Kişisel Gelişim

 

 

Öğrenme İçin Somut Teknikler

İrfan Erdoğan


Sizlere öğrenmenin etkin hale getirilmesi için eğitimcilerin geliştirmiş olduğu somut teknikleri sunacağım. Kişinin bir şeyler öğrenirken somut olarak başvurabileceği altını çizme, notlar alma, tekrar yapma, özet çıkarma, anlamlandırma, kavram haritaları oluşturma gibi teknikleri ele alacağım.

BOŞ SAYFALARDAN ÇİZİLMİŞ, NOTLAR ÂLİNMİŞ SAYFALARA

İlköğretimden yükseköğretime öğrencilerin ders kitaplarına baktığımda bazılarının tertemiz, sanki hiç kullanılmamış gibi görüm düğü dikkatimi çeker. Bir beşinci sınıf öğrencisinin matematik kitabının öğretim yılı sonu olmasına rağmen tertemiz durmasına çok şaşırdığımı hatırlıyorum. Kitapların özenle kullanılmasına bir diyeceğim yok ama sözünü ettiğim öğrencinin matematik kitabından yeterince yararlanamadığı açıktı. Okuduğumuz kitaplarda geçen bilgilerin altlarını çizmek, satır kenarlarına işaretler koymak, kitapta geçen bilgilerin tetiklemesiyle ürettiğimiz yeni bilgileri kenar boşluğuna not etmek, gerekirse bilgileri kendimize göre sınıflamak kalıcı öğrenme adına son derece önemlidir.

El değmemiş gibi duran kitaplarımızı altını çizerek, notlar alarak kullanmalıyız. Aşağıda bazı öneriler sıralanmakta.

ALTINI ÇİZ(ME)

Başarılı bir öğrenme, dikkatin odaklanmasını ve yoğunlaştırılmasını gerektirir. Dikkat çekici tekniklerden biri, metindeki yazıların altını çizmedir. Altını çizmenin iki yararı vardır. Birincisi, anahtar sözcükleri, temel düşünceleri pekiştirir, böylece gözden geçirme ve anımsama hızlı ve etkili bir şekilde gerçekleşir. İkincisi, seçme süreci, var olan bilgiyle yeni bilginin birleştirilmesine yardım eder.

Ancak altını çizme, okunan metinde önemli ile önemsizin ayırt edilmesine dayanmalıdır. Metnin bütünüyle altının çizilmesi anlamlı olmayabilir.

Altını çizme tekniği küçük sınıflardaki öğrenciler için uygun değildir. Altıncı sınıfın altındaki öğrencilerin önemli bilgiyi belirlemede yeterli olmadıkları, bu nedenle altını çizme tekniğinden yararlanamadıkları ileri sürülmektedir.

İNCELEME SORULARI

Sınavlarda öğrencilere bir metinle birlikte verilen sorularda önce soruları okuyup metne bundan sonra geçmeleri önerilir. Bu şekilde metnin daha dikkatli ve seçici bir şekilde okunacağı düşünülmektedir.

Bu gerçeği göz önünde bulundurarak biz de herhangi bir şeyi öğrenmeye kendi kendimize sorular sorarak başlarsak çabamız daha verimli olur. Herhangi bir öğrenme ortamında (ders, okuma, araştırma, inceleme) kendimize soracağımız sorular, elde edeceğimiz bilgileri belli bir düzen içine yerleştirebilir. Aynı şekilde bir öğrenme sürecinden sonra soracağımız sorular da öğrendiklerimizi belli bir düzen içinde yapılandırmamıza katkı sağlar. Sorular ister önce olsun ister sonra, öğrendiklerimizin ve öğreneceklerimizin belli bir kompozisyon içinde olmasına katkı sağlar. Sorular sayesinde öğrenmeyi anlamlı kılar, kendimizle bütünleştiririz. Soruların bir diğer faydası da dikkatimizi toplayabilmemize sağladığı katkıdır. Özellikle öğrenme etkinliğinden sonra soracağımız sorular, öğrendiklerimizi içselleştirmemize ve anahatlarıyla özet halinde özümsememize de kattkı sağlar.

METİN KENARINA NOTLAR ALMA

Etkili öğrenmede kullanılabilecek bir başka strateji de, metnin kenarlarına notlar almaktır. Metin kenarlarına notlar alma, öğrencinin tekrar etmesine, yeni bilgiye hazır olmasına ve öğrendiklerini kodlamasına yardımcı olur. Not alma, bilinmeyen sözcükleri yuvarlak içine alma, anlaşılmayan yerlere soru işareti gibi işaretler koyma, önemli düşünceleri gösteren işaretler ve açıklamalar, öğrencinin bu kısımlara dikkatini yoğunlaştırmasını sağlar.

BAŞLIKLARA, ŞEKİLLERE, GRAFİKLERE,

ŞEMALARA DİKKAT EDİLMELİ

Metindeki başlıklar, alt başlıklar, şekil, grafik, şema, vb. dikkatin odaklanmasında önemli bir rol oynar. Herhangi bir metnin okunmasından önce başlıkların ve tabloların, şemaların gözden geçirilmesi bundan ötürü önemli bir tekniktir. Bu şekilde önemli düşünceler önceden bir araya getirilmiş ve örgütlenmiş olur. Böylece konu hakkında kuşbakışı bir fikir elde edilmiş olur ve öncelikler belirlenebilir.

ANLAMLANDIRMA

Bilginin kalıcı olabilmesi için önemli bir stratejidir. Öğrenmeyi anlamlandırmak için aşağıdaki teknikler uygulanabilir.

Eklemleme: Var olan bilgi ile yenileri arasında ilişkiler kurulmasını sağlar. Bu süreçte yeni bilgi daha anlamlı hale gelecek, kodlama kolaylaşacak ve daha belirgin olacaktır. Eklemleme teknikleri, yeni bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçişine yardımcı olur. Örneğin anlamlı bir tarihle, birisinin yaş günü ile ilişkilendirmek, ezberlenmek istenen bir telefon numarasını anlamlı hale getirecek ve uzun süreli bellekte kalma olasılığını artıracaktır. Eklemlemenin başka bir yolu da düşünceler ya da özellikler arasındaki benzerlikleri ve ayrılıkları ortaya koyan karşılaştırmalardır.

Örgütleme: Yeni öğrenilenlerin anlamlılığını artırmak amacıyla kullanılan bir diğer teknik de örgütlemedir. Örgütleme stratejileri gruplama, terim ya da düşünceleri bir araya getirme, küçük alt parçalara bölmeyi içerebilir. Ayrıca önemli düşünceleri belirlemeyi ya da daha geniş bilgiden ana düşünceleri çıkarmayı da içerir. Örgütleme stratejisini kullanan kişi materyali yeniden yapılandırarak düzenleyecek ve kendisi için anlamlı hale getirecektir. Yeniden düzenlemede not alma, özetleme gibi teknikler kullanılır.

Not alma: Yeni bilgilerin, var olan bilgiyle etkili bir biçimde ilişkilendirilmesine ve işlenmiş bilginin düzenlenmesine yardımcı bir tekniktir. Not almada, bireyin kendi cümlelerinin kullanılması, ana düşüncelerin saptanması, önemli düşünce ve noktaların özetlenerek birleştirilmesi önemlidir. Özellikle karmaşık bilgileri karşılaştırma ve not almada tablo kullanma önerilebilir.

Tablo: Yapı ve düzenleme sağlar, önemli bilgiyi belirlemede yardımcı olur, karşılaştırmayı kolaylaştırır. Tablo, gelecek çalışmalar için de somut bir referans olarak, bilginin uzun süreli bellekte depolanmasında etkili olur.

Özetleme: Yazılı bir materyalin özetlenmesi de etkili bir öğrenme yoludur. Özetleme ile metinin anlaşılması ve anımsanması kolaylaşır. Özetleme için;

•   anlamlı okuma,

•   önemli düşünceleri belirleme,

•   kendi tümceleri ile içeriği oluşturma gereklidir.

Böylece öğrenen kişi, bu ilkeleri kullanarak bilgiyi yeniden örgüt* ler ve anlamlı hale getirir.

Özetlemede izlenecek adımlar:

1.  Metindeki önemsiz bilgiyi belirlemek ve çıkarmak

2.  Metindeki ana düşünceyi belirlemek ve kendi sözcükleri ile anlatmak

3.  Her paragraftaki ana düşünceyi belirlemek ve yeniden anlatmak

4.  Metinin ana düşünceleri ile yardımcı düşünceleri anlamını bozmadan kısaca bütünleştirmek

ANAHATLARA DİKKAT EDİLMELİ

Genellikle kitaplarda her bölümün ilk sayfasında, kitabın anahatları gösterilir. Böylece okuyucu temel başlık ve alt başlıkları inceleyerek ilişkileri gözden geçirebilir.

Öğrenme kaynaklarımızın başında gelen kitaplarda, sunulan bilgileri anahatlarıyla anlatan alt başlıklar, kenar yazıları, resimaltı yazılar, şekiller yer alır. Kitapların, öğrenmemizi kolaylaştıran bu özelliğine dikkat etmek, bundan yararlanmak gerekir.

Ders, seminer, konferans, vb. ortamlarda da öğretmen veya konuşmacılar belirli yerlerde yaptıkları vurgular, tekrarlar, verdikleri örneklerle en önemli noktaları açıklarlar. Öğrenen kişi bu noktalan dikkatinden kaçırmamalıdır.

ZİHİNSEL İŞLEYİŞE İLİŞKİN FARKINDALIK

Herkesin farklı tarzda öğrendiği bir gerçek. Öğrenme yöntemleri

ise genel, yani herkese yöneliktir. Öğrenim biçimine aykırı olan belli bir yöntem kişiye yarar sağlamayabilir. Örneğin şekillerle, şemalarla iyi öğrenen bir kişinin dinleyerek öğrenmesi zor olabilir.

Kişi zihinsel işleyişinin bilincinde olmalı, hangi koşullarda iyi öğrenebildiğini bilmelidir. Bu doğrultuda iyi öğrenebilmesi için en uygun stratejiyi seçme, kullanma, izleme ve değerlendirme, yeniden düzenleme yeteneğine de sahip olması gerekir.

DUYUŞSAL ETKENLERLE İLGİLİ FARKINDALIK

Öğrenirken bazı duygusal etkenlere bağlı güçlüklerle de karşılaşılabilir. Örneğin, çalışırken dikkatin dağılması şeklindeki bir sorun, radyonun açılması, birisinin içeri girmesi gibi duyuşsal olarak niteleyebileceğimiz etkenlerden kaynaklanıyor olabilir. Sağlıklı bir öğrenmenin gerçekleşmesini istiyorsak bu etkenlerden oluşan engellerin de ortadan kaldırılması gerekir.

Bu nedenle birey kendisi için öğrenmesini en iyi destekleyen çevresel özellikleri belirleyip düzenleyerek ruhsal yapısını öğrenme için en uygun duruma getirmeye çalışmalıdır. Başka bir deyişle, bulunduğu ortamı öğrenme için düzenlemelidir. Örneğin; kütüphanede sessiz bir yer bulmalı veya çalışma masasını düzenlemelidir.

Öğrenciler, öğrenilecek konunun kendilerine ne derece uygun olduğunu belirlemelidir. Bunun için şu sorular sorulmalıdır: "Bu benim için önemli mi?", "Benim için şimdi ve gelecekte değeri nedir?", "Bunu neden öğrenmem gerekir?" Bu sorulara verilecek olumlu yanıtlar, ilginin devam etmesine ve öğrenme coşkusunun oluşmasına yardımcı olur.

Sonuç olarak, bireylerin öğrenirken, kendileri için en iyi yolun ne olduğunu, duygusal açıdan nasıl olmaları gerektiğini bilmeleri, örneğin "Ben bir telefon konuşmasının ardından veya tuttuğum takımın herhangi bir müsabakası sırasında iyi öğrenemiyorum ya da birisi anlattığı zaman daha iyi anlıyorum" diyebilmesi, bunun için de kendisini, zihinsel süreçlerinin aşağı yukarı nasıl işlediğini bilmesi ve öğrenmesi gerekir. Birey kendini duyuşsal açıdan tanıdığında öğrenme sürecini de kendi kontrolüne alarak etkin bir biçimde yönetebilecektir.

BİLİNENİN VE BİLİNMEK İSTENENİN FARKINDA OLMAK

Adamın biri bilmediği bir köye gitmek üzere yola koyulmuş. Yolda karşılaştığı bir yaşlıya köye nereden gideceğini, yolun ne kadar sürdüğünü sormuş. Yaşlı adam yolu tarif etmiş, ne kadar sürede varacağını ise bilmediğini söylemiş. Yabancı gösterilen yolda biraz ilerlemiş ki arkasından seslenmiş: "Bir saatte ulaşırsın! Şaşıran yabancı, yaşlıya dönerek az önce neden cevaplamadığını sormuş. Adam, "Senin nasıl yürüdüğünü bilmiyordum ki," demiş.

Çalışmaya-öğrenmeye başlarken neler bildiğimizi, daha neleri bilmek istediğimizi ortaya koymalıyız. Bu şekilde öğrenme, ilgimiz, bilgilerimiz ve sorularımız üzerine inşa edilmiş olur. İlişkileri ve bağlantıları daha iyi kurabiliriz. Öğrendiklerimizi hayatımızla daha iyi bütünleştirebilir, dolayısıyla öğrenilenleri daha anlamlı hale getirebiliriz.

HIZLI ADIMLARLA İLERLEMEK

Bir portre çizen, resme ayrıntılarından başlamaz; hızla anahatları çizer. İnceliklere bunun ardından girer.

Ülkemizde hakim olan öğrenim anlayışında ilerleme biraz yavaştır. Konular iyice pekiştirilerek işlenmeye, öğretilmeye çalışılır. Öğretmen bir konuyu işlerken işi sağlama alma adına birçok örnek verme konusunda özen gösterir. Böyle bir yaklaşım, ayrıntıya veya belli bir kısma takılıp kalmaya neden olur. İnsan beyni ise hızla çalışır ve bazı parçaları eksik olsa bile bütünü görmeye eğilimlidir. Beynin bu özelliği ile uyum içinde olan bir öğrenme süreci için bütünün bir an önce görülmesi gerekir.

Öğretimin mevcut yapılanması ise aşırı basamaklaşma, üniteleşme, sınıflaşma üzerine kuruludur. Öğrenilenler arasında kopukluklar, sınırlar vardır. Buna dayanılarak belli bir sınıftaki öğrencilerin belli konularda bilgiye sahip olabileceği varsayılır. Bu ise gereksiz bir kalıplamadır. Böyle bir anlayış çerçevesinde eğitim gören kişi daha üst seviyelere çıkabilecek potansiyele sahip olsa bile belli düzeyde kalır.

İşte bu engeli aşmak için kişi bütünü görebilecek şekilde hızla, kendisini bulunduğu sınıfa göre kalıplamadan ilerlemelidir. Bu nedenle, öğretim süreci içindeki tüm kişilerin daha geniş perspektifli bir yaklaşım içinde olmaya özen göstermeleri önemlidir.

AŞAMALI VEYA KATMANLI OLARAK ÖĞRETİM

Yukarıda söylediklerimizi tamamlayan bir öneri de aşamalı ve katmanlı ilerlemedir. Bu, konuyu bir seferde öğrenme yerine o konuya zaman zaman dönerek öğrenmektir.

Lisansüstü ve doktora öğrencilerime hazırlayacakları tezi önce bir taslak halinde baştan sonra yazmalarını, sonra da belli bir seyir içinde ayrıntılara girerek çalışmalarını tamamlamalarını öneririm. Bu şekilde konuyu bütün halinde görebileceklerdir. Önerimi izleyen öğrencilerimin çalışmalarını güven içinde sürdürdüklerini gördüm her zaman. Çoğu yazarın da kitaplarını bu şekilde yazdıklarını biliyorum.

SORUYA CEVAP YAZMAK

Sınıf ortamında veya kendi kendimize öğrenirken karşılaştığımız soruları yazarak cevaplamak, öğrenmeye daha etkin bir şekilde kendimizi vermemizi sağlar.

Herhangi bir öğrenme ortamında (derskonferansseminer) yanıtlama olanağı bulamadığımız pek çok soruyla karşı karşıya kalırız. Etkileşim kuramadığımız böyle bir durumda veremediğim cevabı daha sonradan yazarak yanıtlamak, etkileşimin yokluğundan kaynaklanan eksiği giderme imkanı tanır ve bizi farklı bir düzlemde etkin katılımcı konumuna getirir.

GRUPLA ÇALIŞMAK

Akıl akıldan üstündür.

Öğrenmeyi sosyal bir süreç olarak görebiliriz. Sosyal ortamların dinamiği öğrenme için çok önemli fırsatlar yaratabilir. Birey grupla birlikteyken amaçladığı öğrenmelerin dışında grubun etkisiyle başka şeyler de öğrenebilir.

2003 yılı ÖSS birincisi Emre Kaçar, sınavlara okulunun verdiği eğitime, devam ettiği dershaneye ve bireysel çalışmasına ilave olarak bir de arkadaşları ile oluşturdukları bir grupla birlikte çalışarak hazırlandığını söylemişti.

Dolayısıyla grupla çalışmayı da önemsenmesi gereken bir öğrenme-çalışma tarzı olarak görmeliyiz. Bu amaçla bireysel olarak yürüttüğümüz çalışmalara ilave olarak gruplar oluşturmalı ve birlikte öğrenmeliyiz.

AZ AÇIKLAMA İSTEMEK

Konunun defalarca açıklanması ve örneklerin hep öğreten kişi tarafından verilmesi öğrenen kişiyi pasifleştirir. Öğrenirken birisinden yardım alıyorsak öğrenme sürecine biz de dahil olmalıyız. Öğreten kişinin öğrenilen konuyu bütün yönleriyle açıklamasını istemek, beklemek yerine öğrenime aktif olarak katılmalı, temel açıklamaları aldıktan sonra keşfetmeyi ve çözmeyi kendimiz yapmalıyız. Bir anlamda beyinsel zahmete girerek, beyinsel tembellikten kurtulmalıyız.

UYGULAMA

Uygulamadaki amaç öğrenmeyi daha anlamlı hale getirmek ve öğrenilenleri yaşantıya dökmektir. Uygulanmayan bilgilerin kalıcı olması zordur. Öğrenilen ilke, formül, vb. her şeyin uygulanması gerekir. Bu, öğrenilen kelimeleri ve dilbilgisi kurallarının kullanıldığı bir kompozisyon yazarak, öğrenilen bir formüle dayalı bir problem çözerek gerçekleştirilebilir. Öğrenilenlerin uygulaması yapılmadığı sürece öğrenmenin tam olarak gerçekleştiğinden emin olmamak gerekir.

KAVRAMLARI ÖZÜMSEMEK

Çalışma esnasında veya daha uzun bir zaman diliminde öğrenilenlerden bir kavram tablosu çıkarılıp üzerinde zaman zaman çalışıldığında alınan verim kayda değer ölçüde artacaktır. Öğrenmeye çalıştığımız konu ne olursa olsun bilmediğimiz kavramlarla karşılaşabiliriz. Kavramları öğrenmek ve analiz etmek öğrenmeyi daha anlamlı hale getirebilir. Kavramların iyi anlaşılması ilerdeki öğrenmeler için de önemlidir.

Üniversitedeki derslerimde ve öğretmenlere yönelik seminerlerde grubun bilmediğini düşündüğüm bir kavramı ne zaman kullansam hep aynı yüz ifadeleriyle karşılaşırım. Genellikle dersin akışından koparlar ve sözcüğün, kavramın ne anlama geldiğini düşünmeye başlarlar. Konunun akışı oluşan bu boşlukla sekteye uğramıştır. Kimi zaman bir süre sonra birisi çıkıp sorar.

Kavram ve sözcük dağarcığımızı her fırsatta geliştirmeliyiz. Eğitim-öğretim kültürümüzde ileri düzeylere gelindiğinde sözlüğe pek bakılmaz olur. Sözlük, ancak eğitimin çok erken devrelerinde başvurulan bir kaynak gibi görülür. Oysa hangi düzeyde olursak olalım, sözlük her zaman elimizin altında olmalıdır. İngilizce öğrenmeye başladığımda gün gelecek, sözlüğe bakmaya çok fazla ihtiyacım olmayacak diye düşündüğümü hatırlıyorum. Anadili İngilizce olan lisansüstü öğrencilerinin yanlarında sözlük taşıdıklarını, raporlarını hazırlarken sözlüğe sıkça başvurduklarını gördüğümde bu başvuru kaynağının yanımızdan hiç eksik olmaması gereğini anlamıştım.

SONUÇ CÜMLESİ YAZMAK

Okumak veya bir dersi, semineri, konferansı dinlemek gibi öğrenme adına yaptığımız her çalışmanın ardından kendimize ne öğrendim, diye sormamız gerekir. İzleyici olarak katıldığım konferans, seminer, panel gibi çoğu etkinlikte bu sorunun sorulmadığına tanık oldum. Çok memnun kalınan çalışmalardan sonra bile izleyicilerle yaptığım sohbetlerde "Peki bu konuşmadan ne kazandın?" diye bir sorduğumda doyurucu bir cevap verilemediğini gördüm. Bunun bir nedeni, etkinliğin aldatıcı bir verimlilik sergilemesi, gerçekteyse vaat ettiği kadar olamamasıdır. Diğer bir neden ise, çalışma çok verimli geçse bile bireyin bu soruyu kendine sormaması.

Herhangi bir öğrenme faaliyetinden sonra sonuç cümleleri yazmak da bizi aynı sonuca ulaştırır. Bu, öğrenme sürecinde iyi bir alışkanlık kazandırır, sürecin anlamlı bir sonuç halinde özetlenmesine yardımcı olur.

Amacı edinilen bilgilerden kişisel bir anlam çıkarmak olan bu yöntemi uygulayan herkes elbette farklı sonuçlar çıkarabilecektir.

Bir çeşit öğrenme günlüğü tutmak ve çıkarılan sonuçları buraya kaydetmek, öğrenme sürecine mükemmel bir katkı sağlayacaktır.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült