Pratyahara: Yoganın Unutulan Basamağı

Vedacarya David Frawley


Yoga içsel gelişme için spritüel uygulamaların engin bir sistemidir. Buna göre, klasik yoga sisteminde sekiz basamak bulunur, her bir basamağın kendine göre bir yeri ve işlevi vardır. Bunlar içinde pratyahara belki de en az bilinenidir. Yoga eğitmenleri dahil kaç kişi gerçekten pratyaharayı tanımlayabilir? Hiç pratyahara dersine girdiniz mi? Hiç pratyahara üzerine yazılmış bir kitaba rastladınız mı? Hiç aklınıza gelen önemli pratyahara teknikleri var mı? Yogik uygulamanızın bir parçası olarak pratyahara uygulaması yapıyor musunuz? Yine de pratyaharayı anlamadan, sisteminin tamamının çalışmasının mümkün olmadığı yoganın bütünsel yönünü kaçırırız.

Sekiz basamağın beşincisi olarak, pratyahara merkezi bir alana sahiptir. Bazı yogiler bu basamağı yoganın dışsal yönüne koyarken, diğerleri içsel yönüne koyarlar. Her iki sınıflandırma da doğrudur, çünkü pratyahara yoganın dışsal ve içsel yönleri arasındaki anahtardır; bizi birinden diğerine nasıl gideceğimizi gösterir.

Asanadan meditasyona direkt olarak geçmek mümkün değildir. Bu bedenden akla zıplamayı gerektirir, arada yatanı unutarak. Bu geçişi yapabilmek için, beden ve aklı bağlayan nefes ve duyular kontrol altına alınmalı ve uygun şekilde geliştirilmelidir. Pranayama ve pratyaharanın konuya dahil olduğu yer işte burasıdır. Pranayama ile hayati enerjimizi ve dürtülerimizi kontrol ederiz, pratyahara ile ele avuca sığmaz duyularımız üzerinde hakimiyet sağlarız her ikisi de başarılı bir meditasyon için önşarttır.

Pratyahara Nedir?

Pratyahara terimi iki Sanskrit kelimeden oluşur, prati ve ahara. Ahara ‘gıda’ demektir ya da ‘dışarıdan kendi içimize aldığımız herhangi bir şey’ demektir. Prati edat olarak karşı’ ya da kuradan’ demektir. Pratyahara kelime anlamıyla ‘aharanın kontrolü’ demektir ya da ‘dışsal etkiler üzerinde hakimiyet kazanmak’ demektir. Bu, tıpkı bir kaplumbağanın uzuvlarını içeri çekmesi gibidir kaplumbağanın kabuğu akıldır ve uzuvlar duyulardır. Terim genellikle ‘duyulardan geri çekilmek’ olarak çevrilir, ama bundan daha fazlası ima edilir.

Yogik düşünceye göre, ahara ya da gıdanın üç seviyesi vardır. Birincisi bedenin beslenmesi için gerekli beş elementi getiren fiziksel gıdadır. İkincisi izlenimlerdir, aklı beslemek için gerekli süptil özleri ses, dokunma, görme, tatma ve koklama hislerini bir araya getirir. Aharanın üçüncü seviyesi ilişkilerimizdir, ruhumuzu besleyen kalp seviyesinde tuttuğumuz kişilerdir, bu kişiler bizi sattva, rajas ve tamas gunalan ile etkiler.

Pratyahara iki katlıdır. Yanlış gıdadan, yanlış izlenimlerden ve yanlış ilişkilerden geri çekilmeyle; diğer yandan doğru gıdayı, doğru izlenimleri ve doğru ilişkileri ardışık olarak açmayla ilgilidir. Akılsal izlenimleri doğru beslenme ve doğru ilişkiler olmadan kontrol edemeyiz, ama pratyaharanın asıl önemi, içe dönmesi için aklı özgürleştiren duyusal izlenimlerin kontrolünde yatar.

Olumsuz izlenimlerden farkındalığımızı geri çektiğimizde, pratyahara aklın bağışıklık güçlerini güçlendirir. Nasıl ki sağlıklı bir beden toksinlere ve patojenlere karşı koyabilirse, sağlıklı bir akıl da çevresindeki olumsuz duyusal etkileri geri püskürtebilir. Çevrenizdeki gürültü ve patırtıdan kolayca rahatsız oluyorsanız, pratyahara çalışın. Bu olmadan, meditasyon yapmanız mümkün değildir.

Pratyaharanın dört ana biçimi vardır: indriyapratyahara duyuların kontrolü, pranapratyahara prananın kontrolü, karmapratyahara fiilin kontrolü ve manopratyahara duyulardan aklı geri çekme. Her birinin kendine has yöntemleri vardır.

1. Duyuların Kontrolü (İndriyapratyahara)

Kitlesel medya odaklı kültürümüzde pek duymaya alışkın olduğumuz bir şey olmasa da, indriyapratyahara ya da duyuların kontrolü en önemli pratyaharadır. Pek çoğumuz televizyon, radyo, bilgisayar, gazete, dergi ve kitaplar gibi listeyi uzatabileceğimiz sabit bombardımanlar sonucu, duyusal aşırı yüklemeyle ıstırap çekiyoruz. Ticari toplumumuz ilgimizi duyular yoluyla uyararak faaliyet gösteriyor. Sürekli olarak parlak renkler, yüksek sesli gürültü ve dramatik duyumlarla karşı karşıya getiriliyoruz. Her tür duyusal müsamaha ile büyütüldük; toplumumuzdaki eğlence kavramının temeli buna dayanır.

Sorun ise şudur; duyular tıpkı eğitimsiz çocuklar gibi kendi iradelerine sahiptir, bu irade doğası gereği içgüdüseldir. Duyular akla ne yapması gerektiğini söyler. Onları disipline etmezsek, bizi sonsuz talepleriyle hakimiyetleri altına alır. Süregelen duyusal aktiviteye o kadar alışkınız ki, akıllarımızı sessiz tutmayı bilmiyoruz; duyuların ve duyusal albeninin dünyasında rehinelere dönüştük. Duyuları cezbeden şeylerin peşinden koşuyoruz ve yaşamın daha yüce hedefini unutuyoruz. Bu nedenle, pratyahara belki de günümüz dünyasındaki yoganın en önemli basamağıdır.

Eskilerin ‘ruh heveslidir ama beden zayıftır’ deyişi, duyularını kontrol etmeyi öğrenmemiş olanlar için geçerlidir. İndriyapratyahara bize ruhu güçlendirmenin araçlarını verir ve bedene olan bağlılığı azaltır. Bu türde bir kontrol, bastırma değildir (keza bastırma nihai olarak isyana sebep olur), koordinasyon ve motivasyondur.

İzlenimlerin Doğru Alımı

Pratyahara izlenimlerin doğru alımı üzerine merkezlenir. Çoğumuz yediğimiz gıda ve devam ettiğimiz şirket konusunda dikkatliyizdir, ama duyulardan aldığımız izlenimlerle ilgili aynı ayrım gücü alıştırmasını yapmayabiliyoruz. Kendi kişisel yaşamlarımıza asla almayacağımız izlenimleri kitlesel medya yoluyla kabul ediyoruz. Televizyonlar ve filmler yoluyla, başka türlü asla hayatımıza almayacağımız kişileri evlerimize konuk ediyoruz! Her gün ne türde izlenimler alıyoruz?

Tüm bunların üzerimizde bir etkisinin olmayacağını söylemek mümkün olabilir mi? Güçlü duyular aklı durgunlaştırır, durgun bir akıl bizlerin duyarsız, dikkatsiz veya hatta şiddet eğilimli olmasına yol açar.

Ayurvedaya göre duyusal izlenimler aklın ana gıdasıdır. Akılsal alanın alt yapısı, bizde hakim olan duyusal izlenimlerden oluşur. Aklımız en son duyduğumuz şarkıya ya da gördüğümüz filme döndüğünde bunu fark ederiz. Nasıl ki abur cubur, bedeni toksik hale getiriyorsa, abur cubur izlenimler de aklı toksik hale getirir. Abur cuburun lezzetli olabilmesi için içine bir dolu tuz, şeker veya baharat katılır, keza öbür türlü ölü bir gıdadır; benzer şekilde abur cubur izlenimler de seks ve şiddetin güçlü dramatik izlenimlerine ihtiyaç duyar, böylece bu izlenimlerin gerçek olduğuna inanırız, keza başka türlü gördüklerimiz sadece ekrana yansıtılmış bazı renklerdir.

Kim olduğumuz konusunda duyusal izlenimlerin rolünü yok varsayamayız; çünkü bunlar bilinçaltını geliştirir ve içimizde uyur durumda bulunan eğilimleri güçlendirir. İzlenimleri kontrol etmeden meditasyon yapmaya çalışmak, bilinç altımızı bize karşı kaldırır ve içsel huzur ve netlik geliştirmemizi engeller.

Duyusal Geri Çekiş

Çok şükür duyusal izlenimlerin yaylım ateşine karşı savunmasız değiliz. Pratyahara bize bunların hepsini uygun bir şekilde yönetebileceğimiz araçlar verir. Belki de izlenimleri kontrol etmenin en basit yolu onları kesmektir, duyusal girdilerden ayrı biraz zaman geçirmektir. Nasıl ki beden gıda orucundan fayda sağlarsa, aynı şekilde akıl da izlenim orucundan fayda sağlar. Bu basit bir şekilde gözler kapalı meditasyon yapmak da olabilir, normal duyusal bombardımandan uzakta bir yerde örneğin bir dağ kabininde bir süre inzivaya çekilmek de olabilir. Aynı şekilde ‘medya orucu’, yani televizyon, radyo ve benzeri kitlesel medya araçlarından geri durmak da aklı temizlemek ve canlandırmak için iyi bir uygulamadır.

Yoni Mudra duyuları kapatmada en önemli pratyahara tekniğidir. Parmakları başta bulunan duyusal delikleri gözleri, kulakları, burun deliklerini ve ağzı bloke etmede kullanmayı içerir, dikkat ve enerjiyi içe yönlendirmeyi içerir. Prana canlandığı zamanlarda örneğin pranayama uygulamasının hemen ardından kısa zaman aralıklarında yapılır. (Doğal olarak oksijen alimim durduracak kadar ağzı ve burnu kapatacak noktaya gelmemeliyiz.)

Duyu geri çekiminin bir diğer yöntemi de duyu organlarını açık tutarken, dikkatimizi bu organlara vermemektir. Bu şekilde, izlenimleri duyu organlarını fiziken kapatmadığımız halde almayız. En bilinen yöntem olan şambavi mudra, gözler açık otururken, dikkati içe yönlendirmektir; bu yöntem birçok Budist meditasyon sisteminde de kullanılır. Duyuların içe doğru bu yeni yönlendirmesi diğer duyularla da yapılabilir; özellikle de duyma organıyla. Bu, aklımızı günlük akış içinde olduğu gibi duyular faaliyet halindeyken bile kontrol etmemizi sağlar.

Birörnek İzlenimlere Odaklanmak

Aklı temizlemenin ve duyuları kontrol etmenin bir diğer yolu kişinin dikkatini birörnek izlenim kaynaklarına yöneltmesidir; örneğin okyanusa ya da gökyüzüne bakmak gibi. Sindirim sisteminin düzensiz yeme alışkanlığı ve birbiri ile çelişen gıda kalitesi yüzünden kısa devreye uğraması gibi, izlenimleri sindirme yeteneğimizin de kulak tırmalayıcı ya da aşın izlenimlerle düzeni bozulabilir. Sindirimin düzelmesi için ayurvedik pirinç ve maş fasulyesi yemeği gibi (kiçari) bir tekdüze beslenme yapılması nasıl gerekliyse, akılsal sindirim de doğal, ama homojen izlenimlerin diyetine ihtiyaç duyabilir. Bu teknik genelde, izlenim orucu döneminden sonra faydalıdır.

Olumlu izlenimler Yaratma

Duyuları kontrol etmenin bir başka aracı da olumlu, doğal izlenimler yaratmaktır. Bunu yapmanın birçok yolu vardır; ağaçlar, çiçekler, kayalar gibi doğanın farklı yönleri üzerine meditasyon yapmanın yanı sıra, tapmak ziyaretleri veya diğer haç alanları, olumlu izlenimlerin ve düşüncelerin deposudur. Olumlu izlenimler, tütsüler, çiçekler, ghee lambaları, sunaklar, heykeller veya adanmada kullanılan diğer sanat eserleri ile de yaratılabilir.

İçsel izlenimler Yaratma

Duyusal geri çekiliş yöntemlerinden bir diğeri aklı içsel izlenimlere odaklamak, böylece dışsal izlenimlerden dikkati geri çekmektir. Kendi içsel izlenimlerimizi, hayal gücüyle yaratabiliriz ya da fiziksel duyular sessizleştiğinde, harekete geçen süptil duyularla irtibata geçebiliriz.

Görselleştirme içsel izlenim yaratmanın en basit aracıdır. Doğrusu, pek çok yogik meditasyonun başı bir tür görselleştirme ile başlar; örneğin bir tarınyı, guruyu, doğada güzel bir manzarayı ‘görmek’ gibi. En karmaşık görselleştirmeler tanrıları ve onların dünyalarını hayal etmek ya da zihinsel olarak ritüeller uygulamaktır; hayal edilen tanrılara, hayali çiçekler ya da mücevherler sunmak gibi... içsel manzaraya dalmış bir sanatçı ya da müzik yaratan müzisyen de içsel görselleştirmeler gerçekleştiriyordun Bunlar hep pratyaharanın parçasıdır; çünkü dışsal izlenimlerin akılsal alanını temizler ve meditasyona temel olacak içsel olumlu izlenimleri yaratır. Hazırlayıcı görselleştirmeler meditasyonun pek çok çeşidi için faydalıdır ve diğer spritüel uygulamalarla birleştirilebilir.

Laya Yoga içsel ses ve ışık akımının yogasıdır, burada kaba fiziki duyulardan bizi geri çekecek süptil duyulara odaklanırız. Bu içsel sese ve ışığa doğru olan geri çekiş aklı dönüştürmenin bir yöntemidir ve indriya pratyaharanın bir diğer şeklidir.

2. Pranantn Kontrolü (Prana-Pratyahara)

Duyu kontrolü, prananın gelişimini ve kontrolünü gerektirir; çünkü duyular pranayı (yaşam gücümüzü) takip eder. Pranamız güçlü olmadığı sürece, duyuları kontrol etme gücümüz olmayacaktır. Pranamız dağılmışsa ya da rahatsızsa, duyularımız da dağınık ve rahatsız olacaktır.

Pranayama, pratyaharaya hazırlıktır. Prana, pranayama ile toplanır ve pratyaharada geri çekilir. Yogik metinler bedenin farklı bölümlerinden prananın geri çekilme yöntemlerini açıklar, bu bölümler ayak parmaklarından başlar ve dikkatimizi nerede toplamak istiyorsak (başın tepesi, üçüncü göz, kalp ya da diğer çakralar) orada biter.

Belki de pranapratyaharanın en iyi yöntemi ölüm sürecini görselleştirmektir, burada yaşam gücü prana, ayaklardan başa dek tüm bedendeki duyuları kapatarak bedenden çekilir. Ramana Maharşi Kendini idrakı henüz onyedi yaşında bir oğlanken bunu uygulayarak başarmıştır. Özbeni araştırmadan önce, bedeni ölü olarak görselleştirmiş, pranayı akla, aklı da kalbe geri çekmiştir. Bu tam ve yoğun pratyahara olmadan, meditatif süreci başarılı olamazdı.

3. Fiilin Kontrolü (Karma-Pratyahara)

Fiil organlarını kontrol etmeden, duyu organlarını kontrol edemeyiz. Doğrusu fiil organları bizi direkt dış dünya ile bağlar. Duyulardan bedene gelen uyanlar, fiil organları tarafından ifade edilir ve bu, bizi daha ileri duyusal ilişkiye sokar. Arzu sonsuz olduğu için, mutluluk ne istediğimizde yatmaz, dışsal dünyadan artık bir şey istememekte yatar.

Nasıl ki izlenimlerin doğru alımı, duyu organlarına kontrol sağlarsa, doğru iş ve doğru fiil de fiil organlarında kontrol sağlar. Bu karma yogayı ilgilendirir; benmerkezci olmayan işler yapmak ve hayatımızı kutsal bir ritüele dönüştürmektir. Karmapratyahara yaptığımız işlerde kişisel ödüllerle ilgili her tür düşünceyi bırakarak yapılır. Bhagavad Gita1 der ki; ‘Görevin fiilde bulunmaktır, ama yaptığın işin ödüllerinin peşinde koşma. ’ Bu aynı zamanda bir tür pratyaharadır.

Fiil organlarını kontrole yönelten çile uygulamalarını içerir. Örneğin, asana ellerin ve ayakların kontrolü için kullanılabilir, bu kontrole uzun süreler sakin bir şekilde oturmak için ihtiyaç duyarız.

4. Aklın Geri Çekimi (Man-Pratyahara)

Yogiler bize aklın altıncı organ olduğunu ve tüm diğer duyu organlarını koordine etmeden sorumlu olduğunu söyler. Duyusal izlenimleri, aklımızın dikkatini verdiğimiz yerden alırız. Aslında bir şekilde her zaman pratyahara yapmaktayız. Akim dikkati sınırlıdır ve bir duyusal izlenime dikkat ederken, diğer izlenimlerden aklı geri çekeriz. Nereye dikkatimizi verirsek, doğal olarak diğer her şeyi yok varsayarız.

Duyularımızı, aklın dikkatini geri çekerek kontrol edebiliriz. Yoga Sutralar2 11.54’e göre; ‘Duyular kendi nesnelerine uymaz, aklın doğasını taklit ederler, bu pratyaharadır. ’ Daha net olursak, bu manopratyaharadır duyuları nesnelerden geri çekmek ve aklı, biçimi olmayan içsel doğasına yönlendirmektir. Vyasa’nın Yoga Sutralar üzerine yaptığı yorumlarda, akıl bir kraliçe arıya, duyular ise işçi arılara benzetilmiştir. Kraliçe arı nereye giderse, tüm diğer arılar onu takip etmek zorundadır. Böylece manopratyahara duyuları kontrol etmekten ziyade, aklı kontrol etmektir, çünkü ne zaman akıl kontrol edilir, duyular da otomatik olarak kontrol edilir.

Manopratyaharayı bilinçli olarak dikkatimizi ruhsal açıdan zararlı olan izlenimler ne zaman ortaya çıksa, bunlardan geri çekerek uygularız. Bu, pratyaharanın en yüce ve zor biçimidir; fiil organlarını ve pranayı kontrol etmede ustalık kazanamadıysak, duyuların çalışması muhtemel değildir. Prana ve duyular tıpkı vahşi hayvanlar gibi zayıf bir aklın üstesinden gelebilir; bu nedenle pratyaharanın daha pratik yöntemleri ile başlamak daha iyidir.

Pratyahara ve Yoganın Diğer Basamakları

Pratyahara yoganın tüm basamakları ile ilişkilidir. Asanadau samadhiye diğer tüm basamaklar, pratyaharanın bir yönünü içerir, örneğin asana uygulamasının en önemli yönü olan oturma duruşlarında hem duyusal, hem de fiil organları kontrol edilir. Pranayama, nefes yoluyla dikkatimizi içe çektiğimizde pratyaharanın bir elementini içerir. Yama ve niyamalar, zarar vermeme ve halinden hoşnut olma gibi birçok ilke ve uygulamayı içerir; bunlar sayesinde duyusal kontrol sağlanır. Diğer bir ifadeyle pratyahara, yoganın daha yüce uygulamaları ve meditasyon için bir temel sağlar. Pranayamayı takip eder ve pranayı akılla bağlayarak, beden küresinin dışına çıkarır.

Pratyahara aynı zamanda dharana ile de ilgilidir. Pratyaharada dikkatimizi sıradan dikkat dağıtıcı şeylerden geri çekeriz. Dharanada bilinçli olarak dikkatimizi belli bir nesneye, örneğin bir mantraya veririz. Aynı temel fonksiyonun , pratyahara negatif ve dharana pozitif yönüdür.

Pek çoğumuz yıllarca devam eden meditasyon uygulamalarından sonra bile beklentimize ulaşamayız. Belli bir derece pratyahara olmadan meditasyon uygulamaya çalışmak, sızıntı yapan bir varile su doldurmaya benzer. Ne kadar su doldurursak dolduralım, varilden aynı oranda su sızmaya devam eder. Duyular akıl varilindeki delikler gibidir. Tam olarak mühürlenmedikleri sürece, akıl gerçeğin nektarını tutamaz. Meditasyon dönemleri ile, duyusal düşkünlük dönemleri birbirini izleyen kişiler, pratyaharaya ihtiyaç duyarlar.

Pratyahara aklı meditasyona hazırlamada pek çok yöntem önerir. Bizi aynı zamanda psikolojik acı kaynağı olan çevresel kargaşadan da korur. Pratyahara yaşamlarımızın kontrolünü elimize almamızın ve içsel varlığımıza açılmamızın harika bir yöntemidir. Bazı büyük yogilerin, pratyahara için "yoganın en önemli basamağı' olduğunu söylemesi boşuna değildir. Bu basamağı uygulamalarımız arasına almayı hatırlamalıyız.

Pratyahara ve Ayurveda

Akıl ve duyuların doğru yönetimi olan pratyahara, tüm yapısal tipler için gerekli ve iyidir. Akılsa! beslenmedeki en önemli faktördür. Ancak, dengesiz veya aşırı duyusal ve akılsal faaliyete eğilim gösteren vata yapılan için özellikle önemlidir. Tüm vata tipleri her gün pratyaharanın bir biçimini uygulamalıdır. Bu kişilerdeki huzursuz vata, duyuların dikkatini dağıtır, fiil organlarını ve pranayı rahatsız eder, aklı huzursuz hale getirir. Pratyahara zararlı vatayı tersine çevirir ve onu prananın olumlu kuvvetine dönüştürür.

Diğer yandan, kapha tipleri genelde duyusal seviye dahil, çok az faaliyette bulunmaktan muzdariptir. Bu kişiler, televizyon seyretme veya evde boş oturma gibi, tembelliğin tamasik kalıplarına düşme eğilimi gösterir; görselleştirmeler gibi daha fazla akılsal uyarıya ihtiyaç duyar ve daha yüksek doğalı duyusal faaliyetten faydalanırlar.

Pitta tipleri genelde diğerlerine nazaran daha fazla duyu kontrolüne sahiptir ve hem bedeni, hem de duyulan disipline edebilecekleri savaşçı türdeki faaliyetlere eğilim gösterirler. Bu kişiler, kişisel iradeyi rahatlatmada ve ilahi iradenin kendileri üzerinden işlemesine müsaade etmede bir araç olarak pratyaharayı kullanmalıdır.

Pratyahara ve Hastalık

Ayurveda hastalıkların temel sebeplerinden birinin duyuların uygunsuz kullanımı olduğunu söyler. Tüm akılsal hastalıklar, tam olmayan izlenimlerin alımı ile bağlantılıdır. Bu nedenle pratyahara, tüm akılsal düzensizliklerin tedavi edilmesinde en önemli birinci adımdır. Benzer şekilde sinir sistemi rahatsızlıklarını tedavide özellikle de hastalık sebebi hiperaktivite ise, pratyahara çok yardımcıdır. Çoğunlukla duygularımızı aşırı ifade eder, böylece muazzam bir enerji kaybederiz. Pratyahara bize enerjiyi içimizde tutmamızı ve gereksiz yere dağıtmamamızı öğretir. Bu saklanmış enerji, ihtiyaca göre yaratıcı, spritüel veya şifa için çekilebilir ve bizim için gerçekten önemli olan şeylerde, bize güç desteği sağlayabilir.

Fiziksel hastalık, genelde tam olmayan gıdanın ahırımdan ortaya çıkar. Pratyahara duyuları kontrol etmemizi sağlar; böylece yanlış gıdaya aşermeyiz. Duyular kontrol edildiğinde, her şey kontrol edilir ve hatalı ya da suni aşermeler ortaya çıkmaz. Bu nedenle Ayurveda duyuların, doğru yaşama ve hastalıkların önlenmesindeki en önemli faktörlerden biri olduğunun altını çizer.

 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Egzersiz

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült