Kişisel Gelişim

 

 

Korkunun Kaynağı–Kökü

Rhonda Britten


Her ilk doğan çocuk ikinci çocuk dünyaya geldiğinde terk edilmiş ve ihanete uğramış korkusuna kapılır, içinde böyle bir korku hisseder. Ve çocukların çoğu, ailelerinin beklentilerini yerine getiremeyeceği korkusunu daha erken yaşlarda hisseder, onların idealinde yaşattığı gibi olmadığı korkusuna kapılır. Aynı zamanda hiç kimse her şeyde iyi olamayacağına göre hepimizin yapılan hatalarda, aksiliklerde payımız vardır, bunlar dikkate almadığımız korkuyu bize yavaş yavaş öğretmiş olurlar. Belki de matematiği anlamak için çaba harcadınız ya da üniversite balosu için kendinize bir partner bulamadınız ve onca insanın içinde tek başınıza kaldınız veya okul müsameresinde oynamadınız veya hayatınızı koruması için futbol topuna vuramadınız. Diğer alanlarda başarılı olmuş olmanızın zararı yok, bunlara boş verin. Alçakgönüllü davrandığınız zaman her seferinde onaylanmaya ihtiyaç duyarsınız, ona davetiye çıkarmış olursunuz ve gerektiği şekilde yeterli olmadığınız korkusu doğrudur. Gerçekte başarı sizi sinirli yapmaya başlar, çünkü er veya geç fark edileceğinizden, sizden haberdar olacaklarından eminsinizdir. Dahi, harika çocuklar da aynı tepkiyi gösterebilirler. Ve her zaman bu başarıyı devam ettirememe korkusu vardır, bunu koruyamayacağınız korkusu sizi her zaman rahatsız eder, huzursuz yapar.

Benim durumumda Korkunun Çarkı'na tutunmamın nedeni belli gibi görünebilir. Fakat sadece bir tek olay, hatta ailemin sarsıntıya neden olan ölümü, işlenen cinayet bile bir insanın Korkunun Çemberi' ne sarılmasına neden olmaz. Gerçekte herkes gibi ben de halihazırda büyük, küçük bir dizi kötü davranışları, hor görmeleri, aşağılamaları egoma biriktirdim ve hatta cinayet intihar olayı olmadan da bunlar beni Korkunun Çarkıyla yerleştirdi.

Daha da önemlisi, sadece hayatımızda olanlardan dolayı etkilenmeyiz, insanların davranış tarzları veya olayların üstesinden gelmemiz için bize yardım etmeyen insanlar da üzülmemize neden olurlar. Bizi seven ailemiz ve diğer insanlar bizim için en iyi olanı isterler, bu nedenle de bizi korumaya çalışırlar. Ne yazık ki, iyi niyetli olmak ve iyi bir iş yapmak çoğu zaman birbirine zıt şeylerdir. Yetişkinler bir çocuğun hayatında korkuya neden olan durumları idare edeyim, yardımcı olayım derken, korkuyu büsbütün şiddetlendirirler. Akrabalarımın da cinayet ve intihar olayını ele alma, idare etme konusunda hiçbir fikirleri olmadığı için bu olay hakkında yirmi yıldan fazla bir zaman konuşmadık.

Annemin tabutunun üstüne eğilip hıçkırarak ağlarken büyükannem beni oradan alıp susturdu. Amcalarım, dayılarım, teyze ve halalarım da ağlamayı bırakıp kendimi toparlamam gerektiği konusunda büyükanneme katılıyorlardı. On dört yaşındaydım. Ağlamaya ve neler olduğunu anlatmama izin verilmiyordu. Yetişkinlerin bu kuralından almış olduğum mesaj "Kim olduğumu ifade etmem doğru değil." idi. Veya başka bir deyişle, "Değer verdiğim insanlar kendi kişiliğimi ortaya koyarsam beni beğenmeyecekler, benimle gurur duymayacaklardı."

Bu benim Korkumun Çarkı'nı şekillendiren belli başlı mesajlardan biriydi. Hayatınızda yetişkinlerden aldığınız mesajlar sizin Korkunuzun Çarkı'nı oluşturuyor. Belki siz erkek tavırlı bir kızdınız ve bale dersi almaya sürüklendiniz. Çünkü anneniz sizin çok sevdiğiniz ve iyi oynadığınız halde beyzbol oynamanızı istemedi. Belki de sahne sanatçısı olma yeteneğiniz vardı, ama babanız sizi spora yönelmeye zorladı. Belki de İngilizce öğretmeninize bir bilim kurgu romanını sordunuz, fakat o sizden daha çok pratik kariyere ağırlık vermenizi, buna yönelmenizi istedi. Ayrıntılar ne olursa olsun, hiç kuşku yok ki, bunların hiçbirini yıllarca ve yıllarca aklınıza getirmediniz.

Hatalı Algılamalar Korkuya Dayanır

Korkunuza eklenen birikmiş olayların ne olduğunu bilmenize gerek yok. Bu da sizin yetersiz olduğunuz anlamına gelmez. Bu konuda daha ileri gidecek olursak, korkunun köklerini bilin veya bilmeyin veya Le Doux'un dediği gibi: "Belleğiniz zayıf", olayın farkında değilsiniz. Benim asıl ilgilendiğim korkunuzu nasıl "filtreden" geçirdiğiniz. Eğer sevimsiz biri olduğunuzdan dolayı korkuyorsanız ve biri size "Seni seviyorum." derse, kelimeleri süzgeçten geçireceksiniz ve bu kelimeler kalburda (elekte) kalacak, tepkiniz de şu olacak: "Fakat benim sizin sevginize layık olmadığımı bilmiyorsunuz."

Bir başka örnek daha.  Anna adında yönetici yardımcısı olan bir müşterim var. Bana patronu kendisinden herhangi yeni bir şey yapmasını istediğinde, her zaman için kendini sanki anlayışı kıt, akılsız biri gibi hissettiğini ve kendisinden isteneni kesin başaramayacağını söyledi. Anna'nın annesi eski terbiyeyle büyümüştü, Anna'yı devamlı azarlıyor, ender olarak ona kompliman yapıyordu. Sonuç olarak  Anna komplimanları süzgecinden geçiriyor ve tepkisi şu oluyor: "Patronum ne söylediğini bilmiyor. Umarım benim nasıl biri olduğumu fark etmez. Herhangi bir şeyde şans eseri başarılı olmuşumdur, performansımın bunda çok az payı vardır."  Anna aslında akıllı, yetenekli biridir ve verilen işi çok iyi bir şekilde yapar, fakat onun korkuya dayanan filtre sistemi onu yetenekli biri olmadığına veya başarılı olmayacağına inandırmıştır. Bunu başka şekilde ifade edecek olursak, onun korkuya dayanan filtre sistemine ve algılamasına göre patronu kendisi için iyi, yetenekli derken yanılıyor olmalı.  Anna kendisinden bekleneni hiçbir zaman yerine getiremeyeceğinden korkuyor. Kendini yetersiz hissediyor, hatta kendini sahte biri olarak görüyor, kendisine sahte sıfat veren biri gibi. Hayatındaki olumlu herhangi bir şeyi önemsiz görüyor. İçinden ne zaman teşvik edileceğini, gayretlendirileceğim merak ediyor. Yine de doğruyu söylemek gerekirse  Anna yetenekli, iyi biri.

Hepimizin bir filtre sistemi vardır, fakat sistemin mekanikleri her zaman aynıdır. Hayır demeye korktuğunuz zaman filtre sisteminiz buna sizin zaafınızdan yararlanıldığı şeklinde algılamıştır. Başka bir seçeneğiniz, tercih hakkınız olmadığını anlamış olabilirsiniz, fakat hayattaki kaderinizi, talihinizi kabul etmek için değişme ve olası bir reddedilme riskini almaya korkuyorsunuz. Ve bu algılamaların destek bulması için deliller toplamanıza ihtiyaç vardır.

Algılamalarınızın Doğru Olduğunu Kanıtlayın

Anna algılamasını desteklemek için bir yığın delil topladı, çünkü patron kendisinin iyi, yetenekli biri olduğunu söylediğinde yanılıyordu.  Anna kendi kendine sık sık A + daktiloda yazı yazmada usta olmadığını tekrarlıyordu. Bürodaki işini diğerlerinden daha geç bitiriyordu. Maaşının artması için teklifte bulunmayı ne zaman düşünmeye başlasa, şirketin yıllık toplantısına gitmesi için patrona uçakta rezervasyon yaptırmayı unuttuğunu, o dakikada duyduğu utancı hatırlıyordu. Açılış konuşmasına katılmaya yetkili değildi. Mutlu da sayılmazdı. Patronun komplimanlarına inanmak aptallık olurdu. Onu iyi kalpli, nazik olduğu için çalıştırıyordu.

İnsanlar korkuya dayanan inançlarının desteklenmesi, onaylanması için delil toplamada uzmandırlar. Diyelim ki bilgisayarları anlamanın oldukça zor olacağından korkuyorsunuz. Onun için de bilgisayarı hiçbir zaman öğrenemeyeceğinize inanıyorsunuz. Ve gazetede teknolojinin ne kadar zor olduğuna dair bir yazı gördüğünüzde hemen okuyor ve bunu doğrular gibi başınızı eğerek onaylıyorsunuz.

Ve bu konuda duyulan kuşku kuvvetlenmiş oldu! Gazetede yaşlı insanların bilgisayar kullanmayı kolayca öğrendiklerini gördüğünüz zaman ille de kasten olmasa da bu yazıyı bilinçsiz olarak okumayıp atlıyorsunuz. Korkunuza meydan okunmasını veya korkunuzun yanlış olduğunun gösterilmesini, aksinin ispat edilmesini istemiyorsunuz. İnandığınız şeyden eminsiniz, çok teşekkür ederim. Hatta bu inancımızın desteklenmesi ve delil bulunması için her yola başvurursunuz. Bilgisayar cini olan bir arkadaşınız varsa ona öyle sorular sorarsınız ki, arkadaşınız tehlikeye ve mesleğinin tuzaklarına düşmemek için her şeyi dikkatle, ayrıntılı bir şekilde incelemek zorunda kalır. Sistemin bozulmasıyla ilgili hikayeleri, kaybolmuş olan bilgileri merakla dinlersiniz, sorunları çözmedeki memnuniyeti, tatmin oluşunu da gördükten sonra her şeyi filtreden geçirip kendi kendinize, "Demek ben haklıymışım." dersiniz.

Algılamalarınızın İyi Sonuç Vermediğini Kabul Edin

İşte korkunun da duymaktan hoşlandığı şey bu, çünkü korkunun gizli bir silahı var: Kanıtlamanızın doğru olmasından hoşlandığınızı bilir. Aldığınız bütün bilgileri filtreden geçirir, böylelikle sadece halihazırda bildiğiniz şeyi kabul edersiniz. Korku isteğinizi, dileğinizi mükemmelliğinizin yüksek standartlarını kontrol altında tutmak için kullanır. Neyi duymak istiyorsanız size onu söyler, sanki dış dünyadan korunuyormuşsunuz gibi size yanlış, sahte bir duygu verir. Kendinizi haklı gördüğünüz için hayatınızın da pek iyi olduğunu kendinize ispat etmeye çalışırsınız, verdiğiniz kararlar doğrudur ve hayatınızda herhangi aleladelik, olağan bir şey sizin suçunuz değildir. Mazeretlerinizi ve şikayetlerinizi, sorumluluklardan kaçmanızı haklı çıkarmak, doğrulamak ve hayatınızdaki sorunlar için başkalarını suçlamak sizin yeteneğinizin ana prensibi, temelidir.

Bunu bir düşünün. İstediğiniz korkudan sakınarak, uzak durarak, onu inkar ederek korkuyu bu şekilde idare etmek ise, bu davranışınızla gerçekte ondan kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz? Ya mükemmellik fikri sizi istenilen bir kişi olmaktan alıkoyuyorsa? Ya istediğiniz şekilde başarılı olamadığınız için kazanan biri gibi görünmek ihtiyacı duyuyorsanız? Korkuyu idare etmeye çalışmak, buna teşebbüs etmek, denemek, korkunun aksine devam etmesine, kalıcı olmasına yol açar. Hatta bir hedef edinip buna ulaşmış olsanız bile, korku içinizi kemiren kuşkuları ve endişeleri büyüterek ulaştığınız hedefin önemsiz görünmesine neden olur. Her zaman korku içinde olursunuz. Gerçek olan şu ki, ilerde ne olacağından emin olmadığınız için kabul ettiğiniz sınırlarınızın aşılacağından korkuyorsunuz. Başarılı olamayabilirsiniz. Cezalandırılabilirsiniz. Şüpheye düşmenizin, tereddüt etmenizin nedeni korkunun yarattığı "istediğiniz şeyin bu olduğundan emin misiniz? Bunu idare edebilir misiniz?" sorularıdır. Korku tekrar kazanmıştır. Ve ne yazık ki bu başarının tesadüfen kazanılmış olduğuna inandırılmış olursunuz. Korku sizi bir şeyi elde etmeniz, kazanmanız için çok çalışmanız, uğraşmanız açısından motive edebilir ve uğraş verdiğiniz şeyden sonuç alabilirsiniz, fakat bir şeyin tabiatında veya aslında var olan korku nedeniyle elde ettiğiniz başarının zevkini yeterince çıkarmanıza engel olur. Ve çark ağını örmeyi sürdürür.

Frank’ın Hikayesi

Frank ağır işçiydi ve hırslı, başarma isteği olan biriydi. Bunlar beğenilen ve aranan özelliklerdi. Ancak

Frank bu özelliklerini sadece bir şey için kullandı: Başarılı olamamaktan korkuyordu. Başarısız biri olarak görünmekten kaçınıyordu. Bu hedef ve gaye onu tüketti. Kısacası dengesini kaybetmişti.

Frank yalnız değildi. Korku çok kişiye eğer çok çalışmazlarsa eleştirilebileceklerini veya sahtekar, yalancı olarak gösterileceklerini hatırlatarak onları harekete geçirir. Frank kendine her gün şu soruyu soruyordu, "Ya filan şeyi başaramazsam. Benim için ne düşünecekler?" "Bu kişiler" eşi, anne ve babası, daha büyük bir evi olan yandaki komşu, kolejden sınıf arkadaşları, dokuz yaşındayken kendisini kızdıran arkadaşı, şefi, çocukları, hatta belki de hatırlamadığı binlerce insan... Korkusuna ket vurmak için yedi, içti, uyudu ve emlakçilik yapıp evler sattı. Ve devamlı olarak "Ayın Satıcısı" oldu, fakat evliliği yürümüyordu ve hatta çocuklarının McDonald'ı mı, yoksa Taco Bell'i mi tercih ettiklerini bile bilmiyordu. Teklifsizlik, mahremiyet ona göre şeyler değildi. Buna karşılık korku en büyük sorunuydu.

Korku aldatıcı sonuçlar doğuruyordu. Frank dışarda başarılı biriydi. Bir yılda altı resim yaptı, çocukları özel okula gittiler ve yaptığı resimler şehrin her yerinde bilbordlara yapıştırıldı. Frank'i herkes biliyordu. Fakat Frank kendini bilmiyor, tanımıyordu. Bir sonraki satışı da yapacak olursa, ailesiyle geçirecek zamanı olacağını düşünüyordu hep. Fakat her zaman bir satış, hemen diğerini izliyor. Ve hayat da bu şekilde geçip gidiyordu.

Frank'ın korkulu davranışının nedeni daha çok babasından kalıtımsal olarak geçen korkuydu. Le Doux'un korku ve kalıtımla ilgili söylediklerini hatırlıyor musunuz? Korkunun meydana çıkmasında, oluşmasında ailelerin çok büyük etkisi olabilir. Frank'ın babası piyasadaki durgunluktan dolayı her şeyini kaybetmişti ve Frank babasının sofraya yiyecek bir şeyler koymak için ne kadar çok çalıştığını hala hatırlayabiliyordu. Kendisinin başarılı olması için ne yapması gerektiğini düşünüyordu ve bunun bir numaralı kuralı çok çalışmaktı. Babasının iflas ettiği zamanki utancını hala unutamamıştı. Frank aynı utancı yaşamamak için ilerlemeye devam etti.

İyi haber ise Frank'in inatçı, ısrarcı tutumu, belirli bir noktayı iyi görebilme, dikkatini bu şey üzerinde toplama yeteneği onun Korku Çarkı'ndan Özgürlük Çarkı'na doğru hareket etmesinde etkili oldu, onun bu yeteneğinden yararlanıldı (bu, 3. bölümde ayrıntılı olarak anlatılacak). Frank Korkusuz Yaşama Programı'na başlayınca, ona korkusunu devam ettiren algılamalardan vazgeçmede, bunları terk etmede ve filtre sistemini yeniden kurmada istekli olmasını sağlayacak, ev ödevi önerdim. Bu ödev ona fikir aşılayacak şekilde dizayn edilmişti. Bu size zor gibi görünebilir. Fakat siz de Frank gibi yaşamınızın her gününde korkuyla mücadele ettiyseniz, korkuyu yenmeyi öğrenmek kolay olacaktır.

Frank korkusunu yenmek için başarılı kariyerinden vazgeçmek zorunda mı kaldı? Hayır. Fakat yapması gereken şey mutlu olmadığı gerçeği ile karşı karşıya gelmekti; eşi de, çocukları da mutlu değillerdi ve eşi onun düşündüğü veya tanımladığı gibi biri değildi.

Frank'ın kulağına devamlı olarak fısıldayan korkunun sesini susturmaya çalıştım. Korku şunları fısıldıyordu: "Her şeyi kaybedeceksin. Bir sonraki satışın senin son satışın olabilir, sonra ne yapacaksın? Herkes satışlarının bir şans eseri olduğunu biliyor. Bir gün bu şansın yok olacak, sonra? Ve herkes seninle ilgili gerçeği bilecek." Onun buna verecek cevabı da değiştirmemiz gerekir: "Onlara göstereceğim." Bu, içinden söylediği korkunun, korkuya söylediği diyalogdu. He şekilde hareket edeceğinize başkalarının karar vermesine izin verdiğiniz an korku devreye girer.

Sizi mutlu yapması gereken gayeye, hedefe en son ne zaman ulaştınız ve buna rağmen bu başarı sizi etkilemedi? Frank başarılı olmayı her şeyden fazla istiyordu. Başarının hayatına değer kazandıracağına ve kendisine miras kalan yoksulluktan öç alacağına inanıyordu. Fakat onu başarıya iten tek şey korkuydu. Korku büyük bir hareket kuvveti, harekete geçiren güç olabilir, fakat günün sonunda kendinizi mutlaka tatmin olmuş hissetmenizi sağlamaz veya zihinsel bir huzur vermez.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült