Kişisel Gelişim

 

 

Sözlü Karateye Karşı Sözlü Judo

Dr. George J. Thompson & Jerry B. Jenkins


Basitleştirme riski olmakla birlikte, gerçekte sadece iki tür dil olduğunu söyleyeyim: Sözlü Judo ve Sözlü Karate. Judo, önceden de söylediğim üzere, kişilerin silah kullanmadan kendilerini korumaları amaçlı bir spor olarak geliştirilmiştir. Karate ise el ve ayaklarla atılan keskin ve hızlı darbeler ile karakterize edilen bir nefsi müdafaa sistemi olarak tanımlanmaktadır.

Dolayısıyla benim için Sözlü Karate eşinize, çocuklarınıza, patronunuza, çalışanlarınıza, herhangi birine çıkıştığınızda adeta nasırlı elin tersini kullanır gibi bir patlamadır. Dilinizin ucuna geliveren sözcükleri zararlı ve yıkıcı bir biçimde kullandığınızda dilin en kolay kullanımına, Sözlü Karateye, başvurmuş olursunuz.

Profesyonel dünyada Sözlü Karate dilin profesyonel olmayan kullanımıdır çünkü sözcükleri kendi kişisel duygularınızı ifade etmek için kullanırsınız. Karşınızdaki kişilerle iletişim kurmazsınız ve temel olarak da hedefi şaşırırsınız.

Fiziksel karate dövüştüğünüz, atağa geçtiğiniz, tekme attığınız, giriştiğiniz saldırgan bir sistemdir. Bu yaklaşım sözlü iletişime aktarıldığında, yapması kolaydır fakat işe yaramaz. Hem fiziksel karateyi hem de Sözlü Karate’yi profesyonel olarak otuz beş yıl boyunca kullandıktan sonra, diyebilirim ki Sözlü Karate bana bir kez dahi yardımcı olmamıştır. Ve ben bu konuda bir uzmandım.

Aslında, sözlü karate benim için düşünebildiğimden de çok daha fazla köprüyü yakmış, daha fazla insanı uzaklaştırmış ve daha fazla fırsatı kaçırmama sebep olmuştur. Ah, genellikle geçici bir süreliğine kendimi iyi hissettirirdi. Eğitimli konuşmam, fiziksel cesaretim ve varlığım ile maço ses tonumun kombinasyonu yardımıyla birini fırçalar ve gününü gösterirdim. Sahiden de gösterdim! Ama kendi kaşındı! diye düşünerek çalım atardım.

Birkaç saat sonra, istisnasız, alnıma vurup şöyle düşünürdüm, Keşke öyle demeseydim! Neden öyle söyledim ki? Neden açtım sanki o koca çenemi?

KÖTÜ HABER

Elbette genellikle geri döner ve özür dilemek zorunda kalırdım. İşin kötü tarafı ise, sözlü suiistimalin hiçbir özrü yok. Umabileceğiniz en fazla şey sözcüğü ağzınızda geveleyerek bir özür (ayırma ifadelerimde de kullandığım gibi) çıkarmak olacaktır çünkü zararlı sözcükleri hiçbir şekilde geri alamazsınız. Söylediklerinizi geri aldığınızı söyleyebilirsiniz ama on yıl sonra gidin sorun bakalım o kimse söylediğiniz kaba şeyleri hatırlıyor mu? Büyük ihtimalle hatırlayacaktır.

İnsanlar sözlü suiistimali asla unutmaz. Başka bir suiistimal türünden çok daha derine batar ve işler. Değer verdiğim birinin bana hakaret etmesindense bir kılıçla yaralanmayı tercih ederim. Öğretmenlerinizin, sınıf arkadaşlarınızın ya da yaşıtlarınızın sizinle alay ettiği o çocukluk yıllarınızı bir düşünün. Bunları unuttunuz mu? İşte bu yüzden, dili çok daha yetkin kullanmayı öğrenmeliyiz. İşte bu yüzden Sözlü Karateden kaçınmalı ve Sözlü Judoyu bağrımıza basmalıyız.

KİBAR YÖNTEM

Fiziksel judo 1882 yılında Dr. Kano tarafından icat edilmiştir. “Acı” anlamına gelen jujitsu’dan türemiştir. Judo, 4. Bölüm’de de söylediğim gibi, acılı yöntemden ziyade kibar yöntem anlamına gelmektedir. Daha önce bir judo karşılaşması gördüyseniz, bunda kibar olan ne diye merak edebilirsiniz. İnsanlar fırlatılıyor ya da ayakla yere atılıyor. Kibarlığı teknikte yatıyor. Yaklaştıklarında insanlara karşılık olarak saldırmıyor ya da vurmuyorsunuz. Bunun yerine, onlarla birlikte hareket ediyor, dengelerini bozmak için hızlarını kullanıyor ve ardından yere seriyorsunuz. Birini yere atma şekliniz o kişinin bu düşüşten sıyrılıp yuvarlanmasına olanak sağlıyor. O halde, Sözlü Judo, incitici nitelikte olmamalıdır. Karşı koyucu bir nitelikten ziyade yeniden yönlendirici olmalıdır.

KELLEY VE ARABA

Tüm savaş sanatları yeniden yönlendirmeye dayanır. Yeniden yönlendirme kavramını, ilk kez sözlü iletişimde bir eğitim oluşturmaya çalışırken öğrendim. Boşandım (çünkü başta dili nasıl kullanacağımı bilmiyordum ve eşime çok kere çıkışmıştım) ve ardından on altı yaşındaki kızım Kelley benimle birlikte yaşamak için Albuquerque’ya geldi (onun da evde sözcükleri kullanma sorunu olduğu belliydi).

Bana taşındıktan birkaç hafta sonra Kelley bana bir taleple geldi. “Baba, yarı zamanlı çalışıyorum ve liseye gidiyorum ve bana bir araba lazım.”

Şimdi, yeni bir iş oluşturmaya çalışıyordum ve meteliksizdim. Pansiyon tipi küçük bir evde yaşayarak faturalara yetişmeye çalışıyordum; yani her ne kadar meşru olsa da Kelley’in isteği beni çılgına çevirdi. Bu ne kendini bilmezlik! Bu ne şükürsüzlük! “Saçmalama! Nasıl bir istek bu? Şu anda bunun için param olduğunu da nerden çıkardın?” demek istedim. Bu sözcükler ilk anda ağzıma gelenlerdi fakat sevdiklerime çıkışmaya dair yeteri kadar dersimi aldığımdan olsa gerek kendimi kontrol edebildim.

Bunun yerine, bu prensipler üzerinde çalıştığımdan, dedim ki “Pekala, Kelley, eğer sana bir araba alırsam, muhtemelen onu tamamen bakımlı tutacaksın değil mi?”

“E tabii ki baba, kesinlikle.”

“O zaman gidip bunun ne anlama geldiğine bir bak, sonra geldiğinde yine konuşalım,” dedim.

Açıkçası, tek yaptığım onu ertelemekti. Sadece başımdan bir süreliğine gitsin istiyordum çünkü aksi takdirde kendimi toparlayamayacaktım.

Birkaç gün sonra gelip “Baba bana bir bisiklet alsana,” dedi.

Ben de “Ne? Arabaya ne oldu?” diye sordum.

O da “Dalga mı geçiyorsun? Bakım ve sigortanın bana ne kadar patlayacağını biliyor musun sen? Bir de ruhsat ve işleme masrafları var, benzin ve mazotu saymıyorum bile. Arabaya benim gücüm yetmez. Neden bana bir bisiklet almıyorsun?” dedi.

İçimden Harika, George! Binlerce dolar kurtardın! diye geçirdim.

Fakat devam etti. “Biliyorsun baba, fark ettim ki gezmeye başladın, arabanı havaalanında bırakıp park ücreti ödüyorsun. Havaalanına gidip eve gece geç saatte dönmek ve evde seni karşılayacak birinin olmaması yalnızlık hissi veren bir şey olmalı. Soğuk havalarda da arabanın orada durması da iyi değil. O yüzden bana bir bisiklet al, sen de şehirdeyken ben bisiklete binerim, sen arabayı kullanırsın. Ben de sosyal hayatımı ona göre ayarlarım, seni zamanında havaalanına götürüp alırım böylece senin için de kolay olur. Bu şekilde sen yokken ben de arabayı kullanır ve sen döndüğünde de eve getiririm.”

Elbette Kelley’in planı harika bir plandı ve işe de yaradı. Farkında bile olmadan, dikkatini başka bir yöne çevirmiş ve gerginlik yaratarak normalde haftalarca sürebilecek bir tartışmayı başlatmaktan kurtulmuştum. Gerginlik işe yaramazdı. Yeniden yönlendirme işe yaradı ve onun benden daha yaratıcı olmasını sağladı. Sözlü Judo, onu keşfeden ve geliştirmeyi uman yegane insan için hayata geçirilmişti. Farkında bile olmadan Kelley aslında Sözlü Judo’yu benim üzerimde uygulamıştı.

UYARLAMA YOLUYLA USTALIK

Sözlü Judo en basit şekliyle amacınıza ulaşmak için sözcüklerin kullanımıdır. Alıcı kitleniz ile iletişimde kalmalı ve sözcüklerinizi maksimum etkililik ile minimum çaba ile kullanmalısınız. Neden insanları kışkırtasınız ki? Uyarlama yoluyla bir tür ustalık da yapılabilir. Ben Kelley’in talebini geri çevirmedim. Yaratıcı olana dek oluruna bıraktım ve dikkatini yeniden başka bir yere odakladım. Sözlü Judonun dil ile aklın savaş sanatı, insanın kendi içinde sakin kalabilme, alıcı kitlesini değerlendirerek doğru zamanda doğru kişi için doğru sözcükleri bulabilme yeteneği olduğunun farkına varıyordum.

Aristo dinleyici kitlelerinin bulunmadığını, yaratıldığını söylemiş. Kızgın ve düşmanca tavır içinde olan insanlara takılıp düşebilirsiniz fakat yetenekliyseniz, davranışlarını iki dakika içerisinde sakinleştirip yeniden yönlendirebilirsiniz.

GÜÇ SEÇENEKLERİ

İkna etmekteki amaç gönüllü bir uyum yaratmaktır. Belirgin bir otoriter rol oynuyorsunuz diye bunu bekleyemezsiniz; olmasını sağlamanız gerekir. Büyük İletişimcilerde bu sanat vardır. Bir şekilde, yapılmasını istedikleri şeyleri başkalarının da istemelerini sağlarlar.

Gönüllü bir uyum yaratırken hangi güç seçenekleri vardır? Birincisi, ilginçtir ki, sizin kendi varlığınızdır: Bir ortama girişiniz, yaklaşımınız, kendinizi taşımanız, duruşunuz, hatta hislerinizi yüzünüze yansıtışınını. Polis memurlarına ve şirket çalışanlarına profesyonel varlığın, bir ortama girdiklerinde nasıl göründüklerinin önemini öğretiyorum.

Örneğin, tipik bir hatayı ele alalım: yanlış yüz ifadesini kullanmak genellikle yanlış sözcükler eşliğinde. Pek çok kişi kızgın, kaşlar çatık ve somurtan bir yüz ifadesi takındıklarında insanların sakinleşeceğini ve durumun kontrolünü ele alacaklarını sanırlar. Bu kimseyi sakinleştirmez. Eğer birini sakinleştirmek istiyorsanız, sakin, hoş ve ilgili bir tavır takınmak sizce de faydalı olmaz mı?

KAÇ TANE YÜZ?

Birini sakinleştirirken bir yüzünüz, ilgili görünmek için başka bir yüzünüz, endişeli durmak için bir başka yüzünüz ve biri sizi küçük düşürmeye çalıştığında da yine başka bir yüzünüz olmalı. Her gün onlarca yüz takınıyoruz. Hangisini ne zaman kullandığınız, ikna sanatı ve Sözlü Judonun temelinde yatan ana fikir olan gönüllü uyum sağlamadaki başarınızı belirleyecektir.

Mount Rushmore’un donuk hizmet yüzü işyerlerinde, devlet dairelerinde hatta hastanelerde genellikle karşılaştığınız türdendir. İnsanlar hiç de mutlu görünmez. Peki ya tezgahtarların Gülümse rozeti takıp somurttukları perakende dükkanlarına ne demeli? Bu yüzler hiç de uygun değildir.

Bukalemunun yeteneğini öğrenin, ben bir bukalemun resmini rozete iliştirerek seminerlerimde dağıtıyorum. Bukalemun çevresine adapte olabilme yeteneği sebebiyle etkin bir İletişimcinin iyi bir temsilidir. Ortama uyum sağlamak için bukalemunun renk değiştirmesi gibi siz de değişen durumlara uygun yüzler takınmaksınız. Bukalemun hayatta kalır çünkü uyum sağlar. İçinizde ne hissederseniz hissedin, dışarıdan iyi görünme yeteneğini geliştirmek zorundasınız söylediğiniz şeyi duruma uygun bir yüz ifadesi ve tavır ile desteklemek.

Bu hemen hemen hiçbir yerde öğretilmez. Ülkedeki polis memurlarına ellerindeki ilk güç seçeneğini sorduğumda genellikle sözcüklerle açıklamak cevabım veriyorlar. Doğru değil. Profesyonel varlıktır, iyi görünmektir. Duruma uygun bir duruş ve varlık sergilemelisiniz.

İki numaralı güç opsiyonu sözcüklerle açıklamaktır: Doğru zamanda doğru kişi için doğru sözcükler. Napolyon’un da söylediği gibi: “Bir ordudan daha kuvvetli olan şey iyi söylenmiş bir sözcüktür.” Pek çoğumuz baskı altında yetenekli bir biçimde iletişim kurmayız fakat kariyerlerimiz bütünüyle buna bağlıdır. “Sakin ol!” ifadesinin neden hiç kimseyi sakinleştirmediğini önceden de görmüştük. Neden “Her şey yoluna girecek. Ben bunun için uğraşıyorum,” gibi bir ifade kullanmayasınız?

Bir kriz içindeyken insanlar birbirini geçersiz kılan bu iki güç seçeneğini hatırlarsa iletişimi geliştirme anlamında oldukça büyük bir gelişme kaydederler. Başka bir eğitim ya da beceri olmaksızın doğru sözcükleri kullanarak ve doğru tavrı takınarak doğru yolda ilerlerler.

DÖRT TANE GÜÇ SEÇENEĞİ DAHA

Eğer sözcükler yetmezse ki bu bazen görülür bu durumda seçenek üçü zorlayın: Birini tutup “Gel buraya!” adı verilen savaş sanatı tekniklerini kullanmak. Elbette bunlar yasayı uygulamakla yükümlü personel ile sınırlıdır ve gönüllü itaati mümkün olan en düşük acı seviyesinde sağlamada yardımcı olurlar.

Dört numaralı güç seçeneği ise yapay caydırıcıların kullanımıdır kimyasal sprey, oyuncak silah gibi geçici olarak hareketsiz bırakan ve böylece polis memurunun gönüllü itaat oluşturmasını sağlayan güç türü.

Cop ya da gece dayağı gibi etki araçlarının kullanıldığı beşinci seçenek kişileri şiddete maruz bırakmak ya da kalıcı olarak yaralamak üzere tasarlanmamıştır. Bu etki araçları diğerlerinden daha yüksek bir acı seviyesinde fakat yalnızca gerektiğinde gönüllü itaat sağlamak için kullanılır.

Altıncı seçenek ölümcül zor kullanmadır ve elbette bunun gönüllü itaat ve uyum yaratmakla hiçbir ilgisi yoktur. Ölümcül kaba kuvvet, zor koşulan bir itaat için kullanılır ve yakın risk ve davaya bakmaktan çekinilmesi gibi (başka hiçbir güç seçeneğinin mevcut olmadığı anlamına gelir) söz konusu uç önlemlere ne zaman izin verildiğini belirten birtakım sıkı kuralları vardır. Kuşkusuz, pek çok kişi için güç seçenekleri çok daha kısıtlıdır.

SİZİN SEÇENEKLERİNİZ

Amerikan iş sektöründe ya da evde olsun sözcükler işe yaramadığında bir sonraki güç seçeneğini bilmeniz önemlidir. Bunu yapmayı ne kadar çok isteseniz de (dürüst olun!) birini kelepçeleyip bir sopayla dövemeyeceğinize ya da üzerine atlayamayacağınıza göre, bir sonraki hamlenizin esaslı olması önemlidir. Bu yazılı bir uyarı, bir tür transfer, para kaybı ya da ayrıcalık mı? İyi bir İletişimcinin sırlarından biri de sistemi tanımaktır. Davranış biçimi anlamında çok iyi bir donanıma sahip olduğunuzdan emin olun. Pek çok insan, gerçekleştirmeye güçlerinin olmadığı tehditler savurur. Aile Noel vaazında, gece yarısına az bir zaman kala, hiçbir alakası yokken küçük çocuğunu, “Eğer uslu durmazsan seni gidip arabaya bırakırım,” diye azarlayan anneye ne demeli? Peki.

Neyi hangi seviyede uygulayabileceğinizi bilin. Bu size güven ve güvenilirlik verecektir. İngilizce hali credibility olan ve Latince “inanıyorum” anlamındaki credo sözcüğünden kökünü alarak türeyen güvenilirlik sizin sözcük kullanımınızla başlar ve biter.

Benim iletişim yeteneğimin başlangıcı sorunun ben olduğum gerçeğini kabullenmemle gerçekleşti. Eşinizle, çocuklarınızla ya da işyerinizdeki sorunların belki de aynanızda olabileceğini kabullenirseniz baskı altında yetenekli olabilme düzeyinizde gözle görülür değişimler başarabilirsiniz. Tekniğe odaklanın, hedefe odaklanın. İş hayatı ve özel hayat anlamında hayatta kalabilme yeteneğiniz sözcükleri yetkinlikle kullanabilmenize bağlıdır ve zaman zaman da bu daha sert zor kullanma seçeneklerine yönelme anlamına gelir. Polis memurunun elindeki araçlar sizde bulunmaz ya da (umuyorum ki) zaten bunlara ihtiyacınız yoktur ama yine de normalden daha sert sorun durumları ile başa çıkabilmek için bir sistem bulunmaktadır.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült