Kişisel Gelişim

 

 

Vakit Paradan Daha Değerlidir; Onu Akıllıca Harcayın

Ernie J. Zelinski


Vakit nakittir diyorlar. Aslında, vakit paradan çok daha değerli bir şeydir. Para kaybederseniz, yerine daha fazlasını koyabilirsiniz. Ama aynı şeyi zaman için söyleyemeyiz. Benjamin Franklin, “Kaybedilen vakit bir daha asla bulu namaz” demişti. Bu açıdan bakıldığında, para sınırsızdır. Ne yazık ki, bazı insanlar bunun tam tersi geçerliymiş gibi davranıyor.

Açıkçası zaman, bugünün hızlı ve stresli batı dünyasın da, her çağda olduğundan daha değerlidir. Vakit en sınır lı kaynağımızdır. O, çok fazla şeyi yapmak isteyerek sonsuz taleplerimizi yönelttiğimiz sınırlı kaynağımızdır.

Zamanın sizin yararınıza çalışmasını istiyorsanız, onunla sürekli savaş halinde olamazsınız. Gerçekte, zamanla savaş halinde olmak, yerçekimi kanununa ve Hayatın Basit Kuralı'na karşı çıkmak kadar anlamsızdır. Bunların hepsine savaş açmayı deneyin ve üçünün de sizi bir şekilde nasıl yere batıracaklarını görün.

Benim yaşam amaçlarım, mutlu olmak, her anı yaşamak ve her şeyi sırayla yapmayı öğrenmektir.

Zamana karşı savaş açmış olduğunuzu hiçbir şey sürekli acele edişiniz kadar iyi göstermez. Hep acele etmek, zenginleşmeyi kafaya takmış olan bireyin yapacağı bir iş değildir. Hayatın amacı, onu çarçabuk yaşayıp bitirmek olamaz.

Belki de yaşamınızın hızlı temposunu hiç düşünmediniz. Ama düşünmeniz gereken şey, hayatın, istediğinizden çok daha önce aniden sona erme olasılığıdır. Eğer yavaşlamazsanız, o sona gençken ve çok daha hızlı ulaşırsınız.

Geleceğin ne getireceğini düşünerek kaygılanmayı bırakmak da çok önemlidir. Geleceğinizin şimdiden daha iyi olmasını istiyorsanız, gelecekte yaşamaya çalışmak yerine, bugünü yaşamalısınız.

Bugüne kadar zevkine varmadığınız şeylerin tadını çıkarmak için biraz durun ve nefes alın. Hızlı yaşamak nedeniyle kaybettiğiniz, unuttuğunuz veya yer değiştirttiğiniz bütün o iyi kitaplar, gerçek dostluklar, artistik arayışlar, hobiler, arzular ve kişisel düşler gibi değerlerin, hazinelerin ve becerilerin bir envanterini çıkarın.

Sürekli olarak kısa vadeli mutlulukları yaşamak, uzun vadede mutlu olmanın en iyi yoludur. Şimdiki zamanda iş ve eğlence arasında sağlıklı bir denge kurmak önemli. Bu çalışma ve eğlence arasında olması gereken dengeyi gelecekte kurmak için ertelemek, aynı sevişmek için emekli olmayı beklemek gibidir. Bu beklemelerin hiçbiri işe yaramaz.

Aklınız en büyük hazineniz olabilir, ama size oyun da oynayabilir. Sizi hem çalışmak, hem de rahatlama, sosyal girişimler ve diğer boş vakit etkinliklerini içeren doyurucu ve dengeli bir yaşam tarzına yetecek kadar vakte sahip olmadığınıza inandırmak, işte o aklın pis şakalarından biridir. Belki de bir kere daha düşünmelisiniz! Bir günde 1,440 dakikanız ve 86,400 saniyeniz var. Bu, rahat, mutlu ve doyurucu bir yaşam tarzına sahip olan insanlar da dahil olmak üzere, dünyada yaşayan herkesin sahip olduğu toplam vakittir.

İnsanın, hayatın sunduğu güzel şeyler için daha fazla vaktinin olması aslında kolaydır, işte o güzel şeyler için vaktinizin kalmadığını düşündüğünüzde, zamanı daha iyi kullanarak vakit yaratmalısınız. Penn Devlet Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma, bizim vakit darlığı olarak nitelediğimiz şeyin aslında büyük ölçüde yanlış bir algılama olduğunu gösteriyor. Hepimizin önemli ve eğlenceli şeyleri yapacak kadar vaktimiz var, ama onu bilinçsizce harcıyoruz. Vaktimizi sadece yüzde 30 veya 40 oranında daha iyi kullanabilsek, vakit darlığı denen şeyi yaşamayacağız.

Rahatlamaya vaktinizin olmadığı an rahatlama zamanıdır. Sydney J. Haris

Hayatta daha çok vakte sahip olmanın yolu, acele etmek ve bir güne daha çok işi sığdırmak gibi duruyor. Belki siz de bunu yapmayı denediniz, ama her seferinde vaktinizin daha da daraldığını yaşadınız. Şu Hollanda atasözünün bir hikmeti olmalı: “Ne kadar acele gidersek, o kadar geriye düşeriz.” Zamanı, kendi işinizi kendi hızınızda yaparak aşabilirsiniz. Tekrar edeyim, kalabalıkların ne yaptığını unutun. Her kes, hayatının hızını gün be gün arttırıyor gibi gelse de, sizin onlara uymanız gerekmiyor. Modern dünyanın, sizin yaşam tarzınızı etkileyen baştan çıkarmalarına boş vererek, kendi fiziksel ve ruhsal mekanınızın kontrolünü elinize alın.

Günlerinizi uzatmak için acele etmeyin, tam tersine yavaşlayın. Her bir dakikayı yaşamanın, vakti büyülü bir şekilde arttırdığını göreceksiniz. Yavaşladığınızda artık zamana karşı savaş yürütmeyecek, onun efendisi olacaksınız. Is ter ilk romanınızı yazmak, ister parkta yürümek, ister komşunuzla konuşmak, ister duş almak olsun, her bir etkinliğin içinde olmak ve yaptığınız işi sevmek, göreceksiniz dünyayı sizin için daha yavaş döndürecek.

Bir dahaki sefere, günbatımının zevkine varmak için vaktinizin olmadığını düşündüğünüzde, durun ve bunu biraz daha düşünün. Bir günbatımını algılamanın en önemli olduğu an, sizin ona verecek vaktinizin olmadığı andır. Güneşin batışını seyretmeye vereceğiniz on dakika, size dün yayı yakalamak için saatlerce koşuşturmaktan çok daha faz la fırsat verecek. Şaşıracak ama dünyanın gerçekten sizin için yavaşladığını göreceksiniz.

Ne kadar çok günbatımının keyfini çıkarırsanız, hayat o kadar rahat ve telaşsız olacak. Dahası, yapmaktan hoşlandığınız işlere daha fazla kalite katmak için, diğer etkinliklerinizin sayısını azaltmanın önemini kavrayacaksınız. Yavaşladığınız ve hayatın tadına vardığınız için hiç kimseye özür borçlu değilsiniz. Birisi gelip size böyle ne olduğunu sorarsa, ona, kitabımı okuduğunuzu söyleyin. Davranışınızı herkes onaylamayacak, ama siz daha derin bir tatmin yaşayacaksınız.

Aşağıda önemli şeylerine daha çok vakit ayırabilmeniz için yardımcı olmasını umduğum küçük hatırlatıcı notlarımı bulacaksınız:

Yavaşlamanın ve Gerçekten Yaşamanın Yolları

* Adına hayat denen o gizemli ve tahmin edilemeyen olgunun tadına varmak için, onun gizini aramayı en aza indirin. Yaşamın zevkine varmak için onu anlamak zorunda değilsiniz.

* Neli dondurma istediğinizin kararı gibi önemsiz konulara bir dakikadan daha uzun süre vererek kıymetli zamanınızı harcamayın. Karar vermekte güçlük çekiyorsanız, yazı tura atın.

* Komşularınızın ne yaptığını izlemeye asla vakit ayırmayın. Sizi ilginç ve güçlü kılacak bir şeyler yapın; bırakın onlar sizi merak ederek vakitlerini harcasınlar.

* Bir insanın yorucu bir işi yapmak için ne kadar az zaman ve çabaya ihtiyacı olduğundan bağımsız olarak, o işi yapmanın mutlaka daha etkin ve verimli bir yolu bulunduğunu unutmayın.

* Bir ışı hızlı yapabilmek için şu üç yöntemden birini kullanın: Ya işi kendiniz yapın, ya o işi yapacak bir uzman tutun, ya da o iş yapmaya değmiyorsa, onu yapılacaklar listenizden çıkarın.

* Önümüzdeki yıl, gündelik TV seyretme sürenizi bir saat azaltın. Bu da size daha değerli aktivitelerde bulunmak için fazladan 365 saat veya on beş tane yirmi dört saatlik gün kazandırır.

* Hem yaratıcı hem seçici olun. Etkinliklerinizi bilgelikle seçin. Vaktinizi ve enerjinizi, bir sürü önemli etkinlik yerine birkaç değerli etkinliğe verin, iki üç değerli

etkinlik için adam gibi çaba sarfetmek insana, bu sürü şey için vasat çaba harcamaktan daha çok doyum ve mutluluk verir.

*  Yanlış insanlara takılmak, kişiye en çok zaman kaybettiren şeylerden biridir. Ne yazık ki, insanlar, bırakın sevmeyi, beğenmedikleri kişilerle çok vakit harcıyorlar. En çok sevdiğiniz kişilerle olun, en az beğendiklerinize sırtınızı dönün.

* Unutmayın, ne kadar çok şey satın alırsanız, şu anda sahip olduklarınızın tadına varmak için gereken zaman o kadar daralır.

* Eğer “mükemmellik” sizin temanızsa, "itidal" şarkınız olsun. Hiçbir projeyi tamamlamanın en mükemmel yolu yoktur; onu aramaktan vazgeçin iyi yapılmaya layık olan ne varsa, mutlaka da daha iyi yapılmak zorunda değildir.

*  Şu üç şeyi birbirinden ayırmayı öğrenin: Bazı şeyler, onları sizin veya başka birisinin yaptığından daha iyi yapılmayı hak ederler. Bazı şeyler, sırf yaşamaya devam etmek için yapılmak durumundadırlar. Bazıları da gerekli değildir ve yapsınlar diye bu dünyanın uyumsuzlarına bırakılmak içindirler.

*  Haftada birkaç defa bir iki saat boyunca hiçbir şey yapmayın. Çok meşgul bir yaşamı olan yazar Scott Peck’e bu kadar çok şeyi nasıl yaptığını sorduklarında, hep aynı cevabı veriyor: “Çünkü günde en az iki saati hiçbir şey yapmadan geçiriyorum.”

*  Zor, yorucu ve vakit alan bir şeyi yaparken, kendinize, eğer o işi yapmazsanız ne olur diye sorun. Cevap hiçbir şey veya ona yakın bir cevapsa, o işi yapmayı bırakın.

* Hayattaki en değerli üç kaynak; zaman, para ve yaratıcılıktan tek sınırsız olanı yaratıcılıktır. Yaratıcılığı birinci kaynağınız yapın, zaman da para da, eskisi kadar az gelmeyecektir.

* Kahve içerken o anı yaşayın. Kahvenizi yavaş yavaş ve tam odaklanarak, sanki bütün dünya siz kahvenizden zevk alın diye durmuş gibi için.

* Kainatı kurtaracak en önemli şeymiş gibi araba kullanmaktan vazgeçin. Durun ve biraz düşünün; sizin seyahatinizin ihtiyaçlar hiyerarşisinde çok önemsiz olduğunu göreceksiniz.

* Her gün, farklı olan ve içinizden gelen bir şey yapmaya otuz planlanmamış dakika ayırın.

* Her gün bir iki saatinizi tek başınıza geçirin, bırakın telefonlarınızı telesekreter halletsin.

* Akşamları günbatımını gerçekten seyredin, güneşin tam olarak batması ne kadar sürerse sürsün.

* Komşularınızla gerçekten sohbet edin; sohbetinizin doğal bir başlangıcı olsun, ama bitişini saat belirlemesin.

* Sabah duşunuzu onun tam keyfine varacak kadar sürdürün.

*  Materyalizm, işkoliklik ve hız bağımlısı bir kültürde, “vakit nakittir” savaş çığlığı olur. En iyisi, vakti nakitle ölçme fikrinden vazgeçmemizdir, çünkü vakit paradan çok daha değerlidir. Doğru slogan, “vakit mutluluktur” olmalı. Buna uyarak yaşayan insanlar daha sağlıklı ve mutludurlar.

* Ne kadar sıkı çalışırsanız çalışın, daha fazla zaman kazanamayacağınızı unutmayın. Ne kadar paranız olursa olsun, zamanı satın da alamazsınız. Yani, zamanı bilgelikle harcayın, para harcarken konuşturduğunuzdan çok daha fazla bilgelikle.

Hepsinden önemlisi, bugün hayattaki son gününüzmüş gibi tadını çıkarın, çünkü olabilir de. Bunu aklınızda tutun ve mutlu anı arayarak vakit kaybetmeyin. Siz, o ansınız!

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült