Olumlu Düşünme: Olurlamalar ve İmgelendirmeler

Louis Proto


OLUMSUZLUK ÖZYIKIMA YOL AÇAR

Bu bölümün başlığı olan bu söz, Hindistan'da ziyaret ettiğim ve sonraları uzun süre kaldığım ilk aşramın duvarında gördüğüm ilk yazıydı. İri harflerle yazılı olan bu cümleyi, önceleri entelektüel açıdan algılamıştım. Onun gerçek anlamını dolaysız olarak kavrayabilmem ve içime sindirebilmem — yani, soyut bir kavramı "ta iliklerimde hissedebilmem" ve on heceden oluşan bu cümleyle kendi yaşamım arasında bir bağlantı kurabilmem için birkaç yılın geçmesi gerekmiştir.

Bu değerli öğrenme deneyimi şöyle gerçekleşmişti: Bir arkadaşımla şiddetli bir tartışma yaptıktan sonra bisikletime atlamış (Hindistan'da herkesin bisikleti vardır), nehre doğru hızla pedal çevirmeye başlamıştım. Amacım, daha önceleri zaman zaman meditasyon yapmak amacıyla gitmiş olduğum sakin ve genellikle kargalar dışında kimsenin uğramadığı bir yer olan nehir kıyısındaki merdivenlerin başında bulunan ölü yıkama alanına gitmekti. Gece ilerlemişti, bir yandan beynimdeki videoda az önceki kavga sahnesini yeniden gösterir ve filmin seslendirmesini bu kez gerçeğe kıyasla birazcık kendi lehime değiştirirken, öfkeyle pedal çevirerek geçtiğim ıssız yolları zorlukla görebiliyordum. Birden, yıkık bir kulübenin önünden geçerken iki karaltının hırlayarak fırladığını ve arkamdan koştuğunu gördüm. Tüylerim diken diken olmuştu. Hayvanlar bacaklarımı ısırmaya çabalıyorlardı. Oldukça iri yapılı, açlıktan bir deri bir kemik kalmış, belki de kuduz köpeklerdi bunlar. Ellerindeki avı kaçırmaya hiç niyetleri yoğa benziyordu. Şükür ki, ikisi de sadece bir yanımdan koşturmaktaydılar. Onlardan uzaklaşmayı başaramayınca, sağ bacağımı köpeklere kaptırmadan hemen yere atladım ve izleyen on dakika boyunca onları ancak, bisikletimi kalkan gibi kullanarak uzakta tutabildim. Köpekleri korkutmak amacıyla ben de onların üzerlerine doğru yürüyerek avazım çıktığınca haykırıyor, bisikletimle başlarına vurmaya çalışıyordum. Bu netameli durumdan kurtulmak için yapabileceğim başka bir şey yoktu. Bisikletimle tekrar tekrar üstlerine yürüyorken, belli belirsiz bir şekilde kendi merkezimde odaklandığım (centering), içimden bir gücün yükseldiği duygusunun bilincinde olmaya başladım. Giderek sesimi yükselttim, istencimle canavarların başımdan gitmelerini büyürdüm; sonunda köpekler ansızın dönüp yavaş yavaş karanlığın içine dalıp gittiler. Bu durum beni hem şaşırtmış hem de son derece sevindirmişti.

Kedisever herkesin bildiği gibi, hayvanlar, insanların yaydığı titreşimlere karşı duyarlıdırlar. İnsanlar da öyledir. Hatta tüm çevremizde böyle bir duyarlılık vardır. O geceki deneyimimden bu yana geçen yıllar boyunca, kendimi içinde bulduğum durumlarla, o durumlarda yaydığım enerjinin niteliği arasında çok belirli bir bağlantı bulunduğunu gözlemledim. Olumlu davranışlar olumlu enerjileri çeker; olumsuz davranışlar da olumsuz enerjileri çeker. Sanki tüm çevremiz kılı kılına bizim dalga uzunluğumuza ayarlanıverir de, bizim yaydığımız iletiyi gene bize, hem de daha da gür bir şekilde, yansıtır. Bunun kavranılması bile bizim çevreyle aramızdaki ortak deneyimimizin bir parçasıdır: Buda'nın öğretisindeki öz, karma ilkesinin özü de işte budur. Birçok ulusun atasözlerine de yansımıştır bu gerçek: "Ne ekersen onu biçersin," ve "Kılıçla yaşayanlar, kılıçla ölürler." Bu atasözlerinde insanlığın deneyim birikimi gizlidir. Birkaç örnek daha: "Seveni herkes sever," ve "Gülersen, bütün dünya seninle birlikte güler. Ağlarsan, tek başına ağlarsın."

Aşramdaki yazıyı okuyan da ben, köpeklerle karşılaşan da. Sizin başınızdan da bu türden bir deneyim geçince, siz de ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bu, ahlak kuralı, başkalarının beklentilerinin yerine getirilmesi ya da "iyi insan" olunması türünden bir şey değil. Bu, şayet elinizden gelebiliyorsa, kendinizi istenmeyen, nahoş durumlara sokmaktan kaçınmanızla ilgili bir şey.

Alıştırma 1

Önünüzdeki birkaç gün boyunca, özellikle zevkli ya da üzücü bir durumla her karşılaştığınızda, bu durum ile, bu durumun meydana gelmesinden hemen önce düşünmekte, söylemekte ya da yapmakta olduğunuz şeyler arasında ne gibi bir bağıntı bulunabileceği üzerinde düşünmeye çalışın. Bu alıştırmayı yapmak için en elverişli zaman, uyumazdan önce, o günün olaylarını gözden geçirdiğiniz zamandır. Suçluluk duygusuna kapılmaksızın, kendinizi kabahatli tutmaksızın; sanki sizin değil de, bir arkadaşınızın başına gelmişçesine inceleyin bu bağlantıları. Bu alıştırmayı yapa yapa ve bilinçliliğiniz arttıkça, herhangi bir durum meydana geldikten hemen sonra bu tür bağlantıları kolayca görebilecek ve zamanla, artık onların ortaya çıkışlarını önceden tahmin edebileceksiniz.

Alıştırma 2

Sabahleyin kalkar kalkmaz, ne olursa olsun, bütün gününüzü tadını çıkararak geçireceğinize ilişkin kendi kendinize söz verin. Kendinize, bu kararınızın bir yasa olduğunu ve hiçbir kimsenin sizi gerçekten yapmak istediğiniz şeyi yapmaktan alıkoyamayacağını kesin bir dille yineleyin. Sabah boyunca arada bir anımsadıkça, aldığınız bu kararı aynı özgüvenle yineleyerek pekiştirin. Sonra, bütün gün, neler olduğunu gözlemleyin. Siz de, iletişimde bulunduğunuz öbür kimseler de, beklenmedik ama çok keyifli durumlarla karşılaşacaksınız.

Alıştırma 3

Bu kez, yataktan kalkarken, içtenlikli bir kahkaha atın ve gülmenizi on dakika kadar sürdürün. Başlangıçta bu gülmenizi yapay ve ruhsuz bulacaksınız. Bu bir direnmedir. Ancak, bu direnmenizi de gülerek geçiştirin; sonunda, gerçekten gülmekte olduğunuzu göreceksiniz. Öyle ya, erişkin bir insanın sabah sabah yatağında oturmuş, kasıklarını tuta tuta gülmesi de pek ciddi bir manzara sayılmaz hani. Gün ilerledikçe, bu ciddiyet karşıtı duyguyu sık sık anımsayarak tazeleyin. Duymak istediğiniz şekilde hareket etmeniz, sizin o duygulan gerçekten duymanıza yol açacaktır.

OLUMSUZ TUTUMLAR RAHATSIZUKLARI ARTIRIR

Öfke ve korku, kendi başlarına yıkıcı duygular değildir. Aslında, bu duyguların işlevi yaşamımızı, özgürlüğümüzü, kişiliğimizi ya da bulunduğumuz yerimizi korumak amacıyla kaçmamız ya da savaşmamız için gerekli enerjiyi harekete geçirmektir. Son derece muhataralı bir durum diye değerlendirilen bir uyaran, onu algılayan bedenin tümünü içeren görkemli ve karmaşık bir fizyolojik süreci çalıştırmaya başlar: "Organizmanın Bütün Sistemleri, İş Başına!" Kalbimizin mümkün olan en hızlı bir şekilde kan pompaladığı kaslarımızı kasarız, çok önemli iç organlarımızı korumak amacıyla karnımızı içeriye doğru çekeriz, tehlikenin kaynağını daha açık bir şekilde belirleyebilmemiz ya da hangi yöne doğru kaçabileceğimizi görebilmemiz için gözbebeklerimizi büyütürüz, soğuk terler dökmeye başlarız vb. Top yekûn Öfke ya da korku anlarında bütünleşiriz, canlanırız, enerjiyle dolarız.

Önümüzde dört seçenek vardır: Karşı durmak, geri çekilmek teslim olmak ve tehlikeli olduğu sezilen şeyin gerçekte bir tehlike olmadığını kabul etmek. Ne yazık ki, bizim, duygularımızı topyekûn duyduğumuz ya da tüm varlığımızla eyleme geçtiğimiz anlar pek nadirdir. Bizler, kendi duygularımıza güvenmeye ve onları dolaysızcasına ifade etmeye koşullandırılmamışızdır. Kadınlar daha çok öfkelerini, erkekler de daha çok korkularını gösterme eğilimlerine ket vururlar denilebilir; hepimiz, kendimizi herhangi bir şeye teslim etmekten korkarız ve alay konusu olmaktan, yanıldığımızın ortaya çıkarılmasından nefret ederiz. Böylece, bir birincil coşkunun (primary emotion) saf enerjisi saf bir eyleme dönüştürülememiş olur; dönüştürülemeyince de,

Odalıkta dırdırcı güceniklikler ya da kronik kaygılar şeklinde salınır durur.

Geştalt Terapisi'nin* kurucusu Fritz Perls'in* güzelce betimlediği gibi, bizler, "ya sıç ya da lazımlıktan kalk" ilkesine uymamaktayız. Kabız olmuş halimizle, sistemimizi olumsuzluk toksinleriyle zehirlemekte, kara kara düşünerek kendi zihinsel dinginliğimizi, çevremizdeki kişileri suçlayarak da onların zihinsel dinginliklerini bozmaktayız. Enerjimizi yaratıcı bir biçimde kullanacağımıza, onu çarçur etmekteyiz. Tükenmiş durumda, gevşeyemeden ve yaşamın tadını çıkaramadan pillerimizi boşaltmaktayız. Hastalıklara davetiye çıkarmaktayız.

BELİRTİLER, BEDENİN DİLİDİR

Bundan sonraki bölümde, olumsuz enerjinizi zararsız bir şekilde boşaltmada ve enerjinizin kaynaklarını arındırmada kullanabileceğiniz birtakım yöntemleri göstereceğiz. Ama önce, streslerin ve streslerin altında yatan zihinsel tutumların, bedensel hastalıklara nasıl yol açtığına bir göz atalım.

 * Geştalt Terapisi ve Fritz Perls: Geştalt Terapisi, Dr. Fritz Perls'in kurduğu bir sağaltım yöntemidir. Batı ve doğu öğretilerinin bir sentezi olan bu yöntemi, Geştalt Terapisi İÇİMİZDEKİ ÇOCUK adlı kitaptan okuyarak öğrenebilir ya da Bireysel ve Grup Çalışmalarımıza katılarak uygulayabilirsiniz. Bu konuda, kitabın arka kapağında ayrıntılı bilgi sunuluyor. 

Kronik Tansiyon: damar sertliği, yüksek tansiyon, tromboz, koroner arter iltihabı, migren, ülserler,

İçerleme: sarılık, karaciğer iltihabı, karaciğer rahatsızlıkları, kanser, urlar, eklem iltihabı, kemik rahatsızlıkları, romatizma, omuz ağrıları, ateş yükselmesi, çıbanlar, apseler, sinüs iltihabı, baş ağrıları, ağız ülserleri, diş rahatsızlıktan, boğaz enfeksiyonları.

Yas ve Tasa: astım, göğüs rahatsızlıkları, deri rahatsızlıkları, idrar kesesi rahatsızlıkları, zona, kataraktlar, göz rahatsızlıkları, bayılma, boğaz rahatsızlıktan, akut depresyon, kanser, kalp ağrıları, HJ boğaz rahatsızlıkları. ''Suçluluk Duygusu| akut depresyon, alkolizm, felç, cinsel rahatsızlıklar, prostat rahatsızlıkları, aybaşı ya da âdetten kesilme bozuklukları, siğiller, deri rahatsızlıkları.

Bedensel enerjinin özgürce akışını engelleyen her türlü zihinsel tutum, insanın kendisini zehirlemesine yol açabilir. İşte, birkaç örnek daha:

Yetkincilik (Perfectionism = Mükemmelliyetçilik), Dar Görüşlülük, Aşın Tenkitçilik, Kabalık: beyin urları, kulak rahatsızlıkları, damar sertliği, baş ağrıları, kabızlık, parmak ve tırnak rahatsızlıktan. Kendini Kıstırılmış Gibi Duyumsama: astım, göğüs rahatsızlıkları, akut depresyon.

Sertlik, Esneklikten Yoksunluk: boyun rahatsızlıktan, diz rahatsızlıkları.

Sorunların Yükü Altında Ezilmişlik, Destekten Yoksunluk Duygulan: , astım, göğüs rahatsızlıkları, akut depresyon.

Kararsızlık: kansızlık, diş rahatsızlıkları, ayak rahatsızlıkları.

Yukarıdaki kısa hastalık listesini sizleri ürkütmek amacıyla değil, aydınlatmak amacıyla sunduk. Siz bu hastalıklara yukarıda gösterilen biçimlerde yakalanmayabilirsiniz; ama unutmayın ki, bu olasılık daima mevcuttur. Şayet siz, bu listede içerilsin ya da içerilmesin, herhangi bir hastalığa yakalanmış durumdaysanız, şunu da aklınızdan çıkarmayın: Kendi başınıza sardığınız bu dertleri gene siz kendiniz başınızdan savabilirsiniz.

BELİRTİLERİN DİLİNİ ÇÖZMEK

Burada bir uyarıda bulunmalıyız. Kitabın bu bölümü boyunca biz sizin, kendi sağlığınızla yakından ilgilenen bir kimseyseniz, zaten şu ana dek bir alopatik ya da homeopatik tıp uzmanına ya da hatta yetkili bir akupunkturcuya muayene olduğunuzu varsayıyoruz. Siz kendi bedeninizle diyalog kurma sanatını yeniden öğrendiğiniz, bedeninizin iletilerine duyarlığınızı ve kendi olurlamalarınıza güvenme duygunuzu yeterince yenide kazandığınız takdirde ancak artık bu uzmanların yardımına gereksinme duymayacaksınız. Ama o zamana dek, bedensel bilinçliliğinizin, olurlamalarınızın ve imgelendirmelerınizin size sağlayacağı içgörü ve olumlu enerji, size önerilmiş bulunan ya da uygulanmakta olan tedavi şekli ne olursa olsun, kendinizi daha sağlıklı hissetmenize ve çabucak iyileşmenize yol açacaktır.

BİLİNÇLİLİK ALIŞTIRMASI: BELİRTİLERİN ANLAMLARI

Zihinsel tutumlarla, bu tutumların kendilerini hangi hastalıklar şeklinde ortaya çıkardıklarını gösteren listeyi yavaş yavaş okuyun. Her bir hastalığın ardından bir süre duraklayın ve bu hastalığın ilgili olduğu tutumu gene okuyarak, aralarında nasıl bir bağlantı olabileceğini anlamaya çalışın. Kendinizi zorlamanıza gerek yok; rahat bir yaklaşımla, oyun oynarcasına inceleyin. Herhangi bir bağlantı göremediğiniz ya da içinizden gelen bir direnmeyle karşılaştığınız takdirde, öbür hastalıklara geçin.

Beden dili, konuşma ve yazmadan çok önce vardı; bu nedenle, zihinsel ve duygusal durumların iletilmesi, yani ifade edilmesi amacıyla konuşma ve yazma sık sık, o durumlara eşlik edebilen bedensel duyumlara göndermeler yapmak zorunda kalır. İşte birkaç örnek; isterseniz başka örnekler de bulun.

kalbi kırılmak

öfkeden/kederden boğulur gibi olmak

kıskançlıktan/üzüntüden içini yemek

öfkeyle taşmak

üzüntüden boğazı tıkanmak

başının etini yemek

dik başlılık

yılışıklık, sütsüzlük

kıçını yırtmak

gevelemek

aklı havada olmak

Bedenimizin çeşitli bölümlerinin işlevlerini göz önünde tutacak olursak, bu beden bölümlerinin işlev göremez duruma gelmesiyle anlatılmaya çalışılan yaşam biçimimiz ve alışkanlıklarımız somut olarak gözlerimizin önünde canlanacaktır. Salt bedensel işlevlerin psişik karşılıkları, yaşamımızın "iç açıcı olmayan" ve berraklaştırıp değişiklik kazandırmamız gereken yanlarına ilişkin ipuçları verecektir.

Baş düşünme, yargılar, değerler, fikirler

Yüz kişilik, ifade, görünürlük .

Gözler görme, bakma

Burun zararlı maddelerin süzülmesi

Kulaklar işitme, dinleme, dış dünyanın içe alınması

Ağız beslenme, içe alma, konuşma

Dişler ısırma, özümleme amacıyla parçalama

Boyun esneklik, her yanı görme

Boğazlar kendini ifade etme

Omuzlar yüklerin taşınması, vurma

Göğüs içe alma ve dışa verme, soluma alanı, duygu ve coşkuların, özgürlük ve baskıların barındığı yer

Kollar dışarıya uzanma, kendini savunma

Eller alma ve verme, çevreyi manipüle etme (kendi çıkarına değiştirme)

Parmaklar işaret etme, koparıp toplama

İç Organlar özümleme ve dışlama, besleyici olanla olmayanı ayırt etme, öfkenin, safra kesesinin, bağırsakların barındığı yer

Sidik Torbası,

Anüs bırakmadan tutma, bırakma

Cinsel Organlar zevk alma, toplumsal kimlik ve rol

Sırt yükleri taşıma, destek, dayanma gücü 

Bacaklar destek, hareket, kendi yerini koruma

Kemikler yapı, destek, esneklik, hareket

Ayaklar dengeli ve sıkı durmak (grounding = yıkılmadan duracak şekilde yere basmak), adım atmak (girişimde bulunmak), tekmelemek

BEDENİNİZİ DİNLEYİN

Beden bölümlerinin yukarıda sıraladığımız işlevleri, özellikle genel olanlarından seçilmiştir. Bizim sunduğumuz önerilerin sağlıklı ve tatmin edici bir yaşam biçimini yaratmanızda size gerçekten yararlı olabilmeleri için, bu önerilerin anlamını ta iliklerinde hissedebilecek olan tek insan gene, hiçbir kimseye benzemeyen sizsiniz. Örneğin, şayet sizin sezgileriniz bırakmaya gönüllü olmadığınız bir şeyleri tuttuğunuzdan ötürü, size durgunlaştığınızı (kokuşmakta olduğunuzu ya da kabızlık çektiğinizi) söylemekteyse, tutmakta olanın kim ve tutulan şeyin ne olduğunu görme yürekliliğini gösterene dek herhangi bir değişimin başlaması söz konusu olamaz.

OLURLAMALAR

Hastalık, iletişimde bir bozulmadır. Şu ana dek sizden yapmanızı istediğimiz şey, bedeninize, iletişimi yeniden açmaya niyetli olduğunuzu göstermenizdir. Bunu yaptığınız zaman, bedeninizin de sizi desteklemekte gecikmeyeceğini : göreceksiniz. Bedeninizin size yeniden güven duyabilmesi için, sizin önce bedeninizi olumsuzluk ve ihmalkârlıkla zehirlemek yerine, onu dinlemeyi öğrenmeniz; ona sevecence davranmanız ve saygı göstermeniz gerekir.

Olurlama (affırmation) ne demektir? Olurlama, kendimiz hakkında ya da bizi saran dünya hakkında olumlu bir tutum sergilemektir. Biz bu olumlu tutumumuza inandığımız ölçüde ve ona ayırdığımız enerji miktarıyla doğru orantılı olarak, deneyimimizi son derece derin ve mucizeye benzeyen bir şekilde dönüştürebiliriz. Biz öznel olarak kendimizi hemen daha iyi hissetmekle kalmayız; bedenimiz de, artık bu olumlu doğru "yeniden programlamaya" yanıt vererek, artık bir işe yaramayan belirtileri (semptomla n) bir yana atar ve kendisini sağaltmaya başlar. O ana dek sorun yaratmış olan ilişki ve durumlar, yeni bir açıdan görülmeye başlayınca, artık çözümlenirler. En ilginci de, çevrenin, sahip olmayı düşlediğimiz şeyleri bize sunmaya başlaması ve üstelik yepyeni ve şimdiye dek aklımızın ucundan bile geçmeyen olanak ve fırsatları önümüze sermesidir. Olurlamalar, bilgisayarımızdaki (yani zihnimizdeki) olumsuz bir programın yerine olumlu, yaşamı olurla yani bir program koyarak gerçekleşir. Siz yaşamınıza bilinçlilik getirmeye ve özyıkımsal olmasa bile özünüzü kısıtlayan bantlarınızı ortaya çıkarmaya başlar başlamaz, olurlamalarınızı onları yok etme amacıyla kullanmaya hazırsınız dır. Olurlamalar, sağlık durumunuz ne olursa olsun, size ancak kutsamaları (yani, hayırlı olan şeyleri) getirir. Gerçekten de. olurlamaların ilerlemiş kanser vakalarında bile kendiliğindenlikli iyileşmeler sağlaması basın ve televizyonlarda haber konusu olagelmiştir.

OLURLAMA ÖRNEKLERİ

Sağlıklı ve neşeli olmak benim hakkım.

Her an kendimi daha güçlü ve daha canlı hissetmekteyim.

Bu dünya sevecen bir yer, burada çok mutluyum.

Yaşıyor olmama şükrediyor ve her geçen gün yaşamdan daha çok zevk alıyorum.

Beni incitmiş olan herkesi yürekten bağışlıyor ve onlara mutluluk diliyorum.

Ben kendim olarak her yönümle sevilmeye layığım.

Sevgimi ve yararlığımı çalışmalarımda ifade etmekteyim.

Bu dünya, nimetini bol olan bir yer, benim de varsıl olmaya hakkım var

Hemen şu anda olduğu gibi, ben kendimi bütün olarak seviyor ve onaylıyorum.

Ben kendi yaşamımı kendi istediğim gibi yaşamakta tam bir özgürlüğe sahibim.

Eskileri bir yana bırakıyorum, yenilere hoş geldin diyorum.

Yaşam ne tatlı! Ben yaşamımı içtenlikli bir şekilde ama ciddileşmeksizin yaşamaktayım.

Çevremdeki herkese ve her şeye sevecen gözlerle bakmaktayım.

Kendimi yaşamın kucağına bırakabiliyor ve yaşamın beni sevdiğine güveniyorum.

Geçmişe yapışıp kalmıyorum, geleceğin bana tüm gereksinmelerimi getireceğine güveniyorum.

Banş, neşe ve sevgi duygularıyla dolup taşmaktayım.

Cinselliğim de erkekliğim/kadınlığım da bana büyük zevk vermekte.

Aceleye ne gerek var İd! Zaten hep buradaydım ve kuşkusuz hep burada olacağım.

Kimliğim, benliğim açısından kendime saygı duymaktayım.

Suçluluk duygusuna kapılmaya gerek yok; hef şey, olması gerektiği gibi olmaktadır.

Yapmak istediğim şey için belli bir zamanı ve yeri ayı np kullanmamda hiçbir sakınca yok.

Hiç kimse bana baskı yapamaz. Ben tam anlamıyla özgürüm.

Ben kendimi özgürce ve özgüvenle ifade edebilirim.

Kendi düşüncelerimi savunabilecek yürekliliğe sahibim.

Eğlenmek benim en doğal haklarımdan biridir.

Olumsuz enerjiyi toplamaya başladığınızı gördüğünüz her an, hemen bir olurlama söyleyin. Örneğin, otobüs beklerken sabırsızlık hissetmekte, kendinizi haşlamaktayken, olurlamalarınıza hemen başlayın. İstediğiniz bir şeye ulaşmanızı engelleyici bir alışkanlığınızın farkına vardığınızda, gene olurlamalara başvurun. Hasta ya da "keyifsiz" olduğunuz zamanlar, önce bedeninizi dinleyerek niçin hasta olduğunuza ilişkin ipuçları yakaladıktan sonra olurlamalarınıza başlayın.

Kendinizle ilgili süreçlerin ne denli çok bilincinde olursanız, olurlamalarınız da o denli "isabetli" olacaktır. Bedeninizin işitmek istediği şeyleri doğru olarak söylemişseniz, bedeninizde içinizi ısıtan bir gevşeme ve rahatlama duyacak, üzerinizden bir yük kaldırılmışçasına ferahlayacaksınız. Kimi zaman, çok isabetli olurlamalarla, insan, kendisini bir kahkaha koyuvermek ya da coşarak dans etmek şeklinde gösterebilen yoğun bir enerjiyle dolmaya başladığına tanık olur.

OLURLAMALARA DİRENME

Kendiniz için olumlu ve başkalarına sevgiyle yaklaşan olur lamalar seçin; aksi takdirde geri teperek sizi yıpratırlar. Yani kaş yapayım derken göz çıkarırsınız. Olurlamalar "hüsnükuruntu" türünden yapay istekler olmaktan ziyade, şimdiye dek sizin görüşlerinizi ve davranışlarınızı biçimlendirmiş olan gizli, bilinçaltınızın derinliklerindeki olumsuz koşullanmalarınızı parçalayıp yok edecek olumlu enerji yüklü torpillere benzetilebilir. Karşılaşacağınız direnmenin miktarı, olumsuz koşullanmanın gücüyle ve silinmesi gereken bantla kendinizi özdeşleştirmenizin ve ondan kopmaya isteksizliğinizin derecesiyle doğru orantılı olacaktır.

Direnmeler, olurlama üzerinde konsantre olmada ya da olurlamayı sözcüklere dökmede güçlük çekme, enerjinizde bir tükenme ya da söyleyeceğiniz şeylerin size bir yarar sağlayacağına ilişkin bir umutsuzluk duygusu ya da inançsızlık biçiminde ortaya çıkabilir. Şayet siz iyileşmeyi ve yeni bir varoluş biçimini tatmayı gerçekten istiyorsanız, dayanın. Öyle ya, yitireceğiniz bir şey olmaz ki!

Olurlamalann sizin yaşamınızı değiştirebilmesi için, onların insanı nasıl iyileştirdiğini bilmeye gerek yoktur; sadece olurlamalann etkili olduklarına inanmanız ve biraz sonra önereceğimiz yöntemlerle onları gerçekleştirmeniz yeterli olur. Olurlamaları, kendilerinin de inanabilecekleri şekilde yapmaya başlamaları için biraz "yardıma" gereksinme duyanların aşağıda sunduğumuz çekirdek düşüncelere bir göz atmalarında yarar var.

ÇEKİRDEK DÜŞÜNCELER

Kutsal kitaplarda yazılıdır:

İnanç dağları yerinden oynatabilir. Seni bütünleştiren, İnancındır.

Seni, senin sözlerin yükseltecek; seni, senin sözlerin batıracak.

Kimde varsa, ona verilecektir. Kimde yoksa, ondan alınacaktır.

Ne verirsen onu alırsın — hem de kat kat. Biz, gerçek olduğunu düşündüğümüz şeylerle kendi dünyamızı yaratırız. Bizim için, kendi sözümüz yasadır. Niyet ve istek varsa, enerji de olacaktır. Dikkat, enerjidir. Dikkatinizi yönelttiğiniz şey size daha da gerçek gelir.

OLURLAMALARIN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ

Olurlamalarınızı yavaş yavaş ama kararlı bir şekilde yapın ve kendi direnmelerinizi alt edip püskürtene dek bıkmadan yineleyin. Durmanız gerektiğini hissettiğiniz zaman bırakın ve bahçenizdeki çöp yığınlarını süpürüp toprağı temizledikten sonra bir tohum ekmenin verdiği sevinç duygusuyla dinlenin, izleyen günlerde, olurlamanızı birkaç kez yineleyerek ve üzerine olumlu enerji yönelterek tohumunuzu besleyin. Kafanızı bu olurlama işine takıp onu bir "fikrisabit" haline getirme eğiliminize karşı koyun; onun kök salacağına güvenin. En iyisi, olurladığınız şey zaten gerçekleşmekteymişçesine davranmaya başlayın; artık istediğiniz niteliklere sahip bir insanmışsınız duygusunu yaşayın.

Alışık olduğunuz durumlarla yeniden karşılaştığınız ve eskiden olduğu gibi tepki göstermeye başladığınız zaman, bu dünyadaki yeni varoluş biçiminize ilişkin kararınızı anımsayın ve ona göre davranın. Alışık olmadığınız bu tutum size ürkütücü gelecektir; incindiğinizi, hatta sizi şaşırtacak şekilde, "eski siz'in ölmekte oluşundan ötürü biraz da üzüldüğünüzü göreceksiniz.

Sizin yeni varoluş biçiminiz kişiliğinizle bütünleşince daha önce olurlama yapmış olduğunuzu unutacaksınız. Zira, artık amacınıza ulaşmış olacaksınız.

İMGELENDİRMELER

Imgelendirmeler yalnız başına ya da olurlamalarla birlikte kullanılabilir. İmgelendirmelerden de, olurlamalar gibi, Bristol'de ye daha birçok yerdeki Kanserlilere Yardım Merkezlerinde yararlanılmaktadır. Kanser hastasından, kanser urunu, kendisine en uygun gelen biçimde gözlerinin önünde canlandırması, boyutlarını, şeklini, dokusunu, rengini, bedeninde bulunduğu tam yerini vb. duyumsaması istenir. Ardından, zihninde, almakta olduğu ilaçların bu kanser uruna karşı geçtiği saldırıyı canlandıran sahneler yaratması istenir. Terapistin de yardımıyla hasta, kanserin tamamıyla yok olduğu mutlu sonlu bir senaryoyu amatör filmciler gibi üretirler. Bu imgelendirme süreci çok sayıda oturumu gerektirebilir. Bu oturumlar sırasında hasta, iyileşmeye karşı olan direncinin bilincine varır ve onun bu direnci yarmasına yardımcı olunur. Böylece hasta, bedenini, hastalığını yenmesi için gereksindiği olumlu enerjiyle doldurmayı başarır.

Alıştırma 4: Uçup giden baş ağrısı

Bu alıştırma, eski eğitimi görmüş olanlara hiç de yabancı gelmeyecek.

Başınız ağrıdığında, bu baş ağrısından kurtulmak isterseniz, rahat bir pozisyona geçerek ağrınızın izin verdiği ölçüde gevşeyin. Baş ağrınızı yok etmeye bilinçli olarak niyetlenin. Şimdi de ağrıyı elinizden geldiğince yoğun bir biçimde hissetmeye çalışın. Nasıl bir ağrı? Keskin mi, donuk mu, sürekli mi, aralıklı mı? Ağrının bulunduğu tam yeri, alanını, şeklini, sınırlarını belirleyin. Başınızın içinde kaç santimetrelik bir derinliğe uzanıyor? Ya rengi? Rengini görmeye çalışın. Siz ağrıya baktıkça, ağrınızın boyutları ve ola ki bulunduğu yer değişmeye başlayacaktır. Ağrınızın yayılmasını, büzülmesini, renk ve doku değiştirmesini izleyerek alıştırmayı sürdürün. Bu arada ağrınızın ansızın kıvılcımlar ve, ışık sütunları saçarak sizi sarsarcasına bir yanardağ gibi patladığına tanık olmanız da mümkün. Alıştırmayı yeterince sürdürdüğünüz takdirde, baş ağrınızın kapsadığı alan giderek küçülecek, ağrınızın şiddeti de azalacaktır. Sonunda bir nokta haline gelecektir. Ama o aşamada siz artık başınızın ağrımadığını görerek şaşıracaksınız. Neden mi? Topyekûn bir deneyimini geçirdiğiniz, dolu dolu yaşadığınız her şey uçar gider.

İmgelendirmeler, olurlamalardan daha da güçlüdür, zira kullandıkları dil zihnin kullandığı rüya dilinin aynısıdır. Olurlamalardaki gibi, burada da dikkatinizi, yani enerjinizi sadece olumlu imgelere yöneltin. Aynı şekilde, ister sağlık, ister varsıllık, ister aşk ya da daha başka bir şey olsun, yaşamınızda istediğiniz değişimleri gerçekleştirmedeki başarı, imgelendirmelerinize verdiğiniz açıklığa, duygularınızın niteliğine ve onların gerçek yaşamda muhakkak somutlaşacaklarına ilişkin ta iliklerinizde duyumsadığınız bir kesinliğe bağlı olacaktır. Başka bir kimseye zarar verdiğiniz bir imgelendirme yapmayın, çünkü bu sizin aleyhinizde sonuç verir.

Bir imgelendirme yapmak demek, odaklanmış enerjinin düşüncelere biçim verdiği yaratıcılık ilkesini bilinçlilik ve sevecenlikle kullanmak demektir. Kimi kutsal metinlerde bu, "Sözcük, ete kemiğe dönüştü," şeklinde ifade edilmiştir. Ben de şu anda kafamdaki görünmeyen düşünceleri kâğıda geçirmek amacıyla dikkatim ve niyetimle besleyerek bu ilkeyi gerçekleştirmekteyim. Odamdaki eşyalar da şimdiki somut varoluşlarına ulaşmak için bir sanatkârın kafasındaki görünmeyen düşüncelerinden yola çıkmışlardı. O sanatkâr, dikkat ve istekle çalıştıkça, enerjisi giderek yoğunlaştı ve sonunda işte bu kâğıt sepetine dönüştü. Bütün evler, kentler de — hepsi de birtakım düşüncelerin somutlaştırmalarıdır.

SONUÇ İLKESİ

İmgelendirmelerinizi gerçekleştirmek için, sanki bu gerçekleştirmeye zaten ulaşılmış gibi davranmaya başlayın. Bu, oldukça mantıksız görünen ama doğruluğu kesin ilkeye göre: "Siz sonucu üretin neden kendiliğinden gelecektir." Siz de, şayet şu ana dek uygulamadıysanız, alıştırma 2 ve 3'ü yaparak bu ilkeyi sınayın. Gereksindiğiniz herhangi bir şeyi yaşamınıza çekebilmeniz için şu üç koşul yerine getirilmelidir: Niyet (gereksindiğiniz şeyin ne olduğunun ve ona ne zaman kavuşmak istediğinizin açık ve belirli bir şekilde saptanması); güven (istediğinizin gerçekleşeceğine ilişkin tam bir inanç); beklenti (istediğiniz şey sanki gerçekleşmiş gibi duyumsayıp, öyle davranmanız). İmgelendirme, üzerine enerji odakladığınız ölçünmeli (bile bile yaptığınız) bir yaratmadır, bu imgelendirmenin bilinçlilikle eyleme dönüştürülmesi, onu gerçek kılmak için gereksindiğiniz deneyimleri çekecek ve kaynakları harekete geçirecektir.

Bir örnek verelim. Şayet yoksulluk içindeyseniz, paraya ilişkin temel inançlarınızı, özellikle olumsuz olanlarını dikkatlice incelemek için biraz zaman ayırın, Paranın zor kazanıldığına mı inanmaktasınız? Dünyadaki para miktarının sınırlı olduğu ve bu nedenle sizin kazancınızın başka birisinin kaybı olacağı düşüncesinde misiniz? Parayı istemek sizce çıkarcılık, erdemsizlik ya da "adilik" midir? Paraya duygusal düzeydeki yaklaşımınız nedir? Kaygı mı? Kara günleriniz için para biriktirmek, paranın sağlayabileceği zevklerden daha çok mu ilgilendirir sizi? Cimri misiniz, yoksa elinize geçen parayla har vurup harman mı savurursunuz? Sattığınız bir şeyin ya da sunduğunuz bir hizmetin bedeli üzerinde görüşme yapmak sizi sıkar mı? Çok zengin olmanızda ya da en azından "hali vakti yerinde" bir kimse olmanızda bir sakınca görür müsünüz?

Refah ve bolluğa kavuşmanızı engelleyen temel direncinizi bulduğunuz zaman, bu olumsuz banda karşıt uygun bir olurlama düzenleyin. Olurlamalarınızı her zamanki yönteminizle hazırlayın ve onu günlük yaşamınızda gerçekleştirin. Olumsuz bandınızın da paranın kendisinden çok sizin kendinizle ilgili olduğunu da bulgulamış olabilirsiniz; örneğin, "Rahat bir yaşam sürmeyi hak etmiyorum," ya da, "Çok param olsaydı, o taktirde yakınacak bir şey kalmazdı ki!"

Şimdiki parasal durumunuzu ve sizi o duruma getiren nedenleri gözden geçirin. Parasal durumunuzda şu anda ne gibi bir farklılık olmasını isterdiniz? Dilediğinizce paranız olsaydı nasıl giyinmek, nerede oturmak, çevrenizi nelerle donatmak isteyebileceğinizi mümkün mertebe ayrıntılı bir şekilde gözünüzün önünde canlandırın (yani, imgelendirin). Keyfini çıkarın. En önemlisi de, bolluk, gönenç ve kaygısızlık duygularının etinize kemiğinize işlemesine izin verin. İmgelendirmenizi sürdürün ve her türlü direnmenizi yarıp geçerek ilerleyin. Ne zaman duracağınızı, kendinizi eski meteliksiz siz yerine karun gibi hissetmeye başlayınca, artık siz kendiniz bileceksiniz.

Bu bağlamdaki imgelendirmenizin gerçekleştirilmesi ise en başta, şu anda sahip olduğunuz ama ola ki burun kıvırdığınız her şey için şükretmeyi de içerebilir. Belki de, servetin görece bir şey olduğunu ve gerçekte sizin zannettiğinizden daha varlıklı bir kimse olduğunuzu kavrayacaksınız. Eski cimri ve kaygılı tutumlarınızdan, aşırıya kaçmaksızın, artık vazgeçin.

 

 

 

 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Egzersiz