Kişisel Gelişim

 

 

Modern Dünya Kadını Kullanıyor Mu?

Narin Yıldız


Modem dünyanın getirdikleriyle birlikte kadın ve erkek kendini ispatlamak ve kimliğini ortaya koymak zorunda kaldı çünkü bunu yapmadığı, kendisini ispatlamak için çaba göstermediği takdirde yok olacağına inandırıldı. Evin dışında bir dünya olduğu ve bu dünyanın içerisinde de bütün isteklerin, arzuların ve ihtiyaçların karşılanabileceği imkanların var olduğu fikri kadın ve erkeğe benimsetildi. Sonrasında kadın da erkek de her şeyin daha fazlasına sahip olabilmek için kendisini bu oyunun içine attı.

Kadınlar önceleri sadece ev yaşamında varlıklarını gösterirken, sonrasında bir anlamda erkeklerin dünyası olarak kabul edilen dış dünyaya da açıldı çünkü “Para kazan, ekonomik özgürlüğünü eline al, kimseye bağlı olmadan istediğin her şeyi kendi başına yap” fikri artık kadına empoze edilmişti bir kere. Bunu avantaj olarak gören kadın da fırsatı kaçırmamak için hemen kolları sıvadı ve işe koyuldu.

Modern hayat artık istediğini alabilmeyi, arzu ettiği kadar güzel ve etkileyici olabilmeyi, her yere gidebilmeyi, kimseye ihtiyaç duymadan her aktiviteyi yapabilme fırsatını sunuyordu kadına. Arkasında da güçlü destekçisi olan kapital sistem vardı. Kapital sistemin asıl hedefi tüketimi artırmaktı ve bunu da ancak kadın üzerinden modern dünyayı destekleyerek yapabildi. Kadını özgürleştirerek ve iş hayatına iterek kendi parasıyla daha çok tüketime yöneltmek asıl hedefiydi ve bu hedefine de ulaştı çünkü modern dünya gerçek mutlak gücün devre dışı bırakılmasına ve görmezden gelinmesine zemin hazırlıyordu.

Toplumdaki kuralları belirleyen, sınırları koyan mutlak güç yani sosyal olgular, gelenek görenekler, kültürel ve dini değerler artık modernlikle birlikte eski gücünü, popülerliğini kaybetti. Toplumsal algı, kurallar, sınırlar ve değerler din ve kültürle ya da ayıp, günah kavramıyla değil de; modern dünyanın kendi kurallarıyla şekillendirilmeye başlandı. Modernlikle birlikte mutlak güç de gücünü kaybetti.

Mutlak gücün eskiden olduğu gibi yaygın bir şekilde herkes tarafından önemsenmemesi de kadın erkek savaşının ortaya çıkmasına neden oldu. Asıl hedef zaten buydu yani toplumda hakim olan gücü modernlik baskısıyla birlikte ortadan kaldırarak, kadının dış dünyaya açılmasını ve özgürleşmesini sağlamak ve böylelikle alışverişi yani tüketimi daha da artırmaktı. Bunun neticesinde kadın ve erkek mutlaka savaşacak, sürekli rekabet halinde olacaktı çünkü kadın yüzyıllardır erkeğin sahibi olduğu alana, iş dünyasına izinsiz girmiş olacak, erkeklere meydan okuyarak onları kışkırtacak ve erkeği en nihayetinde savaşmaya mecbur edecekti.

Bu süreç içerisinde kadının ve erkeğin egosu , “ben” düşüncesi de devrede olacaktı. Bütün bu olup bitenleri savaşın başlama sürecini ve nedenlerini görmeyerek, savaşa bir başkası tarafından mecbur bırakıldıklarını anlamayarak, kendi benlerini ön plana çıkarmak için rekabet edecekti. Kendisi için mücadele ettiğini sanarak, kadın ve erkeğin gücünü ispatlamış bir anlamda kendi egolarını tatmin etmiş olacaklardı. Kadın ve erkek “Ben zayıf değilim, ben güçlüyüm” derdine düşmüştü çünkü modern olabilme gayreti nedeniyle mutlak ve hakim olan güç kadının ve erkeğin ilgi alanının çok dışındaydı artık.

Gerçek şu ki, mesele sadece kadının ve erkeğin olağan görünen savaşından ibaret değil. Bu rekabet duygusunun arkasında çok daha farklı güçler ve nedenler gizlenmekte. Tüketime dayalı modern yaşamın benimsetilmeye çalışılması, akabinde sosyal ve toplumsal kuralların geçerliliğinin ortadan kalkması ve din olgusunun eskisi kadar önemsenmemesinin neticesinde güç el değiştirmiş oldu. Kuralların kalkması erkeğin gücünü kaybettiği hissine kapılmasına ve kendi egosunun şişerek, gücünü koruma adı altında zayıf olanı yani bakıldığında kendisinden daha güçsüz olduğuna inandığı kadını ezmesine neden oldu. Diğer taraftan da kadının kendisinin ezilmesine izin vermemek için, egosunun da yardımıyla “Ben güçsüz değilim, ezilmem” diyerek karşı atağa geçmesini sağladı. Mutlak gücün ortadan kaldırılmasıyla birlikte meydanı boş bulan kadın ve erkek, kimin daha güçlü olduğunu ispat etmek için delicesine yarışıyordu.

Birçok alanda keyif veren, eğlenceli olan yarış kavramı, kadın ve erkek yarışı söz konusu olduğunda çok farklı anlamlar yüklendi. Çünkü modern hayat bize yanşın tamamen rekabetten ve sonucunda da kazanan olmaktan ibaret olduğunu öğretti. Bize oynanılan oyundan keyif almayı değil, sonucunda yenen kişi olunması gerektiğini öğütlemişti. Kaybetme fikrini, meselenin sadece eğlenmekten ve keyif almaktan ibaret olduğunu hiç söylememişti. Aksine kışkırtarak hep “Kazanan ol!” demişti. Bunun neticesinde de kadın ve erkek kendisini tamamen rekabet ortamının içine atmıştı. Gerçeği kavrayamadığı için kendisini yanşta, hem de eğlenemediği, keyif alamadığı ciddi rekabet gerektiren bir yarışın içinde bulmuştu.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült