Kişisel Gelişim

 

 

Kadın Mı Yoksa Erkek Mi Şeytan?

Narin Yıldız


Erkeklik imajından bahsedilirken kararlılık, güç, iktidar, cesaret, hakimiyet ve komuta etme ifadeleri kullanılır. Erkeğin de her insan gibi duyabileceği korku, endişe ve suçluluk duygularından hiç bahsedilmez. Erkeklik tanımının içinde duygusallığa, kırılganlığa ve şefkate yer yoktur. Hatta erkeğin bu olumsuz olarak nitelendirilen duyguları yaşayabileceği ihtimalinden dahi söz edilmez. Çünkü erkek gibi hissedebilmek ve erkeklik imajını taşıyabilmek tamamen kahramanlığa dayalıdır. Eğer kahraman gibi korkusuz ve cesur bir şekilde her sorunun üstesinden gelebiliyor ve hayat kurtarıcısı gibi davranabiliyorsanız o zaman tam anlamıyla erkek kimliğine sahipsiniz demektir. Yok, eğer bunu başaramıyor, üstüne üştük korkularınızın esiri oluyorsanız o zaman güçlü erkek imajınız çoktan yıpranmış olur. İşte böyle kuvvete dayalı bir erkeklik algısı nedeniyle erkek, bütün korkulardan, duygusal zayıflıklardan sıyrılarak güçlü ve korkusuz olması gerektiğine, bir anlamda kimliğini ispat etmek zorunda olduğuna inanır.

İşte iç çatışma ve çelişki tam da bu noktada başlar. Bu kadar güçlü ve korkusuz olma isteği aslında var olan güçsüzlüğün, yetersizliğin ve bunlardan ötürü duyulan korku ve başarısızlık hissinin kabulüdür aslında. Erkek kendisinde de tıpkı kadında olduğu gibi başarısızlık ve yetersizliklerin olduğunu bildiği ve bunun erkeklik algısıyla ters düşen bir durum yaratacağını kavradığı için bu sorundan kurtulabilmek adına inkar yolunu seçer. Güçsüz olabileceği gerçeğini yok sayarak, çıkış yolu olarak daha çok güç peşine düşer. Elinde gücü olan birisi, güç peşine düşmez ama erkek de kadın gibi gücü elde etmek için savaşır çünkü gerçekte tamamen gücün sahibi değildir. Bunu kendisi de çok iyi bilir ama bilmezden gelerek böyle bir durum yokmuş gibi davranır. Güçlü olduğuna kendisini inandırarak avutur, erkeklik imajını zedelemekten kurtulacağını zanneder.

Erkek böylece gerçeği gizlediğini sanarak kendisini kandırırken, diğer taraftan da ortaya attığı bu görüşe kadının da inanarak destek olmasını bekler çünkü sadece erkeğin “ben güçlüyüm, korkusuzum, başarılıyım” demesi bunun ispatı için yetmez. Aynı şekilde kadının da erkeğin güçlü, başarısız ve korkusuz hatta bir kahraman olduğu düşüncesini benimsemesi, kabul etmesi ve sonrasında da buna uygun şekilde erkeği yüceltecek ve güçlü hissettirecek şekilde davranması gerekir. Bir anlamda kadının erkeğin gücünü kabul etmesi, onaylaması ve sonrasında da hükümdara karşı nasıl hürmet gösterilirse aynı şekilde güçlü olan erkeğe karşı da öyle hürmet göstermesi gerekir.

Erkeğin yaşadığı bir diğer çelişki burada, kadının erkeğin gücünü onaylamasını istediği anda ortaya çıkar. Çünkü kendisi erkeğin güçlü ve korkusuz bir kahraman olduğunu savunur ve savunduğu bu fikri yine güçsüz olarak gördüğü kadının kabul etmesini ister. Burada akıllara “Madem kadın güçsüz ve sen güçlü olansın, neden güçsüz olan kadın tarafından senin gücünün onaylanmasını istiyorsun?” sorusu gelmektedir. Sorunun cevabı ise yine erkeğin şu düşüncelerinde gizli: Erkek gerçeği saklıyor da olsa aslında kadını güçlü görüyor, kendi gücüne inanmıyor. Bu nedenle güçlü bulduğu kadın tarafından erkeğin başarılı bulunması da erkeğin kahramanlaşabilmesi ve güçlü erkek imajını kurtarabilmesi için şart.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült