Kişisel Gelişim

 

Güzel Olmanın Faydaları Ve Feromonların Gücü

Lucy Vincent


Vücudumuzun estetiğini belirleyen nedir? Neden belli vücutları ve yüzleri güzel buluruz? Güzellik kıstaslarımız olası bir partnerin özelliğini gösteren bilgilerden kaynaklanmıyorsa nereden kaynaklanıyor? Nesiller boyunca, fiziksel bir görünümü bizim ve gelecekteki çocuklarımız için olan avantajlarla, sağlanan kaynakların kalitesiyle alakalı dolaysız avantajlarla veya çocuğun hayatta kalmasını garanti altına alan ve aktarılan genlerin kalitesiyle ilgili daha dolaylı avantajlarla bağdaştırmayı mı öğrendik yoksa? Bu hipotez sınanmış ve şu saptanmıştır: Olası partnerlerimizin fiziki görünümüne dair değerlendirmeler, çocuğun dünyaya getirilmesi ve eğitilmesine dair değerlerle doğrudan ilişkilidir.

Kadın Tarafı, Erkek Tarafı

Kadında, fiziksel gençlik belirtilerinin açıkça onun doğurganlığının göstergesi olduğu söylenebilir ve bu yüzden erkekler için güzelliğin özü kıpkırmızı dudaklarda, parıldayan göz ve saçlarda ve pespembe yanaklarda yatar. L'Oreal'in servetinin kökenlerinin, bu temel kadınsı kozlara kadar uzandığını anlamışsınızdır. Test edilen bütün kültürler içinde, erkekler doğurganlığın açık bir göstergesi olan kalça genişliğine büyük önem verir, 0,7 bel-kalça oranını tercih ederler. Ergenlik çağına henüz ulaşmamış veya menopoz sonrası dönemde olan kadınların ya da yüksek seviyede erkek seks hormonu taşıyan veya çeşitli hastalıkların pençesinde olan kadınların hepsi 0,7 bel-kalça oranından daha yüksek bir orana sahiptirler. i29*

Aynı şekilde, erkek güzelliğinin çeşitli kıstasları da kadınlar tarafından olası bir partnerde aranan niteliklerin göstergesidir. Bunlar doğurganlıkla ilgili değildir: Seri üretilen ürünlerin fiyatlarının ucuz olması ilkesine göre, bir spermatozoidi elde etmek çok kolaydır; bunlar daha ziyade aile için ayrılmış kaynaklarla ilgilidir: Büyük bir çalışma kapasitesi, evi ve sakinlerini koruyabilmek, toplum içinde saygı uyandıran bir statü. Bir kadın bütün bu nitelikleri büyük ölçüde ilk başta değerlendirir. Bir erkeğin sağlığı, fiziksel gücü, yaşı ve hormonal statüsü ilk bakışta vücudunun şeklinde görülebilir. Temel açıklayıcı gösterge yine bel çevresi kalça çevresi oranıdır. Bu oran ideal olarak 0,8 ile 0,9 arasında olmalıdır, ancak boy ve omuzlar arasındaki oran da aynı şekilde geçerlidir ve mümkün mertebe 0,6 civarı olmalıdır.30

Simetrik Olmak Değerlidir

Simetrik bir vücut, arzu edilirliğin bir belirtisi olarak öne çıkar çoğu kez. Düzensiz beslenme veya enfeksiyonlar gibi her çeşit stres, vücutta önemli bir etki bırakmaksızın küçük malformasyonlar oluşturabilir; yalnızca genetik program esnasında, vücudun bir tarafı üzerindeki etki nedeniyle çok hafif asimetrik bir vücut ortaya çıkabilir. Öyleyse simetrik vücuda sahip kimse enfeksiyonlara dayanıklı olmaya ve her şartta beslenecek bir şey bulabilmeye olanak tanıyan bir genoma sahip kimsedir.

Günümüzde, çok korunaklı bir ortamda yaşıyoruz ve eğer asimetriler varsa da, bunların zorlu ortamlarda gördüğümüz kadar önemli olmadığını söyleyebiliriz. "Vahşi" yaşam koşullarına ne kadar yaklaşırsak, asimetrilerin önemi de o kadar artacaktır.’’33* Cinsel partner seçimimizi belirleyen normların büyük bir kısmında olduğu gibi, simetri de bu bilgilerin avcı-toplayıcı geçmişimizde değerli hatta yaşamsal olduğu çok eski bir dönemde önemli bir gösterge olarak benimsenmiştir. Bugün, genlerimiz değişmediği için, beynimizin işleyişi büyük ölçüde aynı kalmıştır; daha çok geçmişteki hayatın koşullarına adapte olmuş çok sayıda mekanizmaları devralmış bulunmaktayız. Bireyler arasındaki farklılıklar artık az olmasına rağmen hala simetriyi aramaktayız...

Feromonların Gücü

Güzel veya çirkin olsun, perdenin arkasında, bir kimsenin cinsel ve erotik potansiyelini artıran başka doğal gizemler de bulunmaktadır. Özellikle feromonlar bu durumun örneğidir. Bir bakıma, pek çok hayvan için topluluk içerisinde yaşamın feromonlar tarafından düzenlendiğini söyleyebiliriz. Feromonlar bir bireyin cinsel müsaitliğini veya sosyal hiyerarşideki yerini göstermeye hizmet eder; feromonlar herkesin bölgesini sınırlandırır, korkularını ifade eder ve adımlarını yönetir. Nasıl hormonlar farklı organların birbirleriyle haberleşebilmesi için salgılanıyorsa, aynı şekilde idrar, ter, dışkı veya derideki feromonlar da belli bir topluma ait bireyler arasındaki vücut dışı alanda iletişimi sağlamak için salgılanır.

Bugün biliyoruz ki, feromonlar balıklarda, böceklerde, kemirgenlerde ve hatta bazı memelilerde en küçük detaylara kadar ilişkileri düzenlemektedir. Ancak insanlarda ilişkiler, hayvanlara özgü bu güdümcü etkilerden azadedir diyeceksiniz bana, öyle değil mi? Evet, kısmen öyle, ama sadece kısmen öyle, zira içgüdüler, önseziler, eğilimler vs. feromonal etkilere benzemektedir. Örneğin, neden karşı cinsten belirli kişileri çekici buluyoruz da (belli bir kişi için çoğu kez hep aynı tiptir) başkalarını bulmuyoruz? Bizi yukarıdaki komşumuza değil de aşağıdaki komşumuza güvenmeye iten şey nedir? Niçin kadınlar etraflarında erkekler olmadığı zaman aralarında daha özgürce konuşur? Kalabalıkları harekete geçiren ve hiç kimsenin yalnız başına cüret edemeyeceği şekilde davranmasını sağlayan şey nedir? Zaten hayvanlarda bulunan feromonlara dair iyi belgelenmiş ve tanımlanmış etkiler ile insanlarda görülen benzer etkiler arasındaki belli yakınlıklar karşısında hayrete düşebiliriz.

LeeBoot Etkisi (1955)

Birkaç dişi fare aynı kafese konduğunda üreme döngülerinin (östral) kesildiği ve değiştiği gözlemlenmiştir. Aynı şekilde, yatılı kız öğrencilerde ve aynı işyerinde çalışan kadınlarda üreme döngüsünün senkronize olduğu uzun zamandır bilinmektedir ve bu konu üzerinde ta 1970'ten beri çalışmalar yürütülmektedir. Bunun yanı sıra, bu etki 1998'de kadının koltukaltı ekstraktı ile yapılan deneylerle ortaya konmuş, bu da insan feromonlarının varlığının ilk kanıtı olmuştur.

Vandenbergh Etkisi (1969)

Genç dişi farelerde ergenlik döneminin ortamda yaşlı bir erkek farenin idrarının bulunmasıyla başlayabileceği gözlemlenmiştir. İnsan türünde, genç kızlar ergenlik çağına artık daha erken girmektedir ve biz bunun iyi beslenmeden ileri geldiğini düşünürüz, fakat annelerin evde bulunmaması (anneler çoğunlukla bir yerde çalışmaktadır) evde "erkek" bulunmasının etkisini artırabilir ve bu durum da, fareler üzerindeki Vandenbergh etkisinde olduğu gibi ergenliğin daha erken başlamasına yol açabilir.

Erkekler arasında, daha doğrusu iki belirgin örnekte olduğu gibi, yani kadın ile erkek arasında veya kadınlar arasında feromonal etkileşiminin varlığını a priori yadsımak mümkün görünmüyor. Zaten insan fetüsünde feromonları tanımak için gerekli organların var olduğu ve bunların biçiminin hayvanlarda gözlemlenenlerle özdeş olduğu saptanmıştır; oysa yetişkinlik döneminde bu organ fonksiyonunu kaybetmiş bir kalıntıdan başka bir şey değildir.36 Günümüzde, araştırmacılar insanlarda kimyasal iletişimin var olduğu konusunda hemfikirdir, ama yetişkinlik döneminde koku duyusundan bağımsız işleyen bir feromonal sistemin varlığı hakkında bir fikir birliğine varamamışlardır.

Yaygın inanışın aksine, feromonların kokularla bir ilgisi yoktur; feromonlar kokulardan tamamen bağımsız bir şekilde hareket eder ve genellikle kokusuzdur. Hayvanlarda feromonların tanınmasından sorumlu organ farklıdır. Kokular için olfaktif epitelyum söz konusuyken feromonlar için özel bir yapı söz konusudur: Vomeronazal organ (veya VNO). Olfaktif epitelyumdan farklı olarak, vomeronazal organ havada taşınan kokulu moleküllere temas bile etmez. Bu organa erişmek için, feromonlar burun boşluğunun köküne giden sıvılarla dolu dar bir kanaldan geçmek zorundadır.

Olfaktif ile feromonal sistemler haberci molekülleri tanıyabilen membran reseptörlerinin tiplerine göre de ayırt edilebilirler. Olfaktif reseptörler aşağı yukarı 1000 gen tarafından kodlanmıştır (bunlardan yaklaşık 500'ü işlevseldir) ve bu genlerin tamamı aynı aileye aittir. Buna karşılık, iki feromonal reseptör ailesinin var olduğu bilinmektedir: Bunlardan ilki (V1R) aşağı yukarı 40 gen tarafından kodlanmış olup diğer tiplerdeki reseptörlerle hiçbir benzerlik göstermez; diğeri (V2R) yaklaşık 100 gen tarafından kodlanmıştır. İki reseptör ailesinin varlığı, feromonların kabaca iki gruba ayrılmış olmasına bağlanabilir:

Bir Gülücük veya Bir Öpücük...

Etraftaki feromonların reseptörleriyle temas sağlaması için bir hareket yapmak gereklidir. Bu hareket hayvanlar için "flehmen" terimiyle ifade edilir ve dudakların gerilmesiyle ortaya çıkan bir tür gülümsemedir: Mukoza sıvısı içinde bulunan feromonlar, hem bir kılcal hareket hem de kan damarlarının daralması sonucu meydana gelen bir pompa hareketi sayesinde vomeronazal keseye girer. Gülümsememizin diğerlerini daha iyi koklamamızı sağlayan elverişli bir harekete yol açtığını göz ardı edemeyiz. Ama bazıları daha da ileri gitmiştir. Feromonlar vücudumuzda esas olarak sebum aracılığıyla salgılanır; salgılama ergenlik sırasında artar ve menopoz esnasında azalır. Sebum salgılayan bezlerin büyük bir kısmı kafa derisinde, yüzde, boyunda ve üst dudakta bulunduğundan, öpüşmenin feromonal iletilerin alışverişinde rol alması mümkündür.’38 Diğer türler içerisinde, tükürüğün feromonları oluşturan proteinleri içerdiği bilinmektedir. Bu husus öpüşmenin, duygusal bir maden bulmak isteyenler için neden adeta hakiki bir tatbikat olduğunu açıklar,39

Bir tarafta uçucu ve çözünmeyen küçük moleküller, diğer tarafta proteinler." Bu iki büyük ailenin varlığının, iki ana etkileşim tipinin yönetimiyleerkeklerde saldırganlıkla ve iki cins arasında çekimle ilişkili olduğu da ileri sürülmüştür.

Ayrı ve bağımsız rollerin varolduğu yolundaki son argüman şudur: Her reseptör organın iletileri beynin aynı yerleri vasıtasıyla aktarılmaz, feromonal nöronlar ve olfaktif nöronlar tarafından takip edilen yollar birbirinden tamamen farklılaşmıştır. Vbmeronazal organdan yola çıkan nöronlar, hormonal ve reprodükif işlevlerle ilişkili olan hipotalamik alanları hedef alır: Demek ki, feromonlar hem hormonal dengeyi hem de reprodüktif ve cinsel davranışları kontrol altında tutan beyin yapılarında sinyaller üretir. Olfaktif epitelyumdan çıkan nöronlar, beynin ön kısmından burun deliklerine uzanan bir tür anten olan olfaktif bulbus içindeki aktarmadan sonra serebral korteksin üzerine sıçrar.

Bütün Bunlar Bunun İçin mi?

Eşsiz ve yeri doldurulamaz bir işlevi yerine getiren reseptörler ve nöronal yollar ile donatılmış özel bir organ olan vomeronazal sistem gibi gelişkin bir sistemin insanlarda tamamen kaybolmuş olması akla yatkın mıdır? Bilim insanları bu konu üzerinde lehte ve aleyhte olmak üzere tartışmaktadır: Bazıları bir yapı tarif etmekte, bazıları organı tespit edememektedir; bazıları hala "kanıtları" tartıp bunları yeterli bulmazken, bazıları insanlarda feromonal bir etkiyi ispatlamaya girişmiştir. Genel olarak, toplanan veriler insanlar arasında davranışlara ve vücuda etki eden kimyasal bir iletişimin var olduğunu göstermektedir. Ne var ki bu ulaklar uzmanlaşmış bir vomeronazal organdan geçmez, ancak koku duyusunun bazı reseptörleri tarafından tanınır...

Doğal olarak, araştırmacılar özellikle feromonlar ile baştan çıkarma gücü arasındaki ilişkiyle ilgilenmektedir. Bizi bir başkası için karşı konulmaz kılan bir feromon var mıdır? Bazı hikayeler bizi gülümsetir: Otuz sekiz erkeğin sentetik erkek feromonu kullanması sayesinde (piyasada şimdiden bulunuyor bu tür şeyler!) kadınlarla olan cinsel ilişkilerinde artış olmasına rağmen, boşalmayla sonuçlanan mastürbasyonlarının sayısında bir değişiklik olmamıştır... Erkek feromonları kadınların erkekler için hissettiği çekim üzerinde değişiklik yaptığından, böyle bir sonuç feromonal etkinin sadece libidoda değil de etkileşim içinde aranması gerektiğini gösterir. Görünen o ki bunun tam tersi de doğrudur: Başka bir çalışmada, terin içerdiği feromon, yani androstenol, kadınlarda erkekler ile daha çok ilişkiye yol açan bir etki sağlamıştır...

Diğer deneyler kokunun etkileri ile feromonların etkilerini ayırt etmemize olanak vermez, fakat hiç kuşku yok ki terde bulunan bir kimyasal ulak kadınların erkek seçiminde çok seçici olmasına ve özellikle simetrik bir partner seçmelerine olanak sağlayabilmektedir.

Simetrik Olmak Değerlidir (Devam)

Hayvanlar aleminde, simetri genellikle büyüme hızıyla, uzun ömürlülükle, doğurganlıkla ve genel sağlık durumuyla bağlantılıdır. 42 tür üzerinde yapılan kapsamlı bir çalışma göstermiştir ki bir bireyin simetrisi ne kadar mükemmel olursa, reprodüktif başarısı veya (yani: dolayısıyla) karşı cinsi cezbetme gücü o kadar büyük oluyor. Görünen o ki insan da bu kuraldan muaf değil. Erkeklerde ve kadınlarda, daha mükemmel bir simetri daha iyi bir fiziksel ve zihinsel sağlıkla, daha iyi bir bilişsel performansla ve daha yüksek bir IQ ile ilişkilendirilmektedir. Simetrik erkekler asimetrik erkeklere göre daha kaslı, daha zinde ve daha iridir ve kadınlar üzerinde daha fazla başarılı olacaklardır. Diğer bir çalışma sayesinde gene bilmekteyiz ki, kadınlar ovülasyon esnasında yani bir çocuğa gebe kalma şansına en çok sahip oldukları anda simetrik erkekleri tercih ediyorlar ve kadınlar erkekleri görsel gözlem yoluyla değil de terlerinde bulunan maddeler sayesinde ayırt ediyorlar.

Gelecek bize bu iletilerin ya körelmiş vomeronazal organdan geçtiğini ya da aslında az kokulu, ama olfaktif epitelyum tarafından aktarılan iletilerin söz konusu olduğunu gösterecektir.

Bu arada, feromonlar, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz ve kayda değer özel bir belirti taşımayan herhangi bir kişinin birdenbire çekici hale geldiği göz kamaştırıcı ve beklenmedik tüm karşılaşmalara akla yatkın açıklamalar getirir. Feromonların kokusu yoktur, ama feromonlar mekan içinde hareket eder, reprodüktif bir davranışı ortaya çıkarmak için doğrudan beynin içgüdüsel hareketlerle ilgili bölümünü uyarırlar. Cazibe de feromonlarla ilgili bir konu olabilir. Aksi takdirde, ne orantılı bir vücuda ne de güzel bir yüze sahip olan bazı kişilerin muazzam bir baştan çıkarma gücüne sahip olmaları nasıl açıklanabilir?

Duyguların Yüzleri

Bana nihayet esas konuya geldiğimi söyleyebilirsiniz! Yeni bir kişiyle karşılaştığımız zaman dikkatimizi çeken şey, vücuda dair simetriden veya bağışıklık sisteminin kokusundan ziyade yüzdür. Yukarıda bahsedilen iki parametrenin tersine, bazı yüzleri çekici bulduğumuzun farkındayızdır. Zaten gözlerin ruha açılan pencereler olduğundan bahsetmiştik ve bir bağın kurulmasında göz temasının ne kadar önemli olduğunu da biliyoruz. Bir kişinin gözlerinin içine ne kadar çok bakarsak, bu kişi duygusal tepkilerini o kadar çok belli eder.*45* Bu bize başkalarının duygularını okumamızı sağlayan, aynı zamanda duygusal tepkiler uyandıran bir araçtır.

Bir yüz duyusal yapıların değişmez bir birleşmesinden ibaret değildir; özellikle de hissedilen duygusal bir durumu aktarmak için canlanır. Duygular evrenseldir ve onların dışavurumları ilk kez Darwin, sonra da Eckman tarafından izah edilmiştir. Yüzdeki ifadeler "içeride" ne hissettiğimize o kadar derinlemesine bağlıdır ki, bir kişiye bir duyguyu karakterize eden suni mimikler yapmasını rica edersek, mimiklerin meydana getirdiği bedensel boşalma sayesinde, kişi taklit ettiği üzüntü, sevinç, şaşkınlık, iğrenme veya ümidi hissedecektir.!46* İşte şimdi talipler arasında seçim yapmak için bir oylama sistemi: Bir olay esnasında karşıdakinin tepkilerine bakın; bu bir röportaj, bir hediyenin verilmesi, bir kişinin tanıştırılması, bir film, beklenmedik bir şey veya derin bakışlarımız da dahil bambaşka uyarıcılar olabilir; sonra da yüzünde okuduklarımızla hemfikir olup olmadığımıza bakalım. Bir yüzün fiziksel özellikleri eğer bizi çekebiliyorsa, güzelliği, paylaşılan bir duygu esnasında başkasına karşı duyduğumuz sempati olarak tarif edebiliriz büyük ölçüde.

Yüz konusunda, erkekler kadınlardan belirgin bir şekilde ayrılırlar ve bu ikisinden aynı bilgiler beklenmemelidir. Erkeğin yüzü testosteronun etkisi ile şekillenmiştir, yani çıkık elmacık kemiklerinin oluşmasına ve yüzün alt kısmının biraz uzamasına neden olan erkek cinsel hormonuyla*47* (aklımıza hemen Arnold Schwarzenegger veya Sylvester Stallone geliyor!). Bu özelliklerin varlığı ergenlik döneminde testosteronun yüksek seviyede olduğuna işaret eder. Oysaki yüksek seviyedeki testosteron bağışıklık sistemini tehlikeye atar; dolayısıyla erkek için tipik erkeksi güzel bir "yüz" biyolojik bir handikaptır. Daha önce gördüğümüz tavus kuşu kuyruğu örneğinde olduğu gibi, kısaca öznenin kırılgan hormon oranına rağmen hayatta kalmak için ne kadar iyi kalitede genlere sahip olmak zorunda olduğunu gösterir.*48*,*49] Genel olarak kadınlar bu tip yüzü güzel bulurlar, ama bu yüzü tahakküm ve otoriteyle ilişkilendirir ve kadınsı özelliklere sahip erkek yüzünü de çekici bulurlar.

Kadınların Gözünde...

Görünen o ki kadınların gözünde, bir erkeğin arzulanabilirliğini buluştukları anda mümkün olan en iyi duruma getiren dört gösterge vardır: çıkık elmacık kemikleri; otorite ve olgunluk gösteren çene ve belki de bu çok "erkeksi" etkiyi azaltan, sempatiyle ilişkilendirdikleri büyük gözler (kadınsı özellik). Sosyalliği gösteren hoş bir gülümseme ve vücut bakımına işaret eden pahalı elbiseler.

Kadın ile erkek yüzü arasındaki farka dönecek olursak, hangi özelliğin daha çekici olduğunu belirlemek için, sentez görünümleri iyi kötü erkeksi veya kadınsı yapmak amacıyla üzerlerinde oynadığımızda şunu görürüz: Erkeksi yüzlerde tercih ortalama bir yüzden yanadır ve aşırı tipik özellikler pek tercih edilmez. Bu da homojenleştirme etkisi nedeniyle yüzlerdeki simetriye niçin fazlasıyla değer verildiğini kısmen açıklar; oysa kadınların yüzünü en çekici hale getiren şey kadınsal özelliklerin öne çıkmış olmasıdır. Nitekim kadınlarda kadınlık ön plandayken, erkek yüzünün hoşa gidebilmesi için, erkeksiliğin daha ölçülü olması gerekmektedir.

 

Olası bir partner bulma durumunda bir çekicilik göstergesi olan benzerliğin öneminden bahsetmiştik. Yüz de bu kurala tabidir: Yüz üzerinde gözler, kulaklar, ağız, burun, alın ve yüzün kendisi gibi birkaç ipucunun sunulduğu, vücudun bir tür reklam sayfasıdır. Aynada kendi yüzümüze sık sık baktığımızdan, bize bakan bir yüz ile kendi yüzümüz arasındaki benzerlikleri hemen saptarız ve bunu güven verici buluruz: Gerçekten de fiziksel olarak kendimize benzeyenlere daha çok güven duyarız.

Bizler bir insanı sadece yüzünün şekline bakarak yargılayacak kadar yüzeysel miyiz? A priori, bu husus bize öyle akla hayale sığmaz gelir ki yüz şeklinin daha önemli şeyler üzerine kodlanmış iletiler içermesi gerektiğini düşünürüz. Bazıları için, karakter özellikleri yüz ifadesinden okunabilir; eğer güzel bir yüzde kendimizi buluyorsak, bu tamamen onda ruh eşimizi ve mizacını tanımlayan fiziksel özellikleri gördüğümüz içindir. Öyleyse müstakbel bir partnerde kendimizde bulunan karakter özelliklerini mi aramaktayız? Her halükarda sonuçlar bunun doğru olduğunu gösteriyor, çünkü çiftler karakter açısından da birbirlerine benzemektedir.!55*

"Yüze bakarak karakter okuma" oyununda, uzun ve köşeli yüz hatlarına sahip bir kişinin genellikle açık yürekli, özgün ve dışadönük olduğu düşünülürken, kısa ve kare olan yüzler çekingen, muhafazakar ve hesapçı kişiliklere işaret eder. Bu iki uç örnek arasında genelde orta derecede özellikler bulunur. Hemen fark edilemeyecek göstergeler içerisinden, birçok diğer karakter özelliğini fark etmek de mümkündür. Bir kişi hakkındaki ilk izlenimlerin en doğrusu olduğunu ileri sürenler belki de yüz ifadesini okumada enikonu yetenekli olanlardır.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült