Kişisel Gelişim

 

 

İyi Bir İzlenim Yaratmak İçin Rol Yapmak

Mark Goulston & Philiph Goldberg


 “Her şeyden önemlisi de şudur: Kendine karşı samimi olursan, başkalarına karşı sahte davranmamış olursun; bu iki oluş, gece ve gündüz gibi birbirlerini takip ederler. ”SHAKSPEARE

“Yeni bir aşk-nefret ilişkisine girmek üzereyim” dedi Carol. “Bilirsin böyle ilişkilerde ben birini severim, ama o benden nefret eder.”

Carol, yaşadığı onca yıkıcı ilişkiden sonra bile, neyse ki mizahi bakışını hala kaybetmemişti. Alçakgönüllü ve başkalarının fikirlerine uyacak şekilde yetiştirilmiş biri olarak, mütehakkim, kafası yalnız kendisiyle meşgul bir erkekle evlenmiş, ondan boşanmış, ardından kendini tıpkı ona benzeyen başka erkeklerle birlikte olurken bulmuştu. “Onların bana duydukları ilgi, benim onlara gösterdiğim ilgiye göre değişiyordu” diyordu. Artık 34 yaşında ve başarılı bir fotoğrafçı olarak, Carol vermeye alışkın olduğu ilgiye karşılık verecek bir erkek bulmaya karar verdi.

Carol, yakın geçmişte istediği gibi bir adamla tanışmıştı, fakat daha ilk buluşmalarında kendini aynı şablonun içine doğru kayarken buldu. Paul genelde kendinden söz ediyor ve ne yapacakları konusundaki bütün kararlan o veriyordu. Carol geri çekildi; kendi işinden ya da görüşlerinden söz etmedi ve Paul’un bütün önerilerini kabul etti.

“Bizler, içimizdeki sahteliğin ihanetine uğrarız. ”GEORGE MEREDITH

Tıpkı Carol gibi, hepimiz ilişkinin başında, karşımızdakinin üzerinde iyi bir etki bırakmak için elimizden geleni yaparız. Çünkü kabul edilmek isteriz. Davranışlarımıza dikkat eder, karşımızdakini kızdırmamaya çalışır, zayıflık ve kusurlarımızı gizleriz. Erkekler genelde ne kadar muhtaç veya sahiplenici olduklarını gizlemeye çalışırken, yeterli oldukları izlenimi yaratmaya çalışır. Duyarlı olduklarını gösteren bir portre çizmeye çalışabilir, fakat çok azı incinebileceğini belli eder; çünkü bunu yapmaları incinebileceklerini kabul ettikleri anlamına gelir, bu ise, onların gözünde zayıf olmakla eş anlamlıdır. Öte yandan kadınlar, güçlü yanlarını ve başarılarını, erkeğin gözünü korkutmamak için küçük göstermeye çalışırlar. Bunun yanı sıra, talepkar ya da güvensiz izlenimi bırakmaya da özen gösterirler; bunların, erkeği kaçıracak özellikler olduğunun farkındadırlar. Bu yüzden de, tıpkı Carol gibi, nazik ve hoş olabilmek için büyük çaba harcarlar.

Gelin görün ki, her ilişkide, tarafların kendilerini korumayı bir kenara bıraktıkları bir an gelir. Gizli eksiklerimiz, ihtiyaçlarımız ve kusurlarımız dışarı sızmaya başlar; bu yönlerimiz ne kadar uzun süre gizli kalmışsa, yaratacağı şok o denli güçlü ve ilişkiye vereceği zarar da o denli büyük olur.

Samimi olmamanın bir başka biçimi, sorunu daha da ağırlaştırır: Karşımızdakinin duyarsız ve kırıcı davranışlarını hiç ses çıkarmadan geçiştirmek. Karşımızdakini sorumlu tutarsak, fazla şey istiyormuş gibi görünerek, onu kendimizden uzaklaştırmaktan korkarız. Oysa hoşnutsuzluklarımızı ifade etmediğimiz takdirde, kabul edilemez nitelikteki bü özellikler alışkanlığa dönüşür. İçerlemeye başlar, sonunda aşırı tepki gösteririz. Ardından, karşımızdaki üzerinde son derece talepkar, yıpratıcı ve hoşgörüsüz biri izlenimi bırakmaya başlarız.

Carol’a söylediğim gibi, bir ilişkide gerçek kişiliğinizi mümkün olduğunca erken ortaya koymak çok önemlidir. Aksi takdirde, karşınızdaki insan aslında sizinle hiç ilgisi olmayan birinden hoşlanmaya başlayacaktır, bu da yalnızca sorun yaratır. Yakın ilişki, güven üstüne kurulur. Karşınızdaki insana kendiniz olabilecek kadar güvenmiyorsanız, içten davranamazsınız, aynı şekilde o da davranamaz. Yalanla yaşayan bir insan zayıftır. Carol’un durumunda, memnun edilmeye çalışılan erkek, kadına olan saygısını mutlaka kaybedecektir ve tabii ki kadın da ona.

Carol’a, “Şu anda Paul ona hissettirdiğin duyguyu seviyor” dedim. “Ama o seni gerçekteki halinle severse, sen kendini daha iyi hissedeceksin.” Bencil bir erkeğe tahammül edecek kadar fedakar bir kadın olmadığını Paul’e söylemesi konusunda onu teşvik ettim. Eğer Paul buna dayanamazsa, Carol için yanlış adamdı.

“Arkadaşımızla ulaşabileceğimiz en yüksek sözleşme,

‘İkimizin arasında sonsuza kadar dürüstlük olsun’ noktasıdır. ”

RALPH WALDO EMERSON

Carol o kadar yaratıcı davrandı ki, ona duyduğum hayranlık hala sürüyor. Konuşmamızdan sonraki buluşmalarında, akşam yemeğinden sonra Paul uzun uzun işinden bahsederken, onun merakını uyandıracak biçimde gülümsedi. Paul gerçekten de merak etti: “Ne düşünüyorsun?” diye sordu.

“Sersemin biri olsaydın neler olurdu diye düşünüyorum” dedi Carol, “Sersem de olsan arkadaş olabiliriz. Yalnızca başından itibaren açık olmak istiyorum.”

Paul kahkaha atacak kadar kendinden emindi. “Sanırım bir başkasını etkilemeye çalışırken tamamen kendimle doluyorum” dedi.

“Olsun” dedi Carol şakayla karışık. “Ben de gerçekten çok aksi olabilirim.”

Carol’un alışılmadık yaklaşımı, onun aptallara memnuniyetle katlanmayan, kendine güvenli bir kadın olduğunu gösterdi. Bu, Carol’a saygı duymasına yol açması bir yana, Paul’ün ilgisini çekmişti. “Pekala, bu bir başlangıç olsun. Senin hakkında her şeyi bilmek istiyorum.” Carol’un dürüstlüğü, Paul’e rahatlaması ve gerçek benliğini ortaya koyması için cesaret vermişti.

“Gerçek o kadar nadide bir şeydir ki, onu söylemek zevk verir. ”

EMİLY DICKINSON

Bundan sonra rol yaptığınızda, siz olmayan birini seven bir insanla birlikte olmayı neden istediğinizi kendinize sorun. Ancak, kendinizi tüm doğrularınızın ihtişamıyla göstermeden önce, çok fazla ve çok erken açık davranmanız durumunda, karşınızdaki insanın korkarak kaçıp kaçmayacağından emin olmalısınız. Hastalarımdan biri, çekici bir erkekle tanışmasının ilk dakikasında, bütün hayat hikayesini anlatır ve bir ilişkide neler aradığının detaylı bir listesini verirdi. Karşısındaki erkekse, kendisini bir buluşmada değil de, bir iş toplantısında gibi hissetmeye başlıyordu. Öte yandan,, çok beklerseniz, gerginlik artacak ve sessiz sinema bittiğinde karşınızdaki insan yüksek olasılıkla kırgınlık duyacaktır. Mark Twain, “Şüpheliysen doğruyu söyle” derken, kuşkusuz tamamen haklıydı. Ama, eminim, komedide olduğu gibi, doğruyu söylerken de zamanlama çok önemlidir.

KULLANIŞLI İÇGÖRÜ

Önce asıl benliğinizi ortaya koyun.

EYLEME GEÇME

• İlişkinin başından itibaren kendiniz olun. Sizi, siz olduğunuz için sevmeyen biriyle niçin birlikte olasınız ki?

• Patavatsız olmadan dürüst olun, ihtiyaç, istek ve hayal kırıklıklarınızı, talep ya da ültimatom olarak değil, duygularınızın ifadesi olarak dile getirin. Örneğin, “Konuşmaya ihtiyacımız var deyip de hoşuna gitmeyen bir şey söylediğimde, hemen sözümü kesmen beni hayal kırıklığına uğratıyor” gibi.

• Sorunlarınızı paylaşırken, karşınızdaki insanın sizin için üzülmesine ya da problemlerinizin çözümünden kendisini sorumlu tutmasına yol açmayın.

• Gurur duyduğunuz şeyler hakkında konuşurken, küstahlık ya da kendini beğenmişlik yapmayın.

• Birinin davranışı hakkındaki hoşnutsuzluğunuzu ifade ederken,

a) söze onun hakkında olumlu bir şey söyleyerek başlayın,

b) yargılayıcı olmayan cümleler

kullanın: “yaptığında üzülüyorum” gibi ve

c) sizde olup da, onun canını sıkan bir şeyi sizinle paylaşmasını sağlayın.

• Kişiliğinizi bir kere ortaya koyduktan sonra, artık onu korumaya çalışın. Her zaman dürüst olabilme alışkanlığı edinebilmek, genellikle gerçek bir azmi gerektirir.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült