Kişisel Gelişim

 

 

Karar Verme Yeteneğini Geliştirmek

Harold Sherman


İnsanın karar verebilme yeteneğinden yoksun olması, pek çok başarısızlıkların gerçek sebebidir denilebilir. Acaba kendinizden ve değerlendirmelerinizden ne derece eminsiniz? Üzerinde bir karara varmanız gereken önemli konularda kararsız, tereddütlü ve kuşkulu musunuz? Böyle durumlarda, doğru veya yanlış hareketi yapıp yapmadığınıza dair bir merak içinizi kemirip durur mu?

Yaşadığınız hayat, her gün bazı şeyler hakkında karar vermeye sizi zorlar. Bazı kararların sonucu basittir, değersizdir, diğerleri ise bütün varlığınızın akış yönünü kolaylıkla değiştirebilir. Ancak belirli bir durum üzerinde düşünerek karar verme yeteneğinden yoksun oluşunuz, hiç karar vermemenizden daha kötüdür. Geçenlerde bir dostum bana şunları söylüyordu: “İçinde bulunduğum şartlar uzun zamandır istikrara kavuşamadı. Ne yapacağımı bir türlü kararlaştıramıyorum. Falanca şeyi yaptığım zaman, filancasını yapamayacağım; bu yüzden ikisini birden yapmak istiyorum.”

Böyle bir zihinsel davranışı sürdürürse bu dostum sonunda hiç birini yapamayacak ve bir konuyu cesaretle karşılama ve belirli bir hareket tarzı üzerinde karar verme gücünden mahrum olduğu için her iki ihtimalde de zararlı çıkacaktır.

Şu noktayı tekrar etmekte fayda vardır ki içinizdeki bu yaratıcı güç, siz düşünüp bir karara varmadıkça hareketlenmez. Bilinçli zihniniz istikrarsız bir durumdayken, o “bilinçaltı zihninizin sinema perdesi” diye adlandırdığım şey üzerinde bu istikrarsız durumu zihnen canlandırır. Bu istikrarsız zihinsel hayale karşı reaksiyon gösteren bilinçaltınız da, bu durumun gerçek hayatınızda devam etmesini sağlar. Ne hayal ederseniz ancak onu elde edersiniz. Kararsız bir zihinsel davranış ise kararsız durumlar ve sonuçlar meydana getirir.

Bir çok kişiden şu sözleri duymuşumdur: “Ne yaptığımı bilmiyorum.” Bunlar doğru söylüyorlar. Yanlış düşünce tarzı onları şaşkınlık içine düşürmüş çünkü. Onlar da farkında olmadan kendilerini daha büyük bir şaşkınlık içinde hayal ediyorlardı. Kendi kendinize, “ne yaptığınızı bilmediğinizi” söylemeniz, çevrenizdeki şartlar üzerinde var olan kontrolünüzü kaybetmenizin en doğru yoludur.

Sizin bilinçaltı zihniniz, hayal ettiğiniz şeyleri kendine doğru çeken bir mıknatıs gibidir. Ancak karar verebilme yeteneğinden yoksun kaldığınız zihninizi belirli bir tarafa doğru yönlendirmediğiniz, kararsızlık içinde bir ihtimalden diğerine doğru yer değiştirdiğiniz zaman, bu harikulade büyük gücün mıknatıs gücünü yok edersiniz.

Yıllar önce, bir el yazısı uzmanının yazdığı şu satırları okumuştum:

“Adlarının son harfini tam olarak yazmadan imza atan insanlar, hayatta başladıkları şeyi çok nadir bitirirler. İsimlerinin son harfini hiç yazmadan imza atan insanlarsa çoğu zaman kötümser ve cesaretsizliğe eğilimli kişilerdir.”

O zaman bu el yazısı uzmanının satırları, üzerimde derin bir iz bırakmıştır, ben de kendi imzamı inceleyince adımın son harfini tam olarak yazmadığımı gördüm. Uzmana göre bu, başladığı şeyi çok az bitiren bir insanın karakterine sahip olduğumu gösteriyordu. Bu yüzden, imzamı her atışımda son harfi tamamlamak üzere dikkat harcamaya karar verdim. Bu olayın ardından yıllar sonra ne zaman adımı yazsam, “Başladığım şeyi bitiririm” diye düşünüyordum.

Sonuç olarak bugün, giriştiğim her işi muhakkak surette tamamlıyorum. Bu konuda o kadar güçlü bir zihinsel alışkanlığa sahip oldum ki, bilinçaltı zihnim artık o iş tamamlayıncaya kadar beni yalnız bırakmamakta, onu bitirmem için beni dürtükleyip durmaktadır.

Hangi engelle karşılaşırsam karşılaşayım, o iş ne kadar ümitsiz görünürse görünsün önümde onu bitirmek için ne kadar az süre kalmış olsa da durum değişmemektedir. Kendi kendime, “Başladığım şeyi bitirmem için bana yardım etmelisin” diye içimdeki bu büyük gücü o kadar derin bir etki altında bırakmışım ki, ne zaman zihnimi belirli bir gayeye doğru çalıştırmaya başlasam, kendimi bir dinamoya bağlanmış gibi hissediyorum.

Öncelikle hayatta nasıl bir şekilde hareket edeceğinizi önceden kararlaştırmanız gerekir. Bu kararınızdan caymayın. Kesinlikle doğru bir karar, sağlam bir değerlendirme üzerine dayanmalıdır. Bu yüzden bazı hatalar yapabilirsiniz. Ama siz iyi niyetle yapılmış bu hatalardan gereken faydalı dersleri çıkarmasını öğrenecek ve geleceğinizde onlardan faydalanacaksınız.

Karar verebilme yeteneğine sahip olanlar, çevrelerindeki şartları manyetize ederler ve olayları kendilerine doğru çekerler. Bu yeteneğinizi geliştirmenizde size yardımcı olarak bir zihinsel egzersizi size burada tanımlamış bulunuyorum. Kendi hayatınızı düzenlemek ve ona bir şekil vermek gerçekten size düşen bir iş. Öyleyse bu işi kendi kararlarınızla yapmaya koyulun.

Aşağılık duygularını yenin

Bütün insanlar aşağılık duygulardan ıstırap çekerler. Bu duyguların insan zihninde tuttuğu yer o kadar büyüktür ki diğer bütün zihinsel faaliyetler bir araya gelseler ondan boşalan yeri belki de dolduramazlar. Kendi kendilerini çözümleme yeteneğinden yoksun olan bir çoklarımız belki bütün hayatları boyunca farkına varmadan bazı kişiler veya olaylarla ilgili aşağılık duygularının boyunduruğu altında yaşamışlardır. Bir çok dostunuzun, “Nedendir bilmiyorum ama insanlarla karşılaşmaktan çekiniyorum” dediğini sık sık duyarsınız. Aşağılık kompleksinin varlığına işaret eden diğer karakteristik sözler de aşağıdaki şu sözlerdir:

“Başkaları niçin benimle bu kadar ilgileniyor, anlayamıyorum.”

“Ne diye boşuna uğraşıyorum. Mümkünü yok, öbür iş gibi bunu da yapamayacağım.”

“Filan kişi ne düşünecek diye o kadar korkuyorum ki.”

“Bu kadar büyük bir sorumluluğu üzerime alamayacağım. Elimdeki işi bitirmeyi yeğlerim.”

“Evet, onu seviyorum. Ancak ben ona asla layık değilim.”

“Sen tam da adamını buldum diye düşünebilirsin, ancak ben o kadar emin değilim bu konuda. Bu işi daha önce hiç yapmadım bir kere. Söz verip de sonradan seni hayal kırıklığına uğratmak istemem.”

“Çok tuhaf, ne zaman filan kişi benimle konuşsa dilim hemen tutuluyor.”

Bu tarz ifadeler, söz konusu kişilerin kendilerini aleyhlerine olarak diğer kişiler veya durumlarla karşılaştırma alışkanlığında olduklarını pek güzel göstermektedir.

Pek çok aşağılık kompleksinin kaynağını çocuklukta bulabilirsiniz. Çoğu zaman anne ve baba bilmeden bu komplekslerin gelişmesine yol açmışlardır. Bu anne ve babaların belki olağanüstü yeteneklere sahip bir çocukları olmuş, onlar da bu yüzden onu kayırmış, diğerlerinden ayırmışlardır. Bu kayırmayı gören diğer oğullar ve kızlar, sonuçta kendilerinde bir şeyin eksik olduğunu hayal etmeye başlamışlardır. Bu çeşit hayaller çocukların zihinsel olgunlaşmalarını kösteklemiş ve onlarda güçlü aşağılık duygularının filizlenmesine sebep olmuştur.

Normal zekaya sahip her çocukta aslında olağanüstü bilinçaltı yetenekler vardır. Bunlar ortaya çıkarılır ve geliştirilebilirse, bu hem anne ve baba için bir sevinç kaynağı, hem de çocuğun eğitiminde sağlam bir destek olur.

Kendinden yaşlı insanlarla ilişki halindeyken her çocuk hassas olduğu için, başkalarının önünde çocukların yaptıkları hareketlerle alay etmek, büyüklerin eğlence olsun diye işledikleri affedilmez hatalardan biridir. Bir çocuğu gülünç duruma düşürmek sadece onun zihninde, kendisiyle büyük insanlar arasında var olan zeka ve deneyim farkını ortaya çıkarmaya yarar.

Kuruntu Yapmayın

Sizin hakkınızda başkalarının konuştuğunu veya sizi eleştirdiklerini, kötülüğünüzü istercesine düşüncelere kapıldığını düşünmek kadar insanı sıkan duygu dünyada çok az vardır. Ancak genelde böyle bir duygu gerçek bir temele dayanmaz. Çoğu zaman o, sadece çocukluk yıllarının ruhumuzda bırak

tığı kalıntılardır. Zira çocuk, işlediği suçun sonradan anne ve babasının kulağına gitmektense önceden onlar tarafından görülmesini tercih eder. Çünkü o suç sonradan duyulunca büyük bir ihtimalle çocuk acımasızca azarlanacaktır.

Büyükler, çocuklara söylenen veya yapılan her şeyin onların ruhunda ne kadar derin bir izlenim bıraktığını çok az farkederler. Çocuğun problemlerini tam bir ciddilikle ve onun bilinç düzeyine inerek ele almakta gösterilen ihmal, çocuğun ruhuna ilk aşağılık duygusu tohumlarını eker.

Mesela doğuştan güzel resim yapma yeteneğine sahip bir çocuk kendince mükemmel saydığı kötü bir resmi babasına gösterir. Baba, çocukça bu resmi överek çocuğunu teşvik edebileceği gibi, resmi bir çocuğun çizdiğini unutarak “bu ne biçim resim?” diye azarlayabilir. Aslında bu şekilde bir azarlama ile çocuğun içindeki sanat cevherini yok ettiğinin farkında olmaz. Çocuğun sanat kabiliyetini öldürmüş veya köreltmiş olur böyle bir hareketle.

Çocuklar hakkında genelde insanlar çok yanlış düşüncelere saplanmaktadır. Mesela örneğini verdiğimiz çocuk çok mükemmel bir resim yaptığını sanabilir. Bunda haklıdır da. Çünkü resim, çocukta gelişme halinde bulunan artistik yeteneğin o anda meydana getirebileceği en olgun resimdir. Belki çocuk aynı resmi bir hafta veya bir ay sonra yapsa daha iyi bir sonuç alınacaktır. Bu tecrübenin ışığı altında çocuk geçmişteki eksikliklerini görebilir ve hatalarını telafi edebilir.

Düşünce ve hayal safhasında olan bir işin iyi ve kötü taraflarını çözümleme yeteneği ancak uzun bir yetişme döneminden sonra kazanılabilir. Bu yeteneği kazanıncaya kadar bir işe giriştiğinizde muhakkak surette kendinize güvenin ve inanın. Bu güven ve inanç başarınızı artıracaktır. Aksi takdirde aşağılık duygusu davranışlarınızdaki canlılığı ve morali yıkar.

Güveninizi Sarsmayın

Şayet siz kendi değerinize inanmazsanız arzu ettiğiniz en yüksek başarıları sağlayacak olan ruhsal ve bedensel yetenekleriniz üzerindeki var olan kontrolünüzü kaybedersiniz. Güven, varlığınızın derinliklerini harekete getiren ve en iyi sonuçları ortaya koyması için benliğinizi harekete getiren bir jeneratördür. Güven, zihninizde meydana getireceğiniz başarı, sağlık ve mutluluk hayallerine güç kazandırır. O, zihninizin olgunluk yolunda kullandığı bir yakıttır aynı zamanda. Bugünkü başarılarla birleştiren görülmez, tutulmaz bir ilaçtır. Kendinize olan güveninizi koruduğunuz sürece aşağılık duygusunun sizde barınması mümkün değildir.

Kendinizi diğer insanlarla karşılaştırmanız, hem en büyük, hem de en sık işlediğimiz hatalardan sadece biri. Bu karşılaştırma, bize mecburen kuvvetli bir aşağılık duygusu veriyor. Kadın iseniz sizden daha iyi giyinen filanca bayanın gösterişli halini görürsünüz. O belki de küçük ve değersiz bir insandır ancak onu sizden daha güzel giysiler içinde gören bir insan olarak kabul etmeniz kendinizi küçülmüş hissetmenize sebep olur. Bir erkek de işyerinde amirinin üstün bir insan olduğunu hissedebilir. Böyle bir duyguyla kıvranan insan, belki daha yüksek bir yeteneğe, amirinden çok daha fazla yükselebilme gücüne sahiptir ancak kendini olduğundan değersiz görme yolundaki sürekli meyli dolayısıyla o, bu yetenek ve becerisini uygulayamaz.

Mesela mevkii üstün bir kişiyle tanıştığınızda “Acaba şu anda hakkımda ne düşünüyor. Kıyafetimi beğeniyor mu?” şeklinde düşüncelere sahip olursanız, bu o anda sizin aşağılık duygusunun baskısı altında hareket ettiğinizin açık bir kanıtıdır. Böyle durumlarda düşüncelerinizi dışa doğru değil içe doğru yönlendirirseniz doğru harekette bulunmuş olursunuz.

Şöhreti ve makamı ne olursa olsun karşınızdaki kişinin sonuçta sizin gibi bir insan olduğunu hiç bir zaman aklınızdan çıkarmayın. Sizin şöhretiniz olmayabilir. Bu sizin üstün bir zekaya, karaktere ve kişiliğe sahip olmadığınız anlamına kesinlikle gelmez. Bir an için durun ve düşünün bakalım. Daha önce bu adamla tanışsaydınız ve şu anda sahip olduğu makama sahip olmasaydı eşit şartlarda konuşmayacak mıydınız?

Başkalarına duyduğunuz ilgi, onda da size karşı ilgi doğurur. Bir konuşmayı sürdüremeyeceğinize dair duyduğunuz korku, tanıştığınız insana soracağınız hoş ifadeli bir kaç soruyla derhal dağılır. Çünkü bu sorular onun kendisinden veya yaptığı işlerden bahsetmesini gerektirecektir. Konuşmanın kolay ve doğal bir şekilde devamını sağlamak maksadıyla harekete geçerken hazırlıklı olabilmeniz için, mümkünse o kişiyle tanışmadan önce hakkında mümkün olabildiği kadar fazla bilgi toplayın.

Dünyada hiç bir insan, başka biri tarafından kendisi hakkında içten bir ilgi ile yapılan övgülere kayıtsız kalamaz. İçinizdeki aşağılık duyguları ile uğraşıyorsanız, başkalarıyla konuşurken onlardan bahsetmeyi, değişik konular üzerinde onları konuşturmayı gelenek haline getirin. Onların amatörce zevklerini, özel konulara karşı olan ilgilerini keşfedin ve bu zevk ve ilgiler sizinkilere uyuyorsa onlar üzerinde ayrıntılara girişin. Bütün bunlara kendi görüşlerinizi de ekleyin. Kısa bir süre sonra göreceksiniz ki konuşmaya karşı duyduğunuz ilgi, içinizde kendinize karşı olan bilinçli uyanıklığı, kendinize egemen olamadığınıza dair olan duygularınızı unutmanıza sebep olacaktır.

Aşağılık duygusunun baskısı üzerinizden kalkınca göreceksiniz ki ifade gücünüz mükemmele doğru gidecektir. Bilinçli dikkatinizin diğer kişi yerine kendi üzerinizde yoğunlaşması, sürekli bocalamanıza yol açar. Ancak içinizdeki kendinize karşı olan bilinçli uyanıklığı büsbütün ortadan kaldırabildiğiniz zaman gerçek kişiliğinizi bulabilirsiniz.Bu zihin durumu ise düşüncelerin diğer kişiler veya olaylar üzerinde yoğunlaşması şeklinde rahatlıkla elde edilebilir.

Sosyal Etkinliklerde Aktif Rol

Sürekli olarak utangaç ve çekingen olan, genel olarak herkesin önünde elinden hiç bir şey gelmediğini sanan bir dostum, bulunduğu şehrin yardım komitesine üye olarak atanmıştı. Şehirdeki yardımseverlerin düzenlediği yemekli toplantılarda sık sık konuşmak zorunda kalan bu dostum, kendisinde doğuştan bir topluluğa hitap etme yeteneğinin bulunduğunu anladı. Bunu keşfettikten sonra, bozulan sinirlerinin meydana getirdiği kuruntularla geçen bir dönemin ardından, bu dostum aşağılık duygusunun zincirlerini kırdı ve şehirdeki sosyal etkinliklerden en çok hoşlanan, bu tür toplantılarda en çok ilgi gören insanlardan biri oldu.

Kişiliğinizi ifade tarzınızın ve dünya görüşünüzün olgunlaşması, üstün bir insan olarak tanınmanız için son derece gereklidir. Hayatta başarı kazanmış insanların kullandığı metotları taklide yeltenmeniz, bilinç altınızın aynı cins düşünceleri uygulamaya çıkarırken kullandığı “stil’i bozar. Bu durum mücadelenizdeki her adımı, aynı mücadeleyi daha başarılı bir şekilde yapmış olan insanların adımlarıyla karşılaştırdıkça sizde gittikçe büyüyen bir aşağılık duygusunun doğmasına yol açar.

Yere sıkı basarken sadece kendi ayaklarınıza güvenin ve kendi bilincinizin emirlerine uyarak yolunuzda durmadan ilerleyin. Aşağılık duygusu, zihninizde pusu kurup beklediği sürece o, sizi şaşırtmak ve yanıltmak amacıyla hiç ummadığınız veya arzu etmediğiniz bir zamanda üzerinize atılmağa hazır vaziyette durmaktadır. Bu kompleks büyük başarılar kazanmanıza engel olabilecek güçtedir. Bunun için kendinizi ondan kurtarmak üzere harekete geçmekte geç kalmayın, acele edin.

Dayanıklı olun. Bir gün dönüp arkanıza baktığınızda sizin gerçek kişiliğinizin ortaya çıkmasını engelleyen sebepleri gördüğünüzde bu ruhsal tutukluklara bakıp güleceksiniz ve o tür duygulardan kurtulduğunuza sevineceksiniz.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült