Kişisel Gelişim

 

 

Geleneksel Çin Tıbbının Başlıca Özellikleri

Nadia Volaf


Eski Çin'de hasta olmadan, sağlık sorunları ortaya çıkmadan hekime ücret ödenmesi geleneği vardı. Hastalık bir defa ortaya çıktıktan sonra tedavi bedava oluyordu. Bu bakış açısı geleneksel Çin tıbbının temel felsefesini yansıtmaktadır: Önemli olan hastalığın önceden tahmin edilmesidir. Bu yüzden eskilere göre "kötü bir hekim belirtileri anlar ve hastalığı tedavi eder, iyi bir hekim hastalığın sebebini bulur ve onu tedavi eder, mükemmel bir hekimse organizmadaki zayıflıkları fark eder ve hastalığı önceden tahmin eder."

Çin tıbbına göre örneğin baş ağrısı şikayeti olan üç hastaya da aspirin verilmez. Öncelikli olarak tabii ki baş ağrısının durdurulması gerekir, ancak bu sadece bir başlangıçtır. Migrenin başlaması hormonal bir değişime bağlı olabilir, ağır bir yemek sebebiyle olabilir ya da tansiyon yüksekliğine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu durumların her birinde uygulanması gereken tedavi farklı olmaktadır.

Çin tıbbının özellikle akupunkturun tedavinin hangi aşamasına dahil olacağı konusu önemlidir. Patolojik verilere göre uygulamalar da çeşitlilik göstermektedir. Örneğin basit bir boyun tutulması sadece akupunktur uygulamasıyla iyileşebilirken kronik boyun ağrılarının tedavisi ateş düşürücülerin de kullanılmasını gerektirmektedir. Ancak akupunktur uygulaması ilacın daha az dozlarda kullanılmasına yaramaktadır ve yan etkiler de azalmaktadır.

Bakterilere bağlı ortaya çıkmış bir anjin örneğini alalım. Normalde bu hastalığın temelindeki streptokok, antibiyotik kullanılması yoluyla yok edilmelidir. Bu noktada akupunktur da tedaviye yardımcı olabilmektedir; vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirerek ilaçların etkisini arttırır, ağrıları, yorgunluğu azaltır, ateşi düşürür ve enerji verir.

Geleneksel Çin tıbbı nasıl işliyor?

Chi'nin ya da diğer adıyla yaşam enerjisinin vücudumuzda dolaştığını gördük. Bu çevredeki değişimlere bağlı olarak sürekli devinim halinde olan dinamik bir enerjidir. Aynı şekilde hiçbir organ da diğerlerinden ayrı olarak değerlendirilmez, organizmadaki diğer organlarla ve diğer bileşenlerle ilişki içersinde tanımlanır. Vücut beş çeşit organ sisteminden oluşmuştur: akciğerler ve kalın bağırsak; böbrekler ve mesane; karaciğer ve safra kesesi; kalp ve ince bağırsak; dalak, pankreas ve mide. Her sistem her biri yin ve yang etkisi oluşturan iki organdan oluşur. Birbirlerine karşıt ve tamamlayıcı bir etkiye sahiplerdir. Organlar birbirlerine ki enerjisinin akış yolunu temsil eden meridyenlerle bağlı bulunmaktadırlar. Bütün hastalık belirtileri için ilk önce beş büyük sistemden hangisinin bu duruma sebep olduğu belirlenmelidir. Tekrar migren örneğini verirsek, eğer sebep hormonal bir değişimse sözkonusu olan böbrek-mesane sistemidir; eğer yemekten kaynaklanan bir şikayet varsa karaciğer-safrakesesi sisteminde denge kurulmalıdır.

Yaşam enerjisi meridyenler üzerinde dolaşır. (Bunlar organları birbirine bağlayan görünmez çizgilerdir ayrıca akupunktur noktalarıdır.) Güzellik vücudun tamamının uyum içersinde çalışmasının bir sonucudur ancak kadınlarda özellikle böbrek meridyenindeki enerjinin ortaya çıkmasına bağlıdır, bu meridyen doğuştan gelen enerji kaynağı olarak değerlendirilir. Böbrek meridyeni böbreklerin, yumurtalıkların, rahmin, ve endokrin bezlerinin enerjisini içerir. Aynı zamanda her birimize anne babamızdan kalıtsal olarak geçen enerji de bu meridyende bulunur. Bu meridyenin kadında güzel işlemesi güzel, sağlıklı, dengeli, fiziksel ve psikolojik olarak dayanıklı olmasını ve uzun bir hayatı olmasını sağlar.

Eski Çin yazılarında şöyle ifade edilmiştir: "Böbrekler güçlü olduğunda yüzde ve gözlerde bir parlaklık oluşur, cilt yumuşak ve pürüzsüz olur, hareketler hızlı ve naziktir." Böbrek meridyenindeki enerji değişimi kadının vücudundaki biyolojik değişimlere bağlıdır: reglin başlaması ve sona ermesi, doğurganlık, hamilelik, doğum, emzirme ve menopoz bu enerjiye bağlıdır. Cinsellik ve hassasiyet de böbrek meridyenlerine bağlıdır. Böbrek meridyeni ayrıca karaciğer meridyenini uyarır ve bu enerji kendini gözlerde gösterir. İyi işlediğini gözlerin parlamasından ve görüşün mükemmelliğinden anlaşılır. Devamında mide meridyenini takip ettiğimizde yaşam enerjisi ağızda ve dudaklarda da ortaya çıkar, sindirimin iyi olmasını, besinlerden etkin şekilde yararlanmasını, kasların ve siluetin düzgün bir yapıda olmasını sağlar. Kalp meridyeni üzerinden yaşam enerjisi dilde ortaya çıkar, kanın akışı düzenlenir, duygusal denge sağlanır, hafıza ve konuşma yeteneği etkilenir.

Her meridyen birçok noktadan oluşmaktadır, bunlar akupunktur noktalarıdır. Her birinin doğrudan ilgili organ üzerinde etkisi vardır.

Akupunktur mekanizmaları çeşitlidir. Biri biyokimyasal tepkilere bağlıdır. Vücutta akupunktur noktalarının uyarılması endorfin adı verilen çok aktif maddelerin ortaya çıkmasını sağlar. Akupunktur noktaları bu maddelerin depo merkezidir. Endorfinler ya da iç uyarıcılar farklı işlevleri olan sinirsel hormonlardır: ağrı kesici etkileri vardır ayrıca merkezi sinir sisteminde düzenleyici rol oynar ve diğer sinirsel hormonlar üzerinde etkiye sahiptir. Strese karşı dayanıklılığı arttırır, duygusal denge sağlar ve bağışıklığı güçlendirir. Endorfinler sayesinde akupunktur noktalan vücuttaki tüm sistemler üzerinde etkili olur.

Akupunktur geleneksel Çin tıbbının yararlandığı tek metot değildir. Batı tıbbında olduğu gibi bitkiler de Çin tıbbında önemli bir role sahiptir. Diğer taraftan, günümüzde kullandığımız ilaçların hepsinin ana maddesi bitkilerden elde edilmektedir.

Nasıl ki bitkilerin bazılarının güneşe ihtiyacı varken diğerleri gölge severse ve insanların da bir bütünün parçalan olduklarını düşünürsek, her birinin ihtiyacı doğal olarak farklıdır.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült