Yoga Felsefesi

Cyntia Worby


Yoganın Altı Dalı
Yoga çağlar boyunca kökleri, gövdesi, dalları, çiçek ve meyveleri olan bir ağaca benzetilmiştir. Yoganın altı farklı dalı vardır. Bunlar Raja, Karma, Bhakti, Jnana, Tantra ve Hatha Yoga'dır. Her yoga dalı, bireyin kişiliğine ve öğrenme stiline göre uygunluğunu belirleyen belirgin yaklaşımları içerir. Seçilen yolların her biri, dönüşüm niteliğine sahip gelişime ve kişinin kendini gerçekleştirmesine uzanır. Kişi bir ya da daha fazla yolu seçebilir; yollar birbirini dışlamaz.
Raja Yoga
Raja "kral" demektir. Odak noktası meditasyon ve tefekkürdür. Raja Yoga yapan kişilerin hepsi olmasa da çoğu ruhsal ilkelere bağlı topluluklar içinde veya dinî tarikatlara bağlı olarak tefekkür halinde yaşarlar. Raja Yoga, Yoga Sutra'da ele alınan (sayfa 33'e bakınız) yoganın sekiz koluna dayanır.
Karına Yoga
Karma Yoga hizmet yoludur. Yaşayan her insan aslında Karma Yoga yolu üzerindedir. Yaşamınız geçmişteki davranışlarınızın sonucudur. Bu nedenle, yaşamdaki kararlarınız, bencillik ve olumsuzluktan uzak bir gelecek yaratmak için bilinçli şekilde seçilebilir. Özgeci hizmette bulunduğunuz her an, aslında Karma Yoga yapıyor demeksiniz. Bütün yaşamı boyunca bu tür özgeci hizmette bulunmayı sürdürmüş olan kişiye en iyi örnek Teresa Ana'dır.
Bhakti Yoga
Bhakti Yoga kalbin ve kendini adamanın yoludur. Bu yol üzerinde ilerleyen kişi, herkeste ve her şeyde Tanrısallığı görür ve yaşamını insanların birbirlerini kabul etmelerine yardımcı olmaya, sevgi ve hoşgörüyü yaymaya adar.
Jnana Yoga
Jnana Yoga bilgelik ve bilginin yoludur. Zihnin yogasıdır. Yaşamı akıl ve idrakleri aracılığıyla yaşayan kişiler, bu yola çekildiklerini hissederler. Kutsal yoga yazı BOLUM 4: YOGA FELSEFESİ
ve metinlerini ciddi olarak inceleyen bilginler Jnana Yogi'dir.
Hatfıa Yoga
Hatha Yoga bedensel yoga yoludur. Hatha Yoga; fiziksel duruşlar, nefes alma teknikleri, derin gevşeme ve meditasyondan oluşur. Bu kitapta işlenen yoga türü Hatha Yoga'dır.
Tantra Yoga
Tantra Yoga ayinsel yoldur. En fazla yanlış anlaşılmış olan yol budur. Tantrik yolun bir bölümü, kutsanmış (ya da kutsal) cinsellik için çeşitli ayinler içerir. Ne yazık ki, Tantrik Yoga'nın kitleler tarafından tanınmış olan tek yönü bu olmuş ve medya tarafından şişirilerek, sanki olduğundan daha fazla cinsellik içeriyormuş gibi gösterilmiştir. Tantrik Yoga egzersizi, yalnızca seksi değil, yaptığımız her şeyin kutsal yanını saygılı bir şekilde davranarak yaşamamız için çeşitli ayinlerden yararlanır. En ezoterik yoga türü olan Tantra Yoga törensellik, kutlamalar ve ritüellerden hoşlanan kişileri cezbeder.
Yoga Sutra
Yoga sutralardan birine göre, yoga zihni dikkat dağılmaksızın kesintisiz bir şekilde yönetme yeteneğidir. Amaç, zihnin billur gibi, geçmişin izleri ve geleceğin planlarından özgür olduğu samadhi denilen yoga düzeyine erişmektir. Patanjali'nin Yoga Sutra adlı yapıtı, 'şeyleri' nasıl algıladığımız üzerinde dikkatle durur ve yaşamımız boyunca başımızın neden sürekli olarak derde girdiğini açıklar. Algılar, gerçeklik konusunda zihnimizde yer alan resme renk verir ve bizi gerçekliği olduğu gibi net görmekten alıkoyan Bir durumu açık ve net bir şekilde göremezsek doğru davranışta bulunmamız mümkün olmaz.
Patanjali, gerçeği net ve doğru şekilde görme yeteneğimizle çatışan çok çeşitli unsurların varlığından söz eder. Bunlar anlama, yanlış anlama, hayal gücü, bellek ve derin uykudur. Bunların her biri dengeli ve gereksinimlerimize uygun olduğunda yarar sağlayabilir; aksi takdirde, sorunlara yol açabilirler. Örneğin, zihinlerimiz yanlış anlama ve korkuyla dolar. Gözlerimizin önündeki basit gerçeği olduğu gibi görmek yerine, hayal gücümüzle belleğimize gereğinden çok bel bağlarız. Çok fazla zamanı uykuya harcadığımız olur.
Bir şeyi doğru ve net bir şekilde gördüğünüz zaman derin bir dinginlik ve huzur duygusu sizi sarıp sarmalar, gerginlik ortadan kalkar. İstikrarsızlık ve aşırı heyecan azalır. Zaman geçtikçe, daha uzun süreler boyunca düşünceden arındığınızı ve duygusal dengeye kavuştuğunuzu hissedersiniz. Tutumunuz, olumsuz düşünceler ve korkudan, olumlu düşünceler ve özgürlüğe doğru yön değiştirir. Yoga durumunuzu daha uzun süre boyunca sürdürmeniz mümkün olur. Yoga daha sonra da, alışkanlığa bağlı tavırlarınız, güdü ve hareketlerinizi gözden geçirme alıştırmasına dönüşür. Yoga gerçekten de zihni ele alan bir bilimdir.
Yoga Durumuna Nasıl Ulaşılır?
Yoga Sutra'da, yoga durumuna başarıyla ulaşmak için üç yoldan söz edilir. Bunların ilki, "ısıtmak veya temizlemek" anlamına gelen tapas'tır. Yoga Sutra'da geçen tapas, beden duruşları ve nefes egzersizleriyle ilgilidir. Bu egzersizler, sağladıkları birçok yarara ek olarak, zihin ve bedendeki tıkanma ve kirliliği ortadan kaldırmaya yardım ederler. Tapas aynı zamanda tam olma, kendini tanıma ve kişisel bütünlüğe karşı duyulan yakıcı arzuyu da temsil eder.
Yoga durumuna geçmenin ikinci yolu kendini inceleme, yani svadhyaya aracılığıyladır. Svadhyaya sayesinde gerçek benliğimizi inceleyip yeniden keşfetme olanağını elde ederiz. Kutsal yoga yazı ve metinlerini okumak, kişinin kendi benliğini incelemesine yardımcı olur. Ayrıca hem yoga yaparken, hem de günlük yaşantımızda düşünce, davranış ve tepkilerimizi gözlemlemeye başlarız.
Üçüncü yaklaşım "Tanrı aşkı" olarak çevrilen isvarapranidhana'dır. Kişinin kendini yoga yoluna adaması sırasında ortaya çıkan isvarapranidhana'da teslim olma ve içten bağlılık unsuru vardır. Alıştırmalarınız ve gelişiminiz yoga sayesinde derinlik kazandıkça, bu teslimiyet duygusu sürekli tekrarlanır. Isvarapranidhana aynı zamanda hareketin belli bir niteliğe sahip olması anlamına gelir. Kişinin kendi benliğini incelemesine ek olarak duruşları ve nefes egzersizlerini uygulamak yoga durumuna ulaşmak için yeterli değildir. Günlük yaşamınıza devam eder, başka insanlarla bir arada çalışıp yaşarken de olumlu ve sevgi dolu olmayı sürdürmeniz gerekir. Bu yaklaşımların üçü birlikte Kriya Yoga olarak bilinen dikkatli eylem yogasını oluştururlar.
Bu üç yaklaşım, yoganın her aşaması ya da dalında ortaya çıkan katmanlardır. İlk olarak, sadhana yani uygulama olmalıdır. Her üç katmanın da ortaya çıkması için sadhana gereklidir. Uygulama gerçekleştikten sonra tapas, svadhyaya ve isvarapranidhana için gerekli temel atılmış demektir.
Yoganın Sekiz Kolu
Patanjali yoga egzersizlerinin, birlikte ele alındıklarında tek bir Yoga oluşturan farklı yönlerini tanımlamak için kol sözcüğünü kullanır. Sekiz katlı bu yolun amacı zihni, bedeni ve ruhu birbiriyle uyumlu hale getirmeye yarayan ve kişisel gelişim için kullanılabilecek kullanışlı bir rehber olmaktır. Kolların her biri aynı anda veya farklı zamanlarda gelişir. Gelişime yönelik uyumlu ve organik bir süreç içindeyken birlikte ve aynı anda gelişirler. Bu kollar şunlardır:
• Yamalar: Kendiniz dışındaki varlıklara ve evrensel yasalara karşı benimsediğiniz tutumlar.
• Niyamalar: Kendinizle ve kişisel gözlemlerinizle ilgili tutumunuz.
• Asanalar: Bedensel duruşlar.
• Pranayama: Nefesin düzenlenmesi ve kontrolü.
• Pratyahara: Duyuların geri çekilmesi.
• Dharana: Konsantrasyon.
• Dhyana: Meditasyon.
• Samadhi: Kendini gerçekleştirme ve aydınlanma.
Bu kollar aşağıdan yukarı doğru tırmanılması gereken bir merdivenin birbirini izleyen basamakları değildir. Herhangi bir koldan yola çıkarak diğer kolları da başka bir zaman deneyimleyebilirsiniz. Bütün kollar aynı varış noktasına, yani samadhi'ye çıkar.

SORULAR
Yoga yolunda ilerlerken dikkatimizi dağıtan nedir?
Patanjali'ye göre, hastalık, zihnin durgunluğu, şüpheler, sağgörü eksikliği, aşırı düşkünlük, kişinin kendi ruhsal durumu konusundaki yanılsama, sebat eksikliği ve gerileme, dikkatimizi dağıtarak bizi yoga yolundan uzaklaştıran dokuz belirtidir.

Yamalar: Evrensel Yasalar
Yamalar yoga ağacının kökleridir. Yoga egzersizine temel oluştururlar.
Ahimsa
İlk yama ahimsa'Ğır. Ahimsa, "zarar vermemek, saldırgan olmamak" demektir. Ama aslında, bundan çok daha derin bir anlamı vardır. Ahimsa'yı gözlemleyebilmek, başkalarına karşı iyi, nazik, arkadaşça ve düşünceli davranmaktır. Ahimsa, düşünce ve eylemlerinizin sizi kişisel olarak geliştirip geliştirmediğini ve bütün varlıklara iyiliği dokunup dokunmadığını gözlemeyi gerektirir. Yaşamı korkusuzca yaşamak anlamına gelir. Bazıları ahimsayı et yememek, hayvan derisinden yapılmış giysileri kullanmamak olarak yorumlayabilir ama bu tamamen kişinin kendi tercih ve kararına kalmış bir şeydir.
Kendinize ve başkalarına zarar vermemek, ailenize yiyecek ve barınak sağlamak ve kendinizi tehlikeye karşı fiziksel olarak korumak anlamına da gelebilir. Her durum bağımsız olarak ve düşünceler ile farkında olma duygusu esnek haldeyken ele alınmalı, bir yandan da ahimsa ilkeleri akıldan çıkmamalıdır.
Ahimsa başkalarına nasıl davrandığınızdan ibaret değildir. Yoga duruşlarını kendinize zarar vermemeye dikkat ederek yaptığınızda da ahimsayı uygulamış olursunuz. Geçen her an içinde bedenin gereksinimlerine saygı duymak, dinlemek ve uygun karşılığı vermek ahimsadır. Bu, kendinizi rahatlık bölgenizin dışına çıkmaya zorlamaktan kaçınmaktır.
Satya
Sonraki yama satya, yani "dürüstlüktür". Satya "gerçeği söylemek" anlamına gelir. Bununla birlikte, doğruyu her zaman dile getirmek mümkün olmayabilir, çünkü bazen gerçek başka bir kişiye zarar verebilir. Konuşmadan önce düşünmek ve sözlerinizin sonuçlarını tartmak önem taşır. Gerçekleri söylemek başka bir kişi için yıkıcı olacaksa, o zaman yalan söylemek yerine hiçbir şey söylememek daha iyidir. Dedikodu yapmak, dedikodusu yapılan için zarar verici olabilir. Böylelikle satya, ahimsa (zarar vermemek) ilkesi ile aynı çizgi üzerinde yerini alacaktır.
Satya, kendi ihtiyaçlarınız ve yeteneklerinizle uyum içinde olan doğru bir hayatı yaşamak olarak görülebilir. İşinde, evliliğinde veya insanlarla olan ilişkilerinde mutsuz olan bir kişi satyaya uygun bir hayat sürmüyordun
Asteya
Asteya üçüncü yama'dır. "Çalmamak" ya da "bize ait olmayanı almamak" demektir. Asteya maddi şeylerin yanı sıra başkalarının fikirlerini çalmamayı da gerektirir. Birisi size içini döküp sırrını paylaştıysa, öğrendiğiniz gizli bilgiyi bir başkasıyla paylaşmaktansa, size güvenen kişinin güvenine ihanet etmemek daha doğrudur.
Asteya hak etmeden almayı veya kullanmayı, kötü idareyi, güvenmemeyi; gücün yanlış ve kötü kullanımını içerir. Gücü diğer insanların iyiliği için değil de kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak asteyayı uygulamamaktır. Machiavelli'nin, "Sonuçlar araçları haklı çıkartır," sözü asteyaya uymaz.
Bramacharya
Dördüncü yama, "asıl gerçeğe doğru ilerlemek" anlamına gelen bramacharya''dır. Bramacharya, çoğu zaman ve özellikle cinsellik konusunda özdenetim, kendini mahrum etme ve ılımlı davranma olarak algılanmıştır. Cinsel enerji, cinsel birleşmenin ve bu birleşmeyle ilgili diğer etkinliklerin çok ötesindedir. İnsanın yaratıcı gücüdür.
Evlenmemenin bramacharya olduğu düşünülmüştür ama aslında önemli olan, duyu ve arzuları ılımlı hale getirmektir. Bramacharya, yaratıcı enerjilerinizi boşa harcamamak için onları korumaktır.
Yoga Sutra, "egonun aşırı arzularına boyun eğmenin bizi yoga yolundan çıkaracağını" söyleyerek bizi uyarır. Bizi yeniden gerçeğimize doğru yönelten şeyin ise sorumlu davranış olduğunu öğreniriz. Delphoi'deki ikinci kehaneti hatırlayın: "Hiçbir şey aşırıya kaçmayacak," Bu ilke yoga egzersizleri için de geçerlidir. Yaşam sağlıklı, dengeli ve uyumlu olmalıdır.

Aparigraha
Son yama olan aparigraha, "yalnızca gerekli olanı almak ve birisinden veya bir durumdan çıkar sağlamaya çalışmamak" demektir. İstifçilik yapmamayı, inanmayı ve yaşamın bize sunduklarına güven duymayı gerektirir. Bizden alın terimizle kazandıklarımızı almamız ve çabalarımız için aşın talepte bulunmamamız istenir. Bu ilke basit, hoşnut bir yaşam sürmek, elinizdekiyle mutlu olmak ve ihtiyacınız olan her şeyin size verileceğine inanmakla ilgilidir. Aparigraha, kişinin gücünü doğru ve uygun şekilde kullanması ve diğer insanları sömürmemesi demektir. Bu bütünüyle gücün doğru kullanımıyla ilgilidir.
Yogadaki öğrenciöğretmen ilişkisi aparigrahaya uygun olmalıdır. Bu yakın ilişkide, öğretmen öğrenciye kişisel evrimi ve gelişiminde rehberlik eder. Öğretmen her öğrenciye karşı adil, sevecen ve saygılı olmalıdır. Öğrenci öğretmenine güvenmiştir ve bu güven kötüye kullanılmamalı, sömürülmemelidir. Öğrenci öğretmeninin bilgi ve uzmanlığına güven duysa da, bu duygu sağlıksız bir bağımlılık ya da köleliğe dönüşmemelidir. Öğretmene elbette saygı gösterilmelidir ama her birimizin yaşamın öğrencileri olduğunu ve kimsenin diğerinden daha üstün olmadığını da unutmamalıyız.
Niyamalar: Kişisel Törenler
Yoganın ikinci dalı niyamaiar'dır. Bunlar kendimizle ilgili kişisel gözlemlerimizdir. Niyamalar Yoga ağacının gövdesidir. Duyuları, gözleri, kulakları, burnu, ağzı, dili ve cildi kontrol ederler.
Sauka
İlk niyama sauca yani "temizlik"tir. Sauca iç ve dış ortamlarımızın iç ve dış temizliği anlamına gelir. İçsel temzlik, bütün bedensel sistemlerin sağlıklı işleyişini korumak açısından son derece önemlidir. Beden duruşları, nefes alma teknikleri ve yogadaki arındırma uygulamaları fiziksel bedeni yıkayıp temizler, toksinlerden arındırır.
Zihnin de temiz tutulması gerekir. Eski düşünce ve algılayış biçimlerine tutunup kalmak, duru düşünmeyi zorlaştırarak zihni darmadağınık hale getirebilir. Zihinde de bahar temizliği yapmak gerekir.
İçinde bulunduğumuz ortamın dış temizliği, karışık olmayan bir zihin için en uygun evdir. Yoga duruşlarını uygulamak, yogadaki arındırma teknikleri ve nefes alma teknikleri, içsel saukayı sağlamak ve artık bize gerekmeyen her şeyden kurtulmak için gereklidir.
Yogada shatkriya adı verilen ve öğrenciyi yogaya hazırlamada kullanılmak üzere geliştirilmiş olan arındırma tekniklerini yalnızca ileri düzeye ulaşmış öğretmenler öğretirdi. Bunlar aşırı miktarda balgam, yağ ya da asana ve pranayamanın sorunu çözemediği durumlarda beden dosha'lardaki {vatta, pıtta ve kapha) dengesizliği düzenleyen tekniklerdir. Aşağıdaki bölümler bunları açıklamaktadır.
Neti: Burnun Yıkanması
Sinüs boşluğu ve nazal kanallar (geniz kanalları), tuzlu ılık bir solüsyonla (ılık suya 1/2 çay kaşığı sofra tuzuyla) temizlenir ve bu işlem en iyi, Alaaddin'in lambasına benzeyen ama ağız kısmı daha kısa, küçük seramik bir kap olan neti kabı ile yapılır. Lavabonun önüne geçerek, baş bir yana doğru eğilir ve ılık suyun burun deliklerinden birinden akıtılarak diğer delikten dışarı çıkması sağlanır ve bu sırada, ağızdan nefes alp verilir. Daha sonra aynı şey burun deliği değiştirilerek tekrar edilir. Burun deliğinden ağıza, ağızdan burun deliğine şeklinde de yapılması mümkün olan bu işlem, sinüslerden kaynaklanan baş ağrılarını ve alerjileri hafifletir. Ayrıca, pranayama için nefes alıp verme işlemini daha kolay hale getirir. Sutra neti adı verilen neti temizliği, bir uzman gözetiminde olmak koşuluyla ip veya sonda yardımıyla da yapılabilmektedir.
Dhauti: MideBağırsak Temizliği
Dhauti olarak bilinen midebağırsak temizliği, bedenin iç, üst ve alt kısımlarının tuzlu ılık suyla yıkanmasından oluşur. Yeniden belirtmek gerekirse, bütün bu teknikler profesyonel bir yoğa eğitmeninin gözetiminde yapılmalıdır. Üst beden temizliği için üç buçuk veya yaklaşık yedi litre (1 veya 2 galon) tuzlu su içilir. Daha sonra tuzlu su kusarak çıkartılır; böylelikle, üst solunum sistemini kaplayan balgam tabakasının tamanu temizlenmiş olur. Bu işlem, solunum yollarıyla ilgili kronik sıkıntıları olan kişilere önerilir.
Alt beden temizliği için yine üç buçuk veya yaklaşık yedi litre (1 veya 2 galon) tuzlu su içilir; fakat bu defa, su bedenin boşaltım sistemi aracılığıyla atılır ve bu süreç zarfında, hazmı başlatmak ve alt sindirim sistemini temizlemek için belirli yoga hareketleri yapılır. Bedenin iç bölümünü temiz ve sağlıklı tutmak için her iki temizleme tekniği de her mevsim uygulanmalıdır.
Basti: Bağırsakların Temizlenmesi
Bağırsakların temizlenmesi anlamına gelen basti, bağırsak sağlığı için gereklidir. Jala basti yogada yeri olan bir lavman yöntemi olup, ancak bilgili bir yoga uzmanının gözetimi altında gerçekleştirilmelidir.
Trataka: Bakma
"Gözünü kıpırdatmadan bakma" demek olan trataka, mum gibi bir nesneye gözleri odaklayarak uzun süre bakmayı içerir. Bu egzersiz dikkati odaklama ve zihni arındırma yeteneğini geliştirir.
Nauli: Karnın Çalkalanması
Nauli olarak da bilinen karnın çalkalanması işlemi, karın bölgesini temizlemek, güçlendirmek ve enerjiyle doldurmak amacıyla karın kaslarını ve iç organları pompalama ve çalkalama hareketlerinden oluşur. Ancak kişi bu ve benzer teknikler konusunda önceden bilgi ve deneyim kazanmış olmalıdır.
Kapalbhati: Kafatasını Parlatan Nefes
Kafatasını parlatan nefes, ya da kapalbhati, enerjik bir nefes alıştırmasıdır. İç organları, akciğerleri, sinüs boşluk ve kanallarını temizler ve aynı zamanda kalbi ve sinir sistemini güçlendirir.
Samtosha
İkinci niyama olan samtosha, insanın gösterişsiz, alçakgönüllü, kendinden ve yaşamda elde ettiklerinden memnun olması demektir. Samtosha ayrıca, belirli bir amacı veya gerekliliklere ilişkin bir beklentiyi katı bir şekilde izlemektense, yaşamda olup biteni kabullenmeyi içerir. Samtosha her anı doyasıya yaşamak, yaşam yolculuğunun tadını çıkarmak demektir. Bu aynı zamanda, yoga yaparken hedefe değil sürece odaklanmayı gerektirir.
Tapas
Bir sonraki niyama, bu bölümün önceki bölümlerinde değinilmiş olan tapas'tır. Tapasın yakma veya temizleme etkisi, bedeni iyi durumda tutmakla ilgilidir. Beden, tapas sayesinde, zihnin (düşüncenin) ve bedenin saflığını bozan zararlı maddelerden arınır. Yediğiniz besinler, aldığınız ilaçlar, okuduklarınız, televizyonda veya sinemada izledikleriniz ve düşündükleriniz yoluyla vücudunuza neyin girdiğine özen göstermeyi içerir.
Yalnızca acıktığınızda yemek yemek, doğru duruş ve bedensel hareketi benimsemek, düzgün ve düzenli nefes almak tapas uygulamasını oluşturur. Tapas aynı zamanda aslında bireye herhangi bir yararı olmayan düşünce, arzu ve istekleri yakmak da demektir.
Arınma fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal düzeyde gerçekleşir. Kişi kendi benliğini reddetmez; dolayısıyla, acı ve ıstırap ortaya çıkmaz. Yoga usulü beslenme bilimi, besin maddelerinin önemli bir prana, yani enerji kaynağı olduğunu kabul eder. Yediğiniz besinlerden ve soluduğunuz havadan enerji alırsınız. Yaşamımız boyunca sahip olduğunuz tek araç bedeninizdir. Bu yüzden, uzun süre dayanması için ona iyi bakmanız gerekir. Kendi gereksinimleriyle ilgili bilinç ve bilgi düzeyi yükselen biri olarak, bilinçli beslenme yoga uygulamasını günlük yaşantınızın parçası haline getirmenin yoludur. Bilinçli beslenme yogası, bedeninizin beslenme gereksinimini dengeleyen ve bedenin alışkanlığa bağlı değil, doğal arzular tarafından seçilen doğru yiyeceklerle beslenmek üzerinde durur. Tam besinler, sebze ve tahıllar ve en az işleme tabi tutulmuş, antibiyotiğe ve hormonlara maruz bırakılmamış balık ve etler en fazla prana içeren sağlıklı besin seçenekleridir. Fazla işleme tabi tutulan abur cuburlar ve konserve gıdalar bedeni yeterli şekilde beslemez. Belki açlığınızı kısa süre için bastırırlar ama bu tür gereksiz, fazla kalorili yiyecekler içsel kimyanızın dengesini bozar.
Doğru miktarda yemek yemek bilinçli beslenme yogasının önemli unsurlarından biridir. Çoğumuz bol miktarda yiyecek bulmanın mümkün olduğu toplumlarda yaşamaktayız. Amerika Birleşik Devletleri, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek obezitenin bulunduğu başlıca ülkelerden biridir. Genellikle otomatik şekilde, alışkanlığa bağlı olarak ve başkalarıyla birlikte yemek yeriz. Televizyondaki reklamların ve süpermarketlerin sonsuz gibi görünen koridorlarının cazibesine kapıldığımız için aşırı yemek kolaydır. Yemek yerken genellikle ya televizyon seyreder, ya bir şeyler okuruz ya da gereğinden hızlı yeriz. Üzüntülü ya da sinirli olduğumuzda da fazla yediğimiz olur. Duygusal nedenlere bağlı olarak yemek yer, yaşamımızda tatlı bir şeyler arar ya da tatsız duyguları bilincimizden atmak için yiyecekleri kullanırız. Sonuç olarak, duyularımız körleşir ve ne yediğimizin miktarının ne de tadının neye benzediğinin farkına varırız. Aşırı yemeğe ve sürekli yiyecek satın almaya teşvik ediliriz ama unutmayın ki, kullanacağınız anahtar ılımlı davranmak, yani bramacharya''dır.
İçinizdeki açlık ve doygunluk seslerine kulak vermeyi unutmayın. Sık sık bir şeyler atıştırmak sindirimin ve atık maddelerin bedenden atılması işleminin etkili bir şekilde yapılmasına izin vermez. Sindirim sistemi
görevini yerine getirmek, sonra da dinlenmek ister.
Bilinçli beslenme yogasının son unsuru, besinlerin yaşamımızı sürdürmek anlamına geldiği düşüncesidir. Etkili beslenme alışkanlığının gelişmesi, diğer bir deyişle yalnızca acıktığımız zaman yemenin, yavaş yemenin, lokmayı yutmadan önce iyice çiğnemenin ve midenin yalnızca üçte ikisini doldurmanın (bazıları her öğünde yumruğumuz büyüklüğünde yemek yememiz gerektiğini, midemizin büyüklüğünün de o kadar olduğunu söylerler) sindirim siteminin yiyecekleri mümkün olduğunca rahat bir şekilde parçalayıp, özümseyerek bedenden dışarıya atmasını sağlayacaktır. Ağır ağır yediğiniz zaman, doyma hissi doğru anda ortaya çıkar ve aşırı yeme dürtüsü kontrol edilmiş olur. Sindirim ateşi en yüksek noktasına gün ortasında ulaşır. Bu nedenle, günün en büyük öğünü öğleyin yenmelidir.
Beslenme alışkanlığınızı bilinçli düzeye çıkarmak için kendinize aşağıdaki sorulan sorun:
• Şu anda karnım aç mı?
• Yalnızca öğün zamanı geldiği için mi yemek yiyorum?
• Bu yemekten zevk alıyor muyum?
• Yalnızca yemeğime odaklanmak yerine, televizyonun önünde veya bir şey okurken mi yemek yiyorum?
• Bu yiyecekleri yiyerek veya günün bu saatinde yiyerek başkalarının gereksin imlerini mi karşılıyor ya da toplumsal bir baskıya boyun mu eğiyorum?
• Seçmiş olduğum bu yemekle hangi duyguları bağdaştırıyorum?
• Hayal kırıklığı ya da gerginlik yüzünden mi yiyorum; durum buysa, kendimi
bu şekilde hissettiğimde ne tür yiyecekleri tercih ediyorum?
• Gevşemiş ve rahatlamış olduğumda canım ne yemek istiyor?
• Bu tür anlardaki gereksinimleri karşılamak için yemek yemenin dışında başka bir etkinlikle uğraşabilir miyim?
Bilinçli beslenmenin, gereksinimlerinizi karşılamak için daha duyarlı olabilmenin yolu olduğunu hatırlayın. Bilinçli beslenme sizin kendinizle ne tür bir ilişki içinde olduğunuzu gösterir. Başkalarına gösterdiğiniz ilgi, özen ve şefkati acaba kendinize de gösterebilir misiniz?
EK BİLGİ
Bilinçli beslenmenin ilkeleri şunlardır:
• Yemek yerken aşırıya kaçmayın.
• Yalnızca karnınız acıktığında yiyin.
• Yemeklerinizi rahat ve sessiz bir ortamda yiyin.
• Ilık veya oda sıcaklığındaki sıvıları için.
• Evde taze meyve, sebze ve tam tahıllar gibi çok çeşitli besleyici ve tam besin maddelerini evde bulundurun.
• İşlem görmüş abur cubur ve çerezleri yemeyin.
• Şekerli ve tuzlu gıdaları daha az tüketin.
• Yediğiniz besinleri sürekli olarak çeşitlendirin.
Svadhyaya
Svadhyaya kendini inceleme, araştırma veya tetkik etme anlamına gelen dördüncü niyamadır. Ne öğreniyorsanız öğrenin, eğer sizi kendi kendinizi daha bütünsel olarak tanımaya yöneltiyorsa, o svadhyayadır. Dinsel metinleri, ilahi ve duaları incelemek ve doğada zaman geçirmek de buna dahildir.
Yogada kendinize yakınlaşır, daha önceden hiç farkına varmadığınız birçok şeyi keşfedersiniz. Bu, içinizde doğduğunuz günden bu yana gizli olan zeka ve anlayış, uyanış ve genel farkındalığınızın berrak bir şekilde artarak genişlemesidir. Yoga Sutra kendinizi daha iyi tanıdıkça, kendinize ilişkin bilginizin, Tanrısallıkla (ilahi güçle) bağlantınızın ve var olan her şeyle ortak bağınızın derinleşeceğini söyler.

Isvarapranidhana
Son nyama, "bütün eylemlerinizi Tanrı'nın ayağının dibine bırakmak" anlamına gelen isvarapranidhana''dır. Farkındalığımız arttıkça ve yaşamın belirsizliğini deneyimledikçe, aslında kontrolün bizde olmadığını fark ederiz, isvarapranidhana buna işaret ederek, yaşamda kontrolün elimizde olduğu şeklindeki sahte duyguyu, Tanrı veya doğa, bütünlük ve kutsallık duygusunu size yaşatan her ne ise ona sunmaya sizi yöneltir. Dua etmek de isvarapranidhana'nm yaşamımızdaki rolünü kabul etmenin yollarından biridir. Adsız Alkolikler veya Adsız Aşırı Yiyenler grupları gibi on iki aşamalı programlar bu niyamayı hem programlarının hem de inanç sistemlerinin bir parçası haline getirmiştir
Asana: Beden Duruşları
Yoganın üçüncü kolu asana'dır. Asanalar, yoga ağacının, bedenin fiziksel ve fizyolojik işlevlerini bireyin psikolojik yönüyle uyumlu hale getiren dallarıdır. Bunlar bedeni gevşeten, güçlendiren, ona canlılık ve enerji kazandıran beden duruşlarıdır. Bu amaca hizmet eden seksenden fazla duruş (ve bunların birçok çeşitlemesi) bulunur.
Asanaların birçoğu adını hayvanlar ve bitkilerden alır (örneğin köpek duruşu, kobra duruşu, ağaç duruşu ve karga duruşu). Bazı duruşlar ise bilgeler, tanrılar ve yıldızların adlarını taşır. Duruşlar bedenin çeşitli biçimleri alarak evrimleşmesini sağlar; bundan dolayı, evrimsel ilkeleri temsil ederler. Asanaların nasıl geliştiğini anlatan bir kurama göre, yogiler doğanın içinde yaşar, doğadaki diğer varlıkları ve kendilerini çevreleyen yeryüzü ve gökyüzünü incelerlerdi. Yogiler özellikle, daha iyi olmaya çalışan hasta hayvanların bedenlerini nasıl hareket ettirdiklerini gözlemekten kendilerini alamazlardı. Asanalar, işte hayvanların sergilediği bu tür içgüdüsel hareketler ve zekanın başarılı uyarlamalarıdır. Bir başka kuram ise, saatlerce oturup meditasyon yapan yogilerin, kundalini enerjisi omurgada yükselince doğrudan asanalara geçtiklerini ve asanaların ilk olarak bu şekilde ortaya çıktığını ileri sürer.
Yoga Sutra asanaların istikrarlı, uyanık ve rahat bir şekilde yapılması ve kolaylık ile çaba arasında bir denge kurulması gerektiğini söyler. Asanalar nefesin akışıyla ve nefes almak yoluyla yapılan her hareketle bilinçli olarak bağlantılı olmalıdır. Asana alıştırması içten yönlendirilir; uygulamayı yapan kişi hem gözlemleyen hem de gözlenendir ve dikkatini kendisine ve hareketlerine yöneltir.
Asanaları uyguladığınız ve yoga eğitmenlerinin verdiği bilgileri öğrendiğiniz sırada chakra sözcüğü kulağınıza çalınabilir. Chakra, Sanskritçe'de "ışık çemberi" demektir. Çakralar elektromanyetik enerjiyi ileterek topaç gibi dönen burgaçlara benzetilen enerji merkezleridir. Yedi çakra bedeni vardır: Fiziksel beden, zihinsel beden, duygusal beden, idrak bedeni, astral beden, eterik beden ve keterik beden. Kalp merkezinde yer alan astral beden, madde ile ruh arasındaki köprüdür. Yogada yapılan şey, bu yedi bedenin bütünleşmesini sağlamaktır.
Omurga boyunca yer alan ince süptil beden üzerinde yedi ana çakra ya da enerji merkezi ve tüm bedende daha küçük 122 çakra bulunur. Yedi çakra fiziksel bedendeki başlıca bezlere, belli başlı sinir ağlarına ve her çakranın titreşim frekansına göre belirli bir renge denk düşer.
Süptil bedendeki her çakra fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal enerjilerle bağlantılı yoğunlaşmış bir yaşam gücü şeklinde ortaya çıkar. Daha küçük çakralar ise kemik, eklem ve ikincil sinir ağlarının bir araya geldikleri noktalarda bulunur. Beden, zihin ve ruhun etkileşime geçmesini sağlayan bir ağ görevi görürler. İlk üç çakranın fiziksel, duygusal ve idrakla ilgili alanlarla bağlantısı vardır. Son dört çakra ise ruhsal düzeylere odaklanır. Yedi çakra şunlardır:
• Muladhara: Makatla kuyruksokumu arasında bulunan ve gonadlarla ilgili olan kök çakra, fiziksel bedenin bulunduğu yer olup, yiyecek, barınma ve güvenlik gibi hayatta kalmayı ilgilendiren konularla duygusal olarak bağlantılıdır. Kırmızı rengin frekansıyla döner.
• Svvadhistana: Lumbosakral ağın yakınında, göbek hizasında ve göbeğin arka tarafında bulunan ikinci çakra üreme bezlerine (yumurtalıklar ve prostat) denk düşer. Kişinin kendisine ve cinsellik gibi şeylere karşı hissettiği duyguların bulunduğu yerdir. Bu çakra turuncu renklidir.
• Manipura: Göğsün altında, göbeğin üzerinde kaburgaların V şeklini oluştuğu yerdeki güneş sinir ağı (solar pleksüs) üzerinde yer alan üçüncü çarka, böbrek üstü bezleri ve dalakla ilgilidir, ayrıca ile gut duygularının oluştuğu yerdir. Bu çakranın renk frekansı sarıdır.                                                             • Anahata: İki göğsün tam ortasında bronşların olduğu bölgede yer alan dördüncü çakraya kalp çakrası adı verilir (zaman zaman yüksek kalp olarak da anılan timüs beziyle bağlantılıdır) ve bu çakra fiziksel ve ruhsal planlar arasındaki köprü olarak kabul edilen astral bedenin evidir. Karşılıksız sevgi, sağlık, iyileşme, kabullenme ve bağışlama gibi duygularla ilgilidir. Bu çakranın rengi yeşildir.
• Vishudda: Sonraki çakra paratiroid ve tiroid bezleriyle bağlantılıdır ve boğazın alt kısmında yer alır. Kişisel gerçekleri ifade etmek, açık iletişim ve yaratıcı ifadeyle bağlantılı olan eterik bedendir. Vishudda'nın renk frekansı mavidir.
• Ajna: Genellikle üçüncü göz olarak adlandırılan altıncı çakra kaşların arasında yer alır ve epifız beziyle ilişkilidir. Kutsal bedenimizdir ve düşünce ile görüşün berraklığı ona bağlıdır, çünkü bu çakranın açılması, tıpkı uçmakta olan bir kartalın dünyayı panoramik şekilde algılaması gibi, bize daha geniş bir görüş ve bakış açısı kazandırır. Ayrıca, Papa'nın ve kraliyet mensuplarının genellikle bu renkte giysiler giymeleri de ilgi çekicidir.
• Sahasrara: Son çakra, başın en tepesinde bulunan taç çarkadır. Bu çakra keterik bedendir ve bağlantılı olduğu bez hipofızdir. Birlik kavramına ilişkin bilinç ve tüm varlıklarla bağlantı içinde olma konuları samadhi'mn, yani aydınlanmanın gerçekleştiği yer olan yedinci çakrayı oluşturur. Renk frekansı beyazdır.
Antik çakra sistemi, vücut zekası, aklı ve ruhu anlamanın ve bunlarla bağlantı kurmanın başka bir yoludur. Her yoga duruşunda, bütün sistem ve hissedilen en iyi duygular içinden denge akışına rehberlik ederek, çok sayıda çakra harekete geçirir.
Pranayama: Nefesin Kontrolü
Pranayama yoganın dördüncü koludur. Yoga ağacının havayla sürekli iç içe olan ve ağacın tamamını pranayla yıkayan yapraklarına benzetilir. Özel nefes egzersizleri sayesinde, nefes düzene kavuşur ve kontrol edilir. Nefesin kontrolü, havayı içe çekme hareketi ile nefes verme hareketlerinin süresi, sürekliliği ve nefesin tutulmasını (iki nefes arasındaki süreyi) kapsar.
Prana, Sanskritçe'de kendini nefeste belli eden kozmik enerji demektir. Ayama ise genişleme, artma anlamına gelir. Öyleyse, pranayama prananın bedende gelişip güçlenmesini sağlayan, sinir sistemini arındıran ve kişinin yaşam enerjisini artıran süreçtir.
Sonuç olarak, zihin de daha dingin ve odaklı hale gelir. Asana ve pranayamanın birleşmesi, sinir sistemini ve bedenin süptil enerjisini arındırıp güçlendirmek yoluyla bireyi daha derin konsantrasyon ve bilinç düzeylerine hazırlar.
Pratyahara: Duyuların Geri Çekilmesi
Pratyahara yoganın bir sonraki koludur. Yoga ağacını dış etkenlere karşı koruyan ve içsel enerjinin engellenmeden akmasına olanak sağlayan koruyucu kabuktur. Zihin dinginleşmeye ve dikkat netleşmeye başladığında insanın içine odaklanması mümkün olur ve dış dünyadaki olaylar artık dikkatini dağıtamaz. Duyu organları (gözler, kulaklar, ağız, deri) iç dünyayı gözlemleyebilmek için, dışarıdan merkeze çekilirler.
Yaptığınız şeye, dışarıdan uyarımların farkına varamayacak kadar daldığınız zaman Pratyahara gerçekleşir. New York Merkez Gar'da olduğunuz halde hiçbir görüntü, ses, koku, his veya tadın farkında olmazsınız.
Bir yoga duruşuna konsantre olduğunuzda tamamen nefesinize ve hareketin içsel etkisine odaklanırsınız. Sporcular bu duruma genellikle "bölgede olmak" adını verirler. Burada ise, bedenin deneysel bir laboratuvar olarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen kendini keşfetme ve evrimleşme süreci daha arıtılmış ve ayrıntılı bir düzeyde yaşanır.
Dharana: Konsantrasyon
Dikkat dağılmadan odaklanma yeteneği, bizi yoganın dharana denilen bir sonraki koluna götürür. Dhrana yoga ağacının, enerjiyi ve konsantrasyonu bireyin içsel derinliklerine taşıyan özsuyudur. Dhrana, zihnin belirli bir anda tek bir nesne üzerine istikrarlı ve sürekli odaklanmasıdır. Uzun konsantrasyon süreleri meditasyonu sağlar.

Dhyana: Meditasyon
Meditasyon, diğer bir deyişle dhyana, yoganın yedinci koludur. Yoga ağacının çiçekleri ve odaklı zihnin çiçek açmasıdır. Dhyana kesintisiz akan konsantrasyondur. Bu, daha önceki dhrana aşamasından farklıdır, çünkü odaklanma yeteneği, tek noktaya odaklanmadan daha uzun süre konsantre olacak şekilde bilenip geliştirilmiştir. Odak artık tek nokta yerine bireyin bilincinin tamamına yayılmıştır. Zihin sessizleşmiştir; düşünceler minimum düzeydedir; dinginlik yaşanmaktadır.
Zihinlerimiz sürekli olarak parçalı ve dağınıktır; öyleyse, tek bir nesne üzerine odaklanmanın olanaksız görünmesi hiç de şaşırtıcı değildir, öyle değil mi? Aynı anda birden fazla şey yapmaya alışkınız (örneğin, araba kullanırken müzik dinlemek veya yemek yaparken telefonda konuşmak).
Dhrana uygulamaya günlük basit etkinliklerle başlamak mümkündür. Dişlerinizi fırçalamaya odaklanın. Diş fırçasının kıllarının dişlerinizin üstünde nasıl ileri geri gittiğini, diş macununun tadının nasıl olduğunu gözlemleyin. Budistler bu tekniğe dikkatlilik adını verirler. Bu tekniği uygulamak için gün boyunca önümüze birçok fırsat çıkar.
Samadhi: Aydınlanma
Yoganın son kolu samadhi'dir. Yoga ağacının meyvesi, kendini yoga yapmaya adamanın semeresi ya da ödülüdür. Samadhi, esrime, aydınlanma durumu ve meditasyon durumundaki kişinin Tanrısal olanla bağlantıya geçmesini, yaşayan tüm varlıklarla ilişki halinde olduğunu kavramasını sağlayacak şekilde günlük gerçekliğin ötesine geçmesi olarak çok çeşitli şekillerde tarif edilmiştir. Birey nesnenin içine karışıp onunla bir olduğu ve aralarında herhangi bir ayrılık duygusu bulunmadığında yaşanır. Bu, huzur ve tam olma, genişlemiş farkındalık ve şefkatli nesnellik (dünya üzerinde olma ama dünyaya ait olmama) durumudur. Hiç önemsiz günlük yaşamlarımızın ötesine taşan esrime anları yaşadığınız, içsel kavrayış ve bilme hissiyle dolduğunuz oldu mu? İşte bunlar samadhi'yi bir an için olsun yaşadığınız anlardır.


 

 

 

 

 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Egzersiz

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült