Korkmadan Bekleyebilme Stratejisi

Josef Kirschner


Başarıya giden yolda karşımıza çıkan en büyük engellerden biridir korku. İşte bu yüzden de, savaşmadan kazanmak sanatının takipçileri, bu noktaya daha bir dikkatle eğilirler.

Ancak hepimizin hemfikir olduğu bir gerçek vardır. Bu sorunun kökeni, baskı ve korkuyla yetiştirilmiş olmamızda gizlidir.

Bakın tipik bir örnek:

"Kapa bakayım ağzını sen! Ne anlarsın sanki?" Bu tür uyarıları çocukluğumuz boyunca sık sık duymadık mı anne ve babalarımızdan?

Sadece çocukluğumuzda mı duyduk sanıyorsunuz? Sadece anne ve babalarımızdan mı duyduk? Tabii ki hayır.

•        Devlet, her yıl yeni emirler, yeni yasaklar icat etmekte, düzenli ve kuralcı bir hayat sürmemiz için hükümete ne kadar muhtaç olduğumuzu belirtmeyi amaçlamaktadır.

•        Kiliseler Tanrıyı ve onun yüceliğini anlamamız için onlara ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu kafamıza kazımaya çalışmaktadırlar.

• Mesleğinde uzmanlaşmış kimseler, anlayamayacağımız türden konuşmaları ve ikna kabiliyetleri ile bizleri aptal yerine koyup, cebimizdeki son kuruşu da almaya uğraşmaktadırlar.

Tüm bunlar korkuya dayalı olarak baskı yapmak değildir de nedir? Bu baskılara boyun eğmemenin tek bir yolu vardır; kendi içimizde barınan korkuyu, yine kendi başımıza yenmek!

Bu korkuyu yenmek içinse, savaşmadan kazananların geliştirdikleri bir çok taktik vardır.

1.       Öğrenme yolu.

2.       Rasyonel analiz.

3.       Telkin edici yol.

4.       Büyük birliğe götüren yol.

Adı geçen bu dört yol, savaşmadan kazanmak amacına ulaştıran korkusuz bekleyiş stratejisinin parçalarını oluşturmaktadırlar.

Saldırıdan korkan birini düşünün. "Bir daha ne zaman bir saldırıya uğrayacağım?" korkusuyla bekleyen birinin savaşmadan kazanması mümkün müdür? Hayır, asla!

Yukarıda sözü edilen "öğrenmenin yolu" maddesiyle ilgili klasik bir örnek verelim.

X, asansöre binmekten ölesiye korkan biridir. Ne zaman daracık asansör kabinine girmek zorunda kalsa, o zaman korkudan nefesi kesilmekte, terlemeye başlamakta ve dizleri titremektedir.

Gelin bu korkuyu yenmeyi sağlayacak "adımlara" bir göz atalım.

Birinci Adım:

X, bir dolu insanın inip binmekte olduğu bir asansörün iki üç metre ötesinde bir yer seçer kendine. Ve tam yarım saat orada dikilerek, inip, çıkan insanları gözetler. Özellikle de insanların yüzlerine dikkat eder. Asansörde kaldıkları süre içerisinde hiçbir şey olmadığını ya da korksalar bile bunu belli etmediklerini fark eder.

İkinci Adım:

Bu sefer asansör düğmelerine iyice yaklaşan X, asansörü bulunduğu kata çağırır. Asansör kabini geldiğinde kapıyı açar, içeriye daha da yakından bakarak, insanların nasıl inip çıktıklarını görür ve sevinir. Sevinir, çünkü asansörünü çağırmaya hazırdır artık.

Üçüncü Adım:

X, asansörünü çağırır, biner, 1. kata çıkar ve iner. Bu süre içinde belirgin bir zarar görüp görmediğine, vücudunda herhangi bir değişiklik olup olmadığına bakar.

En önemlisi de, nefesinin kesilmediğini fark etmesidir. İşte bu, korkunun beyindeki hakimiyetini engelleyecek olan bir durumdur.

Sonra tekrar asansöre biner, ama bu sefer önceden üç defa derin nefes almamış olarak.

Ve bu alıştırma günlerce tekrarlanır.

Dördüncü Adım:

Bunu izleyen günler boyunca, X bilinçli derin nefesler alıp vererek asansörle daha da yukarı çıkıp, tekrar inme alıştırmalarına devam eder; ta ki bu işten zevk almayı öğrenene kadar.

Aslında bu teknik; "seni en çok korkutan şeyi, her gün bir kere yap!" prensibinin gerçekleştirilmesinden başka bir şey değildir.

Başka bir bölümümüzde sözünü ettiğimiz: "Böbrek taşınla dost olmayı öğren!" prensibi de bu teknikle aynı kapıya çıkmaktadır.

' "Öğrenme yolu", korkuya karşı elde edeceğiniz zaferin en kolay basamağıdır.

Gelelim "rasyonel analiz"e. Rasyonel analiz, korkuların bilince çıkmasını sağlama yoludur ve beş adımdan oluşur:

1.       Korkunuzu somutlaştırın

Mümkün olduğunca somut bir soru yöneltin kendinize: "Benim asıl korktuğum nedir?" diye.

•        "Sınav mı, yoksa sınavı yapan kişi mi?"

•        "Başkalarından mı korkuyorum, yoksa kendi yetersizliğimden mi?"

•        "Tahlil sonuçlarının "kanser" çıkacağından mı korkuyorum?" türünden açık ve somut sorular sormasını öğrenin.

2.       "Başıma gelebilecek en kötü şey ne olabilirdi?" diye sorun kendinize.

•        "Ölüm mü beni korkutacak? Yoksa sadece gülünç duruma düşmekten mi korkuyorum?"

•        "Tehdit edilen hayatım mı, vicdanım mı?"

•        "Eğer tahlil sonuçlarında kanser hastası olduğum ortaya çıkarsa, ölüme mahkûm olacağım. İşte bundan daha kötüsü de olamaz."

3.       "Başıma gelebilecek en iyi şey ne olurdu?" diye sorun kendinize.

•        "Eğer sınavı veremezsem, birkaç hafta ya da birkaç ay içinde tekrar deneyebilirim. İnşallah böyle bir imkanım olur."

•        "Eğer tahliller sonunda kanser olduğum ortaya çıkarsa, başıma gelebilecek en iyi şey, tekrar sağlığıma kavuşup, yaşama devam etmek olurdu."

4.       Şimdi kendime soruyorum: Korktuğum neyse, o konuda en iyisini yapabilmek için bana düşen nedir?

Sınav konusunda yapabilecek iki şey var.

•        İyice hazırlanırım.

•        Sınavdan önce gerginliğimi atmak için derin nefes alıp verir ve otuz kere: "Sınav sırasında sakin olacağım, hatta zevk alacağım. Hiçbir korku beni ilgilendirmiyor" diye tekrarlarım.

"Eğer tahlil sonuçları kanser olduğumu gösterirlerse, bundan sonrası için kendini doktoruma teslim edemem. Her seçeneği, her yolu dener, en iyisi olduğuna inandığım bir plan yaparım."

Savaşmadan kazanmak sanatının bilinçli bir uygulayıcısı olan mimar Bruno Decker kendi planını şöyle anlatıyor:

•        "Doktorum kanser olduğumu söylediğimde, bu neticeden şüphe ederek iki doktora daha muayene oldum. Ne de olsa savaşmadan kazanmanın ikinci kuralı bunu öngörüyordu.

•        Ardından vücudumdaki zehri dışarı atmak üzere hızlı bir zayıflama kürüne başladım.

•        Tıbbi tedavim için kendisine en çok güvenebileceğim bir doktoru aramaya koyuldum. Amerikalı bir doktor aracılığıyla Cari Simonton adlı doktoru buldum ve onda karar kıldım. İnsan vücudunun kendi silahlarını kullanarak kanserli hücrelerle baş ettiren Simonton, bu tedavi yöntemini uzun yıllar boyunca kanser sanatoryumunda uygulamış olan birisiydi.

•        Böylece her gün iki kereye mahsus olmak üzere birer saatimi, sakin bir ortamda ölümle dost olmaya ayırdım.

•        Ölümümden önce düzenlemek istediklerimi düzene koydum.

Rasyonel analizin son noktası ise:

5.       Kendim için en iyisi olduğuna inandığım ve kararımda sebat ettiğim şeyi hiç zaman kaybetmeden gerçekleştiriyorum.

Mimar Bruno'nun planının ne derece kapsamlı olup olmadığına hüküm verememiş olsam da, gerçek şu ki; bu adam hala yaşamakta ve sağlığı da pek iyi gitmektedir. Söz konusu edilmesi gereken diğer bir nokta ise; Bruno'nun sadece kansere ve ölüme karşı hazırlıklar yapmadığı, aslında kendisini belki de hayatının son büyük oyununu oynamaya hazırladığıdır. Bruno sağlığı için oynamıştır.

•        Doğru ve düzenli bir şekilde beslenmiş,

•        Günlük vücut egzersizleri uygulamış,

•        Bilinçli nefes alıp verme çalışmaları yapmış,

•        Çok ender alkol almış ve sigarayı bırakmış,

•        Canı istediğinde cinsel münasebette bulunmuş,

•        Ve tüm bunları, canı ne kadar isterse o kadar uzun süreli yapmıştır. Bu kurallar, savaşmadan kazanmak stratejisine uygun olan kurallardandır. O halde Bruno'nun zafere giden yolda ilerlediği baştan belliydi.

"Öğrenme yolu ve "rasyonel analiz"in ardından sıra "kendi kendine telkin" tekniğine geliyor. Klasik modelimiz ise:

•        Gevşemek ve sakince derin nefesler alıp vermek.

•        Ve sürekli olarak amaçlarımızı, niyetlerimizi tekrar etmek. Örneğin yirmi kere: "Korkunun hiçbir türü beni ilgilendirmiyor. Ben güçlüyüm. Kendimi harika hissediyorum. Ben başarırım" cümlesini tekrarlamak.

Buraya kadar anlatılan korkuyu yenme teknikleri, savaşmadan kazanmaya yeni başlayanlara verilmiş birer işarettir sadece. Altını çiziyorum: "Korkuyla mücadele etmiyorum, onunla bütünleşene kadar korkumla dost olacağım" felsefesine alışmak için hazırlanmış aşamalardır bu anlatılanlar.

Başka türlü ifade edersek; kitapta sürekli olarak bahsedilen "büyük birlik ve bütünlük" gerçekleşene kadar korkuyla dost olmaktır kastedilen. Büyük birliği ve bütünlüğü kurmanın öyle bir yolu vardır ki, detayları açıkça tasvir edilemez. Kim olaylar arasındaki bağlantıları iyi kurarsa, savaşmadan kazanmak sanatında yücelmek için büyük şanslar elde eder. Bağlantıları kurup, pratiğe dökmek işini her okuyucu kendi yöntemleriyle yapmalıdır.

İşte ancak bu takdirde bir kişiye, bir öğretiye ya da bir felsefeye karşı bağımsızlığımızı elde edebiliriz, yani kendi yöntemlerimizi geliştirdiğimiz takdirde. Elbette ki bu öğreti ve felsefelere, savaşmadan kazanmak stratejisi de dahildir.

Unutmayın; savaşmadan kazanmak sanatının gerçek bir ustası, savaşmadan kazanmanın ona öğütlediği her şeyi bir kenara fırlatıp, kendi ölçülerini, kendi değer yargılarını ve kendi usullerini dikkate alan kimsedir.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Egzersiz

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült