Kişisel Gelişim

 

Kadın Karakterleri

Nil Gün


-İnsan kurallara sığmaz!

Kadın karakterlerinin dikey sütununda yer alan ve birbirinin zıttı olan Anne ve Dost, kişilerin insanlarla olan ilişkilerini etkileyen iki karakterdir. Yatay sütunda yer alan Amazon ve Mistik ise yine birbirinin zıttı iki karakterdir ve kişinin hayatla ilgili temel değerlerini oluşturmasında etkilidir.

ANNE

Ayşe bir banka müdürü. Bankadaki tüm elemanlar onun koruyucu ve kollayıcı yanını seviyor. Tüm elemanlarını bir aile gibi görüyor, dertlerini dinliyor ve onlara tavsiyelerde bulunuyor.

Suzan, bir ev kadını. Hayatını çocuklarını ve eşini "çekip çevirmeye" adamış, üniversiteyi bitirmesine rağmen hiç çalışma hayatına atılmamış. Evinin kadını olmayı seçmiş.

Hatice, hiç evlenmemiş ve bir şirkette 27 yıldır sekreterlik yapıyor. Patronunun sağ kolu. Şirkette her şey ondan soruluyor. Patronunun, eşine aldığı doğum günü hediyelerini bile o seçiyor.

Bu üç kadın da Anne.

O, Yunan mitolojisinde Zeus'un karısı Hera'dır. İtaat etmeyen diğer tanrı ve tanrıçalara gazabını yağdırır.

O, bereket tanrıçası Demeter'dir. Çocuğunun koruyucusudur. Yeraltı dünyasına Hades tarafından kaçırılan kızı Persephone için dokuz gün ve gece yas tutan Demeter'in üzüntüsüyle kış kıtlık içinde geçer. Zeus'un yardımıyla kızma kavuşur ve mevsimler geri döner.

Anne, kimliğini ve doyumunu yardım etmekte, korumakta ve başkalarını destekleyici konumda olmakta bulur. Anne demek, hayat veren demek. Nerede yardıma ve desteğe ihtiyacı olan biri varsa o oradadır. Sıkıntıda olanları rahatlatmayı, bakmayı, ilgilenmeyi görevi bilir. Büyük bir firmada çalışan bir Anne, çantasının ve çekmecesinin her türlü ilaçla dolu olmasını "ihtiyacı olanlar için hazırlıklı olmalı" diye açıklamıştı. Gerçekten de başı ağrıyıp aspirine, regl sancısı çekip ağrı kesiciye ihtiyacı olanların şirketteki değişmez adresiydi. Çekmecesinde iğneden ipliğe kadar acil durumlarda gerekebilecek her şey mevcuttu.

Anne çalışsa bile ailesini ihmal etmeyecek şekilde hayatını düzenler. Eşinin ve özellikle çocuklarının her ihtiyacıyla yakından ilgilenir. O küçük yaştaki çocuklar için ideal bir annedir. Okul aile birliğinde öğretmenlerle birlikte şevkle çalışanlar onlardır. Veli toplantılarına daima katılan, hatta ders yılı içinde öğretmenlerle toplantılar dışında da ilişki kuran onlardır. Anne, çocuğunun kreşteki yaş günü partisi için önemli bir iş görüşmesini bile erteleyebilir.

Öğretmenlik, hemşirelik, sosyal hizmetler gibi şefkat isteyen işler Anne'nin en yaygın olarak seçtiği mesleklerdir. Kendisinin yardımına ve desteğine ihtiyaç duyan insanlara, yardımını kendisini tüketene kadar verir. "Senin için saçımı süpürge ettim" sözünü Anne'ler söyler.

İşyerlerinde herkesin doğum gününü hatırlayan, önemli günleri organize eden, işyerine pasta börek getirip iş arkadaşlarına ikram eden onlardır.

Evine misafir olarak gittiğinizde sizi mükemmel şekilde ağırlayan, ihtiyaçlarınıza duyarlı olan yine onlardır.

Sabırlı olmak, sevdiklerinin ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymak, aile değerlerine önem vermek, gelenekleri sürdürmek Anne'nin temel değerleridir.

Koruma, bakım, yönlendirme, tavsiyede bulunma, beslenme ve barınağın en iyi şekilde sağlanması görevlerini üstlenen Anne, başkalarının kendisine ihtiyaç duyduğu ilişkilerde rahat eder ve kendisini yararlı hisseder. Kendisiyle eşit konumda ve onun korumasına kollamasına ihtiyaç duymayan biriyle ilişki kurmaktansa, kendisine ihtiyaç duyulan bir ilişki içinde olmak onun için daha önemlidir. Aile, arkadaşlardan önce gelir. Aile bağlarına önem verir. "Et tırnaktan ayrılmaz "sözünün mucidi de onlardır. Kalıcı ilişkilerde rahat eder. Yeni ilişkilere, ancak kendi anlayışına uygunsa açıktır. Evlilik yoluyla oluşan yeni akrabalar, eşinin patronu, ortağı ya da önemli müşterileri ile olan "resmi" ilişkiler itinayla sürdürülmelidir. Uyumlu ortam yaratmak onun özelliğidir ve diplomasi konusunda uzmandır.

Evlilik konusunda Anne, koca adayının kariyerine, sosyal statüsüne, saygınlığına ve ailesi için sağlayacağı ekonomik güvenceye önem verir. Evlilik kontratı olmaksızın bir ilişki yaşıyorsa bile bu Derya Tuna'nın İbrahim Tatlıses ile, Türkan Şoray’ın Rüçhan Adlı ile uzun yıllar süren ilişkisi gibi toplum gözünde "eş" konumunda durduğu ve kabul gördüğü "saygın" ilişkiler biçiminde olur. Bir ilişkiden öbürüne atlayan bir Anne pek olmaz.

Çocuklar doğduğunda eşinin babalık rolü, eşlik rolünün önüne geçmelidir. Eşinden bahsederken genellikle eşinin ismini değil, "babamız" ya da "kocam" gibi konumsal sıfatlar kullanır. Eşinden Ahmet Bey, Mehmet Bey olarak resmi biçimde bahseden Annelerin sayısı da az değildir. Çocuklarına "Babamız eve geldiğinde akşam yemeğini yiyeceğiz" diyen kadın bir Anne’dir.

Kendi bakış açısına göre, ailesinin düzenine karşı en ufak bir tehdit hissettiğinde, kocasının bir hobisinden, bir arkadaşından ya da kariyer seçiminden bir anda desteğini çeker. Çünkü Anne risk almaktan pek hoşlanmaz. Ailenin güvencesi her şeyden önemlidir. Anne'yle evli bir eş, bazen kendisini bir eş ya da koca olarak değil, eve ekmek getirmekle görevli evin büyük oğlu gibi hissedebilir.

Evin düzeni ondan sorulur. Odaların kullanım şekli, mobilyaların seçimi onun görevidir. Kocası onun seçimini kabul etmelidir. Çocuklar dünyaya geldikten sonra ilgi alanının merkezi çocuklardır. Eşi tahtını yitirmiş ve ikinci sıraya düşmüştür. Anne'yle evli ve kendisi Baba olmayan birçok erkek bu durumda çocuğunu kıskanır ve karısının kendisini geri plana itmesine tepki duyar. Çocuklar, büyüyüp bir yetişkin olsalar bile yine de Anne tarafından kendi hayatları olan bireyler olarak değil, ailenin bir üyesi olarak algılanır. Bu yüzden çocukların evleneceği kişilerin Anne onayını alması ve aileye uygun olup olmaması çok önemlidir. Çocuklar yuvadan uçup kendi ailelerini kursalar bile Anne onların, yakınında, kontrol edebileceği mesafede olmalarını tercih eder. Aynı apartmanda otururlarsa daha da iyidir. Farklı şehirlerde hatta ülkelerde oturuyor olsalar bile çocuklarıyla mümkünse her gün, değilse sıkça telefonda görüşmek, onların ne yaptığını yakından takip etmek ister. Çocukları onu sıkça aramalıdır. Çocuğunun gözünde kıdemi, çocuğunun eşinden önce olmalıdır. Alman kararlar ona danışılmalıdır. "Ben senin annenim."

Eşinin annesi bir Anne olan genç kadın, kayınvalidesini çok sevse de eşiyle özgür ve rahat olamadıklarından çünkü kayınvalidenin onlar için yaptığı fedakarlıklardan bunaldığını söylüyordu. "Biz kendi hayatımızı yaşamak istiyoruz ama talep etmediğimiz halde kuru temizlememizden akşam eve geldiğimizde buzdolabımızda hazır yemek bulmamıza kadar her şeyimizle ilgileniyor. Evimizin anahtarını geri almak istesek çok kırılacağını, onun iyiliklerinin değerini bilmediğimizden dolayı üzüleceğini biliyoruz. Çocuk doğurmaya korkuyorum. Çünkü kimse çocuk bakımım ondan iyi bilemez."

Anne ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duyar. Kendisine ihtiyaç duyulduğunu hissetmesi önemlidir. Kimsenin onun yardımına ihtiyaç duymaması başına gelebilecek en kötü şeydir. Varoluşuna bir tehdittir. Anne'nin karanlık yüzü, "iyilikle" sevdiklerini boğmaktır.

Korkularını, dinsel inançlarım, önyargılarını kendi bakımında olanlara aktarabilir. Onların kendi hayatlarını yaşamaları yerine, kendi doğrularına göre yaşamalarını ister. Anne genellikle amaçlarla ve başarılarla ilgilenmez. Ama bazı yılgın Anne'ler özellikle orta yaşta çocuklarını kendi adına başarılı olmaya zorlayabilir. Başarıdan amaç, çevre tarafından saygı görmektir. "Ben bilmem kimin annesiyim", "Bilmem kimin karışıyım" diye övünmeyi seven Anneleri hepimiz tanırız. "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"

Bir Anne için çocuğunun başarısı kendi başarısıdır, tabii ki başarısızlığı da kendi başarısızlığıdır.

Gerçekten başarılı olduğu halde Anne'nin dediğini yapmadığı, onun doğrularına göre yaşamadığı için çocuklarına ya da eşlerine öfke duyan ve onların başarılarını küçümseyen Anne'ler de vardır. Böyle Anne'lere göre iyi evlat anneye daima minnet duyan, onun dediklerini kabul eden, onun yaptığı fedakarlıkları hatırlayan, onu mutlu etme görevini üstlenen evlattır. ileri yaşlarda fedakarlık sırası evlattadır. "Bize yaşlılığımızda baksın diye doğurdum" diyen Anne'ler bile vardır.

Anne kimlik ve doyumunu fedakarca vermekte bulur. Bu fedanın "kar" beklentisi, onun değerinin ve öneminin daima bilinmesi ve hatırlanmasıdır.

Onun bakış açısı kabul görmezse ya da fedakarlığının karı beklediği gibi çıkmazsa her türlü manipülasyonu kullanmaktan hatta gaddarca davranmaktan çekinmez. Hayatını uğruna adadığı kızının kendisini yalnız bırakıp başka eve taşınmasını önlemek için ayılıp bayılan, intihar etmekle tehdit eden Anne, oğlu kendisinin onay vermediği bir şarkıcıyla evlendiği için düğünü basan ve gelinin üzerine şarap döken Anne, yıllardır sadakatle ve fedakarca çalıştığı işyerinden çıkarıldığı için şirketin sırlarını rakip şirkete satan Anne örneklerinde olduğu gibi.

Kendisini tüketene kadar veren Anne, kendisinin de başkalarına ihtiyaç duyabileceğini kabul ve itiraf etmekte zorlanır. Kendine muhtaç olduklarını düşündüğü insanlara gösterdiği sabrı, eşit yaş ilişkilerinde pek gösteremez. Eşit yaş ilişkileri kurmakta zorlanır. Çünkü Anne birileriyle değil, birileri için bir şeyler yapmak ister. Günlük sıradan konuşmalarda bile neyin nasıl yapılması gerektiğini söylemekten ve tavsiyelerde bulunmaktan hoşlanır. Değerinin bilinmediğini hissettiği anlarda anlayışlı olmak yerine haklı çıkmaya, kabul etmek yerine yargılamaya eğilimlidir.

Anne'nin öğrenmesi gereken en önemli nokta, başkalarından beklediği zaman ve ilgi yatırımını kendisine yapabilmesidir.

DOST

Zeliha bir eğlence kadını. Giyinip kuşanıp süslenmeyi, gezmeyi tozmayı eğlenmeyi ve flört etmeyi çok seviyor. Zengin ve güçlü ama yaşı kendisinden oldukça büyük eşinin yanında onu gören nice erkek güzelliğine, gençliğine ve kahkahalarına hayran oluyor. Tabii şanslı kocasının yerinde olmak isteyenlerin sayısı da az değil. Bazı kadınlar ise onu "aptal sarışın" olarak küçümsüyor ve kocasının parasını yemek için evlendiğini söylüyor. Erkeklerle rahat diyaloga girmesinden dolayı, kocalarını da baştan çıkaracağı korkusuyla nice kadının da hışmını üzerine çekiyor.

Seden, erken yaşta çalışma hayatına atılmış, tutucu ailesinin protestolarına ve kendisini evlatlıktan reddetme tehditlerine rağmen kendi başına yaşamakta ısrar eden, hiç evlenmeyi düşünmeyen ama son sevgilisiyle birlikte yaşayabileceğini söyleyen bir satış görevlisi. Geliri az olmasına rağmen bütçesine uygun tatil yörelerini keşfetmekte usta ve hobileri olan bir kadın.

Sibel evli, iki çocuk annesi ve bir Amerikan firmasında üst düzey yönetici. Şirkete getirdiği yeniliklerle tanınıyor. Eşine de çocuklarına da arkadaş bir kadın. Geniş çevresi ve radikal düşünceleri var. Çocuklarına tanıdığı aşın özgürlükten ve yaşadığı bohem hayattan dolayı bazı çevrelerin oldukça tepkisini çekiyor.

Bu üç kadında Dost.

O, mitolojide Afrodit ve Persephone'dir.

Afrodit, okyanusun köpüğünden oluşmuş, Titan Uranüs'ün kızı, Hephaestus'un karısı, Ares ve Adonis'in sevgilisidir. O, cinsel hazzın aşk tanrıçasıdır. Daima kendisine yeterlidir ve ulaşılmazdır. Dişilik sanatıyla erkekleri bilinçaltının derinliklerine sürükleyen bir tanrıçadır o.

Persephone, Hades tarafından karanlık yeraltı dünyasına kaçırılan bir bilinçaltı dünyası kraliçesidir. Her yıl ilkbaharda yeryüzüne çıkarak, annesi Demeter'le birlikte doğanın güzelliğini ve zenginliğini insanlara sunar.

Dost, kimlik ve doyumunu ilişkiler ve arkadaşlıklar içinde bulur. İnsanlarla entelektüel, spritüel, duygusal ve cinsel boyutta ilişkiler içinde bulunmaktan hoşlanır. Bunların hepsi bir arada olmasa da. Karşı cinsle arkadaşlık bazında en rahat ilişki kuran da odur, aşık olduğu kişi tarafından terk edildiğinde en yoğun acıyı yaşayan ve ifade eden de odur. Sürekli hem başkalarıyla hem de kendi benliğiyle ilişki kurma arayışındadır. Ona göre ilişki ve deneyim her şeydir. Başka her şey ikinci plandadır. Arkadaşlık ilişkilerinde kadın erkek ayrımı yapmaz. Çünkü gelişimini bireysel ilişkiler içinde sağlar ve her ilişki yeni ve farklı bir deneyimin kapısıdır. Bu ilişkiler içinde kim olduğunu ve kim olmadığını bulmaya çalışır. Anne'nin kurduğu tebaa kraliçe ilişkisinin tam zıttı olarak o birebir ilişkiler kurmaktan haz alır. Arkadaşlığını da, aşkını da yoğun yaşar. Güvenilir bir danışman ve ilham verici bir öğretmendir. Dost'un değerleri eşitlik, bireysellik, iletişim ve ilişkilerdir.

Dost, en azından başlangıçta ilgili, destekleyici, başkalarının ilgi alanlarına ve ihtiyaçlarına duyarlıdır. Eşinin, çocuklarının, arkadaşlarının bireysel ilgi alanlarını teşvik eder. Ama artık ilişki onu beslemiyorsa, arkasına bakmadan dönüp giden de odur. Aile imajını korumak, bireysel güvence peşinde koşmak onun önem verdiği şeyler değildir. Bunların hepsini bir deneyim uğruna feda edebilir. Başkalarının onun davranışları hakkında ne düşündüğü de onu pek ilgilendirmez. Geleneksel roller ve başkalarının beklentileri onun hayatını ve davranışlarını yönlendirmez. İlişki içinde ya da dışında Dost'un davranışları genellikle en ılımlı haliyle kuraldışı olarak algılanır. Onu uçuk kaçık, ahlaksız, marjinal, yaratıcı, delidolu, cesur, sorumsuz, düzen bozucu, çılgın, yenilikçi, kafayı yemiş, doğal, sevimli gibi değişik sıfatlarla tanımlayanların sayısı da az değildir.

Anne için önemli olan sosyal pozisyon ve ekonomik güvence Dost için ikincil önem taşır. Sosyalleşmeyi ve insan içinde olmayı çok sevdiği halde resmi ortamlar ve davetler onu boğar.

Dost'un önemli bir özelliği erkeğin iç dünyasıyla bağlantıya geçmesini sağlayabilmesidir. Genellikle hayatının ikinci yansında, erkeği bilinen erkek sorumluluklarının dışına çıkıp daha bütünsel bir varlık olmasını teşvik eden odur. Roller ve kurallar içinde yaşamayı sevmeyen Dost, bu özelliğiyle erkeği bilinçaltıyla bağlantı kurmaya teşvik eder. Çoğu erkeğin hayatının bir döneminde kendisini derinleşmeye, rollerden özgürce kendini ifade etmeye teşvik edecek bir Dost'a ihtiyacı vardır. Bu Dost, erkeğin eşi, sevgilisi, kızı, arkadaşı ya da annesi olabilir.

Eğitimlerde her erkeğin hayatının bir döneminde Dost'a ihtiyacı olduğunu söylediğimde hemen erkek katılımcılar arasında gülüşmeler başlıyor. Anne'ler de bundan pek hoşlanmıyor. Dost'un' erkeklerle ilişkisinin daima cinsellik içermediğini vurgulamakta yarar var. Ama Türkçe'de "dost tutmak" diye bir kavram da var. Erkekle evlilik dışı ilişki yaşayan kadınlar halk arasında böyle tanımlanıyor. Zaten bu kadınlar da erkekle toplumsal kabul gören rollerin dışında ilişki yaşıyor. Tam Dost'a özgü.

Bir Anne'nin toplum kurallarının dışında ve ikinci kadın olarak bir ilişkiyi sürdürmesi zordur. O, konum ve toplumsal saygınlık ister. Bir erkeğin resmi karısı olmak bir konumdur. Eş olma konumu. Bir Anne esas kadın olmadığında ya da asla erkeğin karısını boşayıp onunla evlenmeyeceğine kanaat getirdiğinde ilişkiyi bitirir. Bir takım nedenlerden dolayı evlilik olamasa bile erkek onun esas kadın olduğunu açıkça çevresine göstermek zorundadır. Bu kadınlar, kendilerini topluma saygın eş konumunda kabul ettirir. Hele bir de doğurursa, erkeğin gözünde "çocuğumun anası" konumundadır artık.

Dost ise bu ilişki ona bir şekilde doyum verdiği sürece toplum kurallarına aldırmaz. Ama ilişkiden sıkıldığında da onu hiçbir şekilde ilişkiyi sürdürmeye zorlayamazsınız.

Bazı erkekler eşleriyle iç dünyalarını pek paylaşmaz ama dertlerini ve iç dünyalarını rahatça paylaştıkları kızları, anneleri, kız kardeşleri ya da kadın arkadaşları (sahiden sadece arkadaş) vardır. Büyük olasılıkla bu erkeklerin eşleri Anne, iç dünyalarını rahatça paylaştıkları kadınlar ise Dost karakterindedir.

Bir Dost'un sanat ya da entelektüel yanı varsa, en yaratıcı ve üretken dönemlerini bir ilişkinin coşkusu içindeyken yaşar. Kendi sanatsal yönünden ya da şair ruhuna sahip olduğundan haberdar olmayan bir kadın, bir ilişkinin etkisiyle şiir yazmaya ya da yaratıcı yönlerini ifade etmeye başlıyorsa büyük olasılıkla Dost karakterlidir.

Dost, bazen kavgacı ve saldırgan olabilir. Gerginliği ve şiddetli münakaşayı sevdiği için değil, ilişkiye zarar veren gizli çıkarları ve bilinçaltı duyguları açığa çıkarmak için yapar. Farkında olarak ya da olmayarak aldığı bu tutum aslında ilişkiyi geliştirmek ve karşısındaki insanın içindeki gerçeği ortaya çıkarabilmek içindir. Anne'nin özelliği olan diplomasi Dost'ta daha zayıftır. Çünkü gerçeği, ortama uymaya tercih eder. Gelişkin bir Dost, birebir ilişkilerinde sabırlı ve vefalıdır ama kendi ihtiyaçlarını ve seçimlerini göz ardı edecek kadar değil.

Bazı Dost'lar, ilişkilerinde çok verici gibi görünebilir. "Sen ne istiyorsan öyle olsun" yaklaşımları sanki kafalarının içinde bir beyin yokmuş gibi algılanabilir. Kendileri için düşünmeyip başkalarının isteklerini kabullenmeleri, onların sevgi ifadesidir. Bu sevgi ifadesi sömürüldüklerini fark ettikleri ana kadar sürer. Dost, bir anda hayatınızdan yok olduğunda neye uğradığınızı şaşırırsınız. O şimdi bir başkası ile ilişki deneyimi yaşamaktadır. Sömürü ilişkisi farklı bir insanla kendini tekrar etse bile, Dost için bu yeni ilişki bir deneyim kapısıdır. Tıpkı bir dersten ikmale kalmak gibi, Dost aynı dersi tekrar ettiğini fark etmeden aynı ilişkiyi farklı bir partnerle tekrar edebilir.

Dost, çocuklarını da kendine özgü kişiliği ve yeteneği olan bir birey olarak görür. Bu nedenle bir Anne'nin bebeklere olan düşkünlüğü onda pek yoktur. Çünkü bebeklerle bireysel iletişim kurulmaz. Bebeklerin anneye tümüyle muhtaç dönemleri, Dost için ayak bağıdır. Hatta yetişkinlerle ilişkilerine ve sosyal yaşamlarına engel olduğu için doğum sonrası depresyona girenlerin çoğu da onlardır. Keşke çocuklar kendisine bu kadar muhtaç olarak doğmasa. Kucağındaki emzirdiği bebeğine sorunlarını anlatan bir Dost tanıdığımı gördüğümde anneliğin herkes için olmadığını derinden anlamıştım. İşine dönebileceği günleri bebeği daha üç buçuk aylıkken iple çekiyordu.

İleri yaşlarda çocuğunun başarısını kendi başarısı olarak algılamadığı gibi, başarısızlığından da bir suçluluk duymaz.

Gelişkin olmayan bir Dost, çocuklarının yaşma uygun olmayan bilgi ve deneyimleri paylaşarak onlarla arkadaş olmaya çalışır. Oysa çocukların bir anneye ihtiyaçları vardır, arkadaşa değil. Onların zaten kendi arkadaşları vardır.

Çocuklarla arkadaşlarımızla olduğu kadar eşit bir ilişki kurmak ayrı şeydir, onların arkadaşı olmaya kalkışmak ayrı.

Keşke çocuklar, iki anneli olarak büyüyebilseydi, buluğ çağma gelene kadar bir Anne anneleri, buluğ çağından sonra bir Dost anneleri olabilseydi diye düşünürüm.

İş yaşamında Dost, ilişkilerini bireysel olarak kurar. Pire için yorgan yakabilir. Bu yüzden "bütünün iyiliğini" gözden kaçırabilir. Oysa Anne öncelikle bütünün iyiliğine ve uyumuna odaklanır.

Dost, ilişkinin ne olduğunun ve ne olmadığının tanımını yapmayı öğrenmek zorundadır. Bir Anne'nin ilişkiler konusunda sahip olduğu çerçeveye sahip değildir. Bir kayınvalide, Anne için bir kayınvalidedir ve konumu gereği elden geldiğince nazik davranılacak, gerekirse ailenin bütünlüğü için katlanılacak bir kişidir. Dost için ise ilişkide zevk alınacak ya da alınmayacak bir kişi. Katlanmak mı? Belki bir süre. Ama çok uzun değil.

Aşk meşk ilişkilerinde ilişki bir başka boyuta taşındığında, kendisi hazır olmasa da ilişkinin eski şekliyle bitmesi gerektiğini öğrenmek zorundadır. İlişki aralıklarında sırf canı sıkıldığı ya da bir amacı olmadığı için yanlış ilişkilere saplanmamayı ya da uygun olmayan zamanlarda ve uygun olmayan kişilerle bir ilişki tuzağına düşmemeyi de er ya da geç öğrenmek zorundadır.

Eğer bir eğitmen, psikolog, öğretmen konumunda ise, duygularla özdeşleştiği kişilerle ilgili yorumlarında yarardan çok zarar verebileceğinin farkındalığını kazanmak zorundadır.

Gelişkin olmayan bir Dost coşkuludur ama anlayışlı değildir. Bir ilişkiden diğerine geçerken başkalarını kolayca feda edebilir. Çünkü kendisine hayrandır. Seçimlerinin başkaları üzerinde nasıl etki yaratacağına pek kafa yormaz. İlişkilerden kazanacağı deneyimler, onun için ilişkinin ya da ilişkide olduğu kişinin kendisinden daha önemlidir. "Bu kişi bana istediğim deneyimleri sunmuyorsa gitmeliyim" yerine, "Bu ilişkiden ne öğrenebilirim"e odaklanmayı öğrenmek gelişimi için önemlidir.

Dost'un öğrenmesi gereken en önemli nokta, başkalarından beklediği zaman ve ilgi yatırımını kendisine yapabilmesidir.

Ne komik. Anne'yle aynı değil mi?

İşte bu gelişkin olmanın özelliği. Gelişkinlik kendine zaman, ilgi ve bilgi yatırımı yapmayı gerektiriyor.

Gelişkin Olabilmek İçin Anne ve Dost Neyi Öğrenmeli?

1)      Anne, koruduğu kolladığı insanların kendisinden bağımsız olmalarını, özgürleşmelerini desteklemeyi ve kendi öz sorumluluğunu alarak kendisi için de yaşamayı ve özgürleşmeyi öğrenmek zorunda. Anne'nin birey olmayı öğrenmesi gerekiyor.

2)      Dost, özgürlüğünün bedeli olan öz sorumluluğunu üstlenmeyi, başkalarını da özenle desteklemeyi ve özgürlük adına sorumluluktan kaçmamayı öğrenmek zorunda. Aynı zamanda Dost'un bütünün bir parçası olduğunu öğrenmesi gerekir.

Öğrenilmesi gereken ders aynı. Sadece derslerin sıralaması farklı.

Anne'yle Dost arasındaki en belirgin ayrılık, Anne'nin birileri için bir şeyler yapma ihtiyacı varken, Dost'un birileri ile bir şey yapma ihtiyacının olması.

Anne değerlilik, Dost yeterlilik peşinde koşar. İkisi de kendisini değerli ve yeterli hissetse bile.

Anne değerli olma konusunda unvan ve konumlara sığınır, kendisine muhtaç insanlar üzerindeki etkisi doğrultusunda kendisini değerli hisseder. Dost ise eşit ilişkilerde kendini yeterli görmekle kendini değerli hisseder.

AMAZON

Hülya, çalıştığı şirkette kısa sürede üst düzey yönetici konumuna gelmiş azimli, tuttuğunu koparan ve rakip şirketler tarafından transfer edilmek istenen bir yönetici. Başarılı bir ekip lideri. Bir işin yapılması için size söz vermişse muhakkak yerine getirir.

Adile, yaptığı işi "rant pazarı" olarak niteleyen ve danışanlarını "yolunacak kaz" olarak gören bir psikolog. Bilgisi olmadığı konularda bile günün moda "alternatif terapisi her ne ise anında onun "uzmanı" olan, başka eğitimcilerin eğitim materyallerini bir şekilde eline geçirerek kendi hazırlamış gibi kullanan, rüşvet yağcılık ne gerekiyorsa yaparak şirketlerle iş bağlayan, kendisini ve sürekli vurguladığı psikologluk unvanını çok iyi pazarlamayı bilen iş bitirici bir "iş kadını".

Meral, çocuklarını baleden piyanoya, İngilizce'den matematiğe o kurs senin bu kurs benim dolaştırmaktan ve aşırı temizlik tutkunu olmasından dolayı gününün bir dakikası boş geçmeyen bir ev kadını. Evine gelen temizlikçi kadınlar Meral'in taleplerine en fazla bir ay dayanabiliyorlar. Kendisi de en az onlar kadar ev temizliğinde çalışıyor.

Bu üç kadın da Amazon.

O, Athena'dır. Zeus ve Metis'in kızıdır. Zeus'un başından yaratıldığı için erkek enerjiyle yaşar. Kahramanların yardımcısıdır. Uygarlığın tanrıçası olarak insanlara zeytin ağacını sunar. Perseus'un Medusa'yı öldürmesine yardım ettikten sonra zırhını yılan saçlı başla süsler.

Amazon'lar, kendilerine yeten, kimlik ve doyumlarını dış dünyayı kontrol etmekte bulan, başarı odaklı kadınlardır. Amazon'un enerjisi ve başarı dürtüsü onu, hedeflediği alanda sadece iyi olmaya değil, en iyi olmaya yönlendirir. Başarı ve rekabet ona enerji verir. Hayatının itici gücü bağımsızlık, güç elde etme ve en iyi olma arzusudur. Planlamayı, organize etmeyi, rekabeti sever. Her zaman kontrolün kendisinde olması ona doyum verir. Etik değerlere sahip bir Amazon, yeteneklerini onurlu bir şekilde kullanır. Ama gelişkin değilse başarıya giden her yol mubahtır. Bu yolda kimin zarar göreceğinin önemi yoktur.

Politikadaki kadınların büyük bir kısmı, isim yapmak uğruna her yolu deneyen ve medya dünyasında sıkça yer alan şarkıcıların, oyuncuların, mankenlerin, iş dünyasındaki aktif kadınların, sporcuların, hiyerarşik yapılanmalar içinde tepeye tırmanan yöneticilerin, başarılı iş sahibi kadınların çoğu Amazon'dur. Rekabet ve başarı neredeyse onlar oradadır. Dışadönük bir Amazon, bulunduğu ortamda kendini görünür ve tanınır kılmayı bilir. Ama bunlardan her Amazon'un prestijli ve göz önünde işlerde çalıştığını sanmayın. Disipliniyle sınıfında düzeni sağlayan bir öğretmen, ofiste çalışanların organizasyonunu etkin bir şekilde düzenleyen sekreter, evi çekip çeviren, çocuklarının en iyi ve disiplinli şekilde yetişmesi için koşuşturan ev kadını, insanların bilinmeyene olan merakını sömürerek medyumluk ya da falcılıkla köşeyi dönen kadında bir Amazon'dur.

Ama ev kadını Amazon'lar bir süre sonra ev dışında bir takım faaliyetlerin arasına girmekte gecikmezler. Bu kurabiyeyi en iyi pişirenler demeğini kurmak olsa bile.

Sanatçı ruhlu Amazon'ların ürettikleri eserlerdeki temel karakterler de, bağımsız, başarı, güç ve kontrolü elerinde tutan tiplemelerdir. Feminist Amazon'lar, kadın sanatçı, kadın yazar, kadın sporcu kimliklerini vurgular. kadın kimliğini ön plana çıkarır. Kadının adı yok diyerek kadının varlığını tescil etmek ister.

Gelişkin bir Amazon kendi değerlerini ve duygularını, başarı ve haklı olmak uğruna feda etmez.

Erkeklerle ilişkilerinde, Amazon kadın, erkeğe ilişki (iş) ortağı olarak bakar. İlişki onun için bir ortaklıktır. İlişkinin bitmesini başarısızlık olarak algılar. Çektiği acı da ilişkinin bitmesinden ziyade ortaklığın başarısızlığından duyulan sıkıntıdır. Amazon için başarısız olmak tahammül edilemez bir şeydir.

Amazon bir anne, çocuklarını da başarılan ölçüsünde değerlendirir. Amaç yapmak ve başarmaktır, öğrenmek ve kişinin kendisi olması değil.

Çocukları kendi varlıkları için değil, yaptıkları ile değerli olacaklarını erken yaşta hisseder. Mükemmeliyetçi bir anne olarak çocuğun niye 10 yerine 9 aldığına odaklanabilir. Evi tertemiz olsa da küçük bir toz parçası onu rahatsız edebilir. Bu yüzden ev kadını bir Amazon annenin aile üyelerine "takmaması" için ev dışında aktivitelere ihtiyacı vardır. Eğer ev dışında birtakım aktiviteler içinde olursa hem eşiyle hem çocuklarıyla ilişkisi daha sağlıklı olur.

Kendi sınırlarını bilmeyi öğrenmeyen bir Amazon, başkalarının hata ve başarısızlıklarına odaklanır. O bir mükemmeliyetçidir. Bir iş yapılacaksa kendisi bunu en iyi yapandır. Başkalarının çabalarını takdir etmediği gibi, mükemmellik ve isim yapmak adına onların projelerini ve yaptıklarını kendine mal edebilir. Gelişkin olmayan bir Amazon patronun yanında çalışmak zordur. Eğer bir çalışansa onunla ekip çalışması hepten zordur. Patron olarak da, çalışan olarak da sizin projenizi kendisininmiş gibi sunmakta tereddüt bile etmez. kadın bedenindedir ama erkek dünyasının rekabetçi değerlerini ve kavramlarını kendine düstur edinmiştir. Onlar erkek kadındır. Cesur, rekabetçi ve kıyasıya mücadeleci.

Dört kadın karakteri arasında içindeki erkek enerjiyle en çabuk ilişkiye geçen odur. Amazon'un ilkel versiyonu tehlikeli ve zarar verici, gelişkin versiyonu ise tadına doyum olmayan azimli ve cesur, örnek alınacak bir kadındır. Tansu Çiller, Nazlı Ilıcak, Semra Özal, Hülya Avşar, Betül Mardin, Türkan Saylan, Halide Edip Adıvar, Jeanne d'Arc, Eleanor Roosevelt, Jackie Kennedy, Hillary Clinton... Amazon'un değişik gelişkinlik seviyesi versiyonlarının birkaç örneği.

MİSTİK

Esra, Oxford Üniversitesini bitirmiş olmasına ve Türkiye'ye döndüğünde bir süre "Halkla İlişkiler" bölümünde çalışmasına rağmen mutsuz olup yemek danışmanı ve eğitmen olmaya karar vermiş ve hobisini işe çevirmiş. Şu anda haftada altı gün ve günde 14 saat çalışmasına rağmen mutlu bir aşçı. Yemek yapmak ve yemek yapmayı öğretmek onun için sanatsal ve kültürel bir faaliyet.

Sibel, politikacı kocasının resmi hayatına katılmayı sevmeyen, gösterişli hayat içinde bir koket olmak yerine, zamanını kendini geliştirme ve spritüel alanlarda eğitim veren yerlerde geçirmeyi seven, çok okuyan ve resim yapan bir ev kadını.

Nerime, bir havayolu şirketinden emekli olduktan sonra, bir sahil köyüne yerleşip kafe açan ve yoga öğreten hiç evlenmemiş bir eski hippi.

Bu üç kadında Mistik.

O bir Artemis. Apollo'nun ikizi ve Zeus'un kızı. Ay ve avcılık tanrıçası. Kadının regl, doğum, kürtaj ve menopoz gibi dönemlerinin büyücüsü. Yalnızlığı seven kendine yeterli bir bakire tanrıça. Dokunulmamış ve uygarlığın girmediği ormanların tanrıçası.

O bir Psyche. Afrodit'in kıskançlığını uyandıran bir fani. Ölüme mahkumken Eros tarafından kurtarılıyor. Eros ona kendi doğasını görmeyi yasaklıyor. Merakına yenilerek Eros'un güzelliğini gören Psyche, Afrodit tarafından dört aşamalı bir teste tabi tutuluyor. Her görevde Psyche kendi ruhunun boyutlarını ifade ediyor. Ruhunun zenginliğini ifade ettiğinde Eros'a kavuşuyor.

Tanımı ve anlaşılması en zor kadın karakteri Mistik'tir. Mistik kadın, görünen somut dünyadan çok, görünmeyen soyut dünya ve bilinçdışı dünya ile ilgilidir. Yüzeyselin ardındaki derin, ezoterik bilgileri algılamaktan ve başkalarına "görünmeyeni" gösterebilmekten kimlik ve doyum bulur. Bir olayın ya da kişinin davranışının ardında yatan nedeni kolaylıkla görebilir. İnsanların bilinçaltı psikolojik ihtiyaçlarına inanılmaz duyarlıdır. Toplum tarafından anlaşılamadığı için tarih boyunca karakterinin özelliğinin bedelini toplumdan dışlanarak ya da cadı veya büyücü olduğu gerekçesiyle canıyla ödeyenler de onlardır. Günümüzde de akıl hastanelerinde olan kadınların çoğu, aileleri tarafından bile anlaşılamadığı için değişik psikiyatrik tanılarla oraya yatırılmış Mistiklerdir.

Mistik deyince genellikle astroloji, fal, grafoloji, meditasyon, reiki, biyoenerji, hipnoz gibi alanlarda uğraşan, sol beyin hakimiyetindeki toplumun hafife aldığı kişiler akla gelir. Bu konularla uğraşan çok sayıda Mistik olsa da, onları pek tanımazsınız. Televizyonda, basında sıkça karşılaştığınız bu alanda isim yapmış, işi gösteriye ve ticarete dökmüş kadınların çoğu Mistik değil, insanların bilinmeyene olan merak ve ilgilerini kazanç kapısına dönüştürmüş sezgileri güçlü Amazon'lardır. Mistik bir eğitmenden kendisini "uzman" olarak yutturmaya yetecek kadarını öğrenip ya da konuyla ilgili birkaç, kitap okuyup ortaya çıkan bu tür insanların sayısı ne yazık ki az değil. Bunlardan bazıları medyatik birkaç ünlünün danışmanlığını) yaparak isim yaptığı için kendileri de "ünlü" olmayı başardı. "Ünlü uzman" kişilere talep çok olur.

Edebiyat, şiir, yazarlık, bestecilik, heykel, resim gibi değişik sanat dallarında ve yaratıcı alanlarda uğraşan kadınların çoğu Mistik'tir. Mistik için ruhun beslenmesi, maddi başarı ve ünden daha önemlidir. Psikoloji ve psikolojik danışmanlık gibi insan ruhunun ve duygularının labirentlerinde dolaşılan alanlar Mistik'in doğal alanıdır. İnsanların söylemediklerinden yola çıkarak ve söylediklerinin satır aralarını algılayarak kişinin kendi gerçeğine ulaşmaya çalışmasına yardımcı olmak, bilginin yanı sıra bilinçaltıyla bağlantı kurabilme yetisini de gerektiriyor.

Mistik, aynı anda iki ayrı dünyada yaşıyor gibidir. Yaratıcılık gerektiren alanlarda üreten ve bundan doyum alan Mistik kadınlar daha geniş bir realiteyle bağlantı halinde olduklarını hisseder. Yaratıcılık denilen şey zaten ilham perisiyle yakın ilişki içinde olmayı gerektirmiyor mu?

Mistik kadın genellikle sıra dışı bir kadındır. Onu "uçuk kaçık" olarak da tanımlayanlar vardır. Başkaları tarafından nasıl algılandığı ile pek ilgilenmez. O yaşamı yorumlamayı sever. Ekonomik güvence ve bireysel güç sahibi olmak o kadar önemli değildir. Kendisini takvime bağlayan amaçlar onu motive etmez. Kendisinin zıttı olan Amazon'a enerji veren rekabet, onu boğar ve yorar.

Çocukluk ve gençlik dönemlerinde somut ve kuralları olan dünya ile daha geniş bir realiteyle bağlantı halinde olan iç dünyasının çelişkileri arasında bocalar ve çalkantılı duygusal iniş çıkışlar yaşar. Beyninden geçen düşüncelerin nereden geldiği konusunda karmaşa ve odaklanma sorunu yaşayabilir. Bu da ailesini endişelendirir. Nereden geldiğini henüz keşfedemediği orijinal düşünceleri yaratıcılıkla bir yere kanalize edemezse psikolojik sorunlar yaşayabilir. Ne yazık ki birçok Mistik çocuk ve genç kız, "Hobilerin zamanı değil, şimdi dersini çalış" ya da "Bu aptalca düşünceler de nereden aklına geliyor", "Sen kendini ne sanıyorsun" gibi teşvik(!) edici sözlerle büyükler tarafından adım adım duygusal çalkantıların batağına itilir. Sonra gelsin türlü çeşitli markalarda ilaçlar, antidepresanlar, o doktor senin bu doktor benim dolaşmalar.

Evli ablası tarafından aileden gizlice eğitimlerime katılması için getirilen on dokuz yaşındaki genç kızı hatırlıyorum. Ailesinin onu götürdüğü psikiyatristin verdiği ilaçları almamakta direndiği için ailesi tarafından sorunlu bir insan olarak algılanıyordu. Psikiyatrist de ona "kişilik bozukluğu" teşhisini koymuştu.

Genç kız, kitaplarımın hepsini okumuş ve "Beni anlayacak tek insanın Nil Gün olduğuna inanıyorum" diyerek ablasını kendisine destek vermesi konusunda ikna etmeyi başarmıştı.

Genç kız eğitimlerin tümüne katıldı. Şu anda üniversite son sınıfta okuyan sağlıklı ve başarılı bir öğrenci. Eğitim sırasında Mistik karakterin özelliklerini anlatırken yüzünün aldığı ifadeyi hiç unutamam. Kendisinin de bir Mistik olduğunu anlamıştı. İnsanın kendisini keşfetmesinin, kendisini tanımaya başlamasının getirdiği özgürlüğün yüzünde yansıyan parlaklığı bambaşkadır. Anlamanın ve anlaşılmanın özgürlüğü!

Olgunlaşmamış Mistik, bazen insanların hazır olup olmadığını dikkate almaksızın onlarla ilgili algıladığı bilinçdışı bilgiyi aktarabilir. Bu da doğal olarak ona karşı bir tepkiye yol açar. Bilgeliğini ve seçiciliğini geliştirmezse hem kendisine hem başkalarına zarar verebilir. Bir Mistik'in en çok ihtiyaç duyduğu şey güçlü bir insanın sevgisi ve anlayışı ya da onun "bilme" yeteneğinin getirdiği içsel karmaşayı aşması için, ona destek verecek bir çevresinin olmasıdır.

Bir Mistik'in dikkat etmesi gereken nokta da kendi kişiliğinin ihtiyaçlarını sevdiği erkeğin ihtiyaçlarıyla karıştırmamasıdır. Genellikle Mistik, sevdiği erkeğin ya da onu destekleyen yakınlarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyacı olarak benimseyebilir ve ifade edebilir. Bu da bir süre sonra duygusal çalkantıya yol açar.

Gelişkin olmayan bir Mistik verdiği mesajları ve davranışlarını abartabilir. Çoğu Mistik olan sanatçı ve yazarların bazıları eserlerine veya düşünce ve mesajlarına yapılan eleştiriden muaf olmaları gerektiğine inanır. Olumsuz eleştiriler karşısında kabalaşabilir ya da kendilerini haksızlığı uğramış kurban gibi hissedebilir.

Mistik'in en tehlikelisi ise bilinçdışından aldığı mesajları, insanları yönetmek ve koşullan kendi lehine çevirmek için çarpıtandır. Tanınmış bir sanatçımızın hayatını beş yıl boyunca cehenneme çeviren bir psikolojik danışman bu tür Mistik'in bir örneğidir. Kadın, sanatçımıza bu tür konularda kitap okumasını bile yasaklamıştı. Sanatçımız, onu dinlemezse öleceğine inanacak kadar Mistik kadının etkisi altodaydı.

Bazı gelişkin olmayan Mistik kadınlar ise iyi fal baktıkları ya da meditasyon yaptıkları için kendilerinin çok özel biri olduğunu etraflarına inandırmaya çalışır. "Ben spritüelim" sözü, onların çok özel biri olduğunun kanıtı olmalıdır. Spiritüellik kimsenin tekeli altında değildir. Her insan aynı bütünün bir parçasıdır. Spiritüellik bütünün parçası olduğunun BİLİNCİDİR.

Gelişkin Olabilmek İçin Amazon ve Mistik Neyi Öğrenmeli?

1)      Amazon dışsal başarının ne kadar büyük olursa olsun kendisine aradığı içsel doyumu getiremeyeceğini, hayatın anlamının küçük şeylerde gizli olduğunu öğrenmek zorunda. Amazon'un başkalarının da ihtiyaç ve isteklerine saygı göstermeyi öğrenmesi gerekiyor.

2)      Mistik hayatın derin sularında yüzerken, karada ayakta durabilmeyi, iç dünyasının zenginliğini dış dünyasına da yansıtarak günlük yaşamının sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenmek zorunda. Mistik'in tutarlı olabilmeyi ve odaklanmayı öğrenmesi gerekiyor.

Amazon ve Mistik'in hayata dair değerleri arasında belirgin fark vardır.

Amazon için başarı ön plandadır. Başarının yanı sıra hayatını da anlamlı kılabilirse ne ala.

Mistik için hayatın anlamını keşfetmek ön plandadır. Hayatın anlamını keşfederken ve gelişirken başarı da gelirse ne ala.

Amazon yeterlilik, Mistik değerlilik peşinde koşar. Amazon başarılan ölçüsünde kendisinin değerli olacağına inanır. Mistik hayatı derin olarak algılayabildiği ve "bildiklerini" başka insanlara aktarabildiği ölçüde değerli olacağına inanır.

Kendisini değerli hissetmek insanın temel ihtiyacıdır.


 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült