İnziva Uygulaması

Sheng Yen
 

Yayıncının notu: Aşağıdaki yazı Mew York WBAI radyo istasyonunda bay Lex Hixon tarafından 21 Haziran 1981 tarihinde Sheng-Yen üsta'yla yapılan bir görüşmeden oluşmaktadır. Burada bu kopyanın yayınlanmasından dolayı bay Hixon'a oe WBAI'e teşekkürlerimizi sunarız.
 

LH: İnziva sürecinin ardındaki gizli prensipleri ve insanların inziva uygulamalarını geliştirme biçimlerini zihinlerinin nasıl dinginleştiğini ve gerçekten 'basit" olabildiğini merak ediyorum. Size şunu sorarak başlamak istiyorum bir kişi dağınık bir zihinle ilk kez inzivaya geldiğinde, o kişinin zihninin yöntemi uygulamaya başlamak için ne zaman yeterince sakinleştiğini nasıl söyleyebiliyorsunuz?

Shih-fu: İnzivanın ilk akşamı katılımcılara daima şu yönergeyi veririm: Bütün geçmiş ve gelecek işlerinizi alın ve onları geçici olarak bir kenara koyun. Burayı terkederken, onları tekrar alıp götürebilirsiniz. Ancak inzivanın yedi günü boyunca, kendinizi onlarla sıkmayın. Fakat daha yeni başlayan birisi için bütün geçmiş ve gelecek düşüncelerini birdenbire bırakmak kolay değildir. Bu yüzden öğrencilere dikkatlerini geçmiş ve gelecekten şu ana kaydırmalarına neden olacak bir yöntem vererek başlarım. Her ne kadar dışsal düşünceler hala ortaya çıkabilseler de, kişi sadece onları görmemezlikten gelip yönteme yoğunlaşmalıdır.

inzivanın başlangıcında: "Gevşe, gevşe, gevşe" derim. Bedeni, sinirleri, ve zihni gevşet. Eğer herhangi bir sorun ortaya çıkarsa, sadece gevşe ve onunla canını sıkma. Eğer herhangi bir rahatsızlık hissedersen, gevşe. Eğer gevşemiş kalabilirsen, ne zaman bir saptırıcı bir düşünce ortaya çıksa, o doğal olarak dağılacaktır. Sonunda bu düşünceler azalacaktır. Düşünceleri bastırmaya çalışma. Eğer bastırırsan, meditasyonun gitgide daha da kötüye gidecektir. En önemli şey gevşemek ve sadece şimdiki zamana, yani üzerinde çalıştığın yönteme odaklaşmaktır. Böyle uygulama yapılsa bile inzivalarda yeni olan ortalama bir kişi üçüncü ya da daha sonraki bir güne dek tümüyle dinginleşmeyi başaramayacaktır. Tabii ki önceden iyi uygulama yapıp daha en başından sakinleşebilenler vardır.

LH: Ama Shih-fu, sizle ilgili inzivada farkettiğim şeylerden birisi benden gevşememi istemenizden çok beni aslında ateşlendirdiğinizdi. Birkaç gün sonra, bir parça gevşediğimde, beni daha çok çalışmaya cesaretlendirdiğinizi hissettim. Peki bu farkı nasıl açıklayabilirsiniz gevşemek ve çok sıkı çalışmak?

Shih-fu: Kişi uygulamada dinginleştikten sonra ona daha "gergin" bir yöntem veririm. Kişinin bilinci ve bedeni temelde hala gevşek olmalıdır. Bununla beraber yöntem üzerine yaptığı çalışma şevkli olmalıdır. Zihni dinginleştiğinde, bir kişinin belli bir yöntem üzerinde, bir yönde hareket etmesi için daha çok çaba harcamasını sağlayabilirsiniz. Eğer durgunlaşmadan tek zihinle ilerleyebilirseniz, o zaman gücünüz gitgide büyüyecek ve sonuçlar daha da derinleşecektir. Birini böyle çalışırken gördüğümde, onu teşvik edecek her yöntemi kullanırım, bağırır, azarlar, onu durmaktan ya da yumuşamaktan uzak tutan herşeyi yaparım. Bir Çin deyişi vardır: Kayığınız ırmağın yukarısına gidecekse, en iyisi küreklere asılmaktır, yoksa akıntıya kapılıp gidersiniz. Clygulama da böyledir. ileri itmeyi sürdürürsünüz. Aksi takdirde insani uyuşukluğunuz sizi doğruca geri çeker.

LH: İşte bu yüzden duyarlı bir inziva ustası böylesine temeldir. Benim inziva deneyimim sırasında, zihnim ve bedenim Shih-fu beni bu daha ateşli, tekzihinli uygulamaya çekecek kadar dinginleştiğinde, birşeyler oldu. Bağlantıyı kaybettim, ve her ne kadar o güçlü uygulamayı yeniden canlandırmak için irade gücümü kullandıysam da, tekrar olmadı. Shih-fu bana bir süre için tekrar gevşememi önerdi. Bütün herşeyi kaybedeceğimi düşündüm, ama tekrar gevşedim, ve sonra ateşli çaba kendiliğinden oluşmaya başladı. Yani bir inziva ustası size tam olarak ne zaman gevşemenizi söyleyeceğini ve ne zaman sizi güçlü bir çabaya teşvik edeceğini bilir, ve bunlar çok karmaşık bir biçimde ardarda gidip gelebilirler.

Görebildiğim kadarıyla, Shih-fu'nun bütün inziva boyunca bir düzineden fazla insanla çok yakın ilgilenişi büyük bir ustalık işiydi, hatta insanların ne zaman yatacaklarını ve ne zaman uyanacaklarını bile tam olarak biliyor gibiydi. Bunun illa ki büyülü bir güç yoluyla olması gerekmiyor; o sadece olan biten herşeyin farkındaydı. Rehberlik çok incelikli olduğunda sanırım hiçbir şey bu tür yoğunlaştırılmış uygulamadan daha iyi olamaz.

Etkin bir oturuş döneminden sonra, Shih-fu insanlara enerjilerini tekrar toparlamaları için kendilerine nasıl masaj yapacaklarını gösterir, ve onlara belli yoga teknikleri gösterir. Çin yogasıyla olan bağlantınızı açıklayabilir misiniz?

Shih-fu: Taoculuktaki T'ai Chi Ch'uan, Budacılığın Ch'an okulundaki Shao-Lin Tapınak boksu, ve Hindistan'daki yoga asanaları gibi bazı tür alıştırmalar birçok meditasyon geleneğinde her zaman önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca, gerçekten iyi bir konsantrasyon geliştirenler için, meditasyon sonucu bedenlerinden doğal olarak bazı kendiliğinden hareketler gelecektir. Özellikle yeni başlayanlar için, alıştırmalarla meditasyonu birbiriyle uyumlandırmak çok iyi bir fikirdir. Zaten iyi oturan biri için bu gerekli olmayabilir. Yeni başlayanlar ya da düzensiz uygulayıcılar gevşediklerini düşünebilirler, ancak bilinçdışında gergindirler, ve ne kadar çok çalışırlarsa, daha da gergin olurlar. Ayrıca, uzun bir süre hareketsiz oturdukları için, bedenlerinin birçok bölgesinde ağrı ya da yetersiz kan dolaşımı gibi birçok sorun oluşabilir. Egzersiz bu sorunları düzeltmek ve kanın tüm bedende rahatça akışını sağlamak için iyi bir tekniktir. Yoğunlaşması çok iyi olan bir kişi bu sorunları yaşamayacaktır kanı çok yumuşak bir biçimde akacaktır.

LH: tik günlerde bu alıştırmalardan gerçekten çok şey kazandım ve benim bedene karşı olan tutumumu onu bir meditasyon aracı olarak görecek şekilde değiştirdi. Genellikle meditasyon yaptığımda bedenin bilinçliliğinden uzaklaşma, onu görmezden gelme eğilimi içindeyimdir, ancak bu bedenimi bütünleştirmeme gerçekten yardım etti. Ayrıca çok hızlı ve çok yavaş yürümekte gerçekten bedeni meditasyon edimine çekmenin bir yoluydu. Shih-fu, belki de hızlı ve yavaş yürüme hakkında biraz konuşabilirsiniz.

Shih-fu: Yavaş yürüyüşte, mecazi olarak söyleyecek olursak, kişinin zihni aşağıya batmalıdır. Zihin aşağı batarsa, ruh yükselir. Yavaş yürüme yaptığınızda konsantrasyon aşağı doğru yönelir. Normalde, insanların zihni yukarı doğru, bütün yönlerde hareket eder. Bu zihnin dağınık, uçucu bir durumudur, hiçbir şekilde sabit değildir. Zihin aşağılara battığında, dinginleşecektir.

Hızlı yürüyüşte, beden çok etkindir, ancak zihin yine sakindir. "Düşünme. Sadece yürü, ne kadar hızlı olursa o kadar iyidir," derim. Ayaklar çok kısa adımlarla, hızla hareket etmelidir. Eğer hiçbir şey düşünmeden tek zihinle yürürsen, sonunda kimin yürüdüğünü unutursun. O anda "Kim yürüyor?" diye merak edebilirsin. Öyleyse bu teknik hızlı hareketi kişinin kendisini ya da en azından bedenini unutması için kullanır.

LH: Bu koşullarda yedi gün, sessiz olmak, az yemek, az uyumak, sakin ve yoğun oturma dönemleri, kendine kendine masaj ve yoga, millerce uzunlukta hızlı yürüyüşler, tüm bunların birleşimi inanılmaz bir etki göstermeye başladı. Shih-fu bana daha önce inzivaların bilmediğim birçok ayrıntıları olduğunu söyledi kişinin farkında olabilmek için birçok inzivalardan geçmesinin gerektiği ince ayrıntılar. Tüm bunların ötesinde, ben bu inzivaların sadece birisinde bulunmuş tam bir acemiyim. Bu yüzden size sadece inzivalar hakkındaki en görünür izlenimleri veriyorum.

Shih-fu'nun insanlara nasıl rehberlik ettiğinin incelikleri var. Bunların bir örneği, herkesin uygulamasını alışılmadık bir biçimde uyaran garip bir niteliğe sahip akşam dersleridir. Öyle ki belki de bütün gün çok az bir başarıyla yoğun bir şekilde çalıştıktan sonra, Shih-fu bize en iyi oturuşumuzun genelde konuşmayı dinledikten sonra geleceğini söylerdi, ve biz de böyle hissederdik. Shih-fu, bu konuşmalarda ne olup bittiğini ve bu konuşmalar sırasında insanlara ne yaptığınızı söyler misiniz?

Shih-fu: İnziva süresi boyunca, gruba, otururken, ya da özel olarak birşeyler söylediğim fırsatlar vardır. Ancak en önemlisi akşam herkese birarada konuştuğum zamandır. O anda gün boyunca olan herşeyi, topladığım birçok izlenimi, insanlara olan şeyleri biraraya getiririm, ve konuşmada insanlara birçok şeyleri dolaylı olarak söylerim. Orada oturan insanlara mesajlar yolladığımı söyleyebilirsiniz. Nadiren Budist ya da Ch'dYı kuramından söz ederim, ve inzivayla ilgili olmayan şeylerden konuşmam, insanların fiziksel ya da zihinsel olarak deneyimlediği şeylere yoğunlaşırım, ve konuşmalarım bu deneyimlere yönelir.

Yine de, her zaman eski eserlerden, genellikle Ch'an Budacılığından, "Zihne İnanç" ya da "Aydınlanma Şarkısı" gibi belli bir parçayla başlarım. Kuramda ders bunun üzerine kuruludur, ancak ben sadece bunu inzivada olan şeyler üzerine konuşmak için bir başlangıç noktası olarak kullanırım. Örneğin, orada otururken, kendini çok yorgun hissedebilir. Dolaylı bir şekilde, ona yorgunluğunu nasıl yeneceği üzerine tavsiyelerde bulunurum. Eğer rahatsızlık hisseden birini görürsem, ona bunu rahatlığa dönüştürecek bir yöntem veririm. Başka bir kişi kendini çok umutsuz hissediyor olabilir. Ona umutsuzluğu yenmesinde yardım edecek birşey söylerim.

Akşam konuşmasındaki tutumum genellikle inzivanın geri kalanındakinden biraz daha farklıdır. Genel olarak, insanlara sert bir yüz gösteririm. Onlara katı ve ciddi bir biçimde davranırım. Ancak akşam konuşmaları sırasında çok gevşek bir tutum alırım ve insanlara uyumlu bir biçimde davranırım. Bu insanlara bir içtenlik hissi vermek içindir, öyle ki her sözcük kişisel olarak onlara yönelmiş gibi görünsün. Bu onları her tür aydınlatıcı ipuçlarına ya da verdiğim öğütlere karşı daha alıcı yapar. Çok ciddi ve titiz olduğum diğer zamanlarda, bazı şüphelere sahip olabilir, belki de bu ustanın biraz duyarsız olduğunu, çok fazla zorladığını hissedebilirler. Ancak akşam konuşmasından sonra, tutumları değişebilir ve, 'evet, bu kişi şefkatliye benziyor ve benimle çok ilgili' diye hissedebilirler. Bu onların bana karşı güven oluşturmalarına yardım eder.

LH: Ben kendi deneyimlerime dayanarak, Shih-fu'nun söylediği şeylerin inzivanın hangi zamanını alırsanız alın harika etkilere sahip olduğunu söylemek isterim. Bunlar benim zihnimde de iki üç kez oldu. Bir keresinde öğle yemeğinde büyük ustasının ona bazı sorular sormasıyla ilgili bir şey söyledi. O yemekten ayrıldıktan sonra, büyük ustasıyla karmasal bir bağlantım olduğunu hissettim. Ve gerçekten de öğleden sonra bana birşey açıldı. Başka bir zaman, Shih-fu bana çok doğrudan ve etkili olan o Çince biçimindeki İngilizcesiyle, küçük bir kutu içinde benim çok önemli bir şey olduğunu düşündüğümü, kutuyu elimde tuttuğumu, ancak nasıl açılacağını tasavvur edebilmek için kutuyu bir yönden ötekine sürekli döndürmem gerektiğini söyledi. Ve bunlar sadece sözcüklerdi, ancak meditasyona geri döndüğümde aniden aslında gerçekten bu deneyime sahip olduğumu keşfettim, ve bu uygulamamı başka bir düzeye yükseltti.

Shih-fu'nun sözcüklerinin sadece basit sözcükler olmadığını, ve aslında yeni deneyim düzeylerine ulaştıran bir uyandırıcılığının olduğunu iddia edebilirim. Ayrıca büyük olasılıkla, Shih-fu'nun inzivadaki insanlar hakkındaki isteklerinin, O'nun sözcüklere dayanmayan saf Dharma isteğinin, ilgi ve arzusunun insanlar üzerinde doğrudan bir etkisinin olduğu doğrudur. Ve bu muhtemelen uzman bir inziva rehberi oluşunun ötesine gitmektedir, bunun Shih-fu'nun insanlar için hissettiği gerçek bir aşkın bağlantıyla bir ilgisi vardır. Gerçekte bunun hakkında söylenebilecek hiçbir şey yoktur bu bir tür gizemdir ve inzivalarda olanların en derin boyutlarından biridir.

Shih-fu çoğu zaman dört farklı zihin durumu tanımlar "dağınık zihin", "basit zihin", "tek zihin" ve "zihinsizlik." Bunların her birinin ne olduğunu kısaca söyleyebilir misiniz?

Shih-fu: İnsanlar meditasyona henüz başladıklarında, ya da meditasyon uygulamadan önce zihinleri genellikle dağınıktır. Bir kişinin birçok arzuları ya da hayal kırıklıkları olduğunda, ya da bir konuda üzüldüğünde, bu durumlarda, zihni çok dağınıktır.

LH: "Basit zihin"de ne olur?

Shih-fu: "Basit zihin" durumu, ya da görece olarak daha az düşünceye sahip olunması, kişi iyi çalışmaya başladığında ve zihni hemen hemen sürekli yöntemle beraber olduğunda olur. Eğer gezgin bir düşünceye sahip olacak olursa, hemen o anda bunun farkında olur ve zihnini tekrar ve tekrar yönteme geri getirir.

LH: Sırası gelmişken, yöntem nefesin sayılması ya da izlenmesinden, "Ben kimim?" ya da "Neredeyim?" sorusunu sormaya dek herşey olabilir. Peki "basit zihin" durumunda olduklarında, insanların görünüşünde bir değişme söyleyebilir misiniz?

Shih-fu: Evet, söyleyebilirim. O noktada kişinin bedeni kımıldamıyor olacaktır. Çok dingin olacak ve nefesi çok pürüzsüz ve sakin olacaktır. Ayrıca, bu kişinin arkasında, ye da onun oturduğu alanın çevresinde yürüdüğümde, bu kişiden zihninin artık dağınık olmadığı hissini yakalarım.

LH: "Zihinsizlik" durumu bazı insanlar için ürkütücü olabilir. Shih-fu bana sadece bütün evrenle tam bir özdeşleşme hissedecek ölçüde "tek zihin" deneyimine sahip olan Tayvan'daki bir öğrencisinden söz etti. Yoldaki bir köpeğe sarılıyordu, ve Shih-fu yanına gitti ve şöyle dedi: "Bu köpeğe sarılarak ne yapıyorsun?" Öğrenci: "Ben oyum!" dedi. Ve Shih-fu aniden ona vurdu ve, "Ne! Hala bir "ben"in olduğunu mu söylüyorsun?" dedi. Başka bir deyişle, onu 'tek zihin"ie sarhoş oluşundan, ne kadar büyük olursa olsun bir "ben"in olmadığı "zihinsizlik" durumunun tam berraklığına yükseltmeye çalışıyordu. "Ben"ininiz bütün evren kadar büyük bile olsa, hala "zihinsizlik" durumuna varmamışsınızdır. "Zihinsizlik" durumu hakkında söylenecek gerçekten bir şey olmadığını söylediniz. Bize en azından "zihinsizliğin" ne olmadığının bir göstergesini verebilir misiniz?

Shih-fu: "Zihinsizlik" durumunda ben, sen, çevre yoktur. Ancak herşey önünüzdedir. Sadece zihin kımıldamamaktadır. Herşeyi olduğu gibi algılarsınız, ama sizin öznel benliğiniz ona zorla yüklenmemiştir. Zihniniz tümüyle durmuştur, ancak bu hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. Gördüğünüz insanlar yine insandır, hayvanlar yine hayvandır. Nesnelere yönelik duygusal bir tepki yoktur. Ve bir ayırım yoktur. Eğer bir kişi herşeyi kendisi olarak deneyimlediğini ya da kendisinin herşey olduğunu söylerse, bu "zihinsizlik" durumu değildir.
 

LH: Bana inziva sırasında size yeterince güvenim olduğunu ve ustaya güvenin çok önemli bir etken olduğunu söylediniz, üç elmasa, gerçeğin aşkın gücüne güvenim var. Ancak kendime güçlü bir güvenim olmadığını söylediniz. Peki eğer kişi benliğe sahip olmamaya çalışıyorsa, ne tür bir kendine güvenden söz ediyorsunuz?

Shih-fu: Eğer kişi "zihinsizlik" durumuna varmadan önce güven ya da inanç söz konusuysa, dağınık zihin durumundan başlandığında, "ben"le başlamalı, kendinizin sıkıca bir tutuşuna sahip olmalısınız. "Küçük" ben bütün ve sıkı olmalıdır. Bu, zihni iyi yoğunlaştırmakla olur. Zihin çok iyi yoğunlaştığında, kişi çok güven içinde olur. "Benlik'lerinin yoğunlaştığını söyleyebilirsiniz. Benliğin bu tür yoğunlaşıcı gücüyle, ileri gitme, "genişleyen" benliği, ya da "tek zihni" aşıp geçme ve sonunda "zihinsizlik", ya da benliksizlik seviyesine varma konusunda güçlü bir güven ortaya çıkar. Ancak "benliksizlik" durumuna varıldığında, inanç ya da güven sorunları ortadan kalkar. O noktada bunlar tümüyle ilgisizdir.

 

 

 

 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Egzersiz