Kişisel Gelişim

 

 

Sizi Korkutan Her Şeyden Daha Güçlü Olun

Guy Finley


“Sıra kendime zarar verdiğim durumlardan kendimi kurtarmaya gelince, cesur olmak istiyorum, ama geride bırakmaya yaklaştığım her seferde, gerçekten korkuyorum. Ve ne zaman korksam, adeta her şeye daha da sıkı tutunuyorum! Bu korkuyu geçirmenin bir yolu var mı? Özgürlüğü bulmaktan fazla korkmuş olabileceğim düşüncesinden nefret ediyorum.”

“Evet, çıkıp gitmektense mevcut olana tutunmak isteyecek bu parçanızı aşmanın bir yolu var. Yine de, bu korkuları gerçekten geride bırakabilmek için, önce onları yaşamak gerekiyor.” “Ama korkularımın üstesinden gelmeyi denedim ve yapabildiğimce onlarla savaştım, sanırım onların karanlık ve bana sınırlar koyan etkilerinden kendimi kurtaramıyorum.”

“Bunun nedeni korkunun üzerinde egemenlik kurmaya kalkmanız.”

“Peki, sizi bırakıp gitmeyecek bir şeyi geride bırakmak için başka neler yapıyorsunuz? Ondan daha güçlü olmanın bir yolunu bulmanız gerekmiyor mu?”

“Evet, elbette, ama korkuyla savaşmak, ürkütücü bir gölgeyi nakavt edecek bir yumruk atmaya çalışmaya benziyor. Tüm yaptığınız kendi kendinizi yıpratmak. Korkularınızı kesin olarak yere yıkmak için, egemenlik kurma düşüncesini unutmak ve aydınlanmayı düşünmeye başlamak zorundasınız.” “Aydınlanma? Ne demek istiyorsunuz?”

“Kendini aydınlatmaktan bahsediyorum; ne zaman korkmaktan başka bir seçenek olmadığından daha baştan emin olmak yerine, önce bizi korkutanın ne olduğunu anlamak istesek, buna cesaret etsek, içimizde oluşan mucizeden bahsediyorum.”

“Söylediğiniz şey kulağa hoş geliyor, ama söyleyin bana, ne olduğunu anlamak ona karşı duyduğum korkuyu nasıl ortadan kaldırabilir ki?”

“Çünkü eğer yolunuza devam etmeye cesaret ediyorsanız, gerçekte ne kadar korkmuş olsanız da, aynı zamanda bilinçli olarak bu korkularla yüzleşmeyi kabul etmiş olursunuz ve gerçekte korkak olanın siz olmadığınızı görecekseniz.”

“Lütfen... Bu yeni yaklaşım hakkında daha fazla şey bilmek isterim.”

Görünürde ürkütücü bir durum, her ne olursa olsun sorunun kendisi değildir. Korkunç olan, sizin tepkinizdir. İşte bu yüzden ondan korkmak yerine durumunuzun bilincinde olursanız, korkuyla olan ilişkinizi sonsuza kadar değiştirirsiniz. Yalnızca bu özel türdeki bir iç ilişkide gerçek güvenlilik vardır, çünkü artık korkuyla etkileşiminiz yepyeni bir yolla olmaktadır. Artık size ne yapacağınızı ya da nasıl davranacağınızı dikte etmesine izin vermezsiniz. Bunun yerine korkunun bilincindesinizdir. Sakin sakin, onu gözlemlemeyi ve incelemeyi öğrenirsiniz. Ve kendi korkulu tepkilerinizin garip ve sağlıksız doğası hakkında yeni bir şey keşfettiğiniz her gün, onlar sizin üzerinizdeki güçlerini kaybederler.

Niye? Çünkü, sonunda onları aslında her zaman oldukları gibi görüyorsunuzdur: Akıldan yoksun ve mekanik güçler. Yavaş yavaş onlardan daha güçlü hale gelirsiniz, çünkü onları aslında oldukları gibi görerek sizin onları görebileceğiniz şekilde değil yukarı tırmanıp etki alanlarının dışına çıkmakta kendinize yardım etmiş olursunuz. Yaşamınız boyunca endişelenmekle, yaşamınızın direksiyonunu elinize almak arasındaki fark bu içgörüdür.

Korktuğunuzu bilirsiniz. Ama aynı zamanda bu korkuların, özünde, her ne kadar öyle görünseler de, sizi ifade etmediğini de bilirsiniz. Bilinçli olarak korkmanın anlamı budur. Ve bir kez gerçekte ne olduğunu görmeye başladığınızda, yanlış bir tepki sizi esir alamaz. Korku, bizi koruyacak bir kalkan olduğunu sanarak, mevcut yaşam seviyemizin karanlığına tutunduğumuz, kendi kendimizi kısıtlayan bir tepkiden başka bir şey değildir ve her zaman öyle olmuştur. Ancak, sabahleyin en zayıf gün ışığının bile tüm gecenin karanlığını kovması gibi, inatçı bir korkuya yönelik en küçük bir içgörü bile onu geride bırakmamızla sonlanır.

Bu güçlü ilkeyi her zaman için kendinize kanıtlayabilirsiniz. Korksanız bile ilerlemeye devam edin yalnızca. Ancak unutmayın, yeni amacınız cesur olmak ya da korku ile yüz yüze geldiğinizde güçlü ya da güçlüymüş gibi davranmak değil. Hayır. Bunun işe yaramadığını gördük. İsteğiniz şey, korku dolu düşünce ve duygularınıza inanmaktan çok onları yalnızca merak etmek. Eğer bu basit ama değerli yönergeye uyarsanız, yalnızca bu alışkanlıktan doğan, korkmaya ve kaçmaya devam etmenize neden olan tepkileri görmeye başlamayacak, aynı zamanda, onların ardındakini de görmeye başlayacaksınız. İşte gerçek mucizenin olduğu yer burası. Bu olumsuz tepkilerin gerçek doğasına yönelik her yeni içgörü, bu tepkilerin güçlerinin bir kısmını alarak size taşır. Ve onların kaybı sizin kazancınızdır. Artık daha güçlüsünüzdür ve bunu bilirsiniz. Aynı zamanda bilirsiniz ki, bu yeni güç sizi hiç yolda bırakmayacaktır, yalnızca geçici olarak ortada görünen cüretli bir karşıt değildir. Bu yeni gücünüz, eski güçsüzlüğün yokluğudur.

Aydınlanmanın psikolojik olarak kendini korumadan önce gelmesi ilkesi birçok yolla korkuyu korkusuzluğa dönüştürebilir. Şimdi bu yollardan sadece birine bakalım. Ona doğru koşmak yerine ondan kaçmayı tercih edeceğiniz birini tanıyor musunuz?

Çoğumuz tanırız! Yine de şu andan itibaren, sizi her kim korkutursa, ondan asla çekinmemeye kararlı olun. Hatta, korkunun size ne yapacağınızı söylemesine izin vermek yerine, bu her şeyde bir kusur bulmaya meraklı adamın ya da kavgacı kadının üzerine yürüyün ve ne istiyorsanız yapın ya da söyleyin. Varsın bir şeylerin nasıl olması ya da olmaması gerektiği hakkında bir fikriniz olmasın. Siz orada yalnızca kendinizi izlemek ve kendinizi tanımak için bulunuyorsunuz, kendinizi tatmin etmek için bir zafer kazanmak uğruna değil. Eğer olacağı varsa, bırakın bu kişi titrediğinizi görsün. Niye umurunuzda olsun ki? Ayrıca, bu sadece geçici bir durum. Önünüzde duran bu sevimsiz kişi bunu bilemez, ama siz titreyerek, aslında kendinizi sarsarak uyandırmaktasınızdır.

Sizi tepkilerinizin sürüklemesi yerine, ilk kez olarak, geçip gitmelerine izin veriyorsunuz. Bir anlığına, her zamanki benliğinizden ayrı ve içinizde olan bitene karşı olabildiğince uyanık olmak için büyük bir çaba göstererek orada dururken, bu daha önce bilincinde olmadığınız tepkilerin oluşturduğu taşkının kendine ait yaşamöyküsü olduğunu görebilirsiniz şu ana kadar kendi öykünüz olarak bağrınıza bastığınız, sağlam bir zemine oturmayan bir öykü. Ama artık öykünün tamamını görmeye başladınız. Korkular size ait değil. Neden mi?

Korktuğunuz hiçbir zaman başka birisi değildi. Sizi her zaman korkutan tek şey, bu kişi hakkındaki kendi düşünceleriniz. Evet, korkuyu hissettiniz, ancak korku size ait değildi ve sizden daha güçlü birine karşı da değildi. Hissettiğiniz korku, onun sizin hakkınızda düşündüğünü düşündüğünüz şeyde. İnanılmaz değil mi? Kendi düşüncelerinizden korkuyordunuz! Ve bunu görmek, bunu sonlandırır. Şimdi, bu düşünsel Ben’i geride bırakabilirsiniz, çünkü kimse isteyerek korkuyla yaşamaya devam etmez.


 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült