması veya yaşamayı seven bir kişinin zehirlenmekten kaçınması gibi, kötülüğün tehlikelerinden kaçınmalıdır.

124    Elinde yara olmayan bir insana avucunda taşıdığı zehir zarar veremez. Yara olmayan yere zehir nasıl zarar veremezse, içinde kötülük taşımayan kişiye de kötülük zarar veremez.

125    Safiyete ulaşmış ve günahtan arınmış iyi bir insana kötülük yapan aptal bir kişinin kötülüğü, rüzgara karşı savrulan tozlar gibi yine kendisine döner.

126    İnsanların bazıları yine bu dünyada, kötülük yapan kişiler de cehennemde yeniden doğarlar: dürüst insanlar cennete, ancak saf olan kişilerse NİRVANA’ya ulaşırlar.

127    Ne gökyüzünde, ne okyanusların derinliklerinde, ne bir dağın tepesindeki mağarada ne de başka herhangi bir yerde, kişi yaptığı kötülükten kurtulamaz.

123 Ne gökyüzünde, ne okyanusların derinliklerinde, ne bir dağın tepesindeki mağarada ne de başka herhangi bir yerde, kişi ölüm kudretinden kurtulamaz.

YAŞAM

129    Tüm canlılar tehlike karşısında titrer ve ölümden korkarlar. Bunu düşünen kişi ne başka bir canlıyı öldürür ne de onun ölümüne neden olur.

130    Tüm canlıiar tehlike karşısında korkar; yaşam tüm varlıklar için aziz bir şeydir. Bunu düşünen kişi ne bir canlıyı öldürür ne de onun ölümüne neden olur.

131    Kendisi mutlu olmak için başkalarına zarar veren kişi, hiçbir zaman mutluluğa ulaşamaz.

132    Mutlu olmak isteyen fakat bu uğurda hiç kimseye zarar vermeyen kişi ise kesinlikle mutluğa ulaşır.

133    Asla kimseye acı verici sözler söylemeyin, çünkü ağızdan çıkan sözler yayından fırlayan oklar gibi bir daha önlenemezler. Hiddetli sözler Güvencidir ve darbe üstüne darbe etkisi yaparlar.

134    Kişi kırık bir gong gibi tamamen sessiz olduğu zaman, o artık hiddetini susturmuş ve NİRVANA’ya ulaşmıştır.

135    Yaşlılık ve ölüm, tıpkı bir çabanın koyanlarını otlaklara sürmesi gibi, yaşayan varlıkları ölüm yerlerine doğru sürer.

136    Aptal kişi kötü bir davranışta bulunduğu zaman, birgün içinde yanacağı bir ateş yaktığını anlayamaz.

137—140 Silahları, zararsız ve saf olan kişilere, zarar veren insan kısa bir zaman sonra şu on kötülükten birine hedef olur korku dolu bir acı, bir hastalık, bir sakatlık., delilik, akıl kaybı, yöneticilerin ezası, korku verici bir suçlanma, mal kaybı, dostların kaybı, veya gökyüzünden evine düşen bir yıldırım.

141    Ne çıplaklık, ne dağınık saçlar, ne pislik, ne günlerce oruç tutmak, ne yerde yatmak ne de bağdaş kurarak saatlerce bir yerde oturmak, şüphe ve isteklerden arınmamış bir insanı kurtaramaz.

142    Ancak güzel giysiler giymese de, Kişi kendine sahip, huzur içinde, hiçbir varlığa zarar vermeyen, inançlı, saf ve iyi bir insansa, o insan Bhikkhu adı verilen kutsal bir münzevidir.

143    Bu dünyada bir insan var mıdır ki, kutsal bir atın kırbaç yemekten kaçınması gibi, tüm kötülüklerden tüm suçlardan kaçıp kutsal olabilsin.

144    Kırbacın dokunduğu bir at gibi ateşli olun, inançla, faziletle, enerjiyle, hikmetle, derin düşünmeyle, derin görüşle ve doğru davranışlarla yaşamın tüm acılarını yeneceksiniz.

145    Su yolları yapan kişiler o suları kontratları altına alırlar; okçular oklarını düz ağaçtan yaparlar; marangozlar ağaçlardan nasıl yararlanacaklarını bilirler; bilge kişiler de aynı şekilde kendi zihinlerini kontrol ederler.

YAŞAM ÖTESİ

146    Tüm dünya ateş içindeyken, insan nasıl sevinebilir, nasıl zevk içinde olabilir?

147    Boyalı bir kuklaya benzeyen, acılarla ve hastalıklarla bezenmiş, hayallerle dolu, devamlı olarak değişen ve çürüyen bedeniniz üzerinde düşünün.

148    Hastalıklarla dolu, çürüyücü bir yığından ibaret olan bu beden yıkılmaya, çözülmeye ve yok olmaya mahkûmdur. Her yaşam birgün ölümle son bulur.

149    Yazın sağa sola atılan içi boş ve kupkuru su kabaklarına benzeyen şu kuru kemik yığınına bakın. Ona bakmaktan kim zevk alabilir?

150    Bu beden, kan ve et ile kaplanmış kemik bir kafestir. Gururun, kendini beğenin, yaşlılığın ve ölümün konutu olan bir kafes.

151    Kralların en görkemli arabaları bile zamanla nasıl eskirse, bu insan bedeni de zamanla yaşlanır ve eskir; ancak faziletler hiçbir zaman eskimez ve yok olmazlar.

152    Öğrenimi olmayan kişi, tıpkı bir öküz gibi yaşlanıp gider; İnsan bedeni gerçekten yaşlanır ve çürür, ancak faziletler hiçbir zaman eskimez. Önler dalma yani ve canlıdırlar.

153    Ben bu yaşam ve ölüm konutunun yapıcısını bulmak için birçok

154    yaşam devrelerinden geldim geçtim. Ölümle son bulmaya mahkûm olan bu yaşamın acıları ne kadar büyüktür!Fakat ben bu konutun yapımcısını tanıdım ve artık bu konutun içine tekrar girmeyeceğim. Çünkü, cehalet bağları koptu, kötülükler yok oldu ve tutku ateşleri söndü. Çünkü benim bu ölümle zihnim' ölümsüz NİRVANA’nın sevincine ulaştı.

155    Gençliklerinde kendileriyle uyum içinde yaşamamış ve yaşamın gerçek hazinelerini bulamamış kişiler, içinde balık bulunmayan bir gölün kıyısında hüzünle avını bekleyen uzun bacaklı balıkçıl kuşlarına benzerler.

156 Bu insanlar, içlerine konan sıvıları dışa akıtan çatlak kaseler gibidirler.

157    Kendini aziz tutan kişi, kendini iyi korumak zorunluğundadır. O kişi, zamanının uyanık kişilerinden hiç olmazsa birini bulmalıdır.

158    O kişi öncelikle doğru olanı bulmalı, ancak ondan sonra yararsız acılardan kurtularak doğru olanı başkalarına öğretmelidir.

159    Kişinin kendisi başkalarına olmalarını öğütlediği derecede iyi bir insan olabilirse, onlara gerçekten iyi bir insan olmayı öğretebilir. Ancak kendini kontrol edebilmek gerçekten zor bir iştir.

160    Ancak kişinin kendisi kendini kontrol altına alabilir; dıştan hiç kimse onu kontrolü altına alamaz. Ancak yönetici ve yönetilen aynı varlık olduğu zaman, ortada kendi kendinikontrol vardır.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe