Kişisel Gelişim

 

Kendine Gülmeyi Öğren

Osho


insanlar başkalarına güler, fakat asla kendilerine gülmezler. Bunun öğrenilmesi zorunludur. Kendine gülebiliyorsan, ciddiyet çoktan gitmiştir. Kendine gülebiliyorsan, ciddiyet evini senin içinde kuramaz.

Zen manastırlarında her keşiş gülmek zorundadır. Sabah yapılacak ilk şey, en öncelikli şey gülmektir. Keşişin artık uyandığım fark ettiği andan itibaren, yataktan fırlaması; bir soytarı gibi, bir sirk palyaçosu gibi yapmacık bir tavır takınarak kendine gülmeye başlaması gerekir. Güne başlamanın daha iyi bir yolu olamaz.

Kendine gülmek egoyu öldürür ve dünyada hareket ettiğinde daha geçirgen, daha hafif olursun. Ve sen kendine gülebiliyorsan, başkalarının sana gülmelerinden rahatsız olmazsın. Aslında onlar yalnızca işbirliği yapıyorlar, senin yaptığının aynısını yapıyorlardır. Mutlu olacaksın.

Başkalarına gülmek bencilliktir; kendine gülmek ise büyük alçakgönüllülüktür. Kendine gülmeyi öğren ciddiyetine ve benzeri başka şeylere. Ciddiyet konusunda ciddi olabilirsin. Bir yerine iki hastalık yarattın. O zaman bu konuda da ciddi olabilir ve böylece devam edebilirsin. Bunun sonu yoktur; bıktırıncaya kadar devam edebilir.

Bu yüzden ciddiyeti en başından yakala. Ciddi olduğunu hissettiğin an, buna gül ve ciddiyetin olduğu yere bak. Gül, kahkahalarla gül, gözlerini kapat ve nerede olduğuna bak. Bulamayacaksın. Ciddiyet ancak gülemeyen bir canlıda var olabilir.

Kendine gülemeyen insandan daha fakir bir varlık, daha bahtsız bir durum düşünülemez. Bu yüzden güne kendine gülerek başla ve gün içinde fırsat bulabildiğin her an, yapacak bir şeyin olmadığında, kahkahalarla gül. Belli bir neden olmadan sırf dünya bu kadar saçma olduğu, sırf durumun bu kadar saçma olduğu için. Bütün olay o kadar saçmadır ki insanın gülmesi gerekir.

Kahkahan kafadan değil, karından olsun. İnsan kafadan gülebilir: O zaman kahkaha ölüdür. Kafadan gelen her şey ölüdür: O zaman başın kahkahayı yaratacak fakat o kahkaha karnına, hara’ya 10* kadar inemeyecektir. Ayak parmaklarına gitmeyecektir, bütün bedenine gitmeyecektir. Gerçek bir kahkaha, küçük bir çocuğun kahkahasına benzer. Çocuğun karnındaki titremeyi izle, bütün bedeni birlikte atar yerde yuvarlanmak ister. Bu bir bütünlük meselesidir. O kadar çok güler ki ağlamaya başlar: o kadar derinden güler ki kahkaha gözyaşlarına dönüşür, gözünden yaşlar fışkırır. Kahkaha derin ve bütün olmalıdır. Ciddiyet için verdiğim ilaç budur.

Sana ciddi bir ilaç mı vermemi isterdin. Bunun faydası olmaz. Biraz aptal olman gerekir. Aslında bilgeliğin en yüksek noktası içinde daima aptallık taşır, dünyanın en büyük bilgeleri aynı zamanda en büyük aptallardı.

Anlaması zor olacak. Aptal olabileceklerini düşünemezsin, çünkü zihnin daima böler: Bilge insan asla aptal olamaz, aptal olan asla bilge insan olamaz. Her iki yaklaşım da yanlıştır. Son derece bilge büyük aptallar vardır.

10' Hara çakrası, göbek deliğinden iki parmak aşağısı. (ç.n.)

Eski günlerde her kralın sarayında bir soytarı vardı saray soytarısı. Soytarı dengeleyici güçtü, çünkü fazla bilgelik aptalca olabilir, her şeyin fazlası aptalca olabilir. Olayları sakinleştirebilen birine ihtiyaç vardı. Kralların saraylarında gülmelerini sağlayabilen bir soytarıya ihtiyaç vardı, aksi takdirde bilge insanlar ciddi olmaya meyillidir ve ciddiyet bir hastalıktır. Ciddiyet yüzünden uyumu kaybedersin, bakış açısını kaybedersin. Bu yüzden her kralın sarayında olayların heyecanını yatıştıran bir soytarı, büyük bir soytarı vardı.

Anlatıldığına göre bir imparatorun soytarısı varmış. Bir gün imparator aynaya bakarken soytarı gelir, sıçrar ve imparatorun sırtına tekme atar. İmparator aynanın karşısında düşer. Elbette çok sinirlenmiştir ve “Bu aptalca hareketin için, hareketin kendisinden daha büyük suç oluşturan bir neden göstermediğin takdirde, ölümle cezalandırılacaksın” der.

Soytarı, “Efendim, sizin burada olacağınız hiç aklıma gelmemişti. Kraliçe burada duruyor zannetmiştim” der.

Daha da aptalca bir neden belirttiği için affedilmişti. Ancak böyle bir neden bulmak için soytarının çok bilge olması gerekiyordu.

Her büyük bilge Lao Tzu, İsaelbette yüce bir aptallık özelliğine sahipti. Bu böyle olmak zorundadır, çünkü yoksa bilge insan tatsız tuzsuz birisi olacaktır. Aynı zamanda biraz aptal olması gerekir. O zaman işler dengelenir. İsa’ya bak bir eşeğin üzerinde insanlara, “Ben Tanrı’nın Oğluyum” diyor. İnsanlar gülmüş olmalı: “Ne diyorsun? Böyle şeyler söylüyorsun ve bu şekilde davranıyorsun...”

Fakat ben mükemmel bilgeliğin böyle göründüğünü biliyorum. Lao Tzu, “Herkes bilgedir, benim dışımda. Aptal görünüyorum. Herkesin zihni açık; yalnızca benim zihnim bulanık ve karışık görünüyor. Herkes neyi yapacağını ve neyi yapmayacağım biliyor: Yalnızca benim kafam karışık” demiş. Ne demek istiyor? “İçimde bilgelik ve aptallık bir arada” diyor. Bilgelik ve aptallık bir araya geldiğinde, aşkınlık vardır.

Bu yüzden ciddiyet konusunda ciddi olma. Kahkahalarla gül ona, biraz aptal ol. Aptallığı ayıplama; onun da kendi güzellikleri vardır. Her ikisi birden olabilirsen, içinde aşkınlık özelliğine sahip olacaksın.

Dünya giderek daha çok ciddileşti. Bu yüzden bu kadar kanser, bu kadar kalp hastalığı, bu kadar yüksek tansiyon, bu kadar delilik var. Dünya bir uca doğru çok fazla zorlandı. Biraz da aptal ol. Biraz gül, çocuk gibi ol. Biraz tadını çıkar, her yerde ciddi bir yüzle dolaşma. Bunu yaptığında birden içinden daha derin bir sağlığın yükseldiğini göreceksin sağlığının derin kaynakları ortaya çıkacak.

Hiç deliren bir aptal duydun mu? Bu hiç olmamıştır. Hep deliren bir aptal olup olmadığını araştırıyorum. Rastlamadım. Elbette aptal bir insan deliremez, çünkü delirmek için fazla ciddi olman gerekir.

Ayrıca aptalların herhangi bir şekilde sözüm ona bilgelerden daha sağlıklı olmaya yatkın olup olmadıklarını araştırıyorum. Ve bu doğru: Aptallar sözüm ona bilgelerden daha sağlıklıdır. Anda yaşarlar ve aptal olduklarını bilirler, bu yüzden de başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünden endişe etmezler. O endişe zihin ve bedende kanser olayına dönüşür. Uzun yaşarlar ve son gülen olurlar.

Yaşamın derin bir denge olduğunu hatırla, çok derin bir denge. O zaman, tam ortasında kaçabilirsin. Enerji yükselir, yukarı doğru hareket etmeye başlarsın. Bu bütün zıt kutuplar için böyle olmalıdır. Bir erkek olma ve bir kadın olma: Her ikisi de ol ki hiçbiri olmayasın. Bilge olma, aptal olma: Her ikisi de ol ki ötesine geçebilesin.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült