Kişisel Gelişim

 

 

Narsizm Ve Kendini Haklı Görme

Sandy Hotchkiss


Bir süre önce perişan haldeki bir kadıncağız düğününden sadece birkaç hafta önce beni görmeye gelmişti. Yanaklarından aşağı süzülen gözyaşları eşliğinde annesinin onunla konuşmadığını, sebebinin ise nedimelerin giyeceği kıyafetlerin renkleri konusunda düştükleri anlaşmazlık olduğunu söyledi. Müstakbel gelin hayatında ilk defa annesinin isteğine karşı çıkmış ve kendi istediği rengin kullanılmasında ısrar etmişti. Bunu duyan anne çileden çıkmıştı. Kızıyla konuşmayı kesmesi bir yana, hem gelin için düzenlenen hediye partilerine gitmemiş, hem de karşısına çıkan herkese kızının ne kadar nankör olduğundan bahsetmeye başlamıştı. Kahrolan danışanım aralarını düzeltmek için çok çabalamıştı. Annesine küçük hediyeler yollayarak, ona böyle bir düğün hazırladığı için teşekkürler etmişti. Ancak anne oralı değildi. Hediyeleri açmadan geri yollamış, kinini o büyük güne kadar saklayarak düğüne zorunlu olarak katıldıktan sonra erkenden orayı terk etmişti. Hatta düğün fotoğraflarının birer kopyasını almayı bile reddetmişti. Danışanımın barışmak için gösterdiği tüm çabaları görmezden gelen anne, aylarca telefonlarına bile cevap vermemişti. Annesiyle konuşmayı başardıktan sonra bile ilişkileri sallantılı haldeydi. Annesine göre aralarındaki bu soğukluğun sebebi kendisi değil, kesinlikle kızıydı.

Sevdiği kızının düğününü böyle önemsiz bir şey adına berbat edecek bir annenin varlığına inanmak güç. Ancak kendini bir konuda haklı gören narsistin doğası böyledir ve kendine şöyle der: “Önemli olan tek şey duygularım ve ihtiyaçlarımdır. İstediğim her neyse, o benim olmalı.” Anlayış ve saygı gösterme, ona tamamen yabancı kavramlardır. Çünkü diğerlerinin var olma amacı narsisti onaylamak, boyun eğmek, gururunu okşamak ve rahatlatmak, kısacası onun tüm ihtiyaçlarını tahmin edip, onları karşılamaktır: “ihtiyaçlarımı karşılayamıyorsan gözümde hiçbir değerin yok ve buna göre muamele göreceksin. Ayrıca irademe meydan okursan, gazabımla karşılaşmaya hazır ol.” Kimse inkar halindeki bir narsist kadar öfkeli olamaz.

Narsistler kendilerini eşi benzeri olmayan biri olarak gördükleri için özel muamele görmek ve otomatik olarak boyun eğilmeyi beklemek gibi mantıksız beklentiler içine girerler. Onlarla konuşmaya başladığınızda, onlar hakkında veya onların ilgi alanları hakkında konuşmanızı beklerler. Çünkü önemli olan, bilgili olan ve herkesten çok daha ilgi çekici olan kendileridir. Diğer tüm konular sıkıcıdır ve ilgilerini çekmez. Ayrıca kendi düşüncelerine göre, başkaları onları eğlendirmelidir. Onlarla kurduğunuz ilişkilerde, siz onların her türlü ihtiyacını gidermek zorundayken, onlar sizinkilere kulak vermek zorunda değildir. Eğer bunu yapmaları için ısrar ederseniz ya zorluk çıkarıyorsunuzdur ya da onların en doğal haklarına karşı çıkıyorsunuzdur. “Nasıl olur da kendi ihtiyaçlarını benimkilerden önde tutarsın?” der gibidirler (hatta derler). Eğer üzerinizde gerçekten güç sahibi iseler, bunu kullanmayı hakları olarak görürler ve sorgulamamanızı beklerler. Onların iradelerine meydan okuduğunuz zaman narsistik yaralarının üzerine basmış olursunuz, bu da onlarda öfke ve kendini haklı gören bir saldırganlık doğurabilir.

Kendini haklı görme, benmerkezci erken çocukluk döneminden kalma bir fikirdir. Bir ila iki yaş arasındaki çocuklar, gelişimlerinin temel bir parçası olarak kendilerini doğal olarak önemli görürler. Bu bir geçiş dönemidir. Çocuğun kısa bir süre içinde kibir ve dokunulmazlık hislerini, hayatın büyük resmiyle birleştirmesi ve başkalarına saygı duymaya başlaması gerekir. Fakat bazen bu kendini özel hissetme hayali hiçbir zaman kaybolmaz. Bazen ise çocuklarını sürekli utandıran ya da onların utançlarını atlatmasına yardımcı olmayan ebeveynler yüzünden bu hayal çok sert veya ani bir şekilde ortadan yok olur. İster boyuna kadar utanca saplanmış, ister yapay olarak ondan korunmuş olsun, bir çocuğun sanrıları ilerde daha makul hale gelmez, başkalarına saygı duymayı öğrenemezse, evrenin merkezinde kendisinin olduğu fikrinden asla kurtulamaz. Böyle çocuklar kendilerinde her hakkı gören bencil canavarlara dönüşebilirler. Sosyal açıdan yetersiz hale gelirler, ikili ilişkilerin sağlıklı yürümesi için gereken esnekliği edebilmenin gereğini asla anlayamazlar. Burnu hiç yere sürtmemiş olan bir çocuk küstah bir yetişkine dönüşür ve herkesin onun mükemmelliğini yansıtan birer ayna haline gelmesini bekler. Bu kişiler hayatta güçlü bir konuma geldikleri zaman, başkalarının duygularını önemsemeyen benmerkezci zorbalar haline geleceklerdir.

Tıpkı utanç gibi, haklılığı konusunda hayal kırıklığına uğrayan narsistin öfkesi de, ilgili ebeveynler sayesinde kontrol etmeyi öğrendiğimiz ilkel duygulardan biridir. İki yaş sendromu esnasında güçlenen narsistik öfkesi, çocuğun henüz yeni yeni gelişen benlik bilincini küçük düşürmeden veya onu tehdit etmeden, “uygun miktarda hüsran” sayesinde tedavi edilir. Eğer ebeveyn bu şiddetli uyarımların olduğu anlarda çocuğa öfkeli, onu hor gören, alay eden bir tavırla yaklaşırsa, ebeveynin o anki imgesi çocuğun gelişen beyni içine gömülecek ve gelecekte karşılaşacağı stresli anlarda gözlerinin önünde belirerek, onu öfke krizlerine sokacaktır. 1 Ayrıca bu kritik dönemde ebeveynlerin ilgisizliği, saldırgan tavırları kontrol eden beyin fonksiyonlarının gelişmesine engel olarak, çocuğun ömrü boyunca saldırgan tavırlarını kontrol etmesini zorlaştıracaktır.

Bunun aksine her şeyin yolunda gittiğini farz edersek, onun yaramaz hareketlerini hoş gören ve uyaran ebeveynlerinin hatırası kafasının bir yerinde yer ederek, öfke ve utanç kontrolünde onlara yardımcı olacaktır. “Yeteri kadar iyi” olan bir ebeveyn, çocuğun içindeki güçlü olumsuz duygulara müsamaha gösterecek ve ona karşı öfkeli davranmaktan kaçınacaktır. Kısacası, çocuk ebeveynlerinden şefkatli olmayı öğrenecek ve bu onun kendine verdiği değerin bir parçası haline gelecektir.

Narsistin kendisine “bunu hak ediyorum” dediği anlarda hissettiği şey kendine verdiği değer değildir. Narsistik haklı görme insanın kendine samimi olarak verdiği değerle alakalı bir şey değildir. Zaten böyle bir değer, gerçek başarılardan ve insanın ideallerine bağlı kalmasından doğar. Karşılığında hiçbir şey vermeden saygı bekleyenler, hiçbir çaba sarf etmeden ödül bekleyenler, hiçbir rahatsızlık yaşamadan hayatlarına devam etmeyi umanlar, yazgılarına gerçekten yön verebilecekleri güce sahip olma imkanından mahrum kalırlar. Kendilerine etkisiz bir rol biçer ve dış etkenlerin onları mutlu etmesini beklerler. Bu olmadığı zaman ise yetersiz olduklarını düşünmeye başlarlar. Her şeyi hak ettiklerini düşündükleri zaman, aslında bir yaşındaki bir çocuğun hayal dünyasında yaşamayı istemektedirler. Bu kadar öfkelenmelerine fazla şaşırmamak lazım.

Kendini haklı görme ve buna bağlı olan öfke, gelişim aşamasındaki bireyde sağlıksız narsisizm belirtileridir.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült