Kişisel Gelişim

 

 

Yaşam Ciddi Değildir

Osho


Kahkaha her çağda, dünyanın her yerinde toplum tarafından en çok bastırılmış şeylerden biridir.

Toplum ciddi olmanı ister. Ebeveynler çocuklarının ciddi olmasını ister, öğretmenler öğrencilerinin ciddi olmasını ister, patronlar hizmetkarlarının ciddi olmasını ister, kumandanlar ordularının ciddi olmasını ister. Ciddiyet herkes için gereklidir.

Kahkaha tehlikelidir ve isyankardır. Öğretmen sana ders verirken gülmeye başlarsan, bu bir aşağılama olarak alınacaktır. Ebeveynlerin bir şey söylerken gülmeye başlarsan, bu bir aşağılama olarak görülecektir. Ciddiyetin hürmet, saygı olduğu düşünülür.

Doğal olarak kahkaha o kadar çok bastırılmıştır ki, yaşamın her tarafı eğlence olsa bile kimse gülmüyor. Kahkahan zincirlerinden, tutsaklığından kurtarılsa, şaşırırsın her adımda eğlenceli bir şey oluyor.

Yaşam ciddi değildir.

Yalnızca mezarlıklar ciddidir, ölüm ciddidir.

Yaşam sevgidir, yaşam kahkahadır, yaşam danstır, şarkıdır.

Fakat biz yaşama yeni bir yön vermek zorundayız. Geçmiş, yaşamı fena şekilde sakat bıraktı, seni neredeyse kahkahaya kör etti, tıpkı renk körü insanlar gibi.

İnsanların yüzde onu renk körü bu büyük bir yüzde, fakat renk körü olduklarının farkında değiller.

George Bernard Shaw renk körüydü ve bunu altmış yaşına geldiğinde öğrendi. Birisi doğum gününde bir armağan gönderdi, güzel bir takım elbise, fakat hediyeyi gönderen bir kravat göndermeyi unutmuştu. Bu yüzden Bernard Shaw sekreteriyle birlikte uygun bir kravat almaya gitti. Takım elbiseyi çok beğenmişti. Kravatlara baktı ve bir tanesini seçti, fakat sekreteri çok şaşkındı; Shaw’un o kravatı seçtiğine inanamamıştı çünkü takım elbise sarı renkti, kravat yeşil renk. “Ne yapıyorsunuz? Bu renk çok tuhaf duracak” dedi.

“Neden tuhaf dursun? Aynı renk” dedi Bernard Shaw.

Müdür, satış sorumlusu... hepsi toplandılar ve çeşitli yollardan bulmaya çalıştılar... Sarıyla yeşili ayırt edemiyordu; ona ikisi de aynı görünüyordu. Renk körüydü. Fakat altmış yıldır bunun farkında değildi. Ve dünyada her yüz kişiden onu renk körüdür. Bazı renkleri görmüyorlar ya da belki başka renklerle karıştırıyorlar.

Kahkahanın sürekli bastırılması seni kahkaha körü yaptı.

Durumlar her yerde oluyor, fakat sen gülmek için bir neden göremiyorsun. Kahkahan esaretinden kurtarılsa, bütün dünya kahkahayla dolacak. Kahkahayla dolu olması gerekir; insan yaşamındaki neredeyse her şeyi değiştirir.

Şimdiki kadar mutsuz olmayacaksın. Aslında göründüğün kadar mutsuz değilsin bu kadar mutsuz görünmene neden olan ıstırap artı ciddiyet. Sadece ıstırap artı kahkahayla, o kadar da mutsuz görünmeyeceksin!

Modern yapıların duvarları o kadar ince ki, ister istemez duvarın öbür tarafında neler olduğunu duymak zorunda kalıyorsun. Bir açıdan bu çok insani bir şeydir.

Bir apartmanda, bütün apartman ahalisinin bir konuda kafası karışıktı... Bütün çiftler kavga ediyor, yastıklar fırlatıyor, bir şeyler fırlatıyor, fincan ve tabak kırıyor, birbirine bağırıyor, kocalar karılarını dövüyor, kadınlar çığlıklar atıyordu hoparlöre falan da ihtiyaçları yoktu ve bütün apartman tadını çıkarırdı.

Tek problem Sardarji'yleydi. Onun katından hiç kavga sesi gelmezdi; tersine her zaman kahkahalar duyulurdu. Bütün ahali şaşkındı: “Mesele nedir? Bu insanlar hiç kavga etmiyor. Hep kahkaha var üstelik ikisi de o kadar yüksek sesle gülüyorlar ki, binanın her yerinden duyuluyor!”

Bir gün bu konuyla ilgilenilmesi gerektiğine karar verdiler: “Biz bu kadar kaçırıyoruz, onlar bu kadar zevk alıyorlar. Sırları nedir?”

Böylece Sardarji’yi eh kolu sebze ve diğer şeylerle dolu marketten gelirken yakaladılar. “Önce bize sırrı anlatmak zorundasın neden herkes kavga ederken siz gülüyorsunuz?” dediler.

Sardar, “Beni zorlamayın, çünkü sır çok utanç verici” dedi.

“Utanç verici mi? Fakat biz sizin çok iyi yaptığınızı düşündük. Hep kahkaha duyuyoruz ya sen gülüyorsun ya da karın gülüyor... hiç kavga yok” dediler.

Sardar, “Olay şu ki, o bana bir şeyler fırlatıyor. Iskaladığında, ben gülüyorum; isabet ettirirse, o gülüyor. Aynı şey devam ediyor, biz sadece farklı bir düzenleme yaptık konu nedir? Ben onun attıklarından nasıl sıyrılacağımı öğrendim, o da öğreniyor...” dedi.

Yirmi yıl sonra aynı Sardar karısını boşamak istedi. Yargıç, onlardan bütün şehirde hiç kavga etmediği bilinen tek çift olarak bahsedildiğini duymuştu. Sadece gülüyorlardı bütün şehir onları gülen çift olarak biliyordu.

Yargıç, “Ters giden nedir? Çok meşhursunuz” dedi.

Sardar, “Hepsini unutun sadece boşanmamıza izin verin” dedi.

Fakat yargıç, “Nedenini bilmek zorundayım” dedi.

Sardar, “Neden çok açık bana vuruyor. Çok fazla oldu; yıllardan beri o darbeleri yiyorum” dedi.

Yargıç sordu: “Ne kadar zamandır evlisiniz?”

“Neredeyse otuz yıldır” dedi Sardar.

Yargıç, “Otuz yıldır bu kadınla baş edebildiysen, on beş-yirmi yıl daha baş edebilirsin” dedi.

“Konu bu değil” dedi Sardar. “Başlarda kurtulabiliyordum, ama artık o kadar iyi nişancı oldu ki... kaçabilmemin bir yolu yok! Bu yüzden sadece o gülüyor, ben on yıldan beri gülmedim. Bu dayanılmaz. Başlangıçta mükemmeldi; hemen hemen yüzde elli-elliydi, problem yoktu. Ben gülüyordum, o da gülüyordu. Ama şimdi zamanın yüzde yüzünde o gülüyor ve yüzde yüzünde ben orada dikiliyor, aptal gibi bakıyorum. Hayır, artık kaldıramıyorum.”

Yaşama şöyle bir bak ve olayların mizah yanını görmeye çalış.

Olan her olayın kendi mizah tarafı var, senin sadece mizah duygusuna ihtiyacın var.

Hiçbir din mizah duygusunu bir özellik olarak kabul etmemiştir. Ben iyi bir insanın, ahlaklı bir insanın, dindar bir insanın temel özelliğinin mizah duygusu olmasını isterim. Fazla bakınmaya gerek yok; sadece görmeye çalış, o her yerde.

Bir kez öğrenciyken bir otobüs yolculuğu yapıyordum. Biletçi zor durumdaydı, çünkü otuz bir yolcu vardı ve muavinin elindeki para sadece otuz yolcu içindi. Biletçi, “Parasını vermeyen kim?” diye soruyordu. Kimse konuşmadı.

“Bu tuhaf; şimdi nasıl bulacağım?” dedi adam.

Ona bir şey yapmasını söyledim: “Şoföre otobüsü durdurmasını söyle ve insanlara parasını ödemeyen itiraf etmediği sürece otobüsün hareket etmeyeceğini söyle.”

“Doğru” dedi. Otobüs durduruldu. Herkes birbirine baktı, şimdi ne yapmak lazım? Kimin para vermediğini bilen yoktu. Sonunda bir adam ayağa kalktı ve “Bağışlayın, para vermeyen benim. İşte burada” dedi.

Biletçi, “Adın ne diye?” sordu.

“Adım Achchelal” dedi adam. Achchelal “iyi bir adam” demektir. Otuz kişiden hiçbirinin gülmemesine şaşırdım! Adam “Achchelal” dediğinde, inanamadım “iyi bir adam” böyle bir şey yapıyor... ve kimse bundaki mizahı görmüyor.

Ciddiyet neredeyse kemiklerimizin ve kanımızın parçası haline geldi. Ciddiyetten kurtulmak için biraz çaba sarf etmen gerekecek ve gözlemek zorunda kalacaksın komik bir şey gördüğünde, fırsatı kaçırma. Muz kabuklarına basıp kayan insanlar her yerde var sadece kimse onlara bakmıyor. Aslında kabalık olduğu düşünülüyor. Değil, çünkü yalnızca muzlar muz kabuklarının üzerinde kayar.

Kahkaha fazlaca öğrenmeyi gerektiriyor ve kahkaha harika bir ilaçtır. Gerilimlerin, kaygıların, endişelerin çoğunu iyileştirebilir; bütün enerji kahkahaya akabilir. Üstelik bir olay, bir neden olmasına da gerek yoktur.

Meditasyon kamplarımda bir kahkaha meditasyonu vardır: insanlar oturur ve hiçbir neden olmadan gülmeye başlarlar, başta bir neden olmaması biraz tuhaf hissetmelerine neden olur ama herkes yaptığı zaman... onlar da başlarlar. Çok geçmeden herkes kahkahalara boğulur, insanlar yerlerde yuvarlanırlar. Bu kadar çok insanın hiçbir neden olmadan gülmesi gerçeğine gülerler; ortada hiçbir şey yoktur, fıkra bile anlatılmamıştır. Ve kahkaha dalga halinde yayılır.

Zararı da yoktur... odanda otururken bile, kapıları kapa ve bir saat sadece gül. Kendine gül. Fakat gülmeyi öğren.

Ciddiyet bir günah ve bir hastalıktır.

Kahkahanın muazzam bir güzelliği, hafifliği vardır. Hafiflik getirir ve sana uçmak için kanatlar verir. Yaşam pek çok fırsatlarla doludur. Sadece duyarlı olmaya ihtiyacın var. Ve başka insanların gülmesi için de fırsatlar yarat. Kahkaha insanların en değerli, en sevilen niteliklerinden biri olmalıdır çünkü sadece insan gülebilir, hayvanlar bunu yapamaz. Kahkaha insana ait olduğu için, en üst sırada olmalıdır. Onu bastırmak, bir insan özelliğini yok etmektir.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült