Kişisel Gelişim

 

 

İletişimde Geleneksel Dolambaçlar

J.E. Dimitrus & Mark Mazzarella


En iyi sohbetler bile, bir ovaya döşenmiş tren rayları kadar düzgün gitmez. Bilgi alınıp verildiğinde ve düşünceler ifade edildiğinde, ilginç büklümler ve dönüşler yapar. Aralar, kesiklikler, düzensizlikler gibi dolambaçlar, genel olarak konuşmanın akışının bölümüdürler. Ne var ki, bazen bu tür dolambaçlar, katılanlardan birinin, bilinçli olarak, konuyu değiştirme çabalan yüzünden, konuşmanın doğal ürünü olmaktan çıkarlar. Bu olduğu zaman, daha fazla dikkat gerekir; kişinin tartışmak istemediği konu bir çok şeyi ortaya vurabilir.

Anlam Taşıyan Susmalar

Tam serbestçe akan, kendiliğinden gelişen bir sohbetin ortasındasınız... Ve siz kışkırtıcı, tehdit edici ya da konudan saptırıcı bir şey söylediniz. Yanıt gelmedi. Konuşmanın uyumu bozuldu, söylediğiniz her neyse, konuştuğunuz insanın gardım almasına neden oldu. Kendini toparlamak, yeniden konsantre olmak için bir an sustu...

Anlam taşıyan susmalarda, far ışığı altında kalakalmış şaşkın geyik gibi olur insan: Donar kalır, paniğe kapılır, yüzünde endişeli ifadeler dolaşır... Gözünü kırpamaz. Sanki bir an beyninde bir şey olmuştur ve düşünmektedir: “Tanrım, şimdi ne yapayım ben?” Bu olduğu zaman, biz onu bir yalan söylerken yakaladığımızı düşünebiliriz, ne var ki, bir şeye şaşırmış ya da gücenmişte olabilir.. Bu bakışı gördüğümde ben hemen kendime, onu neyin bu hale soktuğunu sorarım. İşten neden ayrıldığı sorusunun mu? Yakasındaki ruj izinden söz etmemin mi?..

Bütün anlamlı susmalar bu denli dramatik değildir elbette. Kısa aralar öfke, düş kırıklığı ve hatta nefreti yansıtabilir. Çoğu zaman altüst olan biri duygulanın kontrol altına alabilmek için bir süre susar. Eğer olan buysa, hızlı bir öfkeli bakışa çenenin kasılması, yüzün buruşması ve ellerin sıkılmasının eşlik ettiğini görürsünüz. Eğer düş kırıklığına uğramışsa, bunu derin nefes alarak, omuz silkerek, başını çevirerek ya da başka bir işaret göstererek belli eder. Ve olasıdır ki suskunluk sadece ilgisiz bir şey düşündüğü anlamına da gelebilir. Örnek olarak, ön kapıyı kilitlemeyi ya da ocağı kapamayı unutmuş olabilir. Eğer durum buysa, dikkatin dağıldığını gösteren dalgın bir bakış ve yüz kaslarında bir gevşeme görürsünüz.

Böyle bir suskunluk olduğunda, başka bir soru ya da yorum ile boşluğu doldurmaya çalışmayın. Bunun yerine, ipuçları toplamak için kişinin yüzüne, gözüne ve ağzına dikkatle bakın. Geriye dönerek, sessizlikle kesilen konuşmanın akışını düşünün. Karşınızdaki insanın dengesini bozan, konuşulan en son söz ne idi?

Sözü Kesme

Önceki bölümde anlatıldığı gibi, sözü kesmek iyi bir konuşma için öldürücü etki yaratır. Konuştuğumuz sırada dostumuzun, her sözümüze dikkat vererek, bizi dinlemesini isteriz. Heyecanlandığında ya da bir sözcüğü hatırlayamadığınızda insanın sözü kesmesi doğaldır. Ne var ki, sürekli olarak ve özellikle önemli yerlerde kesiyorsa, konuşmayı rayından saptırırken, öte yandan kişiliği ve ruh haliyle ile ilgili bir çok şeyi ortaya vuruyordun

Sürekli ve zamansız söz kesmelerin sebebi sabırsızlık ve sıkıntı olabilir; öteki insan için yavaştan gidiyor ya da onun ilgi duymadığı bir konudan söz ediyor olabilirsiniz. Bu davranışını bile bile kabalık olarak değerlendirmek mümkündür. Ne var ki bu, sohbetin hayli gerilimli ve yarışma gibi olduğu ya da sohbetin kurallara bağlanmadığı bir aile geçmişine dayanabilir. Eğer insan, yemekte sohbetin serbest olduğu büyük bir ailede büyümüşse, bu alışkanlık hale gelmiş olan sözü kesmeleri bırakmak güç olacaktır.

Sözü özel bir gündeme çekmeye hevesli olan insanlar da, konuşmanın dümenini ele almak için sık sık sözü keserler. Sizin bakış açınızı dinlemez, sizi ikna etmek isterler. Bu söz kesmeler çoğu zaman saldırgandır. Öte yandan, sözü kesmeler ne kadar ateşli ve sıksa, o insanın damarına o kadar çok basmış olabilirsiniz. Özellikle o kişi genelde söz kesen biri olmadığında...

Kronik hale gelmiş söz kesmeler dikkat çekme kategorisine sokulabilir. Bu durumda söz kesiciler dikkatleri kendi üzerine çevirmek ve sözlerine kulak verilmesini isterler. Bu alışkanlıktaki insanların kendilerine güvenleri yoktur, ben merkezlidirler ve konuşmayı yönetmek için ne mümkünse yaparlar. Konuşmayı denetleyebilmek için bütünüyle ilişkisiz konulan ortaya atabilir ya da konuşulan konuyu sürdürebilirler. Eğer müdahaleler bütünüyle farklı bir konuya götürüyorsa, bu konuşulan konudan kişinin huzursuz olduğunun işareti de olabilir.

Bazı zamanlar, kişinin sadece konuşmayı denetlemek mi, dikkati çekmek mi ya da sadece heyecanlandığı için mi araya girdiği pek belirgin olmaz. Eğer beden dili bir coşkuyu gösteriyorsa ve söze girişi diyaloga katkıda bulunuyorsa, bunda kötü bir amaç yoktur. Ne var ki, kişi bütünüyle konu dışı bir yorumda bulunuyorsa, kendini huzursuz eden konudan kaçmaya ya da konuşmaya kendi gündemini sokmaya çalışıyor olabilir. Belki de, sadece yorulduğu, sabırsızlandığı için ya da başka bir konuya atlayıp konuşmaya son vermek için denetlemeye çalışıyordun

Konudan Konuya Atlama

Konudan konuya atlayan ile konuşmayı yönlendirmek için konu değiştiren insanın arasındaki farkı ayırt etmek önemlidir. Konudan konuya, düşünceden düşünceye atlayanlar bunu rast gele yaparlar. Konuşmaları konu çevresinde dolanmaktan ibarettir. Bazı zamanlar, düzenli bir düşünce çizgisini birkaç dakika fazla sürdüremezler.

Konudan konuya atlayan çoğu insanların bu alışkanlıklarını denetleyemediklerini saptadım. Genel olarak, başka bir şey söylemek için düşündükleri sırada zaman kazanmaya çalışmaları gibi ender durumların dışında, konudan konuya atlamada bilinçli bir nedenleri yoktur. Konudan konuya atlayan insanlar, genel olarak, sinirli, kafaları karışık, kendine güvensiz, dikkat çekme ihtiyacında olan ya da akılsal ve duygusal konsantrasyonu olmayan kişilerdir. Normal olarak, konuşması tutarlı ve düzenli olan bir insanın konudan konuya atlaması olağan değildir. Bu olduğunda, sarhoşluk ya da ciddi bir yorgunluğun ya da aklın başka yanda oluşunun işaretlerini arayın. Birinin konudan konuya atlayışını sinirli bir sohbetten başka bir şey olmadığından kuşku duyduğunuzda, huzursuz beden hareketleri, bedenin ağırlığını aktarma ya da etrafa bakınma gibi buna eşlik eden beden diline bakın.

Konuyu Değiştirme

Bay Spock’un akıcı, mantıklı Vulcanlı aklı bizde yok. Bu nedenle, konuşmalarımız bazen bir parça yavaş ve dolaşarak akar ki, bu da onu ilginç kılar. Ne var ki, bazen birisi konuşmanın tam ortasında yönü değiştiriverir. Böylesine keskin bir dönüş genel olarak rastlantı değildir.

Birinin konuyu değiştirdiğini saptadığınızda, kendinize, konuyu onun açıp açmadığım, sonra birden konuyu değiştirip değiştirmediği ya da konu ilk açıldığı andan beri çekingen davranıp davranmadığını sorun. Örnek olarak, genç bir kadının eşine ne zaman çocuk sahibi olmak istediğini sorduğunu varsayın. Cevabı şöyle: “Çocuk sahibi olmak isterdim, ama buna gerçekten hazır olduğumuzu sanıyor musun? Bunun getireceği mali yükünü kaldırabilir miyiz? Çalıştığım iş yeterince güvenli mi bakalım?’’ Süren sohbet sırasında, kocanın dikkati işteki sorunlarına dikkati çekecek biçimde takılıyor ve konuyu değiştiriyor. Elbette bu değişim konunun çevresinde doğal bir dolanmadır ve kişi konuyu değiştirmek istemektedir. Sadece bu kadardır, kafasındaki iş sorunları doğrudan, şu sıra çocuk sahibi olmayacakları ile ilgilidir.

Eğer koca çocuk konusunu dışlayıp: “Çocuktan söz bile etmeyelim şimdi. Şimdi benim yapabileceğim şey, şu sıra işte kalabilmek.” deseydi, sonra şefi, projeleri ve personel sorunları üzerine ayrıntılı bir açıklamaya girseydi, eşinin bunu nasıl yorumlayacağını kıyaslayın. Bu tür ani bir değişim daha farklı bir mesaj verir. Eşi, kocasının kesinlikle konudan kaçtığı sonucuna varabilir.

Kişi ister masum bir biçimde konudan konuya atlıyor olsun, ister bunu bir konudan kaçmak için yapsın, bu önceki ve yeni konuyu kıyaslayarak saptanabilir. Her ikisi bağlantılı mıdır, yoksa kişi konuyu bütünüyle değiştirmiş midir? Bunu öğrenmenin tek yolu, bir süre dinlemekten geçer. O kişiyi hemen yeniden yönlendirmeye çalışmayın, bunun yerine yeni konuyu onunla birlikte araştırın ve konuşmanın sizi nereye götürdüğüne bakın. Daha sonra, daha çok bilgi toplayarak, başlangıçtaki konuya dönebilirsiniz.

Bunu çoğu zaman mahkeme salonlarında izlerim. Bir tanık başlangıçta tümüyle kaçamakmış gibi görünen bir cevap verir. Avukat ondan sorduğu somya yanıt istediğinde, tanık şaşkınlığını ifade eder, hatta avukatın konuyu değiştirdiğini sanarak, incinir. Sorgulama ilerlediğinde, söylediğinin olduğu ortaya çıkar, ne var ki cevabına bir açıklama ile başlama gereğini hissetmiştir.

Eğer birinin istediği gibi cevap vermesine izin verilirse ve kişi ilgili konuya hiç dönmezse, başlangıçtaki konudan kaçmaya çalışıyor olabilir. Ne var ki, onun için özellikle önemli bir konuya öylesine yoğunlaşmış olabilir ki, ilk önce sorulan soruyu rahatça unutabilir. Eğer konudan konuya dolanan birisi ile konuşuyorsanız, incelikle konuyu başlangıçtaki yönüne çevirin ve direnç görüp görmediğinize bakın. Eğer direnç varsa, konudan sapmanın rastlantı olmadığını bilirsiniz.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült