Kişisel Gelişim

 

 

Kadın Hissettiği Gibi Davranamaz

Mustafa Topkara


Kadınların duygusallığı, onların zayıf, kendine güvensiz biri olduklarını ima ediyorsa bu algı doğrudur. Yok, eğer, erkeklerden daha romantik oldukları, daha doğal oldukları, duygularını içlerinden geldiği gibi yaşadıkları kastediliyorsa durum bu değildir.

Kadınlar için duygu, ilişkinin içinde kendilerini konumlandırmakla ilgili en önemli araçtır.

Duygu, erkeğin ondan almak islediği şey olduğu için, kadının elindeki en önemli silaha dönüşür.

Duygu silahı, kadının elinde onu erkeğe karşı üstün kılarken, verildiğinde erkeğin kadına egemen olmasına neden olur kadın böyle düşünür.

İlişkiyi bu şekilde algılayan biri, duygularını içinden geldiği gibi yaşayamaz. İçinden gelen coşkulu, romantik duyguları göstermez, zayıf görünmekten korkar. Erkek onun ilişkiye bağlı olduğunu anlarsa ona eskisi gibi hassas davranmayacak ve bencilleşecektir.

Bu nedenle hissettiği olumsuz duyguları göstermez, ilişkiyi kaybetmekten korkar, yalnız kalır. İlişkileri genellikle erkeklerin bitirmesinin nedeni budur. Bu korkular ve kaygılar, kadının duygularını çarpıtarak göstermesine neden olur.

Duygulanın içinden geldiği gibi yaşadığı, saklama ihtiyacını hissetmediği an, erkeğin ilişkiden çekildiği andır. Erkek anık ilişkiden çıkıp gitmek üzeredir.

Kadının duygularını gösterip göstermemesinin çok fazla anlamı kalmamıştır.

Böyle bir noktada, ilişkiye dair ne hissediliyorsa hepsi açığa çıkar. İlişkideki derinliğini, ilişkiye duyduğu ihtiyacı bütünüyle gösterir.

Kaybetme korkusu, kadının duygularını “abartılı” şekilde yaşamasına da neden olabilir. Bir gün önce ilişkiyi çok önemsemez görünen kadın, bir gün soma, o ilişki olmadan yaşayamayacak kadar ilişkinin içinde, bağımlı biri gibi görünebilir.

Kadın, duygularını erkek giderken serbest bırakmıştır ama ne kadarı gerçek hissidir bu da bilinmez.

İlişkinin içindeyken, korkulan yüzünden gereken değeri veremeyen kadın, ilişki bilerken gösterdiği aşırı, abartılı duygusal davranışlarla erkek için tam bir belirsizlik, güvensizlik ortamı yaratır. Elbette bu davranışlar yeterince inandırıcı olmaz.

Kendisinin yeterince sevilmediği ile ilgili hisleri olan erkekler, ilişki bilerken gördükleri bu tavır karşısında şaşkına dönerler.

Çoğu zaman, gösterilen bu davranışların bir sevgi ifadesi olduğu zannıyla ilişki yeniden hareketlenir. Ancak kısa süre içinde her şey ilk haline geri döner.

Kadın Neden Şikayet Eder?

Kadının, her zaman bir şeyler islediği, her zaman bir şeylerden şikayet etliği yakınması, erkeğin diline sıkça dolanan bir sorundur. Erkeğin zihnindeki temel yargılardan biridir kadınların asla memnun olmadıkları düşüncesi...

İstek karşılandığında hemen diğerinin gelmesi, karşılanan istekler için teşekkür bekleyen erkeğin hayal kırıklığı yaşamasına neden olur. Erkek, bu tavır karşısında boşuna çabaladığı hissini yaşar ve kendini değersiz hisseder.

Kadının taleplerini genellikle ev için yapması, erkeğin bu taleplere karşı koymakta zorlanmasına neden olur ve bu istekler mecburen karşılanır.

İhtiyaçlar konusundaki bu şikayetler ilişkiyle ilgili de görülür. Erkeğinden memnun olan kadın sayısı çok azdır. Memnun olsa da hoşnutsuzluğunu belirteceği ikinci bir cümle her zaman söz konusudur.

Eşinin her zaman bir eksiği vardır.

Ya çok ilgilidir sürekli etrafındadır,

Ya çok ilgisizdir, ya kabadır, ya da çok naziktir...

Kadının dikkatinin elinde olmayana yönelmesi, onun sürekli şikayet eden bir kişiliğe bürünmesine neden oku: Kadınların yaşlan ilerledikçe ve hayatla ilgili tecrübeleri arttıkça bu davranışları değişir.

Kadın, sürekli şikayetlerinin, yakınmalarının olduğu bir dununu yaşamaya devam ediyorsa, bu onun kendine olan güveniyle ilgili bir sorunu olduğunu, birey kimliğini henüz geliştiremediğini gösterir.

Sorunu çözebilmek için kendine güvenmek şarttır.

İlişkide sorun çözülmediğinde, kadının ilişkiden çıkıp gidebilecek kadar kendine güveni yoksa yapabileceği tek şey kendini güvende hissetmek için evliliği bozmamak, ama sürekli yakınmaktır.

Kendine olan güvenini artırmaya çalışmak yerine, kendini güvende hissetmek için yaptığı bu tercih, onu hayatının sonuna kadar mutsuz etmekte ve onu, sürekli yakınan bir kişilik olarak ortaya çıkarmakladır.

Aldatılmış Kadın Ne Yapar?

Kadın tarafından ihanetin, ihanet olarak değil de başka bir kadına tercih edilmişlik olarak algılanması, ihanete uğramanın kadın ve erkek için farklı anlamlan olduğunu gösteriyor.

Aldatılmak, ilişkilerde güven duygusunu parçalar.

Aldatılmayla ortaya çıkan güvensizlik. kişi tarafından bütün çevre ilişkilerine de yansıtılır. Bu nedenle yaşanan ilişkinin derinliği, süresi ve kişiye duyulan güven oranında, kişinin yaşadığı güvensizlik duygusu atar.

Aldatılmışlık duygusu, başka bir hemcinsi tarafından aldatılmanın ötesinde, kişisel olarak kandırılmışlık, kullanılmışlık hislerini doğurur. Aldatma, önem verilen bir ilişkide üstesinden çok zor gelinen bir travma yaratır. Aldatılan kişinin hayatında derin izler bırakır.

Aldatılmanın yıkıcı başka bir tarafı, aldatılan kişinin toplum gözünde küçük düşmesidir.

Söz konusu;

Erkeğin aldatılması olduğunda, ciddi bir yetersizlik duygusu ortaya çıkar ve aldatılan erkek, kendini aldatan kadından çok daha fazla mahcup hisseder toplumda. Aldatılarak sanki kötü bir iş yapmıştır. Karısına sahip çıkamayan, zayıf, yetersiz erkek imajı oluşturmuştur, toplum da onu bu nedenle hakir görecek, dışlayacak ve aşağılayacaktır.

Aldatılma duygusuyla, kaybetme korkusu, birbirine karıştığı için, aldatılmışlık duygusunu lam olarak yaşayamaz kadın. Aldatılmışlık duygusu, kadın tarafından çarpıtılır. Suçladığı kişi genelde diğer kadındır.

Erkeğin suçu yoktur.

Diğer kadın onu ayartmıştır ve suçlu olan odur.

Kaybetme korkusu, başka bir kadına tercih edilmiş olmakla ilgili eksiklik duygusu, ihanetin ortaya çıkardığı güvensizlik duygusunu yaşamak yerine, kadını diğer kadınla rekabete götürür.

Dışarıya yansıyan, erkek için savaşan iki kadının varlığıdır. Ancak durum böyle değildir.

Kadının, bu şekilde davranmasının en önemli nedeni, ilişkinin içerisinde kendini zayıf hissetmesi, ilişkiye olan bağımlılığıdır. Bu bağımlılık, tek başına yaşayamama, dul kalma ve bu nedenle toplum tarafından dışlanma, kullanılma korkusu gibi etmenlerden kaynaklanır.

Kadının, hissettiği gibi davranamamasının önündeki engel, yine korkulan olmuştur. Tıpkı kıskançlık duygusunda olduğu gibi hislerini dışarıya olduğundan daha farklı gösteren kadın, aldatılma anında da duygularını çarpıtılmış olarak yansıtır.

İç dünyasında güvensizlik yaşadığı halde, kadın, dışarıya ilişkiyi çok isleyen, hırçın, rekabet eden, tahammül edemeyen bir kişilik yansıtır.

Erkeğe olan güvensizliği kökleşmiştir.

Bir daha asla güvenmeyecektir. İlişki düzelmiş olsa da içindeki bu güvensizlik değişmeyecek, onu ortaya çıkaracak bir rahatlık söz konusu okusa güvensizliğini açıkça gösterecektir.

Kadının, aldatıldığında gösterdiği tepkiler, onun erkekle kurduğu ilişkinin gerçek bir sevgi ilişkisi olmadığını gösterir.

Aldatılma durumunda, gerçek bir duygusal ilişkide olan kişi, çok derinden kırılır. İlişki için hiçbir şey yapmaz, yapamaz. Nedenini sorar ve onun için yeterli bir cevap yoksa içine kapanır. İlişkiden çekilmektir yaptığı şey. Hemen boşanma karan almaz, ortalığı birbirine kalmaz, kocasını herkese şikayet etmeye kalkmaz, bağırıp, çağırıp onu suçlamaz, hastanelik oluncaya kadar uç tepkiler göstermez. Başka bir erkekle onu aldatmaya çalışmaz. Tüm bu tepkiler, onun karşıdaki kişiyi değil kendini sevdiğini gösterir.

Bu tepkilerin nedeni; ilişkide yaşanan güvensizlik nedeniyle kırgınlık değil, kendi güvenliğinin, huzurunun bozulmasıdır. Kadının bütün rahatı bozulmuştur erkeğin yaptığı bu davranışla.

Kadın kendini güvende hissetmediği için bu aşırı tepkilerle durumu yine istediği noktaya çekmeye çalışmakta, eski güvenli ortamını yeniden elde etmeye çalışmaktadır.

Kendine güveni olmayan kadın, ilişkide de eksik davranacak, ilişkiyi erkeğin omuzlarına yükleyecektir. Hep geride duracak ve erkeğin onu sürüklemesini isteyecektir.

Bu davranış; özel olmak, değer ve takdir görmek, yüceltilmek isteyen erkeğin başka bir kadında, bunları aramasına neden olacaktır.

Kadın, ilişki içinde kendine güvenmediği için nasıl erkeğe gerekli davranışları sergileyemiyorsa, ilişkide aldatıldığında da korkulan nedeniyle gerekli, yeterli tepkiyi gösteremez.

Kadının, hırçın davranmasının bir başka nedeni ise kendine olan kızgınlığıdır. O hoşlandığı, istediği adamı değil, kendisini isleyen adamı seçmiştir, bir de bu davranışla karşılaşmıştır.

Bu ilişkiyi tercih etmesinin nedeni zaten kendini güvende hissetmesidir. Madem böyle bir riski göğüsleyecekti bunu islediği adamla yaşardı ve kendisi islediği için ilişkiden de pişman olmazdı.

Kendini güvende hissetme ihtiyacıyla kurulmuş ilişkilerde, kadın aldatıldığında, aldatılmış bir kadın gibi değildir. İç dünyasında birçok karışık, çelişik duygu ortaya çıkar ve onun bütün dengesini bozar.

Kadın Sevdiğinde!

Kadının ilişkiye olan bağlılığı, erkeğin bağlılığından çok daha güçlüdür. Çünkü, kadının ilişkiye bağlanma duygusu paylaşım, karşıya güven duyma, yalnızlığın paylaşılması, cinsellik ve daha pek çok ilişkiye dair duygular değildir.

Onu ilişkiye en fazla bağlı tutan şey, kendini ilişki içinde güvende hissetmesidir. Kendini güvende hissettiren erkeği sevdiği için ilişkiye dair bağlılığı, bu güven duygusundan kaynaklanır.

Güvenlik duygusu, paylaşım duygusundan, daha önemlidir hepimiz için. Kendimizi güvende hissetmekle, biriyle bir ilişki yaşamak arasında bir tercih yapmak zorunda kalmış olsak tercih edeceğimiz şey kendimizi güvende hissetme duygusu olur.

Kadın; ilişkiye kendini güvende hissettiren erkek için girdiğinden dolayı, erkeğe nazaran çok daha delinden bağlanır. Erkek duygulan için girer. Bunları alamadığında da gider.

Dönüp arkasına da bakmaz.

Ancak, kadın için böyle değildir. Duygulan, hislen, sevgisi, kendini güvende hissetme ihtiyacı, gibi duygulan birbirine karışmıştır, çekip gidemez.

Kadınlar, “gerçekten” sevdiğinde, duygularıyla ilgili bütün savunmalarını kaldırır, hissettikleri gibi yaşarlar.

Kadının, gerçek anlamda karşı tarafı sevmesi, kendini sevmekten vazgeçip onu seven, özel ve değerli hissettiren, yetersizlik, değersizlik, kaybetme korkusu gibi duygulan kendisine yaşatmayacak erkeklen değil, kendisinin beğendiği, istediği erkeklerle olma cesaretini elde ettiğinde mümkün olur.

Kendini güvende hissettiren bir erkeği seven kadın, engel tanımaz. Onu isteyen, birey olamamış erkek, ilişkinin ilk dönemlerinde yoğun duygulan varsa da kaldırabileceğinin üstünde zorluklarla karşılaştığında vazgeçip kenara çekilir.

Dağı delen Ferhat’tan onu zorlayacak ilişkilerle ilgili başka bir şey isterseniz bunu karşılayamaz.

Bu tip erkekler için, ayrılıkların verdiği acı uzun sürmez. Çok uzun olmayan bir süreç içerisinde muhtemelen başka ilişkilere yelken açarlar. Ancak kadın, önce sevilip ilişkiye dahil olduğu için bağlılığı daha derindir.

Çok seven kadın, ilişkide çok kıskançtır, çok fazla ilgi bekler, yeterli karşılığı bulamadığında hırçınlaşır. Eğer bir kadın, erkeği kıskanmıyorsa o ilişkide sorun vardır diye düşünülür.

Ya ifade etmiyordur ya da erkeği sevmiyordur diye zan geliştirilir.

Tüm bunlar aslında gerçek bir sevginin ürünü değildir. Kendini seven kadın davranışlarıdır.

İlişkiye kim daha çok bağlanır?

Erkek mi?

Kadın mı?

Bu sorunun cevabı kişilerin ilişkiyi nasıl yaşadığına göre değişir. Klasik kadın-erkek ilişkilerinde, kadın erkeğe göre daha çok bağlıdır ve bu nedenle erkekten daha cesurdur.

Erkek, ilişkiye sevildiği için değil, istediği için dahil olur.

İsteği; kadının ona olan aşkı, düşkünlüğü, sevgisi, bağlılığıdır. Erkeği ilişkide bu kadar duygulu, coşkulu, romantik yapan ise, kadına kendini sevdirme arzusudur. Kadın onun olduğunda erkeğin ilişkide bağı azalır.

Ancak, kadın farklı bir duyguyla ilişkiyi yaşar ve ilişkiye farklı bağlanır. Kadın ilişkide emeği, çabayı gören taraftır. Özel tutulan, değer gören, önemsenen taraftır.

İsteklerimize olan bağlılığımızla ihtiyaç duyduklarımıza olan bağlılığımız birbirinden farklıdır.

Kadında, erkeğin ilgisi çok kısa zamanda ihtiyaca dönüşür. Gizli bir bağımlılık oluşur. Karşı tarafın kendini özel hissettirmesi neticesinde meydana gelen bu bağlılık aynı zamanda sevgiyi de oluşturur. Bu sevgi erkeğin kendisine değil, kadını güvende hissettirme davranışınadır.

Oysa gerçek sevgi karşılıklı bir duygudur. Birini sevdiğinizden bahsediyorsanız eğer, mutlaka seviliyorsunuzdur. Sevilmediğinizi düşünüyorsanız, ya da yeteri kadar sevilmediğinizi hissediyorsanız kendi sevginizi de gözden geçinmek durumundasınızdır. Sevgi, alınmadan verilebilecek bir duygu değildir.

Kadın, sevdiğini düşündüğü halde, erkeğin ilgisini, sevgisini hissedememesi ilişkinin yapısında bir sorun olduğunu göstermektedir.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült