Zazen’de Nefes

Katsuki Sekida


Bir dakikalık zazen

“Bir dakikalık zazen” dediğimiz bir deney yapalım:

Gözleriniz ardına kadar açık olduğu halde uzakta bir şeye, örneğin, pencerenin dışındaki bir binanın köşesine, bir tepedeki bir noktaya, bir ağaç veya çalıya, hatta duvardaki bir resme uzun uzun bakın.

Bu arada solumayın veya çok az soluyun ve dikkatinizi o noktaya yoğunlaştırıp aklınıza bir şey getirmemeye çalışın.

Düşünceleri oluşmadan engelleyebildiğinizi, onları sahiden tutabildiğinizi göreceksiniz. Zihninizde düşüncemsi hareketlerin başlangıcını hissedebilirsiniz, ama sonuçta o da denetim altında tutulabilir.

Aynı işlemi yineleyerek düşüncenin izinin bile belirmesini engelleyecek bir güce erişebilirsiniz.

Solumanız durdukça veya durmaya yaklaştıkça düşünceler bu biçimde engellenebilir. Dışarıdaki nesnelerin imgesi gözlerinize açıkça yansısa da “algı” gerçekleşmez. Ne o tepenin düşüncesi, ne o binanın veya resmin izlenimi, ne de zihninizin içinde veya dışındaki süreçler belirir. Gözleriniz, tıpkı bir aynanın yansıtması gibi, yalnızca dışsal nesneleri yansıtır. Zihinsel eylemlerin bu en basitine “saf duyum” diyebiliriz.

William James klasikleşmiş yapıtı Textbook of Psychology’de saf duyumu şöyle açıklar:

“Algıdan ayrı olarak duyum bir duyumu kesin olarak tanımlamak imkansızdır... ve algılar farkına varılamaz derecelerde birbirine girer. Tüm söyleye

bileceğimiz şudur ki, duyumla kastedilen, onların bilinç yolundaki ilk şeyler olduğudur. Duyumlar beyne giren sinir akımlarının, geçmiş deneyimlerle ilgili herhangi bir çağrışım uyandırmaya veya bağ kurmaya kalmadan, bilinç üstündeki dolaysız sonucudur: mutlak anlamda saf duyum budur.

“Bir sonraki izlenim beyinsel bir tepkime yaratır ve bunda son izlenimden kalan uyarılmış izler rol oynar. Bunun sonucu olarak başka türden bir duygu ve daha üst dereceden bir biliş doğar. Nesnenin salt duyulur varlığıyla ilgili farkındalığa bir de onun hakkındaki “tasarımlar” katılır; ona ad veririz, onu sınıflarız, karşılaştırırız, onun hakkında önermelerde bulunuruz... Nesneler hakkındaki bu daha yüksek bilince genel olarak algı deriz; onların varlığına ilişkin anlatımsız duyguya ise duyum denir. Dikkatimizin tümüyle dağıldığı anlarda bu anlatımsız duygu haline döneriz.”

Bir dakikalık zazen deneyimizde de duyum, düşünme sürecinin etkin bir şekilde engellenmesinin sonucudur. James, “Dikkatimizin tümüyle dağıldığı anlarda bu anlatımsız duygu haline” belli ölçülerde dönebileceğimizi belirtiyordu; bir dakikalık zazen uygulamasındaysa zihnimizi etkili bir zihinsel güçle denetim altına alır ve dikkatimizin dağılmasını, düşüncelerimizin başıboş dolaşmasını engelleriz.

Peki bu zihinsel güç nereden gelir? Bizim yaptığımız deneyde bunun kaynağı nefesin durması (veya neredeyse durması) idi. Ayrıca nefesin durması ister istemez solumaya yardımcı karın kaslarının (abdominal karın kasları) kasılmasını gerektirir, bir başka deyişle, tanden'de gerilimi artırır.

Etkili içsel yoğunlaşma anlamındaki bu zihinsel güç, ki buna ruhsal güç de denebilir, tanden'deki gerilimden doğar. İlk başka saçma gelebilir bu, ama doğru; ve aşağıda bunu göstermeye çalışacağız.

Şunu deneyin:

Hiçbir şey düşünmemeye niyet ederek bir süre sessizce oturun.

Az sonra aklınıza bir düşünce gelecek, ona dalacak ve kendinizi unutacaksınız. Çok geçmeden durumun ansızın farkına varacak ve yine hiçbir şey düşünmemeye çalışacaksınız.

Derken yirmi saniye geçecek ve bir bakmışsınız ki, yine içinizde bir düşünce doğmuş ve düşünceleriniz ona yönelmiş, kendinizi unutmuşsunuz. Aynı işlemi yineleyin, sonunda göreceksiniz ki, kendi zihninizdeki düşüncelerin oluşumunu denetleyemiyorsunuz.

Şimdi de bir dakikalık zazen alıştırmasının bir türevini deneyelim:

Solumayın veya çok az soluyun. Sonra solumaya yardımcı karın kaslarında tekrar tekrar yeni gerilim yaratacak şekilde ağır ve derinden soluyun. Solumaya yardımcı karın kaslarındaki gerilim sayesinde dikkat halini sürdürebildiğinizi göreceksiniz.

Zazen uygulamasında nefes, düşüncenin denetimi açısından büyük önem taşır. Uygulamanın nasıl yapıldığını dikkatle gözlemlediğiniz takdirde bunun için büyük çaba harcamak gerektiğini anlarsınız. Ona rağmen dikkat zaman zaman dağılır ve düşünceler kendine yer açacak gibi olur. Her seferinde de taze bir çabayla onları engelleyebilirsiniz.

Bu çaba çerçevesinde solumaya yardımcı karın kaslarındaki gerilimi diri tutmalı. Düşüncenin denetim altında tutulduğu ve ruhsal gücün doruğa ulaştığı bir sürekli uyanıklık hali olarak samadhi'ye bu gerilimle ulaşılabilir.

Zazen’de nefesin önemi

Şimdi solumanın fizyolojisi hakkında bazı basit gerçeklere ve zazen'in bunlarla olan ilgisine bir göz atalım. Şekil 8'de bu ilişki grafikle gösterilmektedir.

Grafiğin dibine yakın, yaklaşık 1,2 litre seviyesini belirten bir çizgi var; buna artık hacim diyoruz. Nefes verirken çalışan kaslarının hepsi tam kasılsa bile akciğerde hala 1,2 litre hava kalır, çünkü hiçbir kas hareketi akciğerdeki hava keseciklerini ve solunum yollarını tümden boşaltamaz. Zazen yaparken nefesin tamamını verip hala kayda değer bir süreyle soluksuz kalabilmemizin nedeni bu.

2,3 ile 2,8 litre arasında gelip giden eğri normal solumayı temsil ediyor. Alınıp verilen her nefesteki hava girişi ve çıkışı gelgit hacmi olarak bilinir.

Normal olarak verilen her nefesin sonunda, eğer ilgili kasların hepsini olabildiğince sıkabiliyorsanız, akciğerden yaklaşık 1,1 litre fazla hava çıkartabilirsiniz. Ancak böyle bir çabayla dışarı atılabilen havaya “yedek nefes verme hacmi” denir.

Dikey AB çizgisi zazen’deki azami nefes hacmini gösterir. Azami çabayı gösterdiğimiz takdirde yedek hacmin hepsini nefesle verebiliriz. Fakat bunu üst üste tekrar etmeyiz; böyle derin bir soluk verdikten sonra üç ila beş kez normal solunur, ardından bir başka derin nefes daha verilir.

Bazı öğrenciler yedek hacmin tamamını çıkartamaz da kesik çizgilerle belirtilen yarı yola kadar ilerleyebilir. Soluma hattının çok da altına inmediğimiz bu durumda normal gelgit nefesine dönmemiz gerekmez. Ancak hattın ne kadar altına inerseniz samadhi'ye o kadar hızlı ulaşırsınız ve samadhi'niz o denli derin olur.

Zazen'de göğüs boşluğu olabildiğince hareketsiz tutulur. Nefes alırken alt karın kalkar; nefes verince karın kasları kasılır.

Normal solumayla zazen'deki soluma arasında önemli bir fark var: zazen'de karın kaslarının serbestçe kasılması ve bunun yarattığı yukarı yönlü itme gücü diyaframca dengelenir. Bu ise nefesin kesilmesiyle sonuçlanır.

Belki karışık gelebilir, ama aslında çok basit: tek yapmanız gereken, soluğunuzu tutmak. Bunun ardından azar azar nefes vermek istediğiniz zaman da mecburen diyaframı aşağıda tutmanız ve karın kaslarının yukarı yönlü itme gücünü sürekli olarak yavaşlatmanız gerekecek. “Tanden'e güç atmak”tan söz ettiğimizde bunu kastediyoruz. Bu ise en nihayetinde ruhsal gücü doğurmaktadır.

Diyafram ve karın kaslarını eşit kuvvetle birbirine karşı dengede tutabiliyorsanız soluğunuz neredeyse durur; ancak vücudun kendi doğal basıncından ötürü akciğerden fark edilmesi çok güç olan az miktarda nefes kaçar. Nefesin durmasından veya kesilmesinden söz ettiğimizde aslında kastettiğimiz şey, bu son derece sessiz solumadır.

Bu bölümün başında “bir dakikalık zazen” deneyini anlattık ve soluğumuzu tutarak düşüncelerimizi denetleyebileceğimizi gördük. Düşüncelerin denetlenmesi ve engellenmesi işte karın kasları ve diyaframdaki bu karşıt gerilimden doğar. Zazen deneyinin de bize gösterdiği üzere, solumaya yardımcı karın kaslarındaki gerilimi koruduğumuz sürece beyinde olan bitenleri denetleyebiliriz.

Zen hakkında hiçbir şey bilmeyenler bile, örneğin, keskin soğuğa dayanmaya, acıya katlanmaya, üzüntüyü veya öfkeyi bastırmaya çalıştıklarında soluklarını tutarak karınlarına güç atarlar. Bunu ruhsal güç diyebileceğimiz şeyi kazanmak için yaparlar.

Karın kaslarına tüm kasların genel müdürü gözüyle bakabiliriz. Ağır bedensel işler yaparken, örneğin, ağırlık kaldırır veya balyoz kullanırken, karın kaslarını kasmadan öbür kasları harekete geçiremezsiniz. Elinizi kaldırır veya bacağınızı kımıldatırken bile karın kasları çalışır. Kalemi oynatırken, iğneye iplik geçirirken bile diyaframda bir gerilim oluştuğunu duyarsınız. Solumaya yardımcı karın kaslarının yardımı olmadan vücudun hiçbir yerini oynatamaz, hiçbir şeye dikkat edemez, hatta hiçbir zihinsel eylem gerçekleştiremezsiniz. Bunu ne kadar vurgulasak az: oysa bu çok önemli gerçek şimdiye dek çoğunlukla göz ardı edildi.

Bu bölümde anlatılanlar Zen hakkında yazılan başka yapıtlarda yok. Yeni bir öneri var burada. Zazen'de deneyimliyseniz burada önerilen yöntemi beğenmeyebilirsiniz elbet. Ancak belirttiğimiz biçimde çalışmayı sürdürdükçe siz de onun değerini anlayacaksınız.

Nefes sayma ve izleme

Zazen çalışmasına genelde nefes sayarak başlanır. Üç şekilde yapılabilir bu:

1.       Hem aldığınız, hem verdiğiniz nefesleri sayarak. Nefes alırken içinizden “bir,” verirken “iki” diye sayar ve ona kadar böyle gidebilirsiniz. Sonra yine birden başlar ve aynı şekilde devam edersiniz.

2.       Yalnız verdiğiniz nefesi birden ona kadar sayar ve aynı işlemi tekrar edebilirsiniz. Aldığınız nefesleri saymadan geçersiniz.

3.       Yalnız aldığınız nefesleri sayar, verdiğinizi saymadan geçebilirsiniz.

Yeni başlayanlara çoğunlukla ilk yöntem önerilir; ikinci yöntem daha ileri bir aşama olarak kabul edilirken sonuncusu yeni başlayanlar için biraz zor, ama telkin açısından iyi bir alıştırmadır.

İlk yöntemle çalışmaya başlarken sayıları sessizce fısıldamak, hatta bunu sesli yapmak bile yararlı olabilir. Bunun ardındansa, sesli saymaya ihtiyaç duyacağınız özel durumlar hariç, içinizden saymaya yoğunlaşın.

İkinci yöntemle çalışırken uzun bir soluk vermeyle “biiiiiiir” deyin ve nefes aldıktan sonra yeniden soluk verirken uzun uzun “ikiiiiii” deyin. Verdiğiniz nefes her sayıyla kendiliğinden soluma hattının altına inecektir. Sonra “üüüüç,” “döööört,” “beeeeş” diyerek ona kadar devam edersiniz.

Nefesleri sayarken aklınıza ansızın bir düşünce gelebilir ve kafanız bir süre onunla meşgul olur. Fakat çok geçmeden kendinize gelir ve saymaya kaldığınız yerden devam etmek istersiniz, oysa nerede kaldığınızı unutmuşsunuzdur ve baştan başlamanız gerekir.

Yeni başlayan herkes bunu yaşar ve düşüncesini denetlemedeki yetersizliği karşısında şaşırır kalır. Bazı okuyucular buna inanmakta zorlanabilirler.

Eğer öyleyse kendileri de denesin ve zihinlerinin nasıl denetimden çıktığını görsünler. Bir Zen öğretmeni tam da bunu ister, yani öğrencinin kendi farkına varmasını; sonra da, “Zihninizi eğitmek için bir süre bu yöntemi kullan,” der.

Üçüncü yöntem de solumanın terbiye edilmesidir. Buradaki en önemli nokta alt karnı şişirerek nefes almak. “Bir” dediğiniz sırada gelgit hacmi dolar. Nefes alma sürecinin sonuna doğru iş ciğerden nefes almaya döner ve bunu önlemek için çaba harcamanız gerekir.

Olumlu samadhi ve mutlak samadhi

Konuyu bir sonraki bölümde ayrıntısıyla ele alacak olsak da onun iki samadhi türü arasındaki ayrımı açıkça ortaya koymak istiyoruz; çünkü bu ayrım nefes sayma çalışması açısından önemli.

Samadhi'nin iki çeşittir: mutlak samadhi ve olumlu samadhi. insanlar genellikle samadhi'yi bilinç etkinliğinin neredeyse durduğu Nirvana ile ilişkili görüyorlar. Oysa nefes sayarken ulaşılan samadhi'de çok açık bir bilinç etkinliği var. Öyleyse burada faal bir samadhi söz konusu ki, mutlak samadhi'den ayırmak için biz buna olumlu samadhi diyoruz.

Fakat mutlak samadhi'ye “olumsuz samadhi” demek yakışık almaz, çünkü bu samadhi türü tüm Zen etkinliklerinin temelini oluşturmakta ve bize saf varoluşu yaşatmaktadır.

Anılan iki samadhi şimdiye dek açıkça ayırt edilmedi, o yüzden de bazı karışıklıklar doğdu. Kimi Zen geleneklerinde olumlu samadhi'ye çokça yer verilirken kimilerinde de mutlak samadhi daha önemlidir. Bize göreyse en doğrusu ikisine de eşit ağırlık vermek.

Mutlak samadhi'nin sessizliğine gömülmek için alışılmış bilinç tarzı dediğimiz şeyden eski deyişle, “karmakarışık aldatıcı düşünce”den kurtulmamız gerekir. Böylelikle bedeni ve zihni arındırabiliriz.

Bunun ardından günlük yaşam dünyasına ve bilincin olağan etkinliğine dönerek, dünyanın karmaşık halleri içinde, olumlu samadhi'nin ve zihinsel özgürlüğün tadını çıkarırız. İşte gerçek kurtuluş budur.

Nefes saymaya geri dönecek olursak, araba sürerken ihtiyaç duyulan bilinç haline benzetebiliriz onu. Araba sürerken iki tür dikkat göstermeniz gerekir. Birincisi, önünüzdeki sınırlı bir alana yönelmiş odaklı bir dikkat. İkincisi, bunun tam tersi olan ve herhangi bir yönden gelebilecek acil durumlara karşı tetikte olduğunuz, geniş bir alana yayılan dikkat.

Nefes saymada da hem odaklı, hem de yaygın bir dikkat gerekir. Hem sayı saymaya yoğunlaşmalı, hem de onların sırasını kaçırmamaya özen göstermeliyiz. Kulağa kolay gelse de aslında durum hiç öyle değil; hatta nefeslere ve sayılara ne kadar yoğunlaşırsak dikkatimizi eşzamanlı olarak yaygın tutmamız o kadar zorlaşır. İkisini bir arada yapabilmek için çok ciddi çaba gerekir.

Nefes saymayla ilgili son bir söz daha: zazen'de iyice ilerledikten sonra bu çalışmaya yeniden dönün; bilinç halinizin olağanüstü aydınlandığını göreceksiniz. Fakat zazen'e yeni başlayanlar bunun için acele etmemeliler. Bir öğrenci nefes saymanın temel gereklerini yerine getirebiliyorsa bu, öğretmen için yeterlidir; öğretmen bunun ardından öğrenciyi başka çalışmalara yönlendirir.

Öğrenciler böyle bir çalışmayı geride bıraktıktan sonra ona bir daha hiç geri dönmeyeceklerini sanabilir, ama yanılırlar. Tek başına çalışan öğrenciler de, başka alıştırmalara geçmiş olsalar bile, nefes saymaya arada bir dönebilirler.

Nefesi izlemek

Zen hakkında belli bir anlayış geliştiren insanlar belki farkında bile olmadan ve belli belirsizce mutlak samadhi'nin peşine düşerler. Nefes sayma çalışması yaptığınızda, bunun bir olumlu samadhi eğitimi olduğunu anlıyorsanız, bu sizin için son derece aydınlatıcı olacaktır. Fakat bu noktaya ancak Zen çalışmasının ileriki aşamalarında ulaşabilirsiniz.

Yeni başlayanlar bir süre nefes sayma çalışması yaptıktan sonra bunun onlara neredeyse yük olduğunu düşünür, ama bunun nedenini bilmezler. Bilinç etkinliğinin aşılabileceği daha sessiz bir meditasyon biçimi çalışmak isterler.

Nefesi izlemek için yapılacaklar çok basit:

Aldığınız ve verdiğiniz her nefesi yoğun bir dikkatle izleyin. Nefes vermenin başlangıcında soluğu doğallıkla çıkartın; soluma hattına yakın bir noktaya geldiğinizde, solumaya yardımcı karın kasları, nefesi durduracak kadar sıkın.

Akciğerde kalan hava azar azar kaçacaktır. Havanın kaçışı başlangıçta o kadar hafiftir ki bunu fark etmezsiniz. Fakat az sonra daha belirgin hale gelir ve verilen nefes, soluma hattının altına indikçe, havanın aralıklarla dışarı itelendiğini görürsünüz.

Havanın kaçışını yöntemli bir biçimde düzenleyebilirseniz samadhi'ye doğru daha büyük bir hızla ilerlersiniz. Verilen nefes ne kadar uzarsa oraya o kadar çabuk varırsınız.

Ne var ki, çok uzun olarak verilen nefes oksijen eksikliğine yol açacağından, onu ister istemez kısa, hızlı solumalar izler. Bu hızlı solumalar samadhi'yi bozmayabilir, yeter ki karnınızdan soluyun. Böyle düzensiz nefesleri rahatsız edici buluyorsanız daha kısa soluk vermeyi deneyin.

Başıboş düşünceler

Zazen'de epey yol almış olanlar bile kısa ve orta uzunlukta nefes verdiklerinde başıboş düşüncelerini denetim altında tutmakta zorlanabilirler. Şimdi biraz da başıboş düşünce nedir, onun üstünde duralım.

Başıboş düşünceler iki çeşittir. Birincisi, bir an belirip sonra kaybolanlar; İkincisi de, bir konusu olup öykü niteliğine bürünenler. Birinci türden olanları ikiye ayırabiliriz:

1-birinin öksürmesini, pencerenin takırtısını, kuşların cıvıltısını ve benzeri dikkat dağıtıcı anlık olayları fark etmek;

2- Kendi kendimize, “Şimdiye samadhi'ye girmek üzereyim,” veya, “Bugün hiç de iyi gitmiyorum,” dememize neden olan ve içten doğan anlık düşünceler.

Bu tür düşünceler samadhi'ye ulaşmamızı pek etkilemez; zaten samadhi'de ilerledikçe onlar kendiliğinden yavaş yavaş kaybolur.

İkinci türden başıboş düşünceler hayallere daldığımızda beliren konulu öykülere benzer; örneğin, birisiyle yakın zamandaki bir konuşmanızı düşünür ve anında o olayın içine girersiniz. Bedensel olarak meditasyon yapıyor görünseniz de zihinsel bakımdan kızıyor veya kahkahayla gülüyorsunuzdur. Orta uzunlukta verilen nefeslerde bu tür düşünceler sık sık doğar ve çok da rahatsız eder.

Ne zaman kendinize gelip başıboş düşünceleri fark etseniz, yoğunlaşarak bu hayalleri denetlemeye çabalarsınız. Fakat sonunda bakarsınız ki, buna gücünüz yetmiyor. Bu durumdan nasıl kurtulabilirsiniz?

Tek yol, uzun uzun, yavaş yavaş verdiğiniz nefesle soluma kaslarında gerilim yaratmaktır. Ancak bunun vereceği güç ve dirilikle başıboş düşünceleri denetleyebilirsiniz.

Verilen birkaç uzun soluğun ardından alt karnınızın alışılmadık, normal olarak alınıp verilen nefesle hiç ilgisi olmayan bir güç kazandığını göreceksiniz. Bunun uyandırdığı duyguyu varoluşun tahtında oturmaya benzetebiliriz.

Bu da sizi kendiliğinden samadhi'ye götürür.


 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Egzersiz

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült