Kişisel Gelişim

 

 

Ruh Eşinizi Mi Arıyorsunuz?

Yunus Sezener


14 Şubat Sevgililer Günü ve benzeri günlerde reklamların birçoğu, “Ruh Eşi” veya “Ruh İkizi” kavramları üzerine kurulu. Bizim ruh eşlerimizi bulmamızın dünyanın en ünlü elmas firmalarının çok umurunda olduğunu sanmıyorum doğrusunu isterseniz... Sonuçta örneğin elmas işi yapan De Beers bize, ruh eşinizi veya ruh ikizinizi bulamazsanız size elmas satmam demiyor!

Bu iki kavramı tek bir başlık altında, “Ruh Eşi” olarak düşünürsek, ruh eşi olmak kişilerin algısında sevgililikten, evlilikten ve hatta hayat arkadaşı olmaktan bile daha yüksek mertebede bir kavram. Aynı zamanda insanların ruh eşi olarak tabir ettiği kişiler, genelde hayat tarzları onlara çok benzeyen kişiler oluyor. Ancak enteresandır ki, ruh eşi kavramına inananlar dahi kendilerinden çok farklı özellikte insanlarla sevgili olabiliyorlar.

Bu kavramı o kadar çok idealize ediyoruz ki; sanki karşımıza biri çıkacak, biz onunla tanışacağız, aşk yaşayacağız ve tabii ki evlenip çocuklarımız olacak. En önemlisi de hiç kavga etmeyeceğiz ve hayat tozpembe olacak... Böyle bir ilişki modeli yok. Varsa da ben hiç görmedim. Zaten böyle bir ilişki olsa da, bana göre sağlıklı bir ilişki olma olasılığı düşük.

Peki bir ruh eşimiz olduğuna inanmak gerçekten bizi mutlu ediyor mu acaba?

Herkesin inancına saygım sonsuz. Ancak bana göre tek bir ruh eşi kavramına inanmak, çoğu kez bizi hayal kırıklığına uğratıyor. Benim sadece tek bir ruh eşim olsaydı, bu kişi şu anda Patagonya’da da yaşıyor olabilirdi, ölmüş de olabilirdi. Hatta kendisine sorsanız, ona göre mutlu bir evliliği bile olabilirdi.

Bana göre ruh eşi kavramına inanmak istiyorsak, tek bir tane değil ancak az çok bize uyabilecek birçok ruh eşi arasından birini seçiyor olduğumuza inanmak; olasılıklarımızı artırıp, bizi çok daha rahat ve mutlu hissettirebilir.

Evinize yakın bir yerde, oldukça yoğun bir caddede yürüdüğünüzü düşünün... En işlek saatte, yanınızdan belki binlerce kişi geçip gidecek. Herkesin bir eşi olduğu bu hayatta, acaba o ilk bin kişiden bir tanesi sizin ruh eşi kabul edebileceğiniz biri olamaz mıydı? Belki üç-beş tanesi bile olurdu... Belki hayatta açık ve kolay uyumlanabilir biriyseniz, elli tanesi bile olabilirdi...

Ruh eşi derken, aslında hayatımızın aşkını aradığımızı söylüyoruz. Peki yalnızca aşık olabileceğimiz birini arasak, o kişi ruh eşimiz olamaz mıydı? Birine aşık olunca, ona aşık kaldığımız sürece o gerçek bir aşksa, başkasına aşık olmuyoruz zaten.

İnsanlar çoğu zaman belki de basit olabilecek bir şeyi kendileri için zorlaştırıyorlar. “Ruh eşi” kavramı da bana işi biraz zorlaştırmak gibi geliyor. Eş seçimi kadar önemli bir seçimle ilgili olarak hayatta mutlaka bir acı çekmeye gerek olmayabilir... Eş, iş, keyif aldığımız şeyler, hayaller, idealler lap diye önümüze düşmeyecek diye bir şey yok ki... Hiç tahmin etmediğimiz kişiler, hayatımızdaki en büyük güzelliklere vesile olabiliyorlar.

Bir ateş yakacaksanız; elinizde kibrit yoksa, siz eliniz nasır olana kadar bir tahta parçasıyla kıvılcım çıkararak ateşi yakmayı deneyebilirsiniz. Ancak yanınızda biri varsa ve onda kibrit varsa; niye ondan kibrit istemeyesiniz ki?

Tabii ki iş sadece bu ateşi yakmakla bitmiyor... O ateşin sönmemesi için de hayatı kiminle paylaşacaksanız, onunla beraber çaba sarf etmek de çok önemli. Ama bu kitabın konusu ilk ateşi yakmak. Önce bir ateşi yakalım da, sonra kiminle beraber sıcacık ateşin karşısında oturacağınıza karar veririz.

Dünyada milyarlarca insan yaşıyor. Bu insanların diyelim ki yarısı kadın, yarısı erkek. Bir kısmı bekar, bir kısmı değil... Bekarsa bile, kendimiz için az çok beraberlik yaşayabileceğimiz bir yaş aralığı olduğunu düşünüyoruz. Genelde mesafe olarak yakınımızdaki birisiyle olmak istiyoruz çünkü ona dokunmak istiyoruz. Sonra en önemli kriterlerden eğitim seviyesi, aile yapısı, sigara kullanımı, evlilik, çocuk vs de araya giriyor. Tabii asıl önemli konulardan biri de; o bizim istediğimiz gibi birisi, bizi isteyecek mi acaba? Hepsi bir araya gelince, geriye ne kalıyor?

İşte bu ruh eşi diye tabir ettiğimiz kişi acaba tek bir kişi mi? Yoksa hiç kişi mi?

Ya da birçok kişiden birisi mi?

Yani bize tek bir kişinin hazır mı gelmesi gerekiyor? Doğada kıtlık diye bir şey yok ki aslında; hep bolluk var. Bir yerde bir su akıyorsa onun akışını ancak biz kesebiliriz. Sevgi ve aşk da böyle; ancak çoğu zaman biz kendimiz onları da kısıtlıyoruz. “Ruh eşi” derken, kendimizi kısıtladığımız gibi...

Daha önce birbirlerine “Biz ruh eşi gibiyiz; elmanın iki yansıyız” diyen ancak boşanan bir sürü çift tanıdım. Sonra da “Ruh eşim değilmiş” dediler. Yani birini ruh eşi diye tanımlıyorsak, bunun bizim onunla beraberken kullanabileceğimiz bir kavram olmaması gerekir aslında. Çünkü o kişi bizi bırakabilir de... Ya da biz onu bırakabiliriz... O zaman bizim dünyada yalnızca bir tane mi ruh eşimiz olacak? Başkasına şans vermeyecek miyiz yani?

Bir çiçek yeşerdiği zaman, tekrar tohum olayım demiyor. Her zaman yeşermeye devam etmek istiyor. Yaşamının sonuna kadar...

Hepimiz her seçimin bir vazgeçiş olduğunu biliyoruz. Müziğin, eksik notalardan ortaya çıkması gibi, ışığın karanlıkta belirmesi gibi, sol taraf olduğu için sağ taraf olması gibi; aslında biz belki birçok kişiye hayır diyoruz ki bir kişiye evet diyelim. Seçtiğimiz bu kişiye, dilersek ruh eşi diyebiliriz ama neden sadece “sevgilim” demeyelim ki?

Belki de ruh eşimiz kendimizizdir... Ya da herkestir... Biz kendimizle bir bütün olduğumuzda, herkesle olabildiğince iyi bir iletişimde olduğumuzda, hayatı bir de birisiyle paylaşmak istiyorsak, o özel kişiyi bulamamak ve en güzelini yaşamamak için hiçbir sebep yok bence.

Hayatınıza giren herkes ruh eşiniz olabilir... Çünkü karşınıza biri çıktığında, unutmayın ki:

• Aynen sizin gibi; bu insan da çok kez düştü ama bir şekilde her seferinde ayağa kalkmasını bildi.

• Sizin gibi; bu insan da takdir edilmeyi seviyor.

• Sizin gibi; bu insan da hayatının birçok anında kararsızlıklar yaşadı.

• Aynen sizin gibi; bu insan da kaç kez ayağına gelen fırsatı tepti.

• Bu insan da yeterince iyi biri.

• Sizin gibi, bu insan da hassas ve kırılgan.

• Aynen sizin gibi; bu insanın da çok büyük bir potansiyeli var.

• Bu insanın gözlerinin içine bakarsanız; onun da çok güzel bir insan olduğunu göreceksiniz. O da sizin gibi çok güzel.

• Sizin gibi, bu insan da sevilebilir. Zaten her şeyi sevgi görmek ve sevgi vermek için yapmıyor muyuz?

• Ve son olarak; aynen sizin gibi, bu insan da çok değerli...

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült