Kişisel Gelişim

 

 

Vücudumuzun Da Dili Var

Yunus Sezener


İlk izlenim veya dış görünüşten belki de daha önce gelen bir şey var. O da vücut dili...

İnsanlar sözlerle; kelimelerle gerçek niyetlerini kolayca saklayabilirler, ancak vücut dilimiz; bedenimizle bunu yapmamız çok zor.

Vücut dili uzmanı Mark Bowden, insan davranışlarını inceliyor ve evrimsel psikolojiye göre, karşımıza çıkan biriyle ilgili onun iyi bir insan mı, yoksa bizim için tehdit unsuru içeren bir düşman mı olduğunu ilkel beynimiz milyonlarca yıllık verilerle, bilinçaltımızda hızlıca karar veriyor diyor. İyi bir insan olduğuna en çok ikna olduğumuz insanlar, bize benzeyen insanlar oluyor. Yani evrimsel olarak baktığımızda, bizim kabileden gibi olan insanlar... İnsanların tarihten beri gruplar halinde hareket etmelerinin sebebi de bu.

İşin enteresan tarafı, Mark Bowden bizim özgün bir şekilde davrandığımızdaki vücut dilimizin bize ekstra bir faydası olmayacağını söylüyor. “Bence kendiniz olmayın!” demese de, vücut dilimizin farkında olup ona göre davranınca; hayatımızdaki tüm olasılıkları ciddi şekilde artırabileceğimizi söylüyor.

Japonlarla konuşma örneği klasiktir bilirsiniz... Onlarla konuşurken nasıl davranacağımızı hiç bilmeden kalakalmak yerine; belki de önceden onlarla konuştuğumuzdaki vücut dilimizi çalışıp kuracağımız iletişim, bizim için birçok olumlu olasılığı yaratabilir.

Bir tiyatro oyuncusu olun demiyorum. Ancak insanlarla beraberken, farklı davranışları bilinçli şekilde gerçekleştirdiğimizde, karşımızdaki kişinin fikirlerini merak ettiğimizde, onu dinlemesek bile dinliyormuş gibi yaptığımızda; o kişiyle olan iletişimimizde olasılıkları artıracağız. Kendimizi tanımak ve vücut dili konusunda kendimizi geliştirmek, hayatta istediğimiz her şeyi verimli bir şekilde elde etmek için bize destek olacak.

Başka bir deneyde; kişilerle yapılan konuşma hiç dikkate alınmadan, yalnızca beden diline bakılarak yapılan işe alım görüşmelerinde, o kişilerin o şirkette uzun ve verimli çalışma oranları %87 olmuş. Bu çok yüksek bir oran.

İletişimde %38 ses tonumuz önemliyken; %7 kullanılan kelimeler önemli. Geriye kalan %50 ise vücut dili. Televizyon izliyorsunuz ve televizyondaki kişi tek başına bir şey anlatıyor diyelim... Kumandayı elinize alıp sesi sonuna kadar kısar ve o kişiyi dikkatle izlerseniz; yalnızca vücut diline odaklandığınızda, büyük bir oranda o kişiyi sevip sevmeyeceğinizi anlayabilirsiniz.

Ne derler bilirsiniz; “Ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemlidir.”

Vücut diliyle ilgili klasik birçok bilgi var ama bunlar acaba ne kadar gerçeği yansıtıyor?

Örneğin derler ki:

•   Bir kadın sizinle konuşurken saçıyla oynuyorsa;

•   Birisi size 50 cm’den daha kısa bir mesafede konuşuyorsa;

•   Konuşurken kaşları hep havadaysa;

•   Konuştuğunuz kişi, hep burnunuza ve ağzınıza bakıyorsa;

•   Kadınlar stres katsayıları arttığı için göğüsleriyle boyunlan arasındaki bölgeye çok kez dokunuyorlarsa;

•   Sizinle konuşan kişi hep dudaklarını ısırıyorsa;

•   Karşınızdaki kişi size dokunmak için bahaneler buluyorsa;

•   Buluşmada hiç durmadan konuşuyorsa ve konuşmalarınızda hiçbir boşluk kalmıyorsa; muhtemelen sizden hoşlanıyordur.

Bunun gibi birçok örnek olabilir; ancak özellikle buluşmalarda vücut diliyle ilgili yapılan araştırmalarda; 3 noktaya çok daha fazla dikkat edilebileceğini söyleyen araştırmalar var:

1) Ayakların Duruşu

Bir buluşmada, birisinin sizinle ilgilenip ilgilenmediğinden emin değilseniz, yere çatalınızı düşürüp ayaklarının duruşuna bakabilirsiniz, insanlar bizimle konuşmak istediklerinde, ayaklarının ön tarafı bize doğru dönük oluyor; gitmek istediklerinde ise ayaklarının ön tarafı başka yere bakıyor.

2) Gözbebekleri

Birinden hoşlandığınız zaman, onu gördüğünüzde gözbebekleriniz refleks olarak 3 katma kadar büyüyebiliyor. Karşınızdaki kişinin göz bebeklerine dikkatlice bakarsanız, onların büyüdüğünü fark edebilirsiniz.

3) Vücudumuzun Eğimi

Karşınızdaki kişi buluşmanızda size doğru eğiliyorsa ve alın; özellikle de omuzları tam size dönük bir şekilde konuşuyorsa, bu vücut dili de size kendini yakın hissettiğini veya yakın hissetmek istediğini gösterebilir. Sonuçta uzak hissettiğimiz bir kişiye doğru eğilerek konuşmazdık; öyle değil mi?

İki kişi arasında kimya oluşunca bedende de fizyolojik tepkiler oluşur. Cilt ısısı artar, gözbebekleri büyür ve nefes bile alamadığınızı hissedebilirsiniz.

İki insan tanıştığında, kadınların karşı tarafa ilgisi varsa, genelde bacak bacak üzerine atıp, vücutlarının kıvrımlarını karşı tarafa belli ederler; hatta kalçalarını biraz karşı tarafa doğru da döndürebilirler. Biz erkekler ise bacaklarımız açık bir şekilde oturup; geriniyor gibi yapabiliyoruz. Vücut dilimizle açık bir şekilde, karşı tarafa kendimizi teşhir edip; rahat gözükmeye çalışırız. Goriller de aynısını yapıyorlar. “En iyisi benim!” mesajı vermeye çalışıyoruz.

Biz birinden hoşlanıyorsak, ondan hoşlandığımızı kendisine hissettirmek için, özellikle onu gördüğümüzde ona sarılıp; normalde başkasına sarıldığımızdan 12 saniye daha fazla orada kalabiliriz.

Bir kadın özellikle kalabalık bir mekanda bir erkekten hoşlandığını belli etmek isterse, onunla göz teması kurması çok önemli. Ancak erkeği teşvik etmek için, o göz temasının belirgin bir şekilde iki veya üç kez aralıklarla tekrarlanması; tanışma olasılıklarını oldukça artıracaktır.

Bu kadar küçük konularda bile kendimizi değiştirmemiz, hayatımızda o kadar büyük farklar yaratabilir ki; şaşırabilirsiniz...


 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült