Kişisel Gelişim

 

 

İnançlar Telkinle Yerleşir

Bülent Uran


Örneğin, iki yaşında bir çocuğun, muayene sırasında doktor tarafından canı acıtılmışsa, bilinçaltı bunu kaydeder. O sırada çocuk, bir duygu yaşar. Canının acıması dışında, öfke ve korku hisseder. Bilinçaltı için "bu doktor kötü" diye bir kavram yoktur. Bilinçaltı bu meseleyi "doktora gitmek kötü"dür şeklinde geneller.

İki yaşında yaşanan bu deneyimi, bilinçaltı unutmaz. Sonraki dönemlerde, daha hastane kapısına yaklaştığı anda gerilmeye başlar. İki yaşındaki duygular titreşmeye başlar. Bilinçaltı bu deneyimin bir kez daha yaşanmaması için, aynı duyguları yaratır. Kişiyi o ortamdan bir an önce uzaklaştırmak amacıyla, aynı duyguları titreştirerek o ortamdan uzaklaştırmayı amaçlar.

Örneğin, iki yaşında yaşadığı o olayda, hastalık nedeniyle çocuğun midesi bulanıyorsa, bilinçaltı o duyguları (korkuyu, öfkeyi) oraya kaydeder. Mide bulantısı ve bu duygular arasında bir ilişki kurar.

Ve kişi hastane yakınından geçerken, o anda duygular, mide bulantısı olarak kaydedildiyse, yine midesi bulanmaya başlar. O anda yaşadığı olayda, bedeninin neresinde ne hissediyorsa, o tip duyguyu bilinçaltı oraya kaydeder.

Burada, duyguların fiziksel bedene nasıl yansıdığına dikkat edin. Genelde bunları gözden kaçırırız ama bunlar bilinçaltının bize verdiği mesajlardır.

Değişim için bu mesaj lan algılamak gerekir.

Tabii ki bu inancın bilinçaltına yerleşmesine, yaşanan bir tek olay neden olmaz.

Bu ilk olaydır. Ama bunu pekiştiren birçok olay da vardır. İlk deneyimden sonra çocuk yine doktora gittiğinde aynı duyguları hissedebilir ama olumlu bir deneyim yaşadıysa, bilinçaltına yeni bir program yerleşir ve ilk olayın etkisi biter. Eğer, sonraki olaylarda da benzer deneyimler yaşadıysa, bu inanç bilinçaltında pekişerek güçlenmeye başlar.

Bilinçaltının kendine özgü bir mantığı vardır. Bilinçli bakışımızla çok mantıksız gibi görünse de bilinçaltı o ilişkileri kurar. Olayları, deneyimleri ve duyguları bilinçaltı birbirine bağlamıştır. Bilinçaltına göre bu, çok mantıklıdır.

Biz bilinçli olarak bu ilişkiyi fark edip koparamazsak, hep bizi yönetmeye devam eder.

Örneğin, sigara konusunu ele alacak olursak;

Bilinçli aklımızla diyoruz ki: "Sigara zararlı, kanser yapar vs. kötü kokuyor, cildime zararlı, keseme zararlı..." Bunları bilinçli olarak biliyoruz. Peki, neden bırakmıyoruz? "Ben bağımlıyım" diyebilirsiniz. Ama bağımlılık bile bir hipnozdur. Çünkü o bağımlılık maddesi denen maddelerin, belli bir süre içinde bedenden temizlendiğini biliyoruz. Bağımlılık dediğimiz kalıcı bir şey değil.

Bir kişi bir kalp krizi yaşadığı anda sigarayı bırakıyor örneğin. Bu bir bağımlılık olsa, böyle bir durumun yaşanmaması gerekir. Orada yaşamı tehdit eden bir korku varsa, bilinçaltı otomatik olarak sigarayı bıraktırıyor. O halde burada, bağımlılıktan daha güçlü ve bu alışkanlığa yön veren başka bir şey var gibi görevler yüklenir. Bunların hepsi birer inanç ve hipnoz; bu inançları orada tutan güç ise, duygudur. Bunlar hep bir gözlem ve deneyimle kurulmuş ilişkilerdir. Kişi, sigara içenlerle daha iyi muhabbet kuruyorsa veya içenleri güçlü görüyorsa, buna inanmıştır. Bunlar, sigarayla ilgili özel deneyimler, mutlu anlar olabilir. Bilinçaltı bu deneyimlere göre, kişiye sigara içirtir. Kalıcı bir değişim için, bilinçaltından böyle bağlantıları bulup, çözmek gerekir.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült