Kişisel Gelişim

 

 

Korku Ve Korkuyu Kontrol Etme

Harold Sherman


Korku dediğimiz duygu, belli bir duruma karşı koyabilme gücünden mahrum bulunduğunuz duygunun bir sonucudur. Zaman zaman zihninizde, tehlikeli bir durumda bulunduğunuza, mali zorluk ve güçlüklerle karşılaştığınıza, ölüm derecesinde hastalandığınıza veya bazı insanlarla karşılaşma düşüncesiyle ıstırap çektiğinize dair hayaller kurarsanız, olmasından korktuğunuz şeyler de sonunda kesinlikle başınıza gelir.

Değerlendirme yeteneğine sahip olmayan ve zihnen hayal ettiğiniz her şeyi size sağlayan yaratıcı bir güce malik bulunduğunuzu önce belirttim. Gayret ve güvenle iyi şeylerin meydana geldiğini hayal ederseniz, bu büyük güç size iyi şeylerin meydana gelişini sağlar. Şayet başınıza kötü şeylerin geldiğini hayal ederseniz, bu güç sizi kötü şeylerin meydana gelişmesini istemiş olarak kabul eder ve bu şartları sizin üzerinize davet etmek üzere işe koyulur.

İnsan neyi arzu ederse ona kavuşur. Hayatta ne ekerseniz, sonunda aynen onu biçersiniz. Bütün bunlar, bir tek büyük zihin yasası tarafından kontrol altında tutulur. Aşağıda nakledeceğim olay, bu yasanın varlığına dair en açık ve hayret verici bir kanıttır.

Tanınmış ve çok zengin bir ailenin kızı vardı. Bu aile dikkatleri üzerlerine çektikleri için kızlarının kaçırılmasından sürekli olarak çekiniyorlardı. Daha kız küçücükken sıkı bir şekilde korunuyor ve gözaltında tutuluyordu. Okula bile yalnız götürülmüyor, evde, bahçede devamlı olarak bir mürebbiyenin nezaretinde bulunduruluyordu. Buna rağmen bu genç kız büyüdü, evlendi ve evlendikten sonra kaçırıldı. Genç kadının kaçırıldığı malikanede üç tane de koruyucu uşak bulunuyordu. Genç kadının kaçırıldığı gün bu üç uşaktan biri şehre inmiş, diğeri bahçenin uzak bir köşesinde, üçüncüsü ise haydutlar tarafından sımsıkı bağlanmıştı. Malikanenin iyi yetiştirilmiş köpeği de fena halde hastaydı.

Hayatı iyicene inceleyecek olursak bu çeşit örneklerle dolu olduğunu görürüz. Uzağa gitmeyelim. Kendimize bakacak olursak, hayatımızın her geçen gününde eski korku ve üzüntülerimizin meyvelerini toplamakta olduğumuzu farkederiz. Şu anda belki de bir cezayı bedenen çekiyoruz.

Büyük bir ihtimalle korkularımız sinirlerimizi altüst etmekte, hazım sistemimize zarar vermekte, geceleri uykularımızı kaçırmakta veya bizi yaptığımız hiç bir şeyden en ufak bir zevk duyamayacak derecede sinirli ve huzursuz hale getirmektedir. Ancak zihninizin gerçekte nasıl çalıştığını gördüğünüz ve anladığınız anda, şüphesiz başınıza bazı şeylerin gelmesi ihtimaliyle üzülmeyeceksiniz. Böyle bir zihinsel tutumun korkulan şeyin gerçekleşme şansını büyük ölçüde güçlendireceğini bileceksiniz.

Bu zengin ailenin ve kaçırılan genç kadının korkuları gerçekleşinceye kadar aradan yılların geçmesi gerekmiş, fakat eninde sonunda bu korkulan da gerçekleşmiştir. Olayın asıl kurbanı olması gereken koca, evde bulunmadığından haydut kadını kaçırmak zorunda kalmıştır. Böylece genç kadın, sonunda zihnen hayal ettiği durumla aynen karşılaşmış, olayı önlemek için düzenlenmiş mükemmel planlara rağmen bütün şartlar sonunda en ideal şekilde bir araya gelmiştir. Hiç şüphe yok ki bu tecrübe, tekrarlana tekrarlana yasalaştığı zaman dünyada hiç bir güç ona karşı duramaz. Bu konuda en büyük korunma çareniz zihninizin tutumudur. Aile bireylerinizden birinin başına kötü olayların geldiğini hayal ediyorsanız, bu zihinsel düş kurmayı derhal bırakın. Bu düşüncenin tersine, hiç kimsenin onların kötülüğünü istemediğini ve onlara karşı kötü bir harekete girişmediğini düşünün. Unutmayın ki olaylar dış alemde meydana gelmeden önce insanların zihinlerinde gerçekleşir. Sürekli olarak karşınıza çıkan kötü şartların ana sebebi zihninizde çöreklenip kalır. Sizin sevdikleriniz kişisel korkulardan uzak iseler ve başkalarının kötülüğünü davet edecek herhangi bir harekette bulunmamış iseler onlara zarar verecek bazı olayların meydana gelme ihtimali asla yoktur.

Korku Duygusunu Herkes Duyar

Korku denen duyguyu hemen hemen bütün insanlar duyar. Bu duygudan nasipsiz insan hiç yoktur diyebiliriz. Çocuklarda ve gençlerde korku, tedbirli olma duygusunu geliştirdiği için çoğu zaman faydalıdır. Bununla birlikte yetişkin ve olgun insanların zihinleri, başıboş duygu ve heyecanların hakim olduğu veya korkunun hüküm sürdüğü bir ülke haline gelmemeli. Bununla beraber çoğumuz şu veya bu korkunun bağımlısı durumuna düşüyoruz.

Korkularınızın çoğu size çocukluktan kalmıştır. Küçüklüğünüzde geçirdiğiniz şaşırtıcı bir deneyimin sizde bıraktığı izlenimleri yenememiş veya onların yersizliğini ve gülünçlüğünü anlayamamış durumdasınız. Kendinizde altedemediğiniz şeylerden korkmaktasınız. Bazılarımız, diğerlerimizin güçlü olduğu noktalarda zayıf, zayıf olduğu noktalarda güçlüdür. Mağlup ettiğiniz bazı korkular, belki bir başka kişiyi hala ıstırap içinde kıvrandırmakta. Buna karşılık, onlarda en küçük bir kuşku meydana getirmeyen şeyler size korku ve dehşet verebilir.

Korku, iç ve dış dünyanız arasında bir denge noksanlığını gösterir. Bilincinize kök salmış korkularınız, eskisine benzeyen başka bir olayla hortlayıncaya kadar benliğinizin derinliklerinde gizli kalır. Ve altedemediğiniz bir korkuyu her hatırlayışınızda, bu korkunun üzerinizdeki etkisi sadece onun yıkıcı gücünü artırır.

Çeşitli Korkularımız

İnsanoğlunun ne kadar çok şeyden korktuğunu hep duymuşuz, biliriz. Ne kadar çok sayıda günlük korkunun pençesinde kıvrandığımızı anlayabilmeniz için size bir liste sunuyorum. Bu listeden mutlaka bazılarını yaşamışsınız veya yaşıyorsunuz. İşte insanın pek çok korkularından sadece birkaçı:

Istırap çekme ve ölüm korkusu,

Sevilen insanların başına bir şey gelir korkusu Fakirlik korkusu,

Daima kötü şeylerin meydana geleceğine dair korku,

Yalnızlık ve yalnız kalma korkusu,

Başkalarının ne düşünebileceği korkusu, insanlarla karşılaşma korkusu,

Hastalık korkusu,

Kalabalığa karşı duyulan korku,

Karanlığa karşı duyulan korku,

Ateşe karşı duyulan korku,

Gökgürültüsüne ve yıldırıma karşı duyulan korku, Suya ve denize karşı duyulan korku,

Yükseklere çıkma korkusu,

Uçak korkusu,

Düşme korkusu.

Burada insanoğlunun hayatı boyunca duyduğu korkuları sıralamak mümkün değil. Ancak bu korkuların herhangi biri sizin üzerinizde üstünlük kurmuşsa, bunun sebebi, kontrolsüz kalmış duygu ve heyecanlarınızın, zihnen kendinizi, halledemeyeceğinizi hissettiğiniz bir durumla karşılaşmış olarak hayal etmenize sebep olmasıdır. Bilincinize hakim olan duygu ve heyecanlarınız, hareket etme iradenizi öldürür ve sizi korktuğunuz şeyin kolayca ele geçirebileceği bir av haline getirir. Geçmişte bu korkuyu altedemediğiniz içindir ki şimdi onu altedebilme iktidarından yoksun olduğunuzu hissediyorsunuz.

Hayat tecrübelerinin amacı, eninde sonunda sizi kendinizle ve gerçekle karşı karşıya getirmektir. İnsan zayıf taraflarını kabul etmekten hoşlanmaz fakat kendinizde var olan bu zayıf tarafların kabulünü elinizden geldiği kadar uzun bir süre boyunca ertelemek istemeniz de insan tabiatının bir gereğidir. Bununla birlikte, kusurlarınızı bulup çıkarmayı ne kadar uzun süre ertelerseniz, onların keyfine bağlandığınız için o kadar ağır bir ceza öder ve onları benliğinizden koparıp atmaya kalkıştığınız zaman o oranda güçlüğe maruz kalırsınız.

Korkuyu Kontrol Etmek

Korkunuzu kontrol altına alabilmeniz için, zihninizin gizli köşelerinde depo ettiği geçmişteki başarısızlıklarınızla ilgili hayalleri bulup temizlemeniz ve onların yerine bu korku üzerinde üstünlük kurduğunuza dair hayaller yerleştirmeniz gerekir.

Geçmişte sizi yere sermiş olan durumlarda savaştığınıza dair cesaret dolu hayalleri zihninizde tekrar tekrar yaşatarak günlük egzersizler yapın. Zamanı gelince öylesine güçlü bir düşünce sistemi inşa etmiş olursunuz ki, bütün korkularınız büsbütün onun duvarları dışında kalır. Belki de bilinçaltı zihin yasasından bahsedildiğini hayatları boyunca duymamış olan havacılar, yanlış bir zihin hayalini yenmek zorunda olduklarını, aksi takdirde onun kendilerinde felaketle sonuçlanabilecek bir korku kompleksi doğuracağını farketmektedirler.

Bir öğrenci pilot uçağıyla beraber düştüğü zaman, eğer yaralanmışsa, düşmenin zihninde meydana getirdiği hatırayı silebilmesi için komutam tarafından hemen başka bir uçağa binmesi ve tekrar havalanması emredilir. Öteden beri yükseklere çıkma korkusundan ıstırap çekiyorsanız, gayret sarfedip gelecek sefer yüksek bir binanın damına veya Beyazıt Kulesine çıktığınızı düşünün. Vücudunuzun boşlukta düşmesi ihtimaliyle titreyecek yerde, bilinçli olarak onun sabit ve emin bir durum kazandığını hayal edin. Belli bir zaman içinde bilinciniz ancak bir tek hayali koruyabilir. İşte kendinizi tam bir güven içinde hayal etmeniz, her zamanki korku dolu hayallerinizi bilincinizden kovacaktır. O yükseklikten aşağı doğru bakarken zihninizde hemen kendinizi sokağa düşmüş olarak görmeyin. Vücudunuzun durmakta olduğu yere kendinden emin bir şekilde kök salmış bulunduğunu bilinçli olarak bilmekte devam ederken, bulunduğunuz yer ile sokak arasındaki süreyi cesaretle seyredin. Bu zihinsel tutum üzerine yapacağınız egzersizler sizi yükseklere çıkma ve düşme korkusundan kurtaracaktır.

Yersiz Korkular

Korkularınızdan bir çoğunun asılsız, yersiz ve gülünç olduğuna, onların sadece sizi ruhça zayıflatmaya ve karşılaştığınız her durumu biraz daha tahammülsüz hale getirmeye yaradığına kendinizi köklü bir şekilde inandırabilirseniz, korkularınıza zihninizle bir daha altından kalkamayacakları bir darbe indirirsiniz. Bu korkuların bir gün gelip sizi yıkmasını istemiyorsanız, onları kendi elinizle yok etmelisiniz. Korku üzerinize kötü şartlar davet eder. Cesaret o şartlan uzaklaştırır ve onların yerine iyi şartlarla karşılaşmanızı sağlar.

Fırtına ve yıldırım korkusundan ıstırap çekiyorsanız, muhakemeniz böyle bir korkuyu bertaraf edebilir. Zihninizin aslında elektrikle çalışan bir makine olduğunu biliyor muydunuz? Beynin düşünce ve zeka merkezlerini içine alan gri maddesinde bazı elektrik hadiselerinin cereyan ettiğini gösteren şayanı hayret tecrübelerin yapıldığını duymuşsunuzdur. Canlıların beyinlerinde sürekli bir elektrik faaliyeti vardır ve vücudun dış kısmına aksetmese bile beyinde gece gündüz ritmik elektrik değişmeleri meydana gelmektedir.

Fırtınalardan, yıldırımlardan korkuyorsanız, bu korkunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Siz, kendi bilincinizin içinde var olan bir şeyin ortaya çıkmasından korkmaktasınız. Bütün dünyamız, değişik dış şekillere sahip elektrik titreşimlerinden meydana gelmiştir. Ve biz insanlar, korkunun, nefretin, tamahkarlığın, öfkenin ve diğer yıkıcı hırsların bizi kıvrandırmasına izin verdiğimiz zaman,kendi içlerimizde elektrikli fırtınalar koparıyoruz.

Beyinlerimizi hırs ve heyecan titreşimleriyle gereksiz yere doldurmaktayız. Beyin hücrelerimizin meydana getirdiği batarya, bir an gelip bu elektrik titreşimlerini kaldıramayacak kadar yorulmakta ve bir kısa devreye sebebiyet vermektedir. O zaman bilinçli zihnimizin felce uğradığını görüyoruz. Sonuçta düşünme ve hareket etme iktidarımızı kaybetmekte ve içimizdeki bu elektrik gücüyle olan irtibatımız kesildiği için, bilinçaltımızda var olan büyük elektrik santralından bize fikir şekli altında gelen alelade akımları alamamaktayız.

Zihninizin davranışlarını düzelterek, önce bilincinizde hatalı olarak meydana getirdiğiniz titreşimlerin üzerinize davet ettiği her türlü şartın mıknatıs tesirini yok edebilirsiniz. İçinizde bu kadar büyük bir güç bulunduğuna göre, onu yıkıcı amaçlar yerine yapıcı amaçlar için kullanmağa başlamanız imkan dahilindedir.

Sizin korkunun hükmü altına girmeniz, size zorla kabul ettirilmiş bir zorunluluk değildir. Kendinize egemen olmayı öğrenin ve bu zihin metodunu kendi korkularınız için uygulayarak onları bilinç ve hayatınızdan sonsuza dek kovun.

a) Korkunun arkadaşı: Endişe

Korkunun en yakın arkadaşı olarak nitelendirilen endişe insan tabiatının gereğidir. Pek çok insan için endişe etmek, hemen hemen nefes almak kadar doğal bir şeydir. Siz de bu insanlar arasındaysanız, bilin ki onu yenmenizin zamanı artık gelmiştir.

Endişe ve onun can yoldaşı, biricik arkadaşı olan korku, mutluluğu o kadar çabuk kovar ve yerine öylesine çok ıstırap getirir ki diğer bütün zararlı duygular bir araya gelse, onların yaptığı etkiyi meydana getiremez. Duygular, ancak yanlış yolda kullanıldığı zaman insan için zararlı olur. Bazı olayların meydana gelişine dair devamlı olarak beslediğiniz endişelerle duygularınız üzerinde oynarsanız, kuşkusuz o duyguları yanlış bir yönde kullanmış olursunuz.

Endişe, kendinize olan güveninizi öldürür, şevk ve cesaretinizi kırar, olaylar karşısında tereddütlü ve kararsız olmanıza sebep olur. Günlük olayların size verdiği küçük mutluluk ve neşeyi köreltir. Sizi bedence perişan eder. Bütün bunları bilmenize rağmen, yine de endişe etmeden yerinizde duramazsınız. Niçin bu şekilde hareket ediyorsunuz?

Bu soruyu sorduğum pek çok kişi, bana: “Elimden ne gelir?” diye sızlandılar. Onlara cevabım şu oldu: “Yapmanız gereken tek şey endişenizin sebebini anlayabilmeniz için kendinizi daha iyi tanımanızdır. Endişelerinizden bir çoğunun dayanıksız olduğunu, endişe ettiğiniz olayların pek azının meydana geldiğini kabul ettiğiniz halde, endişelenmekte hala devam ediyorsunuz!”

Endişelenmekte devam etmenizin sebebi, duygularınızı kontrol etmeyi öğrenememiş olmanızdır. Geçmişte başınızdan sizi korkutan veya huzurunu rencide eden bazı olaylar geçmiş ve bu olaylar zihninizde çeşitli izlenimler bırakmıştır. Şimdi ne zaman size bu olayı hatırlatan bir şey meydana gelse, siz farkında olmadan onun tekrar meydana gelme korkusuyla endişelenmeye başlıyorsunuz.

Hayatta karşı koymak zorunda olduğunuz şeylerle ilgili şu anki tutumunuz, geçmişte buna benzer olaylara karşı göstermiş olduğunuz reaksiyona göre belirlenmektedir. Zihninizdeki hayaller yardımıyla düşündüğünüzü daima hatırlamak zorundasınız. Uzun yıllardan beri bilinçaltı zihninizde bu çeşit hayalleri depolamaktasınız.

Bilinçaltımız Bir Parçanızdır

Sizin bilinçaltınız aynen zihninizin bir dosya / dolabı gibidir. Her düşüncenizin ve hareketinizin bir kaydı orada bulunur. Bu kayıtlara sürekli olarak yenileri eklenir. O, bu sayfalarda anlatılan düşünceleri emmektedir. Bilinçaltınız, aslında sizin hiç bir zaman uyumayan bir parçanızdır. Vücudunuzun işleyişini kalbinizin çarpmasını, nefes almanızı, hazım faaliyetlerinizi o kontrol eder. Korku ve endişe dolu düşüncelerle işine karışmadığınız sürece o vazifesini mükemmel bir şekilde yürütür.

Dostlarınızın sık sık “Hastalanmaktan endişe ediyorum!” dediğini duymuşsunuzdur. Onlar, bilinçli zihinlerini o kadar çok başarısızlık veya felaket hayaliyle doldurmuşlardır ki, bu kederli hayaller onların bilinçaltı zihinlerine ulaşmış, bilinçaltı zihinleri de bu hayalleri onların sinir sistemlerine aktarmış ve bu dostlarınız, sonuçta mide bozukluğu, hatta kalp krizi geçirmişlerdir.

Zaman zaman sizi çok şaşırtan ani olaylarla karşılaşmışsınızdır. Bu olaylar sizi öylesine şaşırtmıştır ki, ardında kalbiniz şiddetle çarpmağa başlamıştır. Bu, bilinçaltı zihninizin vücudunuzdaki değişik hayati organlara ne kadar yakından bağlı bulunduğunu ve bilinçaltınızı şiddetle korku ve endişe dolu düşünceleri alabilme imkanından yoksun bırakmanın ne kadar gerekli olduğunu gösterir Bilinçaltınız böyle bir imkana sahip olursa, bunun sağlığınız üzerinde ani denebilecek kadar kısa bir zamanda etki ettiğini farkedeceksiniz. Sürekli korku ve endişenin sizde derhal bir sinir bozukluğu meydana getirmesi ihtimal dahilindedir.

Yeryüzünün en çok endişelenen insanları annelerdir. Onların alışkanlık haline gelmiş olan bu endişeleri, ilk önce çocukları dolayısıyla ortaya çıkmış olduğu için, çok İnsani bir duygudur. Bir annenin yavruları için üzülmesi ve endişelenmesi doğaldır. Bir annenin çocuğuna olan duygusal bağlılığı dolayısıyla, duygularını belirli sınırlar içinde tutabilmesi onun için son derece zordur. Ancak anneler, endişenin hiç bir zaman çocuklarına yardım etmeyip, aksine çoğu zaman onlar için bir engel oluşturduğunu kavramalıdırlar. Endişenin, aslında korkulan şeyin gerçekleşmesine sebep olduğu birçok örneklerle kesinleşmiştir. Bunun sebebi, anne tarafından beslenen korkuların çocuğa geçmesi ve çocukta onu kimi şanssızlıklara ve felaketlere daha uygun bir hale getiren bir çekingenlik ve pısırıklık duygusu meydana getirmesidir.

Çoğumuz gelecek için o kadar çok endişe duymaktayız ki bugünkü halimizden hiç zevk almamaktayız. Şu anki durumumuzdan başka gelecek diye bir şeyin var olmadığını bir türlü kavrayamamaktayız. Gelecek asla gelecek olan bir şey değildir. Gelecek olduğunu sandığınız zaman gelince, o artık şimdiki zamanımız olmuştur. Korku ve endişeden uzak olmayı öğrenememişsek, zihnimizin tutumunu değiştirmemişsek ve başımıza iyi şeylerin geldiğini güven ve gayretle hayal etmiyorsak, geleceğimiz de aynen şimdiki durumumuz gibi sıkıntılı ve dertlerle dolu olacaktır.

Sizin zihninizdeki isabetli tavır, bedeninizden ve zihninizden büyük bir yük atacaktır. Endişenin verdiği gerginlik ve sıkıntılardan kurtularak hayattan, eskiye oranla çok daha fazla zevk alacaksınız. Doğru yöne yönlendirildiği zaman içinizdeki bu gücün, halen korkmakta olduğunuz bir çok şeyden sizi koruyacağına emin olun. İyi ve güzel şeylerin olacağını hayal ederek ona size hizmet etme fırsatını verin. Duygularınızın, önce olduğu gibi sizi altüst etmesine yol vermeyin. Olayları sakin bir şekilde karşılayın.

Duygularınızın tamamını henüz kontrol altına alamamış durumdaysanız, zihninizin bu doğru tutumunu her tekrarlayışınızda, gelecek sefer aynı durumu karşılamanıza fırsat verecek daha büyük bir güç ve ehliyet kazandığınızı göreceksiniz. Zamanı gelince korku ve endişelerinizden tamamen kurtulmuş olacaksınız. O zaman gerçek mutluluğun anlamını da anlamış olacaksınız.

b) Yaygın Sinir Hastalıkları

Çağımızın modern hayat tarzının günümüz insanice na verdiği gerginlik ve baskı altında bulunan pek çok kişi ya sinir hastalığı yaşamıştır veya bu hastalığa her an yakalanma riski ile karşı karşıyadır. Rhode Island’da oturan bir kadın bir gün bana bir mektup yazmıştı. Mektubunda şunları söylüyordu: “Beden sağlığı yönünden herhangi bir şikayetim yok. Buna rağmen sürekli olarak bir sinir bozukluğu ile karşı karşıyayım. Yalnız olduğum ve hemşirelik yaptığım için bu korkuları daha çok duymaktayım. Her zaman için ya çıldırmak veya sokakta yapayalnız kalmaktan korkuyorum. Sürekli olarak kendime telkinler yaptığım halde, yine sinir hastası olan babama benzediğimi düşünüyor ve korkuyorum. Acaba babam sinir hastası olduğu için ben de aynı rahatsızlığı çekecek miyim, ne dersiniz?”

Bu kadına verdiğim cevap benzer insanların, belki de bir yakınınızın aynı sıkıntısına bir çare olabilir. Ona aynen şunları yazdım: “Hayır sinir hastası bir babanın kızı olduğunuz için sizin de ille de sinir hastası olmanız gerekmiyor. Küçücük iken babanızın zayıf taraflarını görmeniz ve daha sonra hemşire olmak için yaptığınız eğitim sizi o kadar çok etkilemiş ki, kalıtımsal bir etkiyle sizin de babanız gibi sinir hastası olacağınıza kendinizi inandırmışsınız. Ama siz zihninizin esiri olmuşsunuz. Hep aynı düşünceler etrafında dönüp dolaşmış ve kendi kendinizi hasta olduğunuza şartlandırmışsınız, öncelikle bundan kurtulmanız gerekiyor.

Sizi bu duruma sokan faktörlerle mücadele etmeniz ve onu bilincinizden sonsuza dek kovmanız gerek. Bunu yapabilmeniz için, bilinçaltı zihninizi hareketlendiren tek öğenin bilinçli düşünceleriniz olduğunu anlamanız gerekmektedir. Başka bir söyleyişle, bilinçaltı zihninize çıldırmak üzere olduğunuz ve sokakta yalnız kalmaktan korktuğunuz düşüncesini sürekli olarak nakşederseniz, içinizdeki o büyük güce, bu şartları size oluşturması için emir vermiş olursunuz.

Bedenen sağlıklı olduğunuzu ve bilincinizin gerçek kişiliğinizin tamamen normal durumda bulunduğunu biliyorsunuz. Buna göre şimdi sizin yapmanız gereken biricik iş, fobilerinizi ortadan kaldırmak amacıyla, bilinçli zihninizin davranışlarını, iç dünyanıza zarar veremeyecek şekilde kontrol altına almak olmalıdır.

Akıl Hastası Kadın

Toplumda sanıldığından çok daha fazla insan, şu veya bu çeşit zihin bozukluğundan ıstırap çekmektedir. Yine başka bir kadın bana şu satırları yazıp göndermişti: “Efendim ben 65 yaşındayım ve hayatımın beş yılını akıl hastanesinde geçirdim. Akıl hastalığına yakalandığım veya daha nazik bir söyleyişle sinir bozukluğuna uğradığım zaman ailemin beni özel bir hastaneye yatıracak parası hiç yoktu. Durumumu kavradım ve ücretsiz tedavi görebileceğim bir yer aradım. Şehir hastanesi gidebileceğim tek yerdi. Hastaneye yattıktan birkaç gün sonra, oraya girdiğim için büyük pişmanlık duyarak kendi içime kapandım. Görünüşte bana hiçbir tedavi yapılmıyordu. Evime dönebilmem için kendi kendimi tedavi etmem gerektiğini anladım. Hastanede yatıyordum. Zihnimi iyi ve güzel şeyler düşünmeye alıştırana kadar bayağı zorluk çektim. Artık on yıldan beri evimdeyim ve normal bir insan gibi davranışlarla karşılaşıyorum. Eskiye göre çok mutluyum. Ama allah başkalarını benim gibi tecrübelerden geçirmesin. Çünkü çok zor.”

Bu hanım, duygusal ve zihinsel dengeyi düzeltmenin kolay olmadığını açıkça ifade ediyordu. Yıllardan beri zihninizi bilmeyerek hatalı kullanmışsanız kuşkusuz bu kolay bir iş olmaktan çıkar. Ancak dertlerinizden kurtulabilmeniz için önünüzde bir çıkar yol bulunduğunu öğrendiğiniz zaman, ne kadar büyük bir mutluluk duyacağınızı düşünün. Emeklerinin ürün vereceği kendisine kanıtlandığı zaman, kim elinden gelen her türlü çabayı severek göstermez? Kimbilir belki bazılarınız bu hanım gibi rahatsızlıklara uğradığında benzer yollarla hastalığını atlatacak ve kendisini sağlam bir şekilde kontrol edebilecektir.

Telaş Etmeyin Sakin Olun

Şayet sinirleriniz gereğinden fazla gerginse, hayat size kaldıramayacağınız kadar çok ağır geliyorsa, beni çok iyi dinleyin. Sizinle sanki bilinçaltınız, içinizdeki o güçle konuşuyormuş gibi konuşacağım ve şunları söyleyeceğim:

“Öncelikle sakin ol. Telaştan kesinlikle vazgeç. Bırak sinirlerin gevşesin. Çünkü ben senin bilinçaltın, yönetimi elime alacağım.Bunca yıl her şeyi bensiz yapmaya çalıştın, varlığını çok az hatırladın, ama dış dünyanda işlerin kötü gittiği, yeryüzündeki olaylara güvenini kaybettiğin şu anda, hangi yola sapacağını bilmediğini sanıyorsun. Sonunda hayatında, kendi kendinle mücadele edebileceğin an geldi. Artık şartların o kadar da kötü olmadığını hayal edebileceksin. İçinde, senin bütün dış şartlarını ve çevreni değiştirecek ve hayata, yaşamaya karşı olan güven ve inancını sana geri verecek bir güç taşımaktasın.”

Münakaşa Gereksiz

Hiç bir zaman münakaşa etme, kontrol ve O merakı bir tarafa bırak. Beni, içinde varlığını hissettiğin bu gücü kabul et, yeter. Bırak sana ben hizmet edeyim.Buna hazır ve istekliyim de üstelik. Sen doğduğundan beri, hayatının bütün yıllarında artan bir güçle buna hazır ve istekli oldum. Yapmam gereken bütün iş, bana üzerinde çalışarak sana faydalı olabileceğim doğru cinsten zihinsel hayalleri vermemdir o kadar.”

“Eğer senin hayatını değiştirebilirsem, sana hayatta en çok arzuladığın şeyleri sağlayabilmem için hayal kurman şarttır. Zihnin korku ve endişeyle dolu oldukça, beni aleyhine çalışmağa, korktuğun şeyi gerçekleştirmeye zorlamış olursun. Ama sen bunu farketmedin. Bunları saha dışındaki bir gücün yaptığını düşünüp durdun. Bunun sebebi kendini iyice anlamamış olmandı. Sen ve ben, iç dünyan birbirimizi iyice tanımıyorduk. Artık her şey başka türlü olacak bilmiş ol. Birbirimizle ilk defa tanışıyoruz. Bu çok büyük bir sevinç kaynağıdır. Artık birlikte çalışmaya, kaybolan zamanı kazanmaya, uzun, ama çok uzun zaman önce bizim olması gereken şeyleri şimdi elde etmeye ve yapmaya başlayabileceğimizi bilmenin bize ne kadar büyük bir mutluluk vereceğini göreceksin.”

“Artık hayal kırıklığı, keder ve ümitsizce duygular aramızda barınamayacak. Hayat artık boş bir şey olmaktan çıkacak. Çünkü güvenebileceğin, dayanabileceğin, yardıma çağırabilecek ben, iç korku ve endişe dolu düşünceleri zihninden kovarak hemen bana koşman ve karşılaştığın güçlükleri yenmek üzere ihtiyaç duyduğun şeylere ait zihin hayallerini bana vermen şartıyla en karanlık günlerinde dahi senin yoluna ışık tutabilirim.”

“Büyük bir kişi bir zamanlar ‘Ben seninle sürekli beraber olacağım’ demişti. O, bu sözle içindeki bu büyük Allah vergisi gücü kastediyordu. Artık sen onu nasıl kullanacağını biliyorsun. Her gün benimle, iç dünyanla biraz zaman harca. Benimle problemlerin hakkında konuş. İç dünyandan öğütler al. Bilinçli zihnine, yapman gereken şeyler hakkında etkiler ve düşünceler göndermeme izin ver. Sen, beni ihmal etmezsen, ben de seni unutmam. Dertlerle dolu şu anki dünyan yerine, sana yeni bir dünyanın kapılarını açacağım. Beni bir dene. Beni içtenlik ve gayretle dene. Bana güven ve çevrendeki şartların ne kadar çabucak düzelmeğe başladığını kendin gör.”

İçinizdeki Sesi Dinleyin

Siz, zihninizin alış yeteneğini yükselttiğini, bu hayatın dert ve üzüntülerini bilerek ve isteyerek bir tarafa bıraktığınız ve kısa bir zaman için kendi elinizden kurtulduğunuz zaman içinizdeki ses, iç dünyanız sizinle böyle konuşacak. Kafanızı karıştıran problemlerinizin cevabı dışınızda değil, sizin kendi içinizdedir. Hayatta karşılaşacağınız her durumu, nasıl çözümlenmesi gerekiyorsa öylece çözülebilecek bir güçle birlikte doğmuş bulunuyorsunuz. İçinizdeki bu Allah vergisi güce yön vermeyi öğrendiğiniz zaman, ondan da size sağlık ve mutluluk gelecektir.

Unutmayın ki, sizi kavuşmak istediğiniz mutluluğa götürecek biricik yol, aşılması kolay bir yol değildir. Onun üzerinde atacağınız her adım, sizce bir zahmetin ve gayretin harcanmasıyla mümkün olacaktır. Ama artık karanlıkta tökezlenip sağa sola çarpmıyorsunuz, zira o yolu biliyorsunuz. Zihninizde kurduğunuz hayaller yardımıyla düşündüğünüzü, hayatta sadece hayal ettiğiniz şeylere kavuştuğunuzu ve zihninizin tutumunu değiştirince, onunla beraber bütün hayatınızın da değişeceğini anlıyorsunuz.

Kendinizi güçlü görmek, başınıza iyi, çok iyi şeylerin geldiğini hissetmek, içinizdeki bu gücü tanımak, başınızdan geçen sıkıntılara aldırmamak sizin elinizde ve güçlü iradenizledir. İçinizdeki bu gücü tanıdığınız ve ona inandığınız zaman işlerinizin düzelmeye başladığını, kendinize bir güven ve cesaret geldiğini, adeta size ikinci bir yardımcı karakter kazandırdığını göreceksiniz. Ama bu yeni karakterinizde size korku ve endişe verecek hiç bir şey olmayacaktır.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült