Nasıl Meditasyon Yapmalı?

James Hewitt



Meditasyondan yararlanmak için altı temel koşul vardır:

Meditasyon yapabileceğiniz, ses, hareket, ışık, insanlar gibi dikkatinizi dağıtabilecek şeylerden yeteri kadar uzak bir yer.

Fiziksel ve zihinsel rahatlık. Ufak rahatsızlıklar meditasyonun kalitesini bozacak güçte olmayabilir.

Dengeli, dik ve rahat bir oturma şekli.

Sessiz, yavaş, yumuşak ve düzenli bir solunum.

Dikkatin üstüne toplanacağı bir meditasyon objesi ve uyarıcısı. Bunun yirmi dakika kadar var olması yeterlidir.

Dengeli farkında oluş.

NEREDE MEDİTASYON YAPMALI?

Düzenli olarak meditasyon yapmak için, evinizin, diğer insanlardan, gürültüden, rüzgardan, yanıp sönen ışıklardan uzak, rahat ve sessiz bir köşesi en uygun yerdir. Dikkat dağıtabilen bu etkenlere karşı bazı insanlar, diğerlerinden daha toleranslıdır. Bazı kişiler, bir dereceye kadar olan gürültü ve kargaşa içinde, trenlerde, otobüslerde, park sıralarında, şehir meydanlarında meditasyon yapabilme yeteneğine erişmişlerdir. Ama çoğunlukla evlerin sessiz ve rahat bir odası tercih edilir. Odada telefon varsa fişi çekilmelidir.

FİZİKSEL VE ZİHİNSEL KONFOR

Burada da kişisel tolerans dereceleri değişiktir. Fiziksel ağrı ya da zihinsel huzursuzluk, meditasyonu kesintiye uğratabilir veya engelleyebilir. Normal bir ortamda rahatınızı sağladıktan sonra, kendinizi hazırlayıp meditasyona oturabilirsiniz.

Banyo yapmak veya elinizi yüzünüzü yıkamak, burnunuzu temizlemek, dişlerinizi fırçalayıp ağzınızı su ile çalkalamak, gözlerinize soğuk su çarpmak, gevşemenize yardımcı olur. İdrar torbanızı ve bağırsaklarınızı da boşaltın.

Bol bir kıyafet giyin, kravat, kemer gibi sıkı giyecekleri çıkartın ya da gevşetin. Ayakkabılarınızı çıkartın. Yalnız, üşümemeye dikkat edin.

Eğer burnunuz tıkalı değilse, ağzınızı kapatıp burnunuzdan soluyun. Bazı geleneklere göre, meditasyon süresince dilin ucu damağa değmeli, diğerlerine göre üst dişlerin arkasına değmeli ve dil ağızda düz yatmalıdır. Dilin ucunun alt dişlerin arkasına dayanması bana en doğal şekil gibi görünüyorsa da siz dilinizi size en uygun gelen şekilde tutun. Eğer sözünü etmeseydim bunu asla düşünmeyebilirdiniz.

Ağzınıza salya akması, derin bir gevşemenin işaretidir; istiyorsanız yutabilirsiniz. Aynı şey kaşınma duygusu için de geçerlidir, kaşıyın ve meditasyona dönün.

Gözler açık mı olmalıdır, kapalı mı? Eğer çevrenizdeki bir objeye bakarak meditasyon yapıyorsanız, gözleriniz açık olacaktır. Daha sonra objeyi hayal etmek için gözlerinizi kapayabilirsiniz. Genelde, meditasyon süresince gözleri kapayarak görüş uyarımını kaldırıp, dikkati içe yöneltmek daha iyidir. Yoga'nın babası Patanjali'nin dediği pratyahara "içine çekilme" duygusu için, gözleri kapamak basit fakat önemli bir adımdır.

Oturarak meditasyon, "zazen" süresince Zen Budistlerin gözlerini yarı kapalı olarak bir objeye diktikleri doğrudur. Bunun, Zen'deki, dış çevrenin yeni bir ışık altında aydınlatılarak görüldüğü, dışa dönük mistisizmin bazı unsurları üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Saatlerce meditasyon yapan Zen rahiplerinin gözlerini yarı açık tutmaları, uykuya dalmalarını önler. Katsuki Sekida'nın, evde Zen yöntemiyle nasıl meditasyon yapılacağını öğrettiği "Zen Eğitimi" adlı eserinde, geleneğin aksine gözlerin kapalı olmasını öğütlemesi dikkate değer.

MEDİTASYON İÇİN EN UYGUN ZAMANLAR

Meditasyondan en iyi sonuçlar günde bir ya da iki kez uygulandığı zaman alınır. Pek çokları için günde iki defa uygulama bir defadan daha yararlıdır. Yemekten en az iki saat sonra yapılmalıdır. Yemeğin hemen ardından yapılan meditasyon rahat olmaz. En iyi sonucu almak için kahvaltıdan ve akşam yemeğinden önce uygulanmalıdır, iki meditasyon seansı arasında en az altı saat ara olmalıdır. Meditasyon günde bir defa yapılıyorsa, öğleden sonra ya da akşam üstünü, bunlar uygun değilse, sabah kahvaltıdan önceyi seçebilirsiniz.

MEDİTASYON SÜRESİNE OLMALIDIR?

Eğer normal ve hareketli bir hayatınız varsa, dünyadan el etek çekmediyseniz, her defasında yirmi dakika süren bir meditasyon yeterlidir. Bu süre on ile otuz dakika arasında değişebilir. Yeni başlayanlar, süre için arada bir saate bakarlarsa da sonradan insan, sürenin dolduğunu kendiliğinden anlar.

Süre bittiği zaman birden bire ayaklanmayın. Gözlerinizi açıp birkaç dakika sessizce oturduktan sonra kalkın. Meditasyonla kavuştuğunuz rahatlama ve gevşemeyi daha sonraki hareketlerinizde de sürdürün. Zamanla, sadece meditasyon esnasında ulaştığınız rahatlama halinin günlük yaşantınız üzerindeki kalıcı etkisi daha da artacaktır.

DENGELİ DURUŞ

Meditatörün, doğu yöntemi olan bacakları çaprazlayarak yani bağdaş kurarak oturma şekillerinden birini uygulaması şart değilse de, bunlar en basit şekliyle bile olsa öğrenilmeye değer. Meditasyon yaparken, doğu usulü bağdaş kurup oturmak çok eskilerden beri uygulanmaktadır. Duruşlar, bedenin duruşu ve bilinç hali arasındaki ilişki yönünden çok önemlidir. Meditasyon uygulamalarını formüle eden doğulu öncüler, bedenin bu duruşunun zihinsel durumu olumlu etkilediğini göstermişlerdir. Meditasyon sırasında klasik duruşu bu kadar etkili yapan bazı pratik nedenler de vardır. Meditasyon esnasında uykuya dalmamak, öne arkaya, yanlara yuvarlanmamak gerekir. Klasik Lotus duruşu, bedenin dengeli ve hareketsiz olmasını, psikofizyolojik enerjilerin bir uyum içinde birleşmesini, böylece bedenin meditasyon haline ideal bir şekilde katılmasını sağlar. Meditatör rahat bir durumda ise, güven, simetri ve denge duygulan doğar. Sinir sistemi formundadır. Meditasyonda çok önemli olan sırt dikliği kolayca korunur, karın, omurilik ve beyinde kan dolaşımı kolaylaşır, karından derin ve rahatça solumak mümkün olur. Bedenin ağırlık merkezi göbeğin biraz altında oluşur. Bu bölgeye "tanden" denir ve hayati nokta olarak kabul edilir.

Eğer üç önemli husus sağlanabilirse, meditasyon sandalyede oturarak da tam etkili olarak uygulanabilir. Sırt zorlanmadan dik tutulmalı, beden rahat ve hareketsiz olmalıdır.

Bağdaş kurarak oturmaya alışana kadar yumuşak, girintili çıkıntılı olmayan, sıkı ve rahat bir minder üzerinde oturmak alışmanıza yardım edecektir.

MISIRLI DURUŞU

Bu duruş, arkası dik bir sandalyede oturmak şeklindedir. Kalçalarınızı sağa sola, öne arkaya hareket ettirerek ağırlığın toplandığı denge noktanızı bulup sandalyeye sıkıca bastırarak oturun. Yeni başlayanlar, parmaklarını kalçalarının altına koyarak, oturma ile ilgili kemiklerin maksimum baskı yaptığı bu noktayı bulabilirler. Sonra parmaklar çekilerek, sol elin arkası sağ elin ayasında (solaklarda bunun tersi) olarak kavuşturulup, başparmaklar birleştirilerek kucağa; ya da sol elin ayası sol, sağ elin ayası sağ üst bacağa yerleştirilir. Ellerin anlatıldığı şekilde kavuşturulmasına Budist pozisyonu denir. Sol eli sağ el üstüne koymaktaki amaç, daha aktif olan sağ eh örtmenin verdiği emniyet duygusudur.

Sırtınızı kasmadan dik tutarak oturun. Başınız omuzlarınızla aynı çizgide olmalıdır ve çeneniz boynunuzun ön yüz yüze dik açı oluşturmalıdır. Bu öneriler bütün oturma durumları için geçerlidir. Bu pozisyonda solunum, doğal olarak karından yapılır. İnsanı içsel bir farkındalığa götüren seziş ve denge hali ortaya çıkar.

Eski Mısır soylularının heykellerinde, yukarıda anlatılan, bütün meditasyon yapanların (sırt üstü yatmak zorunda olan özürlüler dışında) uyguladığı bu huzur ve saygınlık getiren duruşta oturdukları görülür. Bu pozisyonda uygulanan meditasyondan tam yarar sağlanabilir, ancak yine de yeterli esnekliğe sahip kişilerin Lotus Duruşunu uygulamaları yararlı olur.

Eğer bağdaş kurmanın en kolay yolu olan Kolay Duruş şeklinde rahat edemiyorsanız, yukarıda anlatılan Mısır Duruşu'nu uygulayın ve günün diğer zamanlarında kısa süreler için bağdaş kurup oturarak kendinizi alıştırın. Televizyon izlerken, okurken, müzik dinlerken olduğu gibi uygun fırsatlarda, birkaç dakika geleneksel meditasyon pozisyonunda oturabilirsiniz. Aşağıda verilen bazı egzersizler, eklemler ile el ve ayakları klasik duruşa hazırlar.

KOLAY DURUŞ

Ayak bileklerini çaprazlayıp, dizleri zorlamadan yere yaklaştırarak bağdaş kurup oturmak, oturma şekillerinin en kolayıdır. Sırtın ve başın tutuluş şekü Mısır Duruşunda olduğu gibidir. Eller kavuşturulmuş ve baş parmaklar birleştirilmiş olarak kucağa konabilir ya da geleneksel kolay duruşda olduğu gibi sağ bileğin arka yüzü sağ diz üzerine ve sol bileğin arka yüzü sol diz üzerine yerleştirilir.

Giderek, dizler değecek kadar yere yaklaşınca, kusursuz duruşa, 'Lotus Duruşuna erişmeye hazır olduğunuzu sezersiniz. Bu arada, bu iki pozisyon için hazırlayıcı pratikler yapmalısınız.

Karından ve düzenli olarak soluyun, ayak bileklerinizi çaprazlamayı, bazen sağ solun, bazen de sol sağın üzerine gelecek şekilde değiştirin.

Dizlerinizi yere iyice yaklaştırabildiğiniz zaman, ayak bileklerinizi çapraz durumdan çıkarıp bir ayağı, dokunacak şekilde diğerinin önünde tutarak dizlerinizi yere değdirebüdiğinizi görürsünüz. Bu Birmanya Duruşu'dur.

JAPON YA DA YILDIRIM DURUŞU

Bazıları bunu kolay duruşun alternatifi olarak görürler. Yerde, dizler bitişik ve sırtınız dik olarak, topuklarınız üzerine oturun. Bu geleneksel Japon Duruşu, Hindistan Yogasındaki pek çok duruş için başlama pozudur. Sanskrit Yogik ismi Yıldırım Duruşudur.

Sağ el ayası sağ üst bacağa, sol el ayası sol üst bacağa yerleştirilir ya da eller yukarıda anlatıldığı şekilde kucakta kavuşturulur. Serbestçe, burnunuzdan ve karnınızdan soluyun. Diz ve ayak bileği eklemleriniz başlangıçta zorlanabilir. Kalçanızın altına ve ayak bileklerinizin arasına bir minder koyarak rahatlayabilirsiniz. Dizleri korumak için bazı Japonlar meditasyon süresince bir minder kullanırlar. Batılılar da bunu çekinmeden uygulayabilirler.

Japon Duruşu KUSURSUZ DURUŞA HAZIRLIK

Bacaklarınızı açık olarak uzatarak yere oturun. Sol bacağınızı kıvırıp, dizinizi kavrayarak sol tabanınızı sağ bacağınızın iç yüzüne, topuğunuz apış aranıza gelecek şekilde dayayın. Sol diz yere değsin ve sağ bacak uzatılı kalsın. Ellerinizi, üst üste (baş parmaklarınız birbirine değecek şekilde) kucağınızda kavuşturun ya da sağ bileğinizin sırtını sağ, sol bileğinizin sırtını sol dizinize yerleştirin.

Serbestçe karından soluyun ve en az bir dakika süreyle hareketsiz oturun. Sonra, sol bacağınızı açıp, sağ bacağınızı toplayın. Bir dakika dinlendikten soma aynı hareketi, önce sol, sonra sağ bacağınızı kıvırarak tekrarlayın. Bu, sırtın dikleşmesi, bacakların ve kalçanın oynaklık kazanması, sinirlerin yatışması açısından yararlı bir egzersizdir.

LOTUS DURUŞU İÇİN HAZIRLIK

Lotus Duruşu, hazırlayıcı egzersizlere daha fazla yatkınlık gerektirir. Yine yere, bacaklarınızı açık olarak uzatarak oturun. Sol bacağınızı büküp dizinizi kavrayarak, yukarı döndürdüğünüz ayağınızı, sağ üst bacağınızın üzerine kasığa yakın olarak yerleştirin. Sol elinizi sol kalçanın biraz arka ve yanına, sağ elinizi de sağ kalçanın biraz arka ve yanına koyarak gövdenizi destekleyin. Sırtınızı dik tutun, en az yarım dakika hiç hareket etmeyin. Sağ bacak uzatılmış olarak kalırken, sol dizi olabildiğince yere yaklaştırın. Rahatça karından soluyun.

Bu hareketi, sağ ayağı sol üst bacak üzerine çekerek tekrarlayın. Bir dakika dinlendikten sonra, yine önce sol, sonra sağ bacakla tekrarlayın.

KUSURSUZ DURUŞ

Bu geleneksel duruşun Sanskrit dilindeki ismi Siddhasana'dır.

Bacaklarınız uzatılmış olarak yere oturun. Sol bacağınızı büküp, dizinizi kavrayarak topuğunuzu apış aranıza dayayacak şekilde çekin. Sonra sağ bacağınızı büküp, sağ ayağınızın topuğunu kasık kemiğine dayayın. Ayağınızın dış kenarı, sol bacağınızın baldır ve budu arasındaki kıvrıma yerleşsin. Sıkı oturun, butlarınız ve dizleriniz yere dokunsun. Baş ve boynunuzu, omurga ile aynı çizgide tutun. Serbestçe burnunuzdan karnınıza soluyun.

Yoga'da, elleri belli bir şekilde tutma geleneği vardır. Sol bileğin sırtı sol, sağ bileğin sırtı da sağ dize dayanır. Baş parmakla işaret parmaklarının uçları daire oluşturacak şekilde birbirine dokundurulur. Diğer üç parmak ise yanyana ve açık olarak tutulur. Diğer bir şekil, elleri daha önce tarif edildiği şekilde baş parmaklar birbirine dokunacak şekilde üst üste kavuşturup kucağa koymaktır.

Bacaklar, bazen sol sağın, bazen sağ solun üzerine gelecek şekilde çaprazlanır. Eğer ayak bilekleri çaprazlanıyorsa, ayaklar, karşı bacağın üst bacak ve baldır arasında oluşan kıvrıma yerleştirilir. Buna Swastikasana ya da "Başarılı Duruş" denir.

YARI LOTUS DURUŞU

Yarı Lotus için yalnız bir ayak yukarı dönük olarak karşı üst bacak üzerine koyulur. Önce diğer bacak kıvrılıp ayak karşı üst bacağın köküne ya da apış arasına dayanır. İki diz de yere değecek şekilde tutulur. Sırt dikleştirilip burundan solunum yapılır. Bacakların çaprazlanması, bazen bir, bazen diğer ayak üst bacak üzerine gelecek şekilde değiştirilmelidir.

LOTUS DURUŞU

Yoga'da adı, 'Padmasana'dır. Tam Lotus Duruşu'nda, sağ ayak tabanı yukarı bakacak şekilde sol üst bacak, sol ayak yine tabanı yukarı bakacak şekilde sağ üst bacak üzerine koyulmuştur. Her iki diz de yere değmelidir. Karın gevşetilerek, karından solunum kolaylaştırılır. El bileklerinizi Kusursuz Duruş'ta olduğu gibi geleneksel Yogi tarzında dizlerinizin üzerine yerleştirebilirsiniz ya da ellerinizi üst üste gelecek şekilde kavuşturup kucağınıza koyabilirsiniz. Sırt, meditasyon durumlarında her zaman olduğu gibi dik ve kafa ileri bakacak şekilde dengededir. Kulaklar omuzlarla, burun göbekle aynı hizada olmalıdır.

iki diz yere değecek şekilde kusursuz uygulanmış oturma şekli, klasik bir simetri, mükemmel bir denge ve güvence durumudur. Doğu'da, meditasyon yapan Buda'nın duruşudur. Pek çok Batılı bu oturma şeklini asla başaramadı; başaranlar, meditasyona ne denli yardımcı olduğunu gördüler.

Bacakları çaprazlamayı, bazen sağ solun, bazen sol sağın üzerine gelecek şekilde değiştirin. Bu, pelvis sağlığı ve bacaklarla kalçanın hareket yatkınlığının gelişmesi yönünden çok yararlı bir egzersizdir.

DÜZENLİ SOLUNUM

Meditasyon süresince, eğer tıkalı değilseler burnunuzdan soluyun, öyle ki her soluk alışta karın biraz yükselsin ve her verişte düzleşsin. Her soluk alışta kubbe şeklinde olan diyafram alçalarak, karnı dışarı iter; her soluk verişte ise yükselir ve karın düzleşir.

Binlerce yıl önce Doğulu mürşitler, solunum ile zihinsel durum arasında bağlantı olduğunu sezdiler. Solunumun, insan tahrik edildiği, heyecanlandığı zaman hızlandığını, aksine sessiz sakin olduğu zaman, yavaş, yumuşak ve düzenli olduğunu gördüler. Bu nedenle, meditasyon ustaları öğrencilerine, meditasyona başlarken sessiz, yumuşak ve yavaş solumalarını önerirler. Bu şekildeki solunum, kişiyi dengeli bir sükunete yönlendirir, daha sonra meditasyon derinleştikçe solunumun kendiliğinden yavaşladığı, düzenli ve sessiz olmaya başladığı gözle görülür bir olaydır. Yapılan testler, meditasyon süresince oksijen tüketiminin yüzde yirmi kadar düştüğünü gösterir.

Hangi meditasyon yöntemini kullanırsanız kullanın, ilk oturduğunuz zaman dikkatinizi pasif olarak iki üç dakika için solunumunuza yöneltmeniz çok yararlı olur. Zihninizi daha çabuk sakinleştirecek başka bir yöntem yoktur. Karından solumanın uyandırdığı duygu ve kasların yükselip alçalması, bu kitapta anlatılacağı gibi, dikkati solunuma toplayarak yapılan meditasyonda çok önemli bir noktayı oluşturur.

MEDİTASYON OBJESİ

Bu görülebilen bir şey; bir çiçek, mavi gökyüzü, suda parıldayan güneş ışığı, bir azizin resmi veya meditasyon için özel bir desen (yantra) olabilir.

İşitilebilen bir şey; bir çağlayanın sesi, bir kuşun şarkısı, bir saatin tıklaması, sessizliğin sesi olabilir.

Bir duygu; dinsel hayranlık, sevgi olabilir.

Sesli olarak ya da zihinde tekrarlanan bir cümle yada sözcük (mantra) olabilir.

Kendi soluğunuzun, kendi bedeninize devamlı giriş çıkışı, karnınızın soluk alıp verme ile yükselip inmesi olabilir.

Eğer başarabilirseniz, dikkatinizi yirmi dakika süresince üzerine toplayabileceğiniz herhangi bir şey olabilir. Aslında bu olamıyor ve dikkat dağılıyorsa, meditasyon objesi dikkati yeniden toplamak için daima orada var olmalıdır.

DİKKAT VE FARKINDA OLMAK

Meditasyonda dikkat ve farkında olma beraber çalışır ve fotoğraf makinesindeki lens ile obtüratörün, filmin ışığa hatasız açılmasındaki beraberliği kadar birbirleri için gereklidirler. Meditasyon yaparken, lensi meditasyon objesine yöneltiriz ve farkında oluş onu kavrar, alır. Lens devamlı olarak meditasyon objesinden uzaklaşır, biz sabırla onu tekrar doğru yöne yöneltiriz.

Yoga meditasyonunda, konsantre olma, "dharana" halinden sonra, "dhyana" haline geçilir. Dikkat artar ve tam farkında oluşa döner. Bir şekil, bir ses, tekrarlanan bir söz ya da duygu olan meditasyon objesi beyinde dalgalanır. Dikkat dağıldığı zaman, kolayca ve yeniden meditasyon objesi üzerine çevrilebilir. Farkında oluş, bilincin derinliklerine doğru inildikçe niteliğini değiştirir. Bu durumda kişi giderek kendi dışındaki varlıklarla bütünleştiğini idrak eder. Bilen ve bilinen arasındaki uçurum ortadan kalkar. Yalnızca biliş vardır. Yani, bir diğer ifadeyle; bilen, bilinen ve bilme işlemi tek bir oluş haline gelmiştir. Hindu Yogiler'in ve Budistler'in "samadhi" dedikleri hal budur.

Bilincin bir noktada odaklanması, lensin odak noktasına ayarlanmasına benzer ve belli bir objeye ya da insanın kendi içine yönelmesine yardım eder. Samadhi haline ulaşan kişi hiçbir şeyden etkilenmez ve hiçbir şeye konsantre olmasına gerek kalmaz. Bilinç, objelerden gelen etkilerden, iradenin ve zihinsel aktivitelerin etkisinden tamamen kurtulmuştur.

DİKKAT DAĞILMALARINA KARŞI PASİF DAVRANIŞ

Her çeşit dikkat dağılmalarına karşı davranışınız pasif olmalıdır. Dikkat hafifçe meditasyon objesine yöneltilmiştir. Zaman zaman dağılması önlenemez. Kaydığını fark ettiğiniz zaman, yavaşça, kaygılanmadan, sinirlenmeden dikkatinizi tekrar objeye yöneltin. Defalarca tekrarlansa bile, bu dönüş daima usulca ve acele etmeden olmalıdır.

Batı'da sürgünde bulunan Tibetli Chögyam Trungpa, meditasyon yapan kimsenin, aklını çelen düşüncelere karşı tutumu için şöyle demektedir: "Düşünceler belirdiği zaman, onları konu olarak değil de (konunun etkisine kapılabilirsiniz) sadece düşünceler olarak izleyiniz. İnsan meditasyon yaparken düşüncelerini engellemeye çalışmamalı, fakat düşüncelerin geçici ve değişici olduğunu da unutmamalıdır. Düşüncelere ne kapılmalı ne de engellemeli, yalnızca izleyip tekrar meditasyon objesi üzerine dönmelidir. Amaç, fark gözetmeden ya da bir çaba göstermeden her şeyi kabul etme yeteneğini geliştirmektir. Bu, meditasyonun ana tekniğidir, gayet basit ve açıktır. Kontrollü ve huzurlu olmak için özel bir çaba, bir uğraşma gerekmemelidir."

Dr. Herbert Benson, meditasyonun gevşeme rahatlamaya götüren öğelerini araştırırken, bunların en önemlisinin "pasif davranış" olduğu görüşüne vardı.

İnsanın pratiği ilerledikçe, dikkatin meditasyon objesine dönmesi otomatikleşir ve kolaylaşır. Bu, pürüzsüz akıp giden bir nehirde sandalla kayıp gitmeye benzer. Zaman zaman sandalınız yoldan çıksa bile, küreği suya daldırıp gene doğru yola koyar, nehrin ortasında yolunuza devam edebilirsiniz.

PSİŞİK FENOMEN

Dikkati dağıtan düşünce ve hayallere karşı önerilen "pasif davranış" meditatörlerden yalnızca bazılarının, bazı zamanlarda erişebildiği, daha gösterişli, daha şaşırtıcı haller esnasında da geçerlidir. Uzayan duyumsal yoksunluk halüsinasyonlara neden olabilirse de, otuz dakikalık meditasyon süresinde böyle bir olay beklenemez. Bütün büyük dinlerde, uzun süreli bir meditasyonun getirebildiği hayaller, gaipten sesler, değişik psişik fenomenler, dikkati dağıtan olaylar olarak görülür. Bunlar heyecanlanmadan, şaşırmadan ele alınmalıdır, amaç haline gelmemelidir. Zen dilinde hayaller ve garip psişik aktivitelere "mayko" veya "aldatıcı fenomenler" denir. Birçok dinlerde mistikler, derinleşme safhalarında şekilsiz, sözsüz, hayalsiz olan gerçek mistik denemelere ulaşırken, yanıltıcı hayaller ve düşüncelere karşı uyarılırlar. Avilalı Azize Teresa, heyecanlı bir karaktere sahipti, hayaller görüyordu; fakat bunları mistik yolda işaret noktaları olarak en iyi şekilde yorumladı. Aziz John "hayalleri aramayın, yanlış anlamayın ve aldanarak bunları gerçek mistiğe ulaşmakla karıştırmayın" dedi. Gerçek mistik deneyimler, şekilsiz ve hayalsizdir. Tibet mistisizminde ve Tantrik Yoga'da, görüntü oluşturulması, bir meditasyon yöntemidir. Fakat bu değişik bir olaydır; hayal ediş kontrollüdür ve görüntüler giderek rüyalaşır.

Meditasyon, psikolojik baskıları hafifletir. Meditatör bazen göz yaşlarını tutamama halini ve bununla beraber gelen iç açılması duygusunu da memnunlukla karşılamahdır. Özellikle aşağıda verilen solunum yöntemini uygulayarak meditasyon yapan kimse, bedeninden çıkıp ayrıldığı duygusuna kapılabilir. Yirmi dakika süreli bir meditasyonda böyle bir olay beklenmezse de eğer olursa insanılıdır.

MEDİTASYON VE UYUŞTURUCU İLAÇLAR

Hiçbir zaman meditasyon yapılırken uyuşturucular kullanılmamalıdır. Meditasyon tekniklerinin zihin üzerinde kuvvetli etkileri vardır ve bunun uyuşturucularla takviye edilmesi tehlikeli olabilir. Meditasyonun LSD'ye sağlıklı bir alternatif olduğu deneylerle saptanmıştır. Birçok çalışma, meditasyonun, uyuşturucu alışkanlığı olanların bu alışkanlıktan kurtulmalarına yardım ettiğini gösteriyor.

1969 yılında Los AngelesCalifornia Universitesi'nde W.T.Windguist, devamlı uyuşturucu alan 111 öğrenci üzerinde yaptığı bir çalışmada, bunların yüzde seksen altısının Transandantal Meditasyon'a başladıktan kısa bir süre sonra bu alışkanlığı tamamen bıraktığını, yüzde on dördünün ise daha az almaya başladığını gösterdi.

Dr. Herbert Benson ve R.K.Wallace, 1862 öğrenci üzerinde, Transandantal Meditasyon öğrenmeden önce ve öğrendikten sonra uyuşturuculara karşı davranışları incelediler. Bu insanlarda meditasyon uygulaması devam ederken, uyuşturucu alışkanlığının giderek azaldığını saptadılar. Aynı eğilim sigara içen ve alkol kullananlarda da görüldü.

MEDİTASYONUN ÇABASIZ OLUŞU

Meditasyon süresince, meditasyonun getirdiği farkında oluş ve sezgi çabasız, akıcı, dengeli ve amaçsızdır. Tüm bu özellikler kendiliğinden ortaya çıkar. Eğer bir amaçlılık varsa bu bilinçaltındadır ve oturup meditasyon yapmak için gösterilen çaba, bu amacın sonucudur. Meditasyon süresince bilinçli olarak var olmamalıdır. Aslında meditasyon yaparken, sonuçları için duyacağınız özlem, sizi sonuçlardan mahrum eder. Patinajcı girişini yapar ve sonra buz üzerinde kolayca kayar, kayakçı karla kaplı tepelerden aşağı gider, kanocu akan nehri seçer. Meditasyon yaparken eğer "Bundan sonra ne yapılacak, neler duyuyorum, nasıl gidiyor, sonuçlar ne olacak?" gibi şeyleri düşünürseniz, meditasyonunuz tamamen olumsuzlaşır. Meditasyonun en değerli evreleri düşüncelerden arınıp, yalnızca farkına varma ve sezginin var olduğu hallerdir.

Dikkatinizi tekrar tekrar meditasyon objesine çevirmeniz, aklınızı her zamanki düşünceler zincirinden kurtararak, farkında olmanın ve sezginin kolayca akabileceği bir kanal oluşturur. Azize Teresa (15151582) dua etmenin aşamalarını, bahçe sulamak için uygulanabilecek dört yönteme benzetti. Yalnızca ilk iki aşama dikkatin yöneltilmesini gerektirir. Üçüncü ve dördüncü aşamalar kendiliğinden bir dalıştır. Birinci aşama, derin bir kuyudan ellerinizi kullanarak su çekmeye benzer; ikinci aşama, bir çıkrığın kullanılması ile işin kolaylaştırılması gibidir; üçüncü aşama bahçenizden bir dere akması ile; dördüncü aşama ise bahçenize yağmur yağması ile karşılaştırılabilir.

Azize Teresa'nın yöntemi, Maharishi Mahesh Yogi'nin 5 Temmuz 1984 tarihinde BBC'de yayınlanan bir konuşma programında yansıtıldı: "Biz meditasyon yaparken kendimizi zorlamıyoruz. Aklımızın daha sakin, daha çabasız bir hale geçmesine yardım ediyoruz. Çünkü, en ince düşünebilme deneyimini yaşarken, zorlama giderek azalır, sonunda tamamen zorlamasız olur."

YAPMAYIŞ FONKSİYONSUZLUK OLARAK MEDİTASYON

Meditasyon, çelişkili olarak, işlevsiz olma işlevidir ya da işlevi olan bir işlevsizliktir. Kendini aşma, kendini bırakmadır, ama tam kendini bırakış, meditasyonun tetikte ve dengeli farkında oluşu ile değil, uyku ile sonuçlanır. Önemle önerilen, bedenin, omurganın, boynun ve başın dik tutulması, pek çok bünyede, uykuyu önleyen ve dengeli farkında oluşu sürdüren bir yoldur. Fiziksel denge, psikolojik dengeye, yani dış durum iç duruma destek olur. Pasif davranış pasif duruştur. Aşağıda, birkaç yazarın meditasyonu tanımlayışlarını okumak yararlı olabilir.

"Zazen, bir Budist uygulama şeklidir. Zazen, hiçbir şey yapmamak, yani işlevsizliktir. Bu aslında, kendini buluştur. Budizm'de başka hiçbir şey aranmamalıdır. Bir Soto Zen ders kitabında Zazen veya 'oturarak meditasyon' Budizm'in tümüdür denilmiştir. Zen üstatları, Zazen'de hedef olmadan nişan alırsınız derler."

Growth Games (Souvenir Press) yazarları, meditasyona bazen "kendiliğinden, zorlamasız konsantrasyon" olarak bakılır derler. Bu, "çaba göstermeden konsantre olma" paradoksu karşısında, meditasyon olayı ile sıradan sözcük anlamıyla faaliyet arasındaki farkı belirtir. Meditasyon işlevsizlik, pasifliktir. Algı ve sezgi ile birleşen bir pasifliktir. Sanki, bedeninizden ayrılmış, düşüncelerinizi kapatıp, yerine tamamen sezgi-algı haline gelmiş gibisinizdir. Bedenden tamamen soyutlanmış bir farkında oluştur bu.

" İşlevsiz oluş" kronik olarak gergin olan bir adaleyi gevşetmek için gereken çabaya benzeyen bir çaba gerektirir.

Araştırmacılar, meditasyondaki dikkat ve farkında oluşun yapısını anlatırken kaçınılmaz bir şekilde paradoks kelimesine başvururlar. Pasiflik ne uykudur ne de yorgunluk. Zen üstatlarının dediği gibi 'amaçsız gerginlik'dir. Bir su birikintisinin yüzey gerilimi veya henüz çalınmayan bir çalgının telinin gerilişi gibidir. Yatkın ve hazırdır, su birikintisinin gökyüzünü yansıtışı gibi yansıtır.

Meditasyon halini, Zen üstatların öğrencilerine anlatabilmek için kullandıkları konuşma oyunlarında olduğu gibi, açıklamaya çalışmaktan doğan, sözlü tezada bir örnek vermek yararlı olur:

"Üstat, nasıl meditasyon yapmalıyım?"

"Meditasyon yaparak."

Çocukluktan beri kullanılmamış olsa bile, aslında içimizde olan doğru duruşu hepimiz biliriz. Oturun ve geçmişe dönerek, çocukluğunuzda, sessizce oturup yağmurun sesini dinlediğiniz, kar tanelerini seyrettiğiniz anları düşünün. Bu kafanızda hiçbir düşüncenin olmadığı, pasif farkında oluş ve seziştir.

DÜZENLİ PRATİK

Düzenli olarak meditasyon yaptığınızda, düşüncelerden uzaklaşılan, sadece farkında olma ve sezginin yer aldığı süreler, hem daha sık, hem daha uzun olmaya başlar. Fakat bu sonuçlara ulaşmak için kendinizi zorlamamalısınız. Eğer baskı yapıyorsanız, meditasyon yapmıyorsunuz demektir. Biz burada, "hırslı insan hata yapar" diyen Goethe ile ve temel felsefesi, hırslı olmamak olan "wu wei" ve Tao ile uyum sağlamak olan Taoistler'le aynı fikirdeyiz. Mistik geleneklere göre, sadece farkında oluşun yer aldığı düşünceler arasındaki boşluklarda meditasyon yapan kişi, varoluş alemiyle, olma hali'yle ilişki kurar. Marlin Heidegger, bir yazısında, meditasyon için; "varlığın olduğu gibi olmaya bırakılmasıdır" der.

Farkında oluşun üst düzeylerine erişildiği zaman, denge ve bağımsızlık, ardından da bu başarının daha ilerleyişi gelir. Her gün, bir ya da iki kez, yirmişer dakika çalışmalısınız. Sonuç, her zaman, tazeleyici, rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Meditasyon yapan bazı kişilerde, zaman zaman doruğa erişmenin verdiği mutluluk, uçarcasına mutluluk duygulan uyanır (Vecit hali).

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Egzersiz